1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Bir Gün Herkes İleri Demokrasiyi Tadacaktır!
Bir Gün Herkes İleri Demokrasiyi Tadacaktır!

Bir Gün Herkes İleri Demokrasiyi Tadacaktır!

Akıl tutulması, beyin humması, dumura uğramak ne desek yaşadığımız şu günleri ifade etmeye yetmiyor. Başbakan’ın tanımıyla “ustalık dönemi” olarak adlandırılan 3. AKP dönemi,bireysel özgürlüklerden top

A+A-

Akıl tutulması, beyin humması, dumura uğramak ne desek yaşadığımız şu günleri ifade etmeye yetmiyor. Başbakan’ın tanımıyla “ustalık dönemi” olarak adlandırılan 3. AKP dönemi,bireysel özgürlüklerden toplumsal özgürlüklere kadar bütün özgürlüklerin tarumar edildiği, kendisini azıcık muhalif hisseden birinin bile müthiş paranoyalarla yaşamını sürdürdüğü bir dönem olarak tarihe geçecek.

Kendisini muhafazakâr demokrat olarak tanımlayan, Milli Görüş gömleğini çıkartarak demokratlığa soyunan ve Yeni Osmanlıcılık hayalleriyle çevresindeki ülkelere model ihraç etmeye çalışan AKP, üçüncü döneminde tam anlamıyla otoriter, vesayetçi bir politika izliyor. AKP’nin jargonunda muhafazakârlığın anlamı şekilcilikten öte gitmeyen, teorik ve ideolojik altyapıdan yoksun eklektik, alaturka, kolaj bir yapı arz ediyor.

Entelektüel derinlikten yoksun olan ve yamalı bohça görünümü veren muhafazakârlık yorumunda kendi yaşam tarzını “Türk toplumunun genel ahlâkı” olarak gösterme gayretinin ağır bastığını görüyoruz. Buna bir de Türkiye toplumunun büyük bir çoğunluğunun güçlünün yanında saf tutan kaypak karakterini de eklediğinizde, sözü edilen genel ahlâk, “benim gibi yaşamayana hayat hakkı tanımıyorum” zorbalığına dönüşebiliyor.

Faşizm üzerine çalışan yazarların üzerinde fikir birliğine vardığı hususlardan biri de, faşizmin müthiş bir orta sınıf desteğiyle ayakta durduğudur. AKP, despotik uygulamaları için henüz arkasında o ölçüde bir vurucu gücün desteğini hissetmese de, özellikle Anadolu’da yeşil sermayenin gölgesinde yeşeren muhafazakârlığın tek tipçi bir yapı arz ettiği de aşikâr. Farklı düşüncelere, farklı yaşam tarzına sahip kimselerin buralarda kendilerine “otokontrol” uygulayarak yaşamaya çalıştıkları hepimizin malumu.

Yasaklama, sansür, kapatma, para cezası kesme, yayın durdurma, yargılama, hapse atma gibi uygulamaların artık vakayı adiyeden hale geldiği bir dönemden geçiyoruz. Her gün yeni bir yasak haberiyle uyanıyoruz.

30 Eylül Dünya Çevirmenler Günü olarak kutlanıyormuş. Tam o gün, bir haber yansıdı basına… Chuck Palahnıuk’un “Ölüm Pornosu” adlı kitabını tercüme eden Funda Uncu ile yayınevi sahibi Hasan Basri Çıplak hakkında 'müstehcen yayınların yayınlanmasına aracılık etmek' suçundan da 6 aydan 3 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldığını öğrendik. Düşünebiliyor musunuz, bir tercüman bir kitabı tercüme etti diye hapis cezası istemiyle yargılanıyor!

Bu tarihten bir gün önce de, karikatürist Bahadır Baruter’in çizdiği bir cami karikatürü nedeniyle bir yıl hapis cezası istemiyle yargılandığını öğrendik. Karikatürde, camide dua eden insanlardan biri telefonda tanrıyla konuşuyor ve ondan namazının son rekatını kılmamak için izin istiyor. Caminin duvarında ise ‘Allah Yok, Din Yalan’ yazısı okunuyor. İşte Baruter’in yargılanmasına sebep olan karikatür bu… Ey ileri demokrasi sen nelere kadirsin!

Bundan bir iki ay önce de, Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu, Harakiri adlı mizah dergisine, 150 bin lira para cezası kesmiş, siyah poşete giren, reklâm alamayan ve bu cezayı ödemekte zorluk çeken dergi ikinci sayısından sonra kapanmak zorunda kalmıştı.

Gazeteci faaliyetinden içeride değiller denilen gazeteciler iddianemelerinden öğrendik ki, gazetecilik yaptıkları için içerideler. Hem de evlere şenlik suçlamalarla.

İstanbul’un ortasında barların, pubların, cafelerin masaları, sandalyeleri toplanıyor. İçki içme yaşı 24’e çıkartılıyor, içkili mekânlar üzerindeki baskılar gün be gün artıyor.

Deniz Feneri soruşturmasını yürüten savcılar görevden alınıyor, haklarında soruşturma başlatılıyor.

Karikatür çizenler, kitap yazanlar, kitap çevirenler, gazetecilik yapanlar velhasıl kelâm yüksek ahlâkımızı, dünyaya model olmaya çalışan hükümetimizle aramızdaki birlik ve bütünlüğü bozan herkes ileri demokrasiden nasibini alıyor.

Heyhat! Gelin görün ki, sözüm ona ahlâkımızı düzeltmek adına yapılan her “düzenleme” ters tepiyor… Sonuç; suç oranında muazzam artış, dolup taşan hapishanelerde nöbetleşe yatak uygulaması, tecavüz, taciz olaylarında korkunç tırmanış, kadın cinayetlerinde rekor…

Bu haber toplam 877 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.