1. YAZARLAR

  2. İbrahim ELGİN

  3. BİR GÜN ÖLMEK İÇİN HERGÜN ÇALIŞIYORUZ
İbrahim ELGİN

İbrahim ELGİN

Yazarın Tüm Yazıları >

BİR GÜN ÖLMEK İÇİN HERGÜN ÇALIŞIYORUZ

A+A-

Hayırlısıyla yeni bir yıla daha giriyoruz. Hadi girmesine giriyoruz da kendimizi hangi yönden yeniledik bir bakalım. Önce bir yaş daha eskidik. Sonra oturduğumuz evimiz, evimizdeki eşyalar, üzerimizdeki giysiler, kullandığımız araba, yaşadığımız dünya, güneş, ay, yıldızlar yani anlaşılan yeni yıla yeni hiçbir şeyimizle giremedik. Hatırlarsanız geçen yılbaşına da aynı güzel dileklerle girmiştik. Ama maalesef dünya üzerindeki savaşlar, ölümler, kavgalar hala devam ediyor. Hadi eskiyen eşyalarımızın yerine yenisi alırız da. Maalesef eskittiğimiz bedenimizle, ruhumuzun yerine yenisini alma şansımız yok.

               Hani bir şarkıda “Takvim yapraklarından her gün bir yaprak koparıyoruz haberin yok mu geçiyor yıllar” diyor ya işte öyle bir şey. Geçen bir yılın bilançosunu şöyle bir masaya yatırdığımızda kar zarar tablosuna bir bakıyorum. Karımız oldukça iyi. İnancımız, sağlığımız, huzurumuz, mutluluğumuz, gülümsememiz kar değil de nedir.

                 Ama bunun zor ve önemli olanı her zaman elimizdeki nimetlere şükredebilmek. Yani yaradana kahrında hoş, lütfun da hoş diyebilmek. Dışarıda serin ama çok güzel bir hava var. Gecenin karanlığında yürüyüş yolunda sakin sakin yürümek o kadar soğuğa rağmen insanın adeta içini ısıtıyor.  Şu güzel Türkiye’mizde şükredecek o kadar çok şeylere sahibiz ki maalesef çoğu zaman kıymetini bilemiyoruz.

                 Bazen nankörlük yapıyor, bazen şımarıyor hatta bazen de haddimizi aşıyoruz. En kötüsü de bu olsa gerek. Olsun ne yapalım insanız diyoruz. Sonra bahaneler uydurarak kendimizi teselli ediyoruz. Hatalarımız o kadar çok ki saymakla bitmez. Kalp kırıyoruz, dedikodu yapıyoruz, kıskançlıklar, hasetlikler daha neler neler. Ademoğluna hata yapma payını yaradan vermiş. Mükemmel olan sadece yaradan oda merhametinden dolayı kullarından mükemmelliyetlik beklemiyor zaten. Kusursuzluk diye bir şey yok ama yaptığımız hatalardan hiç ders almadan yaşamaya devam ediyoruz.

                 Hiç düşünüyor muyuz acaba? Kaç nefes kaldı ömrümüzden geriye, görmüyor musun her geçen gün yüzlerce insan yaratıldığı toprağa geri dönüyor. Savaşlar, depremler, yangınlar, trafik kazaları, cinayetler daha neler neler. Bir daha geri dönmemecesine bu dünyayı terk edip gidiyor insanlar. Ölen herkes için yepyeni ve sonsuza kadar bitmeyecek bir hayat başlıyor. Artık ölmek yok sonsuzluk var. Geride kalanlar ise hızla kendilerine verilen zamanı çar çabuk tüketme telaşındalar. Bir nefes bir nefes daha alıyorlar. Aslında nefes alırken bile iki kere şükretmeli insan bir alırken birde verirken. İnsanoğlu olarak aslında farkında bile olmadan bir gün ölmek için her gün çalışıyoruz.

                 Ve her gün insanlar mezarlıklara gidip birilerini toprağın altına koyuyorlar. Ama bir an için bile durup, düşünmüyorlar. Acaba benim kaç yılım, kaç günüm, kaç saatim, kaç dakikam kaldı diye. Çünkü ölümü kendilerine asla ama asla yakıştırmıyorlar. Peki, mezarı başında durduğun kişi sence ölümü kendine yakıştırıyor muydu? Yoksa oda hiç beklemediği bir anda mı karşılaştı ölümle. Ama ilahi emir gereği onu geri getiremiyoruz maalesef.

              Bir gün hepimiz için bu dünyada bize verilen süre bitecek. İnsan ömrü için “bulutların geçişi gibi geçer, gider farkında bile olmayız” demiş biri. Fakat farkında olanımız kaç kişi, sadece geçen yılın değil, geçen bir nefesin bile farkına varmamız lazım. Bu yüzden ömrümüzün kıymetini bilelim. Yaradan bana bir sene, hatta bir gün daha verdi. Bugünü yaşıyorum ama nasıl değerlendirmeliyim diye düşünmeli ve bir karar vermeli insan. Ve artık öyle bir karar vermelisin ki bu karar senin için son,  ömrün için bir dönüm noktası olsun. Seni uçurumun kenarından kurtarsın. Öyle bir karar olsun ki seni sonsuza kadar pişman olmaktan da kurtarsın.

             Belki bundan bir yıl sonra yaptıkların değil, yapamadıkların için üzüleceksin. Dalın ucuna gitmekten sakın korkma çünkü meyve oradadır. Başlamak için en uygun zamanı beklersen hiç başlamayabilirsin. Şimdi başla şu anda bulunduğun yerden elindekilerle başla. Çünkü ölüm beklemeden aniden geliyor. Senden evvel ölen insanların bir gün sonrası için kim bilir ne hayalleri vardı. Ama hiçte öyle olmadı. Toprağın altında hem kendileri hem de hayalleri kaldı.

            Gayem ne moralinizi bozmak, nede gününüzü mahvetmek. Gayem sadece ticaret erbabı gibi geçen senenin kar ve zarar hesabını iyi yapmamız gerektiğini hatırlatmak. Çünkü bize verilen bu ömrün her saniyesinin hesabını vereceğiz. Talebelikteki gibi imtihan kağıdına sadece adımızı soyadımızı yazıp boş bir şekilde kağıdımızı geri vermeyelim. Bize sorulan sorulardan hiç olmazsa birkaç tanesini cevaplayalım da belki bir şeyler yapmışız zannıyla kanaat notuyla işi kurtarmaya bakalım. Yoksa işimiz zor. İyi geçen bir gün nasıl mutlu bir uyku getirirse, iyi geçen bir ömür de mutlu bir ölüm getirir insana.

           Tabii ki bize verilen bu dünya nimetlerinden faydalanıp yiyelim, içelim, gezelim, eğlenelim, ama gayemiz sadece bunlar olmamalı. Yani bu dünyanın büyülü yaşantısı bizi aldatmasın. Hani derler ya derdi dünya olanın, dünya kadar derdi olurmuş,  ben sadece onu hatırlatmak istedim. 2019 yılının hem Dünyaya, hem ülkemize, hem şehrimize, hem de bizlere huzur, mutluluk, bereket ve barış getirmesi dileğiyle herkese iyi seneler.         

Bu yazı toplam 933 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
1 Yorum