1. YAZARLAR

  2. İsmet ÇİĞİT

  3. Bir haber yaptık, AK Parti karıştı
İsmet ÇİĞİT

İsmet ÇİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

Bir haber yaptık, AK Parti karıştı

A+A-

AK Parti Kocaeli Teşkilatlarının durumunu, size yazıyla, kelimelerle anlatamam. Hala herkes birbirinin yüzüne gülüyor. Ama aslında herkes birbirinin gözünü oymak için fırsat kolluyor. 
Mevcut Belediye Başkanlarının hepsi, yeniden aday olmak istiyorlar. “Ya aday gösterilmezsek de bu devir sona ererse ne yaparız” diye panik halindeler. 
Mevcut Belediye Başkanlarının yerine geçmek için pekçok kişi ellerini ovuşturuyor. Kimse bu yarışta bir başkasının öne geçmesini istemiyor, hazmedemiyor. Aslında herkes biliyor ki, adayları Cumhurbaşkanı Erdoğan belirleyecek. Hiç kimse ortaya çıkıp “Ben adayım” diyemiyor. 31 Mart 2019 günü de bu kentin seçmenlerinin hiç biri, AK Parti’nin adaylarına değil, “Reis Tayyip Erdoğan’ın adamına” oy verecek.
Ama ateş bacayı öylesine sarmış ki, sanırım bu nedenle kimse makul ve mantıklı da düşünemiyor. 
………………..
Geçen çarşamba günü gazetenin imtiyaz sahibi Recep Haldız ve bu kentin en tecrübeli gazetecisi Murat Yoldaş ile birlikte Bilecik’e gittik. 
Tahir Büyükakın geçen yıl haziran ayında Bilecik Valiliği’ne atanmıştı. Benim kimi dostluklarım “Sabaha kadar” değil, “Mezara kadar”dır. Büyükakın Büyükşehir Genel Sekreteri iken, her hafta aynı gün kendisini arar, hatır sorar,  gündemdeki konuları tartışırdık. Bilecik Valisi olduktan sonra da bu alışkanlığı sürdürdüm. Her hafta konuşuyoruz. Vali Büyükakın beni Bilecik’e davet ediyor, ben gelmek istediğimi söylüyorum. Ama hastalık, ameliyat, işler falan araya girdi. Bir türlü Bilecik’e gidememiştik.
Geçen çarşamba sabahı (3 Ekim) konu tamamen spontone gelişti.  O sabah Tahir Büyükakın’ı aramıştım. “Bugün belki gelirim” dedim. Vali, “Saat 14.30’da İl Koordinasyon Kurulu toplantım var. Geleceksen hemen yola çık gel de iki saat laflayalım” dedi. 
Recep Haldız da o sabah gazetede, “Hadi gidelim” dedim. Patronun güzel arabası, şoförü de var. Paşabahçe’den küçük bir “Vali odası hediyesi” aldık. Saat 12.00 gibi Bilecik’e vardık. Yoldan aradık, bize “Şu tesise girin, orada buluşalım” dedi. 
………………….
Osmanlı mimarisiyle yapılmış, güzel bir tesis. Masalarda insanlar, Bilecikliler var. Vali’yi tanıyorlar, selamlaşıyorlar. Herkesin içinde oturduk. Benim üzerimde hiçbir zaman bir kayıt cihazı olmadı. Yaklaşık 2 saat oturduk. Garsonlar hep başımızda. Ne de olsa Vali’nin masası. Pirzola geliyor, şiş gidiyor. Yoğurt, salata, ayran falan. 
Biz randevulu bir röportaj için falan gitmedik. Ben soru sormadım, Vali yanıt vermedi. Doç.Dr. Tahir Büyükakın, vali olmanın ağırlığını gayet iyi bilecek bir adam. Nerede ne söylenir, her şeyi değerlendirebilecek kapasitede. 
Sohbet ettik.  Adını parti genel merkezinden gelen kişilerin teşkilatta sorduğunu hatırlattım. Yani Büyükakın adı, resmen Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığı için geçiyordu. Yani oturmuşuz, konuşuyoruz. Ben bunu gündeme getirmeyecek miyim?..Büyükakın çok net bir yanıt verdi:
“-İbrahim Abi o koltukta otururken, ben adayım demek kimsenin haddine değildir. Bana göre Kocaeli için en hayırlısı Karaosmanoğlu’nun göreve devam etmesidir” dedi. Sonra devam etti:
“-Adayı Sayın Cumhurbaşkanı belirleyecek. Kimsenin ben adayım deme lüksü olmadığı gibi, kimsenin Cumhurbaşkanı belirleme yapmadan ortaya çıkma lüksü de yoktur. Ben Bilecik Valisiyim. Yaptığım görevden son derece mutluyum, huzurluyum. Aklımda adaylık falan yok. Ama Cumhurbaşkanımız birini çağırır, sen şuraya Belediye Başkanı adayı olacaksın diyecektir. Hiç kimsenin bu görevi reddetme lüksü de yoktur.”
Bu istikamette konuştuk. Kimsenin adı geçmedi. Dedikodu yapılmadı. Fikri Işık’ın durumunu sordum, Tahir Büyükakın “Hala partimizin en önemli isimlerindendir. Bir dönem nadasa alınmış olabilir. Ama mutlaka değerlendirilir” dedi. Söz büyükşehir adaylığından açılınca da, “AK Parti’nin meclisteki sandalye sayısı hassas. Bu nedenle milletvekillerinin hiç birinin Belediye başkanı adayı yapılacağını sanmıyorum” dedi. 
…………………
Konuşmalar bundan ibaret. Kimseye hakaret yok. Parti içinde kimsenin önünü kesecek bir ima, ya da kimsenin önünü açacak bir söylem yok. Büyükakın, bir kez bile “Devletin Valisi” olma özelliğine gölge düşürecek laf söylememiş. Zaten adamın, bunları yazacağımdan da haberi yok. 
Sarıldık, öpüşüp, vedalaşıp ayrıldık. Vali Bilecek merkezine İl Koordinasyon toplantısına gitti. Biz İzmit’e döndük. 
İzmit’e gelir gelmez, masama oturdum, aklımdakileri yazdım. Bu laf buraya gider, şu laf şuraya gider, bu laftan falanca pirelenir falan gibi bir düşünce de yok. Yazının gazetenin birinci sayfasına konulacak manşetini de “Doç. Büyükakın : “Tayyip Bey’in dediği olur” şeklinde yazdım. 
Gazeteye manşet atıyorsanız, iki satır olacaksa blok yapmanız gerekir. Vali Büyükakın aslında sohbetimizde hep “Sayın Cumhurbaşkanı” dedi. Ben blok başlık olsun diye “Tayyip Bey” olarak yazdım.
Haber ve benim yazım geçen Cuma günü (5 Ekim) gazetede çıktı. 
Aman Allahım, kıyamet koptu. Kimse beni arayıp bir şey söyleyemiyor, soramıyor. Hele biri arasa da “Neden Tahir Hoca ile böyle bir haber yaptın” diye sorsa. Çok ağır konuşurum. Bir daha telefonuna çıkmam. 
Ama ne çok insan pirelenmiş. Tabii, ÖZGÜR KOCAELİ gidiyor Bilecik’e. Hem de gazetenin sahibi Recep Haldız ile, Genel Yayın Müdürü İsmet Çiğit birlikte gidiyorlar. Adı Büyükşehir adaylığı konusunda her yerde dolaşan Tahir Büyükakın’la oturup iki saat konuşuyorlar. Sonra gazeteye büyük bir haber koyuyorlar. Ne o yoksa bunlar Büyükakın’ı mı destekliyor. Yoksa bunlar önceden adayın kim olacağını öğrendi de kenti buna alıştırmaya mı hazırlanıyorlar.
Yazının içinden cümleler cımbızla seçilmiş. Efendim devletin Valisi nasıl böyle bir röportaj verirmiş. Hem Sayın Vali’yi rahatsız ettiler. Hem Haldız’ları telefon bombardımanına tuttular. Yalancı, dolandırıcı, ne olduğu belirsiz haber siteleri alıp, abuk sabuk yorumlar yaptılar. 
Ayıp, gerçekten bu şehrin dibi çıkmış. Bu şehirde yerel internet medyası eksenini tamamen kaybetmiş. Yerel internet medyasında (a) sitesini (x) AK Partili, (B) sitesini (y) AK Partili besliyor. Her besleyen, beslediği kuruluşu, kendi menfaatlerine uygun yazılar yazması için zorluyor. 
Ama ahlaksızlığın bu kadarına artık inanamıyorum. 
Allah’a şükür, bu gazete ve benim yazdıklarım okunuyor. Bir yankı uyandırması, tartışılması yadırganacak bir şey değil kuşkusuz. 
Ama bizim kafamızın arkasında başkaları gibi başka hesaplar yok. 
Gittik, konuştuk, sohbet ettik. Benim gazetecilik damarım tuttu, oturdum kafama kaydettiğim her şeyi yazdım. Yazmasam, mesleğime ihanet demekti. Çünkü konuşulanlar haberdi. Konuşan önemli biriydi. 
Herkesin bilmesini isterim. Bu sohbette Sayın Tahir Büyükakın bir kez bile, “Devletin valisi” zihniyetine ters düşecek laf etmemiştir. İma yoluyla bile “Ben Büyükşehir Başkan aday adayıyım” dememiştir. Mealen söylediği tek şey budur:
“-Adımın geçtiğini ben de duydum. Takdir Sayın Cumhurbaşkanımızındır. İbrahim ağabey varken kimse adayım diyemez. Cumhurbaşkanımız çağırır sen adaysın derse, kimse buna da karşı çıkamaz.”
Kimse, bu gazeteyi ve beni başkasıyla karıştırmasın. Benim yüzümden Sayın Tahir Büyükakın’ı devre dışı bırakmanın, Haldız ailesini rahatsız etmenin hesapları içinde olmasın. Bizim Belediye Başkanı, adayı belirlemek gibi bir çabamız yok ve hiç olmayacak.
İş dedikodu gazeteciliğine, çirkefliğe giderse, kimse benden daha çirkin, benden daha saldırgan olamaz. Bu da unutulmasın. 

DUVAR YAZISI

AK Parti adaylarını 
biran önce açıklasın. 
Aksi halde parti içindeki 
yamyamlar birbirinin kanını emecek 

Bu yazı toplam 3304 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
6 Yorum