1. HABERLER

  2. İNSAN HİKAYELERİ

  3. Bir işçi, sendikacı, siyasetçi ve baba
Bir işçi, sendikacı, siyasetçi ve baba

Bir işçi, sendikacı, siyasetçi ve baba

Mehmet Aras, herkesin öyle hayatına sığdıramayacağı şeyler yaptı. İşçi oldu, sonra devlet memuru, sonra tekrar işçiliğe döndü. Buradan sendikacı, politikacı, belediye başkanı oldu. bunların yanında iyi bir baba ve dede olmayı da ihmal etmedi

A+A-

Kentin en renkli ismi

Kocaeli’nin siyaset ve sendikal hayatının en renkli isimlerinden biri Mehmet Aras. Ben Mehmet Aras’ın sendikal kimliğinden önce siyasi kimliği ile tanıdım. Soğanlı patatesli, tüp gazlı, gaz lambalı açıklamaları ile her zaman gözleri üstüne çeviren biri. Basın açıklaması yapacağı söylendiğinde acaba bu kez hangi argüman ve malzeme ile çıkacak basının karşısına diye merak konusu olur.

Ayağındaki kara lastiklerle okula gitmeyen ama hayattan hiç kopmadan çalışan, girdiği her işi layığı ile yapan biri Mehmet Aras. Sandık müşahidi olduğu sendika temsilci seçimlerinde sandıktan temsilci olarak çıkan Aras’ın, sendikacılık hayatı bu olayla başlar. Darbe yıllarında sendikacılık yaptı, doğruyu anlatmayanlara karşı mahkemede sessiz duramadığından hapse girdi, işçilerin hak mücadelesinin yanında durdu.

“Bir Çerkez kızına vuruldum. 20 yaşında evlendim ve askere gittim” diyen Aras, ailesinin karşı çıkmasına rağmen sevdiğini tercih eden ve tüm zorluklara rağmen evlenen biri.

Hayatı çok hızlı ve korkmadan yaşayanlardan biri o. Bu kez Aras ile siyaset konuşmadık. Kendini, işçi sınıfı mücadelesini, siyaset yıllarını, karşılaştığı olayları, başından geçen ilginç anıları bizimle paylaştı. Eminim okurken çok keyif alacaksınız...

 

YOKSUL BİR KÖYDE DÜNYAYA GELDİ

Mehmet Aras 1946 yılında Bilecik’te doğdu. “Anadolu’nun 60 haneli bir köyünde yoksul bir çiftçinin oğlu olarak dünyaya geldim” diyen Aras, kendi deyimleri ve tanımlamaları ile hayatını anlattı. Okul yaşına kadar koyun, keçi çobanlığı yaptığını söyleyen Aras, “Okul çağım gelince 5 sınıfı okutan bir öğretmende okudum. Babamın okuma yazması yoktu. Annem hem eski hem de yeni yazıyı bilen akıllı bir kadındı. Babama, çocuğu Kocaeli’ye gönderelim okusun dedi. Babam “Ben okumadım da aç mı kaldım. Çobanlık yapar, bana yardım eder” dedi.

 

mehmet-aras.jpg

 

BEN TABUL BÖLÜMÜ OKUMAM

Dayım Kocaeli’de Milli Eğitim Müdürlüğünde müstahdemdi. Kocaeli’ye geldim ve sanat okulu için sınava girdim. İki soru sordular. Bir bayağı kesir sorusu ve İstiklal Marşı yorumlamasını istediler. Ben matematik sorusunu çözemedim ama istiklal marşını yorumladım. Tabi ilk kez sınava gireceğim için elim ayağım tutmuyordu heyecandan. Sınav sonuçları açıklandığında bana tabut bölümü kazandın dediler. Ben tabut bölümüne gitmem dedim. Tabut bölümü de marangozluktu.

 

anilarini-tek-tek-anlatti.jpg

ANILARINI TEK TEK ANLATTI: Aslında aktif siyaset yapan kişilerle insan hikayesi yapmayı pek doğru bulmasam da Mehmet Aras ile yaptım. Çünkü o renkli bir kişilik ve siyasetten çok sendikacılığını konuştuk. Anılarını, yaşadıklarını fotoğraflardan tek tek anlattı. Gazetenin sayfalarına sığdırılmayacak kadar hızlı bir yaşam.

 

KARA LASTİKLERLE GİTMEDİM OKULA

Dayım bunun üzerine beni Marangozluk bölümüne yazdı. Fransızca sınıfa. Bir yıl okuduktan sonra annem beni aradı babam hastaydı ve gelmemi istiyordu. Geri döndüm. İlkokul öğretmenim gördü beni. İzmit’ten geri döndüğümü öğrenince anneme talimat verdi ve beni ilçe okuluna yazdırdı. Orada ortaokulu bitirdim. 1958 yılında tekrar İzmit’e geldim. Babam bir çift öküzü satıp burada bir gecekondu aldı. Ayağımda kara lastiklerle liseye gitmedim. Garsonluk yaptım ama beceremedim.

 

esiyle.jpg

EŞİYLE: “Bir Çerkez kızına vuruldum” diyen Mehmet Aras, 1965 yılında evlendiği Yurdanur Aras ile birlikte çok mutlu ve huzurlu bir evlilik yaşadığını söyledi. Evlendiği ilk yıldan bir anıları.

 

ÇERKEZ KIZINA VURULDUM

Sonra şu an devlet hastanesinin bulunduğu bölgeden geçerken camda muhasebeci aranıyor diye yazıyordu. İçeri girip beni alır mısın dedim. Okuma yazman var mı dedi. Var dedim ve hemen kimliğimi alıp işe aldı. 2 yıl çalıştım. Sonra Petrol Ofisi işçi alıyor dediler. Başvurdum ama yaşım 17 diye almadılar. Ben de ısrar edince aldılar ve 1963-1966 yılları arasında burada çalıştım. Bu arada Cedit Mahallesinde oturuyorum. Tam bu pastanenin olduğu bölgeden geçerken bir komşumuz vardı. Ona Balıkesir’den misafir bir kız gelmişti. Ben vuruldum o Çerkez kızına.

 

aeg-grevi.jpg

AEG GREVİ: 1974 yılında Otomobil-İş Sendikası’nın örgütlü olduğu AEG Fabrikasında grevde oyan işçilerle işveren arasında arabuluculuk yapan kişi dönemin Adalet Bakanı Şevket Kazan. O dönem Aras, Otomobil-İş’in merkez yöneticisi.

 

ANNEM KIZ İSTEMEYE GELMEDİ

Komşumuzun kapısından geçerken “kızlar var sizde” dedim. O da bana “Gel istediğini verelim” dedi. Ben de misafir kızı istedim. Annemler burada evlenmeme kızdı. İstemeye bile gelmediler. Erenler bayırında ev tuttum. Gelin arabası o zaman bayırı çıkmıyor. Çağırdım faytoncuyu gelini yukarı çıkardık. 1965 yılında evlendim ve 1966 yılında askere gittim. 2 yıl askerlik yaptıktan sonra geri döndüm. Askerdeyken bir kuruş para gönderenim olmadı.

 

parka-modaydi.jpg

PARKA MODAYDI: Gebze Otomobil-İş Sendikası Genel Örgütlenme Sekreteri olduğu yıllarda İzmit Şube Başkanı Mehmet Ali Erdoğan ile birlikte Tuzla Piyade okulunda arkadaşlarını ziyaret ettiklerini söyleyen Aras, o dönem parkanın moda olduğunu belirtti.

 

BALYA İLE PARA ALIYORLAR

Askerden gelince iş bulma kurumuna gittim. Muhasebeci olduğumu söyledim. Daktiloda bildiğimi söyleyince beni hemen işe aldılar. Memur olarak Gebze’de tek katlı bir binada iş bulma kurumunda çalıştım. Her gün yayan tren istasyonuna gider, oradan Gebze’ye Gebze’den eve gelirdim. Bir gün trende gelirken birkaç kişi bir balya para ellerinde üzerine konuşuyorlar. Dedim ne iş yapıyorsunuz? Bana İnter Kamyon fabrikasında çalıştıklarını söyledi. O zaman kurumda OYAK’ın fabrikasında işçi ilanı vardı. Hemen ertesi gün gidip OYAK’a başvurdum.

 

cezaevine-girdi.jpg

CEZAEVİNE GİRDİ: Konya’da Türmosan örgütlenmesinde Türk Metal ile yaşadıkları davada sendikanın avukatına hakaret ettiği için 2 ay hapse giren Mehmet Aras, daha sonra suçsuz bulunup serbest bırakıldı.

 

MÜŞAHİTLİKTEN TEMSİLCİLİĞE

Hemen bana sınava gel dediler. Petrol Ofisinde motorda çalıştığım için bu bölüme gittim. Saat ücreti 325 kuruştu. Benim devlet memurluk maaşımın 2 katı. Çalışmaya başladım ama maaşım yüksek olunca beni oradan oraya sürdüler. Ben katlandım. Bir gün fabrikada örgütlü olan Otomobil-İş iş yeri temsilciliği seçimi yapıyordu. Sandık başına müşahit lazım dediler. Ben olurum dedim. Ama millet beni temsilci olarak yazmış. 6 ay temsilcilik yaptım, 1974 yılında sendikanın örgütlenme sekreteri oldum. 6 yıl Kadıköy’e gittim geldim.

 

karabuk-yuruyusu.jpg

KARABÜK YÜRÜYÜŞÜ: Karabük Demir Çelik Fabrikası işçilerinin yürüyüşüne katıldıklarını söyleyen Aras, o dönem Hak-İş Genel Başkanı Necati Çelik, Metin Türker ve diğer yöneticileri ile birlikte işçilerin hakları için yürüdüklerini belirtti.

 

BAKKAL ÇIRAĞI OLDUM

1980 ihtilali oldu. Kenan Evren geldi bunlar sendika ağası dedi kapattı sendikaları. Geldim mahallede bakkal çırağı olarak çalıştım. 1981’de Hak-İş’te benim sendikacı olduğumu duymuşlar gel Ankara’ya dediler. Gebze’de Şube kurdular Öz Demir-İş, tüm fabrikalar bize yağdı. Necati Çelik geldi ne yaptın sen dediler. İhtilal oldu nasıl sendikacılık yapıyorsun dediler ve iki kez tutukladılar.

 

erbakan-mutlaka-evine-giderdi.jpg

ERBAKAN MUTLAKA EVİNE GİDERDİ: Necmettin Erbakan’ın Kocaeli’ye geldiğinde mutlaka evini ziyaret ettiğini söyleyen Aras, Erbakan’ın son Kocaeli ziyaretinde evini ve çocuklarını ziyaret etmeden gitmediğini belirtti. Son ziyaretten anıları.

 

2 AY HAPİS YATTIM

Sonra ben Özdemir-İş’in genel başkanı ve Hak-İş’in örgütlenme sekreteri oldum. Erbakan Hoca’nın Konya’da kurduğu Tümosan fabrikasında örgütlenme çalışması yaptık. Türk Metal ile kapıştık orada. Dava açıldı. Avukatlar ve Hak-İş’tekiler davaya gitme avukat girecek zaten dediler. Ben dinlemedim. Avukat lütfen davada konuşmayın dedi. Ama ben dayanmadım. “Bayan savcım birde ben size olayı anlatayım” dedim ve başladım konuşmaya. O sırada Türk Metal’in avukatına hakaret ettiğim için koluma kelepçeyi vurdular. 2 ay Konya’da cezaevinde kaldım.

Köseköy Belediye başkanlığım bitince 2001 yılında Saadet Partisi’nin kurucu il başkanlığını yaptım. Erbakan Hoca’nın çizgisinde olmasam ya kumarhanede ya meyhanede olurdum. 1969 yılında tanıdım. 51 yıldır bu çizgiden taviz vermedim. Özal, Ecevit bana milletvekilliği teklif ettiler ama kabul etmedim. Refah’tan milletvekili adayı oldum ama kısmet olmadı. Fatih Erbakan’ı Saadet Partisine kabul etmeyince beni de istemediler. Sonra Fatuh Bey Yeniden Refah Partisini kurunca bende kurucu il başkanı oldum. Evli 4 çocuk babası, 6 torun dedesiyim” dedi.

 

Sıkıyönetimde Evren’e telgraf çekti

Öz Demir-İş Sendikasında örgütlenen 11 işçinin işe geri alınması ve yapılan haksızlıkların ortadan kalkması için 1981 yılında Kenan Evren’e telgraf çekerek işçinin hakkını arayacak makam ve merciinin olmadığını yazdı.

 

İŞÇİNİN HAKKINI ARAYACAK MERCİ YOK

Öz Demir-İş sendikasını kurduktan sonra Kartal’da Koç’a ait olan Fiat Kamyon fabrikasında örgütlendik ve işveren 11 işçiyi çıkardı. Çok zoruma gitti. Gebze’ye geldim ve postanede Kenan Evren’e telgraf yazdım. “Sayın Kenan Evren işçinin hakkını arayacak makam ve merci bulamıyorum. Birinci ordudaki yetkililerde ilgilenmiyor” diye yazdım. Postacı ben bunu çekmem dedi. Kimliğimi verdim ve öyle çektik. Ertesi gün sendikaya telefon geldi. Milli Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Orgeneral Necdet Ürol aradı. Gel randevun kabul adildi. İşçiler gelmezse olmaz dedim. Al gel dediler.

 

ÖZAL MESS’İN BAŞKANIYDI

İşçileri çağırdım ve mavi trene binip gittim. Önce Hak-İş’e gittim. Rahmetli Necati Çelik bunları neden getirdin, sendikayı kapattıracaksın dedi. Ben onlar olmadan olmaz dedim. Görüşme için TBMM’ye gittim. O dönem Turgut Özal MESS’in başkanıydı. O da bekliyordu. “Başkan ortalığı karıştırmışsın” dedi. Randevum ondan önceydi ve ben işçilerle içeri girdim. Orgeneral Necdet Ürol arada oturuyordu. Bu telgraf senin mi dedi. Evet dedim ama ben Kenan Evren ile görüşecektim. Kenan Evren bana havale etti dedi.

 

11 İŞÇİYİ GERİ ALDILAR

Anlattık durumu o da ses kaydı aldı. Milli Güvenlik Konseyi’nin kararları doğrultusunda hareket etmemize rağmen kimse bizimle ilgilenmiyor. Haksızlık ediyorsunuz dedim. Konuşma bittikten sonra eve geldiğimde 1. Ordudan telgraf gelmiş. Yarın direk 1. Orduya gel deniliyor. Sabah bir gittim Koç’un yöneticileri ve karşı sendikanın hepsi orada. Bu arada işçi alınırken yakının işe alınması için kart veren ve benim yakaladığım havacı binbaşı da orada. Orada her şeyi anlatım. 11 ay sonra 11 işçi işe alındı. 11 aylık tüm hakları ödendi. Benim işe aldırdığım işçiler sonra gidip ANAP Kartal ilçe başkanlığını kurdu” dedi.

 

Musalla taşımız yok

Sendikacılık yaptığı yıllarda bir de camii dernek başkanlığı işinin de kendisine yüklendiğini söyleyen Mehmet Aras, “Beni Köseköy Caminin dernek başkanı yaptılar. Caminin inşaatı yarım kaldı. İhtilal oldu. Para da toplamak yasak. Kullar merkez camine gittim vaiz veren hocaya ben yardım toplamaya geldim dedi. Ama hoca yasak diye kabul etmedi. Hoca vaizi bitirince caminin ortasında “Ey Kullar halkı cenazemizi kaldıracak musalla taşımız yok dedi. Mahmut Civelek’in babası veya dedesi yere bir şilte attı, şilteye para yağdı. Ertesi günü evden jandarma aldı beni. Gittim anlattım savcıya durumu gönderdi beni” dedi.

 

İşyerini işgal etti

İşçinin hakkını vermeyen hukuk profesörü Orhan Aldıkaçtı’nın 1979 yılında sıkıyönetimde işyerini işgal ettiğini anlatan Aras, yıllar sonra Aldıkaçtı ile Hak-İş’in anayasa konferansında karşılaştıklarını söyledi.

 

İŞÇİNİN HAKKI VERİLMİYORDU

Sıkıyönetim yıllarında sendikacılık yapmanın tüm zorluklarına rağmen işçilerin hakkını aramak için elinden geleni yapan Mehmet Aras, tabi sıradan işlerde yapmamış. Hukuk Profesörü Orhan Aldıkaçtı’nın iş yerini nasıl işgal ettiklerini anlatan Aras, “Aldıkaçtı’nın Çayırova’da bulunan fabrikasında sözleşme yaptık. Ancak işçilerin birikmiş farkları ve geçmiş ücretleri ödenmedi. 1979 İstanbul’da sıkıyönetim var. Faik Türün o zaman 1. Ordu ve Sıkıyönetim komutanı. Solcular ona faşist derlerdi.

 

280 İŞÇİ İLE İÇERİ GİRDİK

İşçilere dedim ya dava açacağız ya da gidip gırtlağına basacağız. İşçilere sabah Taksim Gümüşsuyu Caddesi’ne gelin. İş yeri bankanın 4’üncü katında. Tek tek ya da ikişer kişi gelin dedim. Tüm bankaların önünde bankalar soyulmasın diye askerler var. İşyerine bir girdik saray gibi. 280 işçi geldi. Aldıkaçtı bana, “Başkan hoş geldin. Yalıyı satamadım” dedi. Dedim işçi bakkalın fırının önünden geçemez hale geldi. Parayı vermezsen gitmeyiz. Hemen muhasebenin tüm, Aldıkaçtı’nın odasındaki 3 telefonun 2’sinin kablosunu kestik.

 

TÜM GAZETELERE ÇIKTI

Tüm gazeteleri çağırdım. Toplantı masasının altına girdi. Benim tüm kariyerim gider dedi. Yaptığınız ceza kanuna aykırı. Ben anlamam dedim. Resimlerini çektirdim. Tüm gazeteciler gitti. Çocuklar getirin ipi dedim. Televizyonlar için aşağı sarkıtacağız dedim. Yazdı çeki. Saat 18,30 civarında TRT’yi aradım. İşçiler Hukuk Profesörü Orhan Aldıkaçtı’nın işyerini işgal etti dedim. Siz deli misiniz diye bağırdı. Verdim telefonu kendisine. TRT Genel müdürü Doğan Keseroğlu benim arkadaşım. Sakin haberi geçmeyin dedi. Saat 19.00’te TRT radyosunda bizim işgal anons edildi.

 

ANAYASA DA KAZIK ATTI

Polisler geldi. Kapıları açtım. Biz işgal etmedik. Kendisi çağırdı. Bize çek verdi borçlar karşılığında dedim. Gösterdik çeki ve ikişer ikişer dağıldık. Milliyet’te Hasan Palur ve tüm gazeteler olayı yazdı. Yıllan sonra Hak-İş’in anayasa konferansı vardı. Gittim bir de baktım Orhan Aldıkaçtı konuk. Dinledim. En son sorusu olan ver mi dedi. Kalktım, “Yıllar önce işçinin hakkını vermediğin için seni rehin aldık. Sende anayasa değişikliğinde bize kazık attın” dedim” dedi.

 

Belediyede çay yoktu

Köseköy Belediye Başkanlığını kazandığında gelen misafirlerine çay ikram etmek isteyince belediyede çay olmadığını öğrendiğini söyleyen Aras, “Boş kasayı dolu bırakıp gittim” dedi.

 

DOĞRU CEPHE’YE

Emekli olduktan sonra Hak-İş’te danışmanlık yapmaya başladığını ve ailesini de Ankara’ya aldığını söyleyen Mehmet Aras, belediye nasıl belediye başkanı olduğunu da anlattı. “Köseköy’de 1994 yılında yerel seçimlerden önce Refah Partisinde istişare yapmışlar. 3 kişinin ismi çıkmış. En çok benim ismim çıkmış. Şevket kazan aradı beni, “Belediye başkan adayısın. Git Köseköy’e” diye. Gidemem abi dedim. Ailem burada. Sonra Erbakan Hoca aradı. “Komutan cephede olur. Doğru cepheye” dedi. Atladım geldim. Seçim çalışmaları yaptım.

 

İNŞALLAH KAZANMAM

İçimde inşallah kazanmam dönerim diyordum ama kazandım. Geldim koltuğa oturdum. Herkes tebrike geliyor. Çay söyleyin dedim. Çay yok. Muhasebe müdürünü çağırdım. Yok dedi. Çay aldırdım. O halde belediye bırakmışılardı. Giderken ağzına kadar kasayı dolu bıraktım. Fabrikaların müdürlerini geziyorum giderken, “Başkan ben sosyal demokratım. Sana oy verdim. Ben buranın en eski genel müdürüyüm. Ben tüm belediye başkanlarına seçim yardımı adı altında para veriyorduk. Bir tek sen gelmedim” dedi. Bizde rüşvet alanda veren de namussuzdur dedim.

 

refah-partisinin-belediye-baskanlari.jpg

REFAH PARTİSİ’NİN BELEDİYE BAŞKANLARI: 1994 yılında yapılan yerel seçimlerde seçilen Refah Partili Belediye Başkanları Gebze Hünkar Çayırı Hünkar Çeşmesi ziyaretinde. Ziyarette dönemin Köseköy Belediye Başkanı Mehmet Aras, Yuvacık Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, Körfez Belediye Başkanı Muzaffer Baştopçu, Alikahya Belediye Başkanı İskender Ataş, Darıca Belediye Başkanı İbrahim Pehlivan, Gebze Belediye Başkanı Ahmet Pembegüllü, Bekirpaşa Belediye Başkanı Abdullah Çakmak, Kullar Belediye Başkanı Kemal Aydın, Yeniköy Belediye Başkanı Mehmet Ayaz, Döngel Belediye Başkanı İsmail Usta, Uzuntarla Belediye Başkanı Eli Şükrü Bayraktar, Gölcük Belediye Başkanı İsmail Barış, Dilovası Belediye Başkanı Halit Yaşar, Çayırova Belediye Başkanı Yaşar Alkan birlikte.

Etiketler :
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
1 Yorum