1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Bir kenti yönetmek, suda kâğıt kayık yüzdürmeye benzemez
Bir kenti yönetmek, suda kâğıt kayık yüzdürmeye benzemez

Bir kenti yönetmek, suda kâğıt kayık yüzdürmeye benzemez

İsmet Çiğit’in 12 Aralık Pazar günü Özgür Kocaeli’de yayımlanan “Ah İzmit’m, Vah Kule’m” başlıklı yazısı, bu kentte birçok değerin ihmale, aldırmazlığa kurban gittiğini sergileyen bir güzeli

A+A-

İsmet Çiğit’in 12 Aralık Pazar günü Özgür Kocaeli’de yayımlanan “Ah İzmit’m, Vah Kule’m” başlıklı yazısı, bu kentte birçok değerin ihmale, aldırmazlığa kurban gittiğini sergileyen bir güzelim yorumdu...

Özgür Kocaeli’de haber olarak, köşe yazısı olarak, kente yönelik sorunları dile getiren yazılar yayımlansa da, bu kenti yönetenlerin çoğu “adres ben değilim” havasından kendilerini bir türlü kurtaramadılar. Onun için İsmet Çiğit’in yazısını biraz da gülümseyerek okudum. Çünkü bu kenti yönetenler, gözlerinin önüne serilen sorunları gene görmezden geleceklerdi...

İsmet Çiğit, “Aslında pazar günleri bu sütunlarda okurların biraz daha içini açan, en azından onları üzmeyen ve olumsuzluğa düşürmeyen konular yazmayı tercih ediyorum. Ama günlerdir, akşamları işten eve dönerken gördüğüm ve içimi çok karartan bir tablo var. Bu tablo, benim çok sık yazdığım ve yakındığım İzmit’in sahipsizliğini, İzmit’i yönetenlerin umursamazlığını başka hiçbir örneğe gerek duyulmaksızın çok açık biçimde ortaya koymaktadır” cümlesiyle başlayan yazısında, Saat Kulesi ile Atatürk Anıtı’nın nasıl gözden çıkartıldığını hikâye ediyordu...

Ve bir yerde şöyle diyordu İsmet Çiğit:

“Her akşam eve giderken, Sefa Sirmen’in yaptırdığı o çok çirkin, çok gereksiz Metropol İş Merkezi’nin arkasından adeta başını uzatıp kendisini göstermek için çabalar gibi duran  Saat Kulesi’ni arıyorum. İzmit’te olduğumu, İzmitli olduğumu hissetmek, yaşamak istiyorum. (...) Kule’m öyle sahipsiz ki, aynı İzmit’im gibi... Ama eminim. İzmit’i elbet bir gün, bu kenti sevenler, bu kentin değerlerine sahip çıkanlar da yönetecek. O zaman eminim ki, ben eve giderken, yabancılar İzmit’ten transit geçerken, Saat Kulesi’nin ışıl ışıl haline, çalışan saatlerine,  Tarihi Atatürk anıtının heybetini gayet güzel görebilecekler.”

İnşallah!..

İsmet Çiğit’in yazısına değinmem boşuna değil...

Geçen hafta içinde, artık nostalji olan demiryolundan, demiryolu birinci geçitinden Atatürk Heykeli’ne kadar uzanan Hürriyet Caddesi’nden, bu cadde üzerinde oluşturulmak istenen ama sürümcemede kalan Şelale’den, pazar günleri, pazarcı esnafının Atatürk Heykeli önüne, karşı kaldırıma park ettiği kamyonların yayalara geçit vermediği gibi, çok çirkin bir manzara yarattığından söz etmiş ve Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu’ndan bir dilekte bulunmuştum: Lütfen Atatürk’ü otopark bekçiliğinden kurtarın...

Bu konuda İzmit Belediye Başkanı Dr. Nevzat Doğan’ın önlem alma çabası yetmediğinden, “daldan düşen sararmış her yapraktan da sorumlu olan” Sayın Başkan’dan, İbrahim Hoca’dan medet ummuştum!..

Geçen pazar uyandığımda, Atatürk Heykeli karşısının kamyonların istilasından kurtulmuş olabileceğini düşünmüştüm. Yanılmışım... Bundan böyle bu konuda artık bir şey yazmayacağım...

Bu kenti yönetenleri, bu kentin sahibi olduklarını ileriye sürenleri, Mustafa Kemal Atatürk’le yüz yüze bırakıyorum...

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.