Birlik

Birlik

Nietzche'nin "üst insan" diye tanımladığı tipoloji; yazarın "Böyle Buyurdu Zerdüşt" adlı yapıtında profilini bulur. 1930'lu yıllarda start alan ve 1940'lı yıllarda depara kalkan Alman ırkçılığı, ilham

A+A-

Nietzche'nin "üst insan" diye tanımladığı tipoloji; yazarın "Böyle Buyurdu Zerdüşt" adlı yapıtında profilini bulur. 1930'lu yıllarda start alan ve 1940'lı yıllarda depara kalkan Alman ırkçılığı, ilhamını büyük oranda-bu yapıttan ve sonra da Hitler'in teorileştirdiği "Kavgam" adlı eserden almıştır. Genlerinde, katılımsal olarak farklı özellikler vehmeden bazı fanatikler "Radyo Nazi'da sesini duydukları Hitler için, ayağa kalkıp "es-es" selamı" çakmayı bile bir alışkanlık haline getirmişlerdi.

Hatta öyle ki, Hitler'le el sıkıştığı için adeta "büyü bozulmasın" diye günlerce, haftalarca, aylarca ellerini yıkamayan fanatikler çıkmıştı ortaya. Hitler'in dev bayraklar altında haki borazanlar çalarken sesini duyup trans haline geçenler, "perçemini ve badem bıyığını görünce" ayılıp bayılanlar bile vardı. 1929 Küresel Ekonomik Krizi'nin omurgasını kırdığı Alman ekonomisi, Versay Zinciri'nin onur kırıcı üslubunu sineye çeke çeke umutsuzluğu rota kırmışken, "Ümitsiz gençlere" Hitler adeta enjeksiyon yaparcasına "üstün ırk" inancını aşıladı. Bilinçaltındaki bu beklentiyi, fanatik bir ideolojiye dönüştürmeyi başardı.

Almanlar, "Kavgam"ı kutsamışlar ve onu "Yeni Almanya'nın İncili" diye tanımlamakta bir beis görmemişlerdi. Bunun nedeni Alman halkının "Kavgam"daki psikanaliz metodunda, kendi bilinçaltı değerlerine rastlamasıydı. Hatta Hitler'in halkı adeta bir "sürü" gibi gören ifadelerinde bile yeni kerametler aramışlardı. Hitler şöyle diyordu: "Halk kitlesi mütehakkim bir efendiyi bir ricacıya tercih eder. Halk kitlesi üzerinde yüzsüzce bir fikri dehşet saçma usulüyle uygularsanız, halkın kuvvvete, sertilk ve şiddete daima itaat ettiğini göreceksiniz" Hitler, kendi halkının sembollere, bayraklara, şaşaalı törenlere mistik duygularla yaklaştığını biliyordu. "Gamalı Haç" bu özelliklerin bir sentezi olarak tasarlanmıştı.

Nazi bayrağının renkleri bunun tipik bir göstergesiydi. Kırmızı, hareketin "sosyal" istikametini ifade ediyordu. Beyaz "saf ırkı" temsil ediyordu. Siyah ise, kuvveti ve imparatorluğu!. Hitler, Alman insanının yeni putunu bulmuştu. Tevfik Fikret'in dediği gibi: "Beşerin böyle dalaletleri var, Putunu kendi yapar, kendi tapar..." Süreç içerisinde bu "marazi ırkçılık" zıddını davet etti. Deli saçması fikirler, Hitler'in intiharıyla noktalandı. Yeni bir dünya oluştu. Günümüzde "terör"le çıkış arasa da artık ırkçılık, insanlığın lanetlediği bir faraziye... Hele Anadolu gibi "Nuh'a beşikler vermiş, bir coğrafyada ırkçılık olur mu?

Türk'le Kürdün 1000 yıllık müşterikliği var. Bazı araştırmacılar, manüplasyonlarla bilimselliği karıştırarak, kalemlerini tahrik amaçlı kullanabilirler. BDP'li "Şehr-i Nuh" (Şırnak) Milletvekili Hasip Kaplan bile diyor ki: - Ben Şırnak'lıyım, eşim Kırklarelili. Şimdi bizim çocuklar Kürt mü, Türk mü? Kimi, kimden ayıracaksınız? Bu tür milyonlarca aile var. 72 milyon Anadolu insanının aynı gemide olduğunu unutmayalım. Allah muhafaza, bu gemi su alırsa, birilerinin kaptan köşkünde oturmaları, boğulmalarına mani değil. Kaderimiz, kıvancımız, tasamız ve kederimiz aynı. Aynı gök kubbenin altındayız. Bir etnik ırkçılık, diğerlerine davetiye çıkarabilir. Bu, hepimize acı ve ıstırap getirir.

Ulu Bilge Hacı Bektaş-ı Veli'nin dediği gibi: "BİR OLALIM, DİRİ OLALIM, İRİ OLALIM"

Bu haber toplam 964 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.