1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Birlikte sevinç ve gururu unuttuğumuzun farkında mıyız?
Birlikte sevinç ve gururu unuttuğumuzun farkında mıyız?

Birlikte sevinç ve gururu unuttuğumuzun farkında mıyız?

Bitmek bilmeyen siyasi tartışmalar beni çok fazla rahatsız etmiyor. Ülkemin kronik gibi görünen bütün sorumlarının, zaman içinde ortadan kalkacağı konusunda da kuşkum yok. Beni en çok kaygı

A+A-

Bitmek bilmeyen siyasi tartışmalar beni çok fazla rahatsız etmiyor.

Ülkemin kronik gibi görünen bütün sorumlarının, zaman içinde ortadan kalkacağı konusunda da kuşkum yok.

Beni en çok kaygılandıran ve korkutan olay, toplumdaki ortak gurur, ortak sevinç kavramlarının giderek yok olmasıdır. Bir ulus, tasada ve kıvançta birlikteliğini kaybediyorsa; bir ulusta insanların bir kısmı ülke adına iyi yapılan işlerden rahatsızlık duyuyor, siyaseten birileri zarar görsün diye bazı işlerin kötü gitmesini temenni ediyor ya da yapılan iyi işleri bile görmezlikten geliyorsa, işte tehlike budur.

Ülkeyi yönetenlerin vakur ve mağrur oldukları kadar mütevazı; ülkeyi yönetmeye talip olanların eleştirici, yerici ve kuşkucu oldukları kadar hoşgörülü olması gerektiğini düşünüyorum.

Aksi bölünmedir. Bölünme dediğiniz sadece vatan toprağı üzerinde yeni sınırlar çizilmesi değildir. Bir toplum beyninde, ruhunda bölünmüşse, o toplumun geleceği yok demektir.

Bütün bunları geçen akşam Erzurum’da başlayan 2011 Üniversitelerarası Kış Olimpiyatları’nın açılış törenini izlerken düşündüm.

Televizyonda bir kanalda Fenerbahçe-Gençlerbirliği Türkiye Kupası maçı var. Bir başka kanalda Fenerbahçe- Valencia THY Eurolig basketbol maçı. Başka bir kanalda Polat Alemdar ve arkadaşları Ersoy Ulubey’le çarpışıyor, Kurtlar Vadisi’nin yeni bölümü var. Hepsini birden izlemek istiyorum.

Ama TRT’de Erzurum şölenine takılıp kalmaktan kendimi kurtaramıyorum.

Erzurum’daki Üniversiteler Kış Olimpiyatları, çok mühim, çok önemli, bütün dünyanın gözlerinin çevrildiği bir spor organizasyonu değildir. Şu sıralar final maçları aşamasına gelen Avustralya Açık Tenis turnuvasını dünyada izleyenlerin sayısı, Erzurum’daki oyunlarla ilgilenenlerin belki 100 katı daha fazladır.

Ama ben şöyle düşündüm: Türkiye, böyle bir organizasyonu, bundan 20 yıl önce yapabilir miydi?.. Ya da 10 yıl önce yapabilir miydi?..

Orası, İstanbul, Ankara, İzmir, Adana , Bursa değil..

Anadolu’nun bağrı. Erzurum. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ve AKP’li bürokratların özel ve olağanüstü ilgisi ile, böyle büyük bir organizasyonun ev sahipliği alınıyor. Ortada hiçbir şey yokken, Erzurum Palandöken’de birkaç yıl içinde bir olimpiyat organizasyonunun yapılabileceği mükemmel tesisler kuruluyor.

Kar yağmıyor ama suni kar ile yarışlar için uygun ortam hazırlanıyor.

Az iş değil bunlar.. Üstelik sadece bu ülkede iktidar konumunda olanların, onları seven yandaşlarının sevinip, gurur duyacağı bir şey de değil. Bu ülkenin her vatandaşının gurur ve sevinç duyması gereken olaydır.

Erzurum oyunlarına 60’a yakın ülkeden 3 bin civarında sporcu katıldı. Çoğu Türkiye’de hiç bilinmeyen, halkın yüzde 99’unun kurallarından dahi habersiz olduğu, bugüne kadar hiç izlemediği 11 farklı branşta, kar ve buz üzerinde dünya sporcuları yarışacaklar.

Türkiye, çok büyük olasılıkla bu büyük organizasyonu, bunca büyük paralar harcamış olmasına rağmen, bir tane bronz madalya bile alamadan kapatacak.

Ama olsun. Biz o açılışı yaptık. Biz zaten bu olimpiyatın en büyük madalyasını kendi boynumuza taktık.

Açılış töreni mükemmeldi. Erzurum’da günler sonra kar yağmaya başlamıştı. Tribünde, Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı, Başbakanı, Bakanları vardı.

Onları siyaseten sevmiyor olabilirsiniz. Hatta nefret ediyor olabilirsiniz. Ama organizasyon bizim, bizim ülkemizin, Türkiye’nin. Böyle bir organizasyonu yaptığımız için bunun gurur ve sevincini yüreğinizde yaşamalısınız.

Türkiye bundan uzaklaşıyor.. Türkiye’de insanların bir bölümü, bu hükümet döneminde ne yapılsa beğenmiyor. Türkiye’yi bugün yöneten insanların bazıları da, kendilerini beğenmeyip eleştirenlerden nefret ediyor. Onları “Seks düşkünü, alkolik, tıksırıncaya kadar içen ahlaksız insanlar” olarak değerlendiriyor. Türkiye böyle bölünüyor. Türkiye beyinlerde, yüreklerde bölünüyor.

Erzurum Cemal Gürsel Stadında 60’a yakın ülkenin sporcuları ellerinde kameraları, bayrakları ile tribünleri selamlayarak geçtiler.

Sonra, Mustafa Erdoğan’ın hazırladığı görkemli dans ve ışık şöleni başladı. Önce ciritçiler kıratlar üzerinde geldiler. Sonra dansçılar Anadolu kültürünün bütün renklerini sundular. Işık şöleni altında Kenan Doğulu fişek gibi sahneye fırladı. 60 ülkenin sporcuları kıpır kıpır Erzurum stadında dans ettiler, oynadılar.

Ardından Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, kısa ama olgun bir açış mesajı verdi. Havai fişekler patladı.

Dünyada hiçbir ülke, belki böylesi bir organizasyonu bu kadar önemsemez, bu kadar para ve emek harcamazdı. Ama biz yaptık. Hepimiz, AKP’li, CHP’lisi, MHP’lisi, Hizbulahçısı, PKK’lısı, komünisti ile hepimizin; hakimin-savcının, askerin-polisin, memurun-işçinin,  öğrencinin-öğretmenin ortak gurur ve sevinci yaşaması gereken bir organizasyon gerçekleştirdik.

Erzurum’daki olimpiyatlar 6 Şubat’a kadar sürecek. Tekrar ediyorum. Bu organizasyon, geçen yaz yapılan yine Türkiye’nin organize ettiği Dünya Basketbol Şampiyonası’ndan bile büyük değildir. Ama Türkiye için başlangıçtır, ilktir. Anadolu’nun derinliklerinde yapılıyor olması önemlidir. Türkiye’nin daha büyük evrensel organizasyonlara hazır olduğunu göstermesi açısından önemlidir. Keşke orada tribünlerde muhalefet partilerinin liderleri, ya da en azından temsilcileri de bulunsaydı. Keşke, geçen gece herkes bu açılışı izleyip aynı duyguları paylaşsaydı.

Ben bir İzmitli olarak, bu tür büyük yatırımların yüzde biri benim kentimde nasıl yapılacak diye sorabilirim. Yine ben bir İzmitli olarak Büyükşehir Belediyesi Kağıtspor Kulübünün yetkililerine, “Bu olimpiyatlarda sizin kaç sporcunuz var?” diye sorabilirim.

Ama Türkiye böyle bir işi başardığı için, sırf bugünkü iktidarın kimi söylem ve uygulamalarına çok kızdığımdan dolayı, ülkemle gurur duymak ve sevinmekten kendimi alıkoyamam.

Türkiye büyüyor. Türkiye’nin beceri kabiliyeti yükseliyor. Bu hepimizin gururudur. Ülkeyi yöneten bugün Erdoğan, yarın Kılıçdaroğlu olur. Bizim kendimize güvenmemiz, inanmamız, ortak duygularımızı yitirmememiz gerekiyor. Beğenmediğimiz insanlar bugün iktidarda diye, ülkenin kötülüğünü, başarısızlığını istemek gibi bir saplantıdan ve hıyanetten kendimizi arındırmamız gerekiyor.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.