1. YAZARLAR

  2. İbrahim ELGİN

  3. BİZ RAMAZANDAN MEMNUNUZ DA !  
İbrahim ELGİN

İbrahim ELGİN

Yazarın Tüm Yazıları >

BİZ RAMAZANDAN MEMNUNUZ DA !  

A+A-

    Adı üstünde on bir ayın sultanı. Hem özel hem de çok güzel bir ay. Ramazan kelimesi bile huzur verir insana. İnancın, ibadetin, hoşgörünün ve sevginin doruğa çıktığı bu mübarek ay insanların hayatında unutulmaz izler bırakır.

      Her şeye kızan, kolay tepki veren insanlar ramazan ayında inanılmaz bir biçimde değişime uğrayıp diğer aylardan daha hoşgörülü ve daha cömert bir hale gelir. Kavga, cinayet gibi asayiş vakalarında önemli ölçüde azalmalar gözlenir. Bu yüzden kimi zaman “Keşke her gün Ramazan olsa” deriz.

      Bu yıl ki Ramazan ayının da kentimize ülkemize huzur ve barış getirmesini içtenlikle diliyorum. Ülke olarak huzura ve barışa şu zamanlarda her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Öte yandan Ramazan ayının bazı insanlar üzerinde bahane olarak kullanılan ayrı bir yönü de vardır. Bazı insanlar yaptıkları hatalara da bazen kılıf ararlar. Bahaneleri de hep aynıdır“ Ay işte oruçlu kafayla” diye başlarlar söze normalde her gün yapılan hataların Ramazan ayındaki tekrarlarının aslında bahanesidir bu söz..

      İman coşkusunun verdiği şevkle insanların ibadetlerine her zaman olduğundan daha fazla zaman ayırdığı bu dönemler de ulusal düzeyde yayın yapan basın ve yayın kuruluşlarının da yayın akışlarını bu ayın konseptine göre ayarlamaları da çok hoş ve çok güzel bir birliktelik havası oluşturuyor ülkemizde. Böyle güzel bir birliktelik havasının bazı kesimleri rahatsız ettiği aşikar. Sapla samanı birbirine karıştırmayalım. İbadet inancın gereğidir   

       Her dönemin kendine özgü bir yapısı var. Bu açıdan bakıldığında Ramazan ayı da çok özel ve mübarek bir aydır. Elbette insanlar bu ayı ibadetle dolu bir biçimde geçirecektir. Bu gayet doğaldır. Çünkü ruhla beden bu ayda birlikte hareket eder. İnsanlar kendini dinleme, kendini anlama, ruhuyla bütünleşme imkanı bulur ve gönül huzuruna erişirler. Hatta bu huzurun içlerinden hiç gitmemesini isterler. Ramazan ayından memnun olmayan insana kolay, kolay rastlayamazsınız. Hatta delikanlının biri cami hocasına sormuş “hocam biz ramazandan memnunuzda o bizden memnun mu acaba ne dersiniz” deyince. Hoca efendi de cevaben “oğlum eğer bizden memnun olmasa her sene 10 gün evvelden gelir miydi hiç demiş” ne kadar tatlı ve güzel bir cevap.

        Oruç tutmayanlara da kimsenin baskı yapması söz konusu olamaz. Kaldı ki dinde de zorlama yoktur zaten. Ancak oruç tutmayanlarında biraz saygılı davranıp , özellikle cadde ve sokaklarda bir şeyler yiyip içmekten de kaçınması lazım . “Ben inanmıyorum, kardeşim herkes oruçluysa oruçlu bana ne” diye düşünerek ağzında sigara ile ortalıkta dolaşan gençlere bu tür davranışları hiç yakıştıramıyorum. Eski insanlarımız ramazan haricinde bile aldıkları yiyecek ve giyeceklerini hep kese kağıtlarına sarıp evlerine öyle götürürlermiş. Derlermiş ki ola ki durumu olmadığından belki benim aldığımı başka insanlar alamayabilir görüp de canı çekmesin diye, işte incelik burada. 

         İftar sonrasında siz ne derseniz deyin keyifle sıcak ve samimi sohbetler yapılmaya başlıyor zaten. İftar sonrası yapılan muhabbet ve sohbetlerin içilen çayın tadını hiçbir şeyde bulamıyorsunuz. Camilerde teravih vakti, kalabalık her zamankinden daha da fazladır. Hatta kimi yerlerde, namaz kılacak yer bulmakta güçlük çekilir. Bazı insanlarımızda teravih namazını hızlı kıldıran hocayı aramaya başlarlar.

        Hani anlatılır hoca efendinin biri teravih namazının ilk dört rekatını bayağı hızlı kıldırmış cemaat “oh ne güzel bu sene de teraviyi hızlı kıldıran bir hocayı bulduk” demişler. Fakat ikinci dört rekatı kıldırmaya başlayınca bayağı yavaşlamış ve teravih namazını o yavaşlıkla bitirmiş. Cemaatten biri merak etmiş. “Yahu hocam namaza çok hızlı başladın diye bayağı bir sevinmiştik. Fakat sonradan çok yavaşladın, ne oldu?” demiş. Hoca efendi de cevaben “hiç sorma radara yakalandık” demiş. “İlk dört rekatın sonunda selam verince baktım ki tam arkamda müftü efendi başka ne yapabilirdim ki” demiş. İşin şaka tarafı ama ramazan ayında ibadet oranı arttığı için camilerde uzun süredir bir araya gelemeyen insanlarda birbirleriyle tanışma ve kaynaşma imkânı buluyor. Yani anlayacağınız hem ibadetin, hem muhabbetin, hem sıhhatin tadının yakalandığı bu ayda gelin sağcısı, solcusu, zengini, fakiri, muhacırı, lazı, kürdü, çerkezi velhasıl hangi etnik kökenden olursak olalım bir daha canı gönülden kucaklaşalım aramızdaki ufak tefek kırgınlıkları kaldıralım da yeni bir hayata başlıyormuşçasına yeni bir Türkiye’nin temellerini hep birlikte atalım ne dersiniz. Herkese hayırlı ramazanlar… 

 

       

 

  

 

       

 

  

 

 

 

 

Bu yazı toplam 2015 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
1 Yorum