1. HABERLER

  2. MEKTUP

  3. Biz, sorumlu gazetecilik yapmak zorundayız
Biz, sorumlu gazetecilik yapmak zorundayız

Biz, sorumlu gazetecilik yapmak zorundayız

Eğer Kocaeli’de bir yerel basından söz ediliyorsa, hiç kuşkusuz bu ÖZGÜR KOCAELİ Gazetesi sayesindedir.

A+A-

Yıllardır bu gazetenin değişmeyen bir çizgisi olmuştur. 
Biz elbette ülkemizin bütünlüğünden yanayız. Çevreciyiz, özgürlükçüyüz. Demokrasinin bütün kurum ve kuralları ile yerleşmesini savunan insanlarız. 
Özellikle İzmit sevgimiz ve çevrecilik konusunda yaptıklarımız ortadadır. Geçmişimizle her zaman övünme hakkına sahibiz. 
Bu gazete 1980’li yıllarda on binlerce insanı çevre koruma eylemi için bırakın sokaklara dökmeyi, sandallarla, sallarla, gemilerle İzmit Körfezi’ne döktü. Bu gazete sayesinde önce Körfez kıyılarındaki devlet fabrikaları (Seka, Tüpraş, Petkim, Petrol Ofisi gibi) arıtma tesislerini yapmak zorunda kaldı. Bu gazete sayesinde Maga Deri bu kentten defolup gitti. Bu gazete sayesinde bu şehri sorumsuzca kokutan Pakmaya hizaya geldi. 
Evet, Koruma Tarım arazisindeki BHC isimli zehirleri temizleyemedik. Evet, Ford Otosan’a karşı verdiğimiz kavgayı kaybettik. Ama hiçbir zaman popülist davranmadık. Hiçbir zaman insanları birbirine düşürme gayreti içinde olmadık. Kişisel veya kurumsal menfaati ise aklımızın ucuna bile getirmedik. Zaten etimiz budumuz, halimiz vaktimiz meydandadır.
……………….
Bütün bunları neden yazdığımı merak ediyorsunuzdur. Bir süre önce bu kentte bir MİA kavgası çıktı. Daha doğrusu Real arazisi tartışması başladı. Büyükşehir Belediyesi cesur davranamadı. İzmit son yıllarda sürekli geriye gidiyor. Yaşam koşulları açısından geriye gidiyor. Hizmet sektörü, istihdam açısından geriye gidiyor. Real’e ait arazi el değiştirdi. Burası bomboş dururken; 1.5 milyar dolarlık yatırım imkanı ortaya çıktı. 
Düşünün Real’in arazisine dev bir otel, dev bir hastane, yerli yabancı en önemli markalar geliyor. Hava kirliliği diye bir şey söz konusu değil. On binlerce kişiye de hizmet sektöründe istihdam imkanı doğuyor. İzmit’in çehresi değişecek. Sırf, kin, haset ve çıkar hesabıyla (kimi siyasi, kimi maddi çıkar hesabıyla) bu projeyi engellediler. Eninde sonunda o iş yapılacak. Ama İzmit kaybediyor. Ve bunu kasten yapıyorlar. 
………….
Kendi en yakın arkadaşları dahil, ortakları ve kandırdığı yüzlerce kişiyi (bunların içinde avukatlar, doktorlar, mühendisler, iş adamaları da vardır) gözlerinin içine baka baka dolandıran, sözde Holding kuran bir Tosuncuk’un aslında kendisinin sahibi olamadığı (Çünkü ticarette resmen adı geçemez. Bir bankaya beş kuruşluk hesap açamaz. Anında eski borçları yüzünden el konur) bir gazete ile yaygaralar kopartışını izliyoruz. Sözde yüz bin imza toplamış, Çöp Fabrikasına karşı çıkıyor. Bu gazete, ben bu işe kalkışsam, öyle bir sorumsuzluk yapsam, bir hafta içinde toplanan imza sayısı milyonu geçerdi. 
Ancak biz hiçbir zaman popülizmden yana olamayız. Şimdi bize  “Siz nasıl çevrecisiniz?” diye soranlar var. Benim vicdanım son derece rahat. İzmit’in biran önce bir çöp fabrikası yapmaya başlaması lazım. Aksi halde iki yıl sonra kendi çöpümüzde boğulacağız. 
Gerek Real arazisi, gerekse Çöp Fabrikası konusunda kopartılan fırtınalar, tamamen bir popülizmdir. AK Parti içindeki siyasi ve bireysel kavgaların ürünüdür. 
Real arazisindeki büyük yatırımın önüne engeller çıkarttılar. İzmit’e ihanet ettiler.
Şimdi 3 Nisan’daki ÇED toplantısında, Çöp Fabrikası tartışmasıyla insanları birbirine kırdırmayı, popülizm yaparak tiraj almayı hedefliyorlar. Aslında kimse bunlara değer vermiyor. Kimse bunlara inanmıyor. Ama ortalığı bulandırmaya çalışıyorlar. 
Ben bu kentin bir insanı olarak çok açık ve net şekilde görüşümü ortaya koyuyorum: Real Arazisinin yerinde Haldız Grubunun hazırladığı proje uygulanmalı ve bunun onayı biran önce verilmelidir. 
İzmit için bir çöp yakma ve ayrıştırma tesisi biran önce en uygun alanda inşa edilmeye başlanmalıdır. 
Büyükşehir Belediyesi de, AK Parti yöneticileri de korkak.
CHP, Saadet Partisi gibi muhalifler de popülizmi tercih ediyorlar. Bu kent, İzmit, kendisine gazeteci maskesi takıp milleti dolandırmış bir sahtekarın hezeyanlarına kurban edilemez. 
Herkes korkup kaçsa bile, sahtekar dolandırıcılarla, siyasi hırslarıyla bu kente zarar verenlerle ben tek başıma uğraşmaya devam edeceğim.

BU DUALAR BANA YETER 
İzmit Cumhuriyet Mahallesi Plajyolu bölgesinde oturan bir okurum var. Emekli öğretmen. Adı Müjgan Hanım. Sanıyorum 70-80 yaşlarında. Bir süredir Müjgan öğretmenle diyalog halindeyiz. Hiç karşılaşmadık. Telefonla görüşüyoruz. Gerektiğinde değerli hocam beni arıyor. 
Plajyolu mevkiinde bulunan demiryolunun üzerinden yayaların geçişini sağlayan 85 basamaklı yaya köprüsünden yana çok dertliydi. Bana şikayetini defalarca anlattı. Ben defalarca yazdım. Bu yaya köprüsünde ne yürüyen merdiven, ne asansör vardı. Müjgan öğretmenim 85 basağı tırmanamıyordu. 
Sonunda önceki hafta Plajyolu’ndaki bu köprüye yeni asansör takıldı. Bu hafta da muhabir arkadaşlarımı gönderip, çalışıp, çalışmadığına baktıracağım. 
Asansör takılınca, emekli öğretmen okurum yine aradı. “Oğlum, Allah seni başımızdan eksik etmesin. Sayende bizim köprüye asansör takılıyor” dedi. Dua etti. Aileme, bana sağlık, mutluluk diledi. 
Emin olun, benim için en büyük kazanç budur. Bu işi, bu kente, memleketime katkım olsun diye yapıyorum. Popülizmi ben gençken çok yaptım. Hem de en iyisini, en alasını, ama en çıkarsızını yaptım. Bu memleketi yalancı, kibirli siyasetçilere, dolandırıcı, sahtekar gazeteci müsveddelerine bırakmam. 
Nasıl bir kavga istiyorlarsa, öyle ve kendi silahları ile kavgaya her zaman varım. 
Ellerinden öperim Müjgan Hocam. Bütün okurlarıma saygılar sunar, sağlık ve mutluluklar dilerim.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.