1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. Bizi taksim’de öldürmüşlerdi
Bizi taksim’de öldürmüşlerdi

Bizi taksim’de öldürmüşlerdi

Yıl 1977, aylardan Mayıs, 1 Mayıs... Petkim’de, gece vardiyasından sabah çıkmıştım. A Kapısı’ndan yolu karşıya geçmiş, İzmit’ten gelen ve içinde arkadaşlarımın olduğu otobüslerden birine bin

A+A-

Yıl 1977, aylardan Mayıs, 1 Mayıs...

Petkim’de, gece vardiyasından sabah çıkmıştım. A Kapısı’ndan yolu karşıya geçmiş, İzmit’ten gelen ve içinde arkadaşlarımın olduğu otobüslerden birine binmiştim...

Taksim Meydanı’na gitmekti amacımız. 1 Mayıs kutlamaları yapacaktık. Emeğin, emekçinin bayramını güzelleyecektik...

Daha Beşiktaş’ta engellemeye başladılar bizi. Yıldız’a, oradan Ihlamur’a, sonra Gümüşsuyu’na çevirdiler yolumuzu. Sabah saatlerinde geldiğimiz İstanbul’da, akşam saatlerine yakın, 17. 00 gibi Taksim’e çıkabilmiştik...

Aramalardan, kontrollerden geçtik. Ana baba günüydü Taksim Meydanı ve biz Taksim’deki Atatürk Anıtı’nın çevresinden dolanıp Pamuk Eczanesi’nin önüne, Kazancı Bayırı’nın girişine gelmiştik. Hemen arkamızda, o zamanki adıyla İntercontinental Oteli vardı...

Kürsüden şiirler okunuyordu. Onca kalabalığa karşın bir sıkıntı yok gibiydi. Sloganlar, türküler derken...

Bir silah sesi böldü tüm güzellikleri. Sular İdaresi’nin üstünden art arda patlamaya başladı silahlar. İntercontinental’ın üst kattaki camlarından da silah sesleri geldi. Beyaz bir Renault araba, o kalabalığın arasından fırtına gibi esti geçti. Taksim Meydanı bir anda kana bulandı. Polis panzerleri cirit atmaya başladı silahsız insanların arasında ve o panzerlerden biri, yakında anne olmaya hazırlanan bir kadını çiğneyip geçti üstünden...

Kazancı Bayırı’ndan aşağıya doğru, Dolmabahçe’ye inmek isteyen insanların önüne bir kamyonet, barikat olarak konmuştu sanki. Sıkışan insanlar birbirlerinin üstünden geçmek zorunda bırakıldı...

34 insanımızı, bizi, Taksim Meydanı’nda öldürmüşlerdi...

Yıl 2010, aylardan Ekim, 31 Ekim...

Yer yine Taksim Meydanı. Güzel, güneşli bir İstanbul gününün ilk saatleri daha. Pazar da olunca biraz rahat. Yine de güvenlik önlemleri alınmış ama...

Buna karşın, önlemlere karşın, elini kolunu sallayarak gelmiş biri, polis aracına yönelmiş, aracın içine girmeye çalışmış, engellenince de üstündeki bombayı patlatmış. Sonuçta ölen yok ama, yaralanan polisler var, çok sayıda vatandaş da var...

Kötü, korkunç bir durum bu. Terör denen şey böyle bir şey işte. Kimi, nerede, nasıl öldüreceği bilinmiyor ve bir kenti, bir ülkeyi bir anda huzursuz edebiliyor.

O anda Taksim Meydanı’nda olabilirdik, olabilirdiniz. Eşiniz, çocuğunuz, yakınlarınız da olabilirdi. Ölenler olabilirdi...

Lanetlemek yetmeyebilir böyle bir olayı. Ne ki, arada böyle bir fark var işte!

Biz Taksim’e silahsız, iyi niyetlerle, bayram diye çıkmıştık ve bizi öldürmüşlerdi. Birileri ise çıktı, polisleri ve günahsız insanları öldürmeye kalktı...

Bir not da kendimiz için, gazeteciler için, bu olayı haber yapanlar için düşeyim; bir çok gazetede çıkan, yaralı bayanın o fotoğrafını, o görüntüyle kullanmak zorunda mıydınız yani?

Yüzünüz kızarmadı mı hiç?..

Bu haber toplam 712 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.