• BIST 83.161
  • Altın 147,145
  • Dolar 3,7693
  • Euro 4,0453
  • Kocaeli 8 °C

"Bizim tek derdimiz var, İslam..İslam..İslam.."

Alaattin KÖKSAL
Makalemizin başlığına koyduğumuz bu anlamlı cümleyi, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, 30-Temmuz-2015 tarihinde başlayan Uzakdoğu ziyaretleri esnasında Endonezya'nın başkenti CAKARTA 'da Milli Güvenlik Akademisi'nde basına karşı yaptıkları konuşmalarında kullanmışlaştır.
Sayın cumhurbaşkanımız uluslar arasında yaptıkları ziyaretlerinde herkesin anlayacağı net bir lisanla siyasi, ekonomik ve kültürel konularda uzunca konuşmalar yapmaktadır. 30 Temmuz 2015 tarihinde başlayan Çin, Endonezya ve Pakistan ziyaretlerinde özetle şunları söylemişlerdir.
"...Çin Halk Cumhuriyetinden geliyorum. Orada yaptığımız konuşmalarda dünya beşten büyüktür dedim. Çin Cumhurbaşkanı yapılan uluslar arası haksızlıkları kabul ediyor bu sistemin değişmesi gerekir diyor.  ... Bizim dinimiz İslam, Barış dinidir. İslam dünyasında ve diğer ülkelerde yaşanan terör olayları ile uzaktan yakından hiçbir ilgisi yoktur olmaz. İnsan onurunu zedeleyen, haksız bir şekilde insan öldüren terör olaylarına cevaz vermez. Bizim tek derdimiz var, İslam.. İslam.. İslam.. Yanı, İslam dinini doğru anlamak, doğru yaşamak, doğru anlatmaktır..."
Sayın Başbakanımız Ahmet Davutoğlu " Devlet kudretli ve şefkatli olmalıdır. Şefkatsiz kudret zalimleşir, kudretsiz şefkat acizleşir" diyor. Muhterem cumhurbaşkanımızın ve Başbakanımızın ana başlık halinde ifade ettikleri bu anlamlı cümleleri, anlayanlar olduğu gibi anlamayanlarda olacaktır. Üzüldüğümüz taraf, "Ben Müslümanım derdim İslam'dır" diyenlerin ne demek istediklerini anladıkları halde, inadına anlamak istemeyen nefsine mağlup, haris, hasetçi, kindar ve intikam hırsına bürünmüş kişilerin tutum ve davranışlardır.  "R. Tayyip Erdoğan ve AK partisi iktidar olacağına,  diğer partilerin bin sefer iktidar olmalarını tercih ederim" diyenlerin anlayışı nankörlükten başka hiçbir kelimeyle izah edilemez.  
Bu tiplerin, gelişen ve değişen dünya meselelerinden uzak, İslam dininin engin anlayışını, nefsi yorumlarla küçücük beyinlerine veya daracık ferasetlerine hapsederek, İslam kardeşliğine Ümmet birlikteliğine en büyük kötülüğü yaptıklarını anlayamayacak kadar basiretten yoksun, fikir ve inanç fukarasıdırlar.  "..derdim İslam'dır" diyerek, Müslümanların önlerindeki engellerin kaldırılması uğruna gayret gösteren bir insanın yaptıklarını görmemek gaflet değimlidir?
Bir siyasi partinin Genel Başkanı Sayın Cumhurbaşkanımıza terörle alakalı 10 maddelik bir mektup gönderiyor. Bu mektubu il başkanları toplantısında açıklıyor. Bir gazetede sur manşetten "Endişe mektubu" başlığı altında tarihi mektup olarak kamuoyunu duyuruyor. Tespit mi, uyarı mı, temennimi olduğu anlaşılamayan,  sözde tarihi mektupta, özetle şu hususları ifade ediyorlar.
" Şiddet ve anarşi;  öfke, çatışma ve kamplaşma meydana getirerek kardeşi kardeşe kırdırmaya vesile olur. Terör milletin ortak dramı ve acısıdır. Ortak acılar ortak kararlılıklar gerektirir.  İvedilikle toplumun bütün kesimlerinin temsil edildiği, Milli bir istişare toplantısı gerçekleştirilmelidir. Teröristlerin ortalığı savaş alanına dönüştürmesi ne kadar yanlış ise, yönetici erklerin 'Güç bende kimseyi dinlemem,  istediğimi yaparım' yaklaşımı o kadar yanlıştır.
Türkiye'yi karıştırmak isteyenlere karşı, İnadına kardeşlik düsturuyla milli birlik ve beraberliğimize sahip çıkalım. Yaşadığımız acı tecrübelerden ders çıkararak, sorunları yakarak, yıkarak, ötekileştirerek değil konuşarak çözmeyi öğrenmeliyiz. Ülkede sükûneti sağlamak, en başta iktidarın görevidir. Türkiye bir inatlaşmanın kurbanı edilmemelidir.  
Çözüm sureci, ekonomik ve sosyal politikalarla desteklenmelidir. Çözüm surecinin hedefi şeffaf bir şekilde milletle paylaşılarak yürütülmelidir. Bizler aynı bahçenin çiçekleriyiz, renklerimiz düşüncelerimiz farklı olabilir, farklılıklarımızı zenginlik olarak görmeliyiz. Hudut bölgelerinde yabancı istihbarat güçlerinin provokatif faaliyetleri dikkatle takip edilerek gerekli güvenlik tedbirleri alınmalıdır."
Özetleyerek aktarmaya çalıştığım bu 10 maddelik teklif içinde yeni hiçbir şey yoktur. Bu teklifleri hazırlayanlar olup bitenlerden ya haberleri yok veya aynı ülkede yaşamıyorlar demektir. Şuurlu müslüman konuşmak için konuşmaz, milletin kopuk yaşamaz, boş yere zamanını israf etmez. Ülkenin ve milletin menfaatine yapabileceği bir şeyi varsa mazeret beyan etmeden gereğini yapar.  Geçmişin şartlarını zorlayarak bedel ödeyen Erbakan Hocamızı istismar etmek suretiyle, günümüz şartlarına göre siyaset yaparak bedel ödeyenleri körü körüne eleştirmeye kalkışmaz. Şer güçlerin kayığına binen kimi cemaat ve partilerin kuyruğuna takılmaz.   
Sayın Genel Başkan ve ekibi milli çizgide siyaset yapmak istiyorsa, öncelikle siyasi geçmişimizi tezekkür etmelidirler. Geleceğe yönelik tedbirler için, Tedebbur yapmalıdırlar. Geçmişle gelecek arasında bağ kurarak, Taakkul yaparak olaylardan bir sonuç çıkarmalıdırlar. Bunların hepsini bir arada düşünmenin adı tefekkürdür. Bu dört özeliği bilmeden tefekkür etmeye çalışan insan, doğru yaptığı zannıyla yanlışa düşebilir.
Şiddet ve anarşinin kardeşi kardeşe kırdırdığını, Sayın cumhurbaşkanımız, sizlerden çok iyi bildiğinden siyasi risk alarak elini değil vücudunu taşın altına koyduğunu bilirsiniz. Teröristlerin eylemlerine karşılık, kudret ve şefkatle tedbir alan iktidarın icraatlarını teröristlerin yaptıklarıyla aynı paralelde görmek bir genel başkana ve ekibine hiç yakışmamaktadır.  Karanlık şer güçlere karşı milli birlik ve kardeşlik projesinin AK partisi tarafından uygulanmaya konulduğunu bilmemeniz de manidardır.
Çözüm sureci, ekonomik ve sosyal yardımlarla desteklendiği halde, PKK militanlarınca sabote edildiğini görmemeniz, her türlü diyalogun yapılarak ötekileştirmenin önüne geçildiğini anlayamayacak kadar ilgisiz kaldığınızı anlamakta zorlanıyorum. Türkiye'de yaşayan 78 milyonun %99'u müslümandır. Renklerin, ırkların, dillerin farklı olması Yüce Allah'ın bir kanunudur. Vatanın bölünmesi, bayrağın aşağılanması, İslam dinini hafife alan, düşünce farklılıkları bir zenginlik değildir. Bu gibi ve benzeri düşünceler anarşiyi ve şiddetti teşvik ettiğini bilemeyecek kadar şuursuz olamazsınız. 
Mevcut sistem için de, sizlerin söylemeye cesaret edemediklerinizi iktidar yapmıştır. Kur'an ve siyer derslerini tüm okullarımıza seçmeli ders olarak konulmuştur.  İsteyen istediği eğitimi alma imkânına kavuşturulmuştur. Başörtüsü mesele hal edilmiştir. Bütün bunların yanında siyası, sosyal, ekonomik ve diğer alanlardaki iyileştirmeleri görmemeniz hayra alamet değildir.
Siyasilerin en büyük görevi, ülkenin ve milletin menfaatleri için iktidarın önünü kapatan değil, açan eleştirilerle yardımcı olmaktır.  İslam kardeşliği bilinciyle hareket etmeyenler, boş şeylerle uğraştıklarından hainlerin vagonunda yolculuk yaptıklarını fark edemezler.  Şuurlu müslüman tefrikaya düşmez, hainlere karşı aynı safta buluşmanın yollarını aramaya çalışır ve bulur. 
Terörün ve bölgede istikrarsızlığı önlemek hususunda yazdığınız 10 maddelik mektupla olayları ne kadar gerisinde olduğunuz fark edebildiniz mi? Bu işin çözümü İslam olduğunu bildiğiniz halde neden gerçekleri açıkça söyleyemiyorsunuz. Dilinizi kolunuzu tutan mı var?   Pansuman tedavileri reddeden Erbakan hocamızın yolundan ayrıldığınızı düşünebiliyor musunuz? Geçmişin kirli atıklarıyla yeniden yarayı pansuman etmeye kalkışan insanların değirmenine su taşıdığınızı göremeyecek kadar kör olamazsınız.
Sonuç olarak, hakaret etmemek şartıyla Yazdıklarıma yorum getiren ve eleştiren okuyucularıma asla kızmıyorum. Sadece bir hatırlatma yapmak istiyorum. İnsan hata yapmaya müsait bir varlıktır. Onurlu ve şuurlu insan, hatasını gördüğünde, hatasından vazgeçmesini bilendir. Zira hatadan dönmek fazilet, hataya ısrar etmek zillettir. Eleştirenlerde geçmişteki hatalara takılmadan, günümüzün gelişen ve değişen olaylara göre partiler üstü bir anlayışla ülkenin ve milletin yararına milli bir pozisyon almalıdırlar.
                                                                           
                                                                     
Bu yazı toplam 394 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37