1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Bölüşme zamanı
Bölüşme zamanı

Bölüşme zamanı

Yaşamın, acısıyla tatlısıyla, olumlu olumsuz  gelişmeleriyle haşır neşir olurken pek fark edemesek de, zaman su gibi akıp gidiyor. Yani, ömür denen gizemli  yolu nasibimizce yürüyoruz.  Hem de, ardımız

A+A-

Yaşamın, acısıyla tatlısıyla, olumlu olumsuz  gelişmeleriyle haşır neşir olurken pek fark edemesek de, zaman su gibi akıp gidiyor. Yani, ömür denen gizemli  yolu nasibimizce yürüyoruz.  Hem de, ardımıza baktığımızda bir arpa boyu yolun aşıldığını anlayamadan ve geçen zamanı da fark edemeden. Evet, ne enteresandır ki  bu arada hayat muhasebesi yapmaya ve yaşadıklarımızı analiz etmeye ayıracak vakit bulamamaktan da yakınan yine bizleriz. Keşke zaman denen  olgunun ne olduğunu ve  kendimizin  bu olgu içersinde nasıl bir rol aldığını bir düşünebilsek,  çok şeyi daha net anlayacağız. Mesela art niyetsiz ve objektif  olarak bir aynanın karşısına  geçip kendimize derinden bir baksak, acaba gerçek yüzümüzü görmeyi başarabilir miydik.? Acaba kendi penceremizden, kendi öz eleştirilerimizi sıralayabilir miydik.?

İşte geldik, işte gidiyoruz. Ama nereye, bilen var mı.?Şu kısacık hayat yolculuğunda toplumsal olarak faydalı ne yaptığımızı  terazinin kefelerine oturta bildik mi.?Avuçlarımızın içinde ne var.? Bu soruları kendimize bir bir sorduğumuzda  gerçekler çıkacaktır ortaya. Ve, belki yüzümüzün gerçeğini görme şansını yakalamış olacağız. Ve hiç şüphem yok ki, gönül iklimimizin yıllanmış buzulları tek, tek çözülmeye başlayacak, ılık bir rüzgar ardından sevgi çiçekleri açacaktır.  İşte bu nedenlerden dolayı zaman denen bilinmezle mücadele etmek , yaşamın daha verimli geçmesi için daha gerçekçi yaşamalıyız. Yaşam yolculuğunda dağarcığımıza ilave edeceğimiz  güzelliklerin etrafımıza yansımasını sağlayacak öylesi kutsal günler vardır ki, belkide Yaradanın sınavımızı başarıyla geçmemiz için bizlere armağan ettiği günlerdir bunlar. Bu günlerden en büyüğü ve özeli olan Ramazan ayı bizleri bu defa daha fazla bölüşmeye davet ederek geldi işte. Sanki dün gibi.  Yazın sıcağında tutacağımız orucun bizi nasıl etkileyeceğini  yazarak, sizlerle paylaştığımı gayet net hatırlıyorum. Anlayacağınız baştan beri anlatmaya çalıştığım “zaman” olgusunun bir mucizesi bu. Zaman içinde saklı, ömür denen kısa döngünün kaderi.

Mübarek Ramazan Ayının dördüncü günü  bu gün. Ağustos ayında ve normallerin üstünde bir  sıcaklıkta geçeceği söylendi otoriteler tarafından. Ancak ben bu yazımı yazarken sırtıma hırka alma gereği duyuyorum. Yazlık evimin balkonu da mükemmel esiyor iki gündür. Şehir sıcağı daha farklıdır muhakkak,  ama Allah onunda  kolaylığını verecektir, inanıyorum. Yeter ki biz bu mübarek zaman dilimini bilinçli kullanalım. Ramazan, paylaşımın, bölüşümün ve sorumluluğun zirveye çıkarak,  insanların birbirlerine  el uzattıkları, sevindirdikleri, mutluluk dağıttıkları mağfiret ayı değilmidir.?Eh o zaman, bu fırsatı çok iyi değerlendirmeli ve terazimizin manevi kazanç kefesini tepeleme doldurmalıyız. Ne mutlu imkanları nispetinde bu  kutsal görevi yapanlara, ne mutlu Hakkın rahmetini kazananlara. Müslüman Türk’ün en büyük özelliği, iman ve irfan kokan bu yönünün dünyada hiç bir ulusta veya dinde olduğunu sanmıyorum. Ramazan ayında inanılmaz hassaslaşan Türk halkı, komşusunun veya bir yakının her türlü sıkıntısını bölüşmeye hazırdır. Ülkemizde açlıkla, yoksullukla, eğitimsizlikle, hastalıklarla  boğuşan ve hayatından bıkan binlerce aile mevcut. Ama bizler buna sessiz kalmayacak, yetebildiğimizce  hanelerin kapısını çalarak sevgi demetleriyle  evlerinde sıcaklık yaratacağız. Ve daha sonra geçeceğiz aynanın karşısına. Bakalım yüzümüz bize ne söyleyecek. Sadece bu çerçevede kalmayacak bölüşmelerimiz. Bizler huşu içinde bir ramazan hayal ederken, aslan gibi evlatlarını kaybeden ve onları vatana armağan ettiğini şerefle haykıran “Şehit aileleri” nin yanında da olacağız. Kendileri uzak illerde de olsalar gönül ağının kurduğu iletişimle, yanlarında olduğumuzu yansıtan  mesajlarla bütünleşip, acılarını bölüşeceğiz. Bu güzellikler sembolü bölüşüm ve paylaşım öyle bir yer alacak ki yaşamımızda, insani sorumluluklarımızı Ramazan ayından sonrada devam ettireceğiz. Bayramda da onlarla olacağız. Gönlümüz, gözümüz ve elimiz daima onlarla olacak, yaşamımızda açılan bu yeni sayfanın rehberimiz olmasını sağlayacağız. İhtiyaç sahibi insanların  daima yanlarında olmanın yaşam şeklimiz olması bize manevi dünyada büyük zenginlikler sağlayacağına inanmalıyız. Onların  her daim bizlerle bölüşmek istedikleri  bir şeyleri olabileceğini unutmamalıyız. Bakınız size aklıma gelen kısacık bir fıkrayı  anlatayım.  Adam çok ama çok fakirmiş. Ramazan ayında ailesine ne yedirip, neyle sevindireceğini kara kara düşünür dururmuş. Bunu bilen arkadaşları. ” Üzülme be arkadaş, ramazanda gelip geçer” demişler. Adam oflaya,  poflaya  arkadaşlarına şu cevabı vermiş.   “Yahu ben ramazanın gittiğine değil, şimdi de bayramın geldiğine yanıyorum”… Herkese hayırlı ve hayır dolu Ramazanlar.

Bu haber toplam 848 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.