1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Boş verdik, yaşıyoruz
Boş verdik, yaşıyoruz

Boş verdik, yaşıyoruz

Geçen sabah bir okurum aradı, kendisini tanıttı. Kamyon şoförüymüş. Son yıllarda ağırlıklı olarak İstanbul’da büyük inşaat şantiyelerinde inşaat hafriyat ve molozlarının nakil işlerinde çalışıyormuş

A+A-

Geçen sabah bir okurum aradı, kendisini tanıttı. Kamyon şoförüymüş. Son yıllarda ağırlıklı olarak İstanbul’da büyük inşaat şantiyelerinde inşaat hafriyat ve molozlarının nakil işlerinde çalışıyormuş.

İzmit Gündoğdu Mahallesi’nde Dünya Bankası kalıcı konutlarında oturduğunu belirten kamyon şoförü okurum şunları söyledi:

“- İstanbul’da belediye kuralları koymuş. Büyük inşaat şantiyelerinden hafriyat çeken bütün kamyonlar, şantiye çıkışında, ana yola girmeden önce yıkanıyorlar. İnşaat alanından gelen kamyonların tekerleklerindeki bütün çamurlar temizleniyor. Hiçbir kamyon, tekerlekleri çamurlu halde inşaat alanı dışına çıkamıyor. Tekerlekleri çamurlu kalmış kamyon yakalanırsa ağır ceza alıyor.”

Gündoğdu’da oturan kamyon şoförü okurum devam etti:

“-İsmet Bey, Allah aşkına gelin, bizim buranın halini görün. Bölgede pek çok toplu konut inşaatı var. Büyük bölümünü Büyükşehir Belediyesi’nin şirketi yaptırıyor. Müteahhitler gayet rahat. Kamyonlar şantiyeye girip, çıkıyor. Hepsi çamur içinde. Aynı çamurla şantiyeden çıkıyorlar. Gündoğdu bölgesinde zaten tehlikeli, virajlı olan ana yollar, bu kamyonlar yüzünden çamurla kaplı. Bütün araçlar kayıyor, tehlike yaratıyor. Çok kaza oluyor.  Şantiye çıkışlarında kamyonların lastiğini temizleyecek bir basit tesis neden kurulmuyor? Neden denetlenmiyor?”

Üşenmedim, atlayıp gittim.  Gerçekten de Gündoğdu bölgesinde, Eski İstanbul Yolu’nda bütün yollar çamurla kaplı. Onlarca kamyon çamur içindeki şantiyelerden çıkıyor. Bütün çamurlarını yollara bırakıyor. Benim arabam da kaydı, hemen oradan ayrıldım.

Gazeteye geldim, önümde bir haber: Alikahya Merkez Mahallesi’nde Süleymaniye Camii avlusunda çok sayıda ölü sığırcık kuşu bulunmuş. Bu bölge İzaydaş Çöp Fabrikası’nın baca gazlarının kolayca ulaşabildiği bir bölge. Bir-iki yıl önce aynı bölgede tavuk çiftliklerinde ölümler olmuş, bu bölgedeki tavuk çiftliklerinden analiz için alınan yumurtalarda insan sağlığına zararlı maddeler olduğu tespit edilmişti.

Kimsenin umurunda değil. Boş vermiş, gidiyoruz. Yaşıyorsak, yaşıyoruz işte.

Geçtiğimiz yılbaşında ABD’nin orta bölgelerinde bir yerde yeni yılın ilk gününün sabahı 30-40 tane kuş ölüsü bulunmuştu. Yine aynı günlerde Kuzey Avrupa ülkelerinden birinde bazı kuşların topuca öldüğü tespit edilmişti. Bu bölgedeki insanlar ayağa kalktı. Devletin bütün birimleri harekete geçti. Kuş ölüleri üzerinde derin araştırmalar yapıldı. İlk 2 gün içinde halka ilk bilgiler verildi. Daha sonra derin araştırmalar yapıldı, sonuçlar kamuoyu ile paylaşıldı.

Büyük olasılıkla, Alikahya’da görülen kuş ölülerinin de mantıklı bir açıklaması vardır. İnsan sağlığı için zararlı bir durum, bir tehlike söz konusu olmayabilir. Ama olay cumartesi günü meydana geldi. Gazetede yayınlandı. Geride bıraktığımız hafta sonunda ilimizdeki yetkili kurumların herhangi birinden, Belediyelerin ilgili kurumlarından bir tane yetkili bölgeye gidip olaya müdahale etmedi.

Dedim ya boş vermiş  gidiyoruz, nasıl olsa yaşıyoruz..

Evden işe yürüyerek geldiğim her sabah İnönü Caddesi’nde, servis araçlarının, belediye otobüslerinin egzozlarından çıkan gazdan ciğerlerimin yandığını hissediyorum.

Bu şehirde son yıllarda bir tek gün, bir tane aracın egzoz kontrolü yapıldı mı?.. Egzozundan havaya zehirli gaz verdiği için, bir tek araca ceza yazıldı mı?.. Büyükşehir Belediyesi otobüslerinin-gazla çalışanlar değil, mazotla çalışan eskiler-  egzoz gazı çıkışlarını yetkililer arada bir ölçüyor mu?..

Yok canım, boş vermiş gidiyoruz. Nasıl olsa yaşıyoruz.

Vali Ercan Topaca’nın ilimizdeki çevre sorunlarını gördükçe çok rahatsız olduğunu hissediyorum. Çeşitli beyanlarında Sayın Vali, hem kirlenmeden, denetimsizlikten duyduğu sıkıntıyı, hem de bir bakıma çaresizliği üstü kapalı da olsa ifade ediyor.

Çevre Müdürlüğü Allah’a emanet. Hiçbir iş yaptıklarını sanmıyorum. Büyükşehir Belediye Başkanımız, bilimsel araştırmasının sonucunu halk sağlığı açısından sakıncalı durumu gördüğü için kamuoyu ile paylaşan, Dilovası bölgesindeki tehlikeyi ortaya koyan bilim adamına “Şarlatan” diyerek bu konudaki tavrını zaten ortaya koymuştu.

Bakın, çok çarpıcı bir örnek var. Geçen yaz, Gebze’de D-100 yakınlarında bulunan bir sunta fabrikasının deposunda yangın çıktı. Çok büyük yangındı. Yol kapandı. Çevrede oturan insanlar ölüm tehlikeleri atlattı. O yangınla ilgili ulusal televizyonlarda çıkan haberleri, yangın yerine gidip inceleme yapan Başkan Karaosmanoğlu’nun beyanlarını çok iyi hatırlıyorum. Sayın Başkan, “Fabrika ruhsatsızmış. Başka bir ülkeye taşınmaya hazırlanıyormuş. Hemen kapatacağız. Bu tür sorumsuzluklara göz yumamayız” demişti.

Şimdi öğreniyoruz ki, Başkan Karaosmanoğlu’nun sorumsuzluk kaynaklı yangından hemen sonra, “Derhal kapatıyoruz” dediği fabrika hala çalışıyormuş. Vali Topaca farkına varmış da, fabrikayı kapatıyor.

Ne inşaat şantiyelerinden çamur içinde çıkıp da yolları kayganlaştıran kamyonları denetliyoruz.

Ne zehirlenip ölen hayvanlar, kuşlarla ilgileniyoruz.

Ne arabaların egzozlarına bakıyor, ne gelişigüzel doğaya bırakılan kimyasal atıkların sahiplerini bulabiliyoruz.

Dediğim gibi, boş vermiş gidiyoruz. Nasıl olsa yaşıyoruz.

Bütün bunları sık sık yazıyorum ya, ben de kendimi “Şarlatan” gibi hissediyorum.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.