1. YAZARLAR

  2. İsmet ÇİĞİT

  3. Boşuna sinirlenmeyin, sabır ve hoşgörü lazım
İsmet ÇİĞİT

İsmet ÇİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

Boşuna sinirlenmeyin, sabır ve hoşgörü lazım

A+A-

D-100 İzmit geçişinde hafriyat kamyonlarının, transit geçen TIR’ların arasında kalmış arkadaşım telefon ediyor:

“-Bu ne rezalet İsmet Çiğit yazsana.. D-100 İzmit geçişinden kamyonların, TIR’ların geçmesi yasak değil mi. Otoyol’dan geçmeyenler buradan geçiyor. Kimse sesini çıkartmıyor.”

“Her gün yazıyorum” diyorum. “Artık bizi de dikkate alan yok.”

Bir başka arkadaşım Karabaş Mahallesi’ne girmek gibi bir hata yapmış. Eski Valilik bahçesinde yer altı otoparkı yapmaya başlayan müteahhit öyle rahat ki, her yere yayılmış. Arabayla girdin mi çıkamıyorsun. Arkadaşım, arabanın içinde adeta mahsur kalmış. İleri gitse yol yok. Geri gitse, arabalar dolmuş. Yana gitse, çukura düşecek. “İsmet Çiğit, bana yol göster bakalım, nereden çıkacağım.”

Öyle sanıyorum ki, İzmit yüzünden navigasyon aletleri de bozulmuştur. Hani o yolunu kaybedenlere rehberlik yapan navigasyon sesi var ya, “100 metre düz gidiniz. Sonra sağa dönünüz” falan diyerek sizi gitmek istediğiniz yere götürüyor. İzmit’te artık navigasyon falan da geçmez. Çünkü bugün açık olan yol, yarın kapalı. Dün kapalı olan yol, yarın açık.

Bir şeyler yapmaya çalışıyorlar ama, emin olun ne yaptıklarını kendileri de pek fazla bilmiyorlar. Bu kenti yönetenler, bu kentin insanları gibi, bizim gibi yaşamıyorlar. Bizim çektiğimiz sıkıntıları çekmiyor, görmüyorlar.

İş öylesine koptu, öylesine rayından çıktı ki, artık iyi niyetle yapılan tavsiyeleri, önerileri, eleştirileri de dikkate almıyorlar.

O halde ne yapacağız?.. Sakin olacağız. Sinirlenmeyeceğiz. Birbirimize karşı hoşgörülü olacak, sıkıştığımız yerde birbirimize pencereyi açıp el kol hareketiyle küfür etmek yerine, birbirimize yardımcı olacak, yol vereceğiz.

Keskin sirke küpüne zarar derler. Biz sinirleniyoruz. şehrin içinde perişan oldukça kan beynimize çıkıyor. Bize bu işkenceyi çektirenler gayet rahat, “Çok çalışıyoruz. Müthiş işler yapıyoruz. Bu şehre ne söz verdiysek hepsini yerine getirdik. Dünyaya örnek gösterilen belediyecilik bu şehirde yapılıyor” diyorlar. Üstelik emin olun, bu söylediklerine de inanıyorlar.

Bu nedenle tavsiye ediyorum. Boşuna kendinizi sinirlendirmeyin, yolun bittiği yerde arabanızı stop edin, kilitleyin, gidin. Birkaç güne o yol açılır, geri döner arabanızı alırsınız. Sinirlenmekle, birilerine kızmakla bu işi çözemiyoruz. Kendimize zarar oluyor. Lütfen şehir içinde trafikte sıkışan, dükkanının, evinin önü toz toprak içinde olan dostlarım, okurlarım da beni aramasın. Benim yapabileceğim bir şey yok. Elimden bir şey gelmiyor. Emin olun her şeyi yazıyorum, yüz yüze geldiğimde yetkililere anlatıyorum. Eskiden anlarlardı. Artık anlamıyorlar da..

Mısır patlar gibi mermi patlatıyorlar

Mübarek Ramazan geldi. İlk gecenin sahurunda, ilk akşamın iftarında yine şehrimizin pek çok bölgesinde havaya yüzlerce, binlerce mermi sıkıldı.

Toplu tabanca var. 14’lü var, makineli tüfek, keleş, kurusıkı ne isterseniz var. Hatta bazen öyle sesler çıkıyor ki, bazuka attılar sınıyorsunuz.

Bu şehirde, bu havaya silah sıkma magandalığını bir türlü önleyemedik. Ne çok insanda ne çok silah var?.. Önümüz yaz. Ramazan’ın ilk gününde bu kadar silah sıkılırsa, bayram günü hepimizin kafasına 3-5 sarhoş merminin düşme olasılığı emin olun çok yüksektir. Kır düğünleri olacak. Sünnet konvoyları, gelin almaları olacak. Nasıl olsa kimse karışmıyor, nasıl olsa yapanın yanına kalıyor. Yine mermiler yakılacak.

Ne oldu benim şehrime böyle?.. Allah aşkınıza, biz İzmit’te doğduk, büyüdük.. Şimdi başka bir yere taşındık da farkında mı değiliz?. Biz buralılar bilmezdik böyle havaya silah sıkmayı falan. Şimdi etrafımızda havaya silah sıkan insanların içinde yaşamaya mahkum edilmiş durumdayız.

Cumhurbaşkanı çok haklı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iç ve dış politikada binbir türlü sıkıntı ile boğuşurken, son zamanlarda bir de “Yabancı isim” konusuna taktı. Erdoğan, özellikle yeni yapılan futbol stadyumlarına Arena adı verilmesine kızıyor ve bunların değiştirilmesi talimatını vermiş. Bence çok haklı.

Türkiye’de daha önce böyle Arena ismi bilinmezdi. AK Parti dönemi ile başladı. Mithatpaşa Stadı vardı, İsmetpaşa Stadı, Ali Sami Yen Stadı vardı. 19 Mayıs Stadı, Alsancak Stadı, Atatürk Stadı derdik. Bu Arena ismi modası sonradan çıktı. Umalım ki, İzmit’in biten ama, hala yolu olmayan stadına da artık “Arena”sız uygun bir isim bulunur.

Sorun sadece stat isimlerinde değil. Son zamanlarda İngilizce, Fransızca isimlerden çok Arapça, Farsça isimler konuluyor. Düşünün, İzmit’te Sanayi Odası Sosyal Tesisinin adı Bithynia. Hadi bu isim İzmit’in tarihinden, eski adından geliyor. Ticaret Odası Sosyal Tesisinin adı “Beyt-ül Kebap” . Bu ne yahu?..

Bu şehirde kaç tane Arapça, kaç tane Farsça tamlamalı lokanta, kebap salonu ismi var, sayamazsınız. Bir de lazca isimler konuluyor. İzmit’teki en manzaralı köprü kafeteryanın adını “Ahaora” mı, “Ohahara“ mı ne koydular. Bunlar belediye tesisleri. Yabancı isimleri tamamen temizleyelim. Avrupalıca olanların yanında, Arapça, Farsça olanları da değiştirelim.

Bu yazı toplam 4018 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
4 Yorum