1. YAZARLAR

  2. İbrahim ELGİN

  3. BOŞVER BE AMCA TAKMA KAFANI
İbrahim ELGİN

İbrahim ELGİN

Yazarın Tüm Yazıları >

BOŞVER BE AMCA TAKMA KAFANI

A+A-

Yaşlı amcamızın biri ishal olur, bir türlü geçmeyince doktora gitmeye karar verir. Hastanenin birine gider. Dahiliyeden bir numara ister. Görevli dahiliye servisin de numaranın bittiğini söyler. Peki o zaman hariciyeye verin. Oda bitti derler. Yahu arkadaş hangi serviste numara varsa verin oraya gideyim der ve amcamıza o sırada müsait olan psikiyatri servisine numara verirler. Amcamız alelacele doktorun yanına girer. Doktor bey sorar, amca söyle bakalım neyin var. Amcamız doktor bey oğlum ishalim var deyince, doktor bey boş ver be amca hayatta daha ne dertler var hayatta takma kafanı der.

       Amcamız doktor bey oğlum karnım çok ağrıyor onu ne yapacağız. Doktor bey yine, ağarsın boşver be amca daha ne dertler var hayatta takma kafanı der. Amcamız bakmış olmayacak, ne dese doktor bey hepsine boşver be amca daha ne dertler var hayatta takma kafanı diyor. Doktora dönerek  oğlum bari birkaç ilaç yaz da ben gideyim der. Doktor bey de bir iki ilaç yazar ve amcamızı gönderir. Ertesi gün oğlu amcamızın hastalığını merak edip arar. Baba dün doktora gitmiştin, nasıl oldun ishalin geçti mi deyince. Babası sakin bir sesle yok be oğlum, ishalim geçmedi ama boşver daha ne dertler var hayatta takmıyorum kafama anasını satayım der. Doktorumuza helal olsun valla buda bir tedavi yöntemi bence.

     Efendim hastahanelerimiz de bazen böyle traji komik olaylar yaşanıyor malesef. Çünkü orasının adı hastahane yani bir hastalığı olan insanların gittiği yer. Böyle ufak tefek olayların yaşanması da gayet normal tabii. Bakın şimdi sizlere günlük hayatımıza yön verecek , ayrıca daha sağlıklı ve uzun bir ömür sürmemizi sağlayacak, kendimize yaşam felsefesi olarak kabul edebileceğimiz örnekler veren bir doktorumuzdan da bahsedeyim isterseniz.

Dünya’da her şeyi kendine dert edinen artık hastalık hastası olan biri doktora gider. Doktor hastayı muayene edip biraz dinledikten sonra hastanın hassas ve vesveseli biri olduğunu hemen anlar. Doktor birkaç ilaç yazdıktan sonra reçeteyi hastaya uzatır ama hasta yine dayanamaz ve doktora sorar. Efendim der tamam verdiğiniz ilaçları kullanacağım ama, bundan sonra acaba neleri yiyip neleri yememem lazım deyince. Doktor bey adama valla bey efendi kendinizi yemeyin de ne yerseniz yiyin der. Ve ardından devam eder. Eğer bundan sonra vesveselerinizi bir kenara koyup her şeyi de kafanıza  takmadan  hasta olmak istemiyorsanız…

*Duygularınızı anlatın;

Saklanan veya bastırılan heyecan ve duygular gastrit, ülser, bel fıtığı, boyun ağrıları gibi hastalıklara yol açar. Duyguların bastırılması zamanla Allah korusun kansere bile dönüşebilir. Öyleyse bazı sırlarımızı, sıkıntılarımızı, hatalarımızı, yapmak istediklerinizi sırrınızı saklayabilecek iyi bir dostunuz ile paylaşmalısınız. Yani konuşun dertleşin. Diyalog, konuşma ve kelimeler çok güçlü birer ilaç ve mükemmel bir terapidir.

*Kararsız olmayın;

Kararsız kişi her zaman güvensiz ve ıstırap içinde olur. Kararsızlık sorunları, endişeleri ve çatışmaları çoğaltır. İnsanın  yaşantısı hayatında vereceği kararlardan oluşur. Yani kararlar kibrit gibidir. Ya çorbanızı ısıtır içersiniz. Yada evinizi yakarsınız. Karar vermek, bazen başkalarının da kazanması için bazı şeylerden  vazgeçmeyi ve avantajları kaybetmeyi bilmektir. Kararsız kişiler mide rahatsızlığı, sinir hastalıkları ve cilt sorunlarının kurbanıdırlar.

*Olduğunuzdan farklı yaşamayın;

Hayatta gerçek kişiliğini saklayan yani rol yapan, mükemmel biri gibi gözükmek isteyen kişi üzerin de tonlarca ağırlığı biriktirmektedir. Yani ayağı toprakta olan bronz bir heykel gibidir. Aldatıcı görünerek yaşamak kadar insan sağlığı için kötü bir şey yoktur. Çünkü bu tip insanlar hep huzursuz ve hep mutsuzdurlar. Çünkü başkalarının mutluluğu onları mutsuz eder. Bunların kaderleri ilaç, hastane ve acıdır.

*Kabullenin;

Reddedicilik ve kendine saygı eksikliği, kendimizi kendimize yabancılaştırır. Kendimizle barışık olmak sağlığımızın anahtarıdır. Bunu kabul etmeyenler kıskanç, taklitçi, aşırı rekabetçi ve yıkıcı olurlar. Eleştirileri kabullenin bu bilgelik, akıllılık ve terapidir.

*Çözümler bulun;

Olumsuz kişiler çözüm bulamazlar. Üzülmeyi, dedikoduyu ve kötümserliği tercih ederler. Karanlığı kovmak için bir mum yakmalısın. Arı ufacıktır ama en tatlı, en şifalı şeylerden birisi olan balı üretir. Biz ne düşünüyorsak oyuzdur. Olumsuz düşünce hastalığa dönüşen negatif bir enerji üretir.

*Kendinize güvenin;

Kendine güvenmeyen kişi iletişim kuramaz,  açık değildir. İnsanlar ile derin ve sağlam ilişkiler geliştiremez. Gerçek arkadaşlıkları nasıl kurabileceğini bilemez. Çünkü kendine güven olmadan karşı taraf ile bir ilişkide kurulamaz. Şunu hiçbir zaman unutmayın kendine güvensizlik sendeki inancın zayıflığındandır.

*Hayatı üzgün yaşamayın;

Biraz mizah, biraz gülmek ve muhabbet huzur ve mutluluk bunlar sağlığa güç verir. Ve daha uzun bir yaşam sağlar. Mutlu bir kişi yaşadığı çevresini geliştirir. Tatlı bir tebessüm, insanlarla iyi geçinmek bizi doktorun elinden korur. Mutluluk sağlık ve kendi kendine ilaçsız bir terapidir.

En büyük felaketlerde bile ümidini kaybetme. Allah bana yeter de sığın ona unutma ki en yumuşak ilik en sert kemiğin içinden çıkar. Gel istersen bundan sonra gülmek senin bir tutkun olsun ama olurda bir gün ağlarsan eğer oda mutluluktan olsun olmazmı. Herkese iyi pazarlar…

 

 

Bu yazı toplam 1701 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.