1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. Boynunda kimlik, elde telsiz
Boynunda kimlik, elde telsiz

Boynunda kimlik, elde telsiz

Yürüyüş Yolu’nda her gün öğle saatlerinde şöyle bir gidip gelirim ve bu yürüyüşüm boyunca insanları yakından incelerim. Bazılarının boynunda kimlik kartları bulunuyor. Belli ki, öğle yemeğine

A+A-

Yürüyüş Yolu’nda her gün öğle saatlerinde şöyle bir gidip gelirim ve bu yürüyüşüm boyunca insanları yakından incelerim.

Bazılarının boynunda kimlik kartları bulunuyor. Belli ki, öğle yemeğine çıkmış, ama işyerinin verdiği kimlik kartını boynundan çıkarmamış. “Çıkarmamış” diyorum, çünkü bir insan boynuna zorla geçirilen bir tasmayı taşımak zorunda kalır, ama ilk fırsatta çıkarıp atar.

Yok öyle olmuyor. Bazıları, kimlik kartını yolda da takmaya devam ediyor.

Bunu bir statü olarak görüyor.

Oysa onun kim olduğu, bir başkasını hiç mi hiç ilgilendirmiyor.

Boynunda her kim kart taşıyorsa, bilin ki, bir kimlik sorunu vardır.

Yıllarca kimlik kazanamamış olmanın bir dışavurumudur bu durum.

Personeline metazori kart taktıran da hastadır.

Örneğin Özel Hastanede doktorun, hemşirenin, hastabakıcının boynunda kimlik varsa, bilin ki hastane patronunun onların ruhunu da satın aldığını göstermek içindir bu.

Diğer özel şirketlerde de durum aynıdır. Patronun yıllarca kimliksiz yaşadıktan sonra edindiği parasal güç, mahiyetinde çalıştırdığı elemanları boynuna kimlik takıp, emrindeki köleye dönüştürme çabasıdır.

Boynunda kimlik martavalını bir de “Toplam Kalite Yönetimi” geyikleri kapsamında değerlendirenlerin sayısı da bir hayli yüksektir.

Adam köle gibi çalıştırdığı elemanına asgari ücretten maaş verir, bir de boynuna kimlik takar, buna da “Toplam Kalite Yönetimi” der.

Boyunda kimlik kadar yaygın olmasa da, bir de telsiz meselesi vardır.

Telsiz taşıyanların sayısı arttı.

Ama bakalım bu telsizli şahısların tümü polis mi?

O yıllarda İstanbul Üniversitesi’nde öğrenciydim. Hiç unutmam. Nokta Dergisi en popüler olduğu dönemde, 1984 yılında İstanbul Eminönü'nde çok çarpıcı bir haber yapmıştı. Derginin muhabirleri, kendilerini sivil polis olarak tanıtarak sabah işlerine gitmekte olan vatandaşları Yeni Cami'nin önünde aramıştı. Yüzlerce kişiyi caminin duvarına arkası dönük olarak yapıştırıp üstlerini arayan muhabirlerin "Türk halkının koyun gibi bir millet" olduğunu ispatlamaya yönelik haberi o günlerde çok tartışılmıştı.

Her gün dikkat ederim. Örneğin Yürüyüş Yolu'nda elinde telsiziyle yürüyen biri varsa, insanlar hafifçe kenara çekiliyor, adamın daha rahat biçimde salına salına dolaşmasına imkan sağlıyorlar.

Çünkü elinde telsizli adam, muhtemelen polistir.

Kaldı ki o adam polis olsa ne olur? Her vatandaş kanun kaçağı mı?

İşte bütün mesele burada başlıyor. Bizim insanımız, polisten hala çekiniyor. Saygı da duyuyor elbette, ama çekinme ön planda..

Oysa Yürüyüş Yolu’nda elinde telsizle yürüyen, suratının yarısı badana fırçası gibi bıyık olan o adam belediye çavuşudur. Yol kenarlarına çiçek dikmekte olan müteahhit elemanlarının başında Alcatraz Cezaevinin şerifi gibi gidip gelmektedir... Telsizini de milletin gözüne sokacak kadar fücursuzca sallamaktadır.

Biliniz ki, o bir zavallıdır.

Bugünden itibaren boynunda kimlik taşıyan, elinde telsiz olan insanlara biraz daha dikkatlice bakınınız.

Bakalım bana hak verecek misiniz?

Bu haber toplam 765 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.