• BIST 82.013
  • Altın 147,317
  • Dolar 3,7764
  • Euro 4,0271
  • Kocaeli 6 °C

Bu böyle gitmez, sabrın da bir sınırı vardır

Alaattin KÖKSAL
Makalemize başlamadan önce bugüne kadar şehit olan bütün kardeşlerimize Yüce Allah'tan rahmet yakınlarına sabr-ı cemil, gazilerimize sıhhat ve afiyet diliyorum. Bu makaleyi yazarken yüreğime düşen ateşin acısına tahammül ederek, ağlamamaya gayret edeceğim. Şer güçleri ve onların işbirlikçisi hainleri muhatap alarak, hakaretler savurarak, aşağılık nefislerini yemlendirmeyeceğim. Şer güçler ve içimizdeki hainler bilsinler ki, ateş düştüğü yeri yakmıyor bütün bir milleti yakmaya başlamıştır. Düşünmeye ve yanmaya başlayan bir milletin karşısına hiç bir zalim güç duramaz ve duramayacaktır.
Makalemizin başlığını okuyanlar,  yazının içeriğini okumadan, kendi zihinlerinden gecen fikir ve düşüncelerini okuyacaklarından eminim. Her bir okuyucumuz zihninden geçirdiklerini bir makale içinde yazması mümkün olmadığından, derdini anlatamayacaktır. Hal böyle olunca yazılan makaleler çoğu insanımızı tatmin etmeyecektir. Herkesi tatmin edecek yazı yazmak, her baba yiğidin işi değildir. Bir insan bir kitap yazar, derdini anlatamaz, bir insan bir cümle söyler tüm insanlığı ikna edebilir.
Bugünkü makalemizi 30 yılı aşkın bir zamandır terörle yaptığımız mücadelenin neden ve sonuçlarını, siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel alanlarda yaptığı tahribatları da yazmayacağım. Zira bu alanlarda yapılan iç ve dış ihanetleri yaşayarak öğrenmiştir. Benim yazmak istediğim husus, milletin gönlünde yazılı olan, kâğıda dökülmeyen terör belasıyla alakalı fikir ve düşüncelerinin satır başlarını yazmaya çalışacağım.
Milletimiz şöyle diyor: otuz yıldır ülkemizi zayıflatmak, güçlenmesini önlemek için, dış destekli PKK terör örgütüyle yapılan mücadelede, Kürtler de ellerini taşın altına koyarak, devletin yanında yerlerini alsınlar.  Devletimiz de, tüm vatandaşlarımızın can, mal, akıl, ilim ve nesil emniyetlerini koruması hususunda, alınması gereken en üst düzeyde tedbirleri almaktan çekinmesinler.
Dinine ve vatanına bağlı, İslam kardeşliğine önceleyen hiçbir Kürt, PKK terör örgütüne ve HDP'ye direk ve endirekt destek vermemelidir.  Bugüne kadar büyük bir sabırla ve dikkatle Kürtlere zarar vermemek hususunda, adeta pirinç çuvalı içindeki beyaz taşları ayıklar gibi bir titizlikle mücadele eden emniyet güçlerimize, bundan sonra PKK terör örgütünün temizlenmesi için, Kürtler de yapılmakta olan bu temizliğe yardımcı olmalıdırlar.
Türkiye; Türkiye de yaşayan tüm insanların vatanıdır. Doğudan batıya göç yapanlara bugüne kadar olumsuz yönde herhangi bir tepki gösterilmemiştir. İstedikleri gibi mal, mülk edinmelerine asla engel olunmamıştır. Kürtler; Türkiye'nin her bölgesinde istedikleri gibi iş tutmaktadırlar. Ancak şu gerçeği de gözardı etmemeliyiz.  Dün insanlarımız pek çoğu batıdan, özelikle Karadeniz bölgesinden doğuya göç ederek iş tutuyorlardı. Bugün güneydoğu Anadolu bölgemizde iş tutmaya, mal mülk edinmeye insanlarımız gitmiyor, gidemiyor. Bunun nedeni, o bölgenin geri kalmışlığından değil, Kürtlerin batıdan ve diğer bölgelerden gelen insanlara Sıçak bakmadıklarından kaynaklandığını bilmeliyiz.
Bu durumu çok iyi bilen Kürtler,  diğer bölgelerde yaşayan Türklerin samimiyetlerini ve kardeşlik şuurlarını istismar etmemelidirler. Kürt ve Türk kardeşliğini bozmaya çalışan kalleşlerin, sinsi oyunlarına ne Türkler ne de Kürtler alet olmaktan sakınmalıdırlar. Birlikte rahmet ayrılıkta azap olduğunu unutmamalıdırlar. PKK terör örgütü Kürt halkının haklarını savunan bir örgüt değildir. Ülkemize ve Kürtlere büyük zararlar veren dışa bağlı taşeron bir örgüttür.
Şuurlu bir şekilde hareket eden hiçbir müslüman Kürt, PKK terör örgütünün içinde yer almaz, alamaz. Şer güçlerin maşası olan, bu hain ateist terör örgütüne destek vermez, veremez. Bütün ırklar ve renkler, Yüce Allah'ın ayetleridir. Hiçbir ırk ve dil aşağılanamaz, üstünlük İslam da ve takvada olduğu bilinciyle hareket etmeliyiz. "Biz Müslümanlardanız" şuuruyla tüm müslümanlar olarak birlikte hareket ederek, zalimlere anlayacakları dilden derslerini vermeliyiz.
 Türkiye cumhuriyetinin tüm vatandaşları millet ve ümmet kavramlarını çok iyi anlamalıdır. Türkiye cumhuriyeti devleti bir ırka dayalı olan bir devlet değildir. Osmanlını mirası üzerinde kurulan Osmanlının bakiyesi olan bir devlettir. Halkın %99 müslümandır ve Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (sav) ümmetindendir. Dini İslam, kitabı Kur'an, Peygamberi Hz. Muhammed olan bir ümmetin, birbirlerini öldürmesi anlaşılır gibi değildir.
İslam ümmetinin birliğinden korkan şer güçler, ümmet birliğini yıkmak için önce Osmanlıyı parçaladılar. Şimdide üçüncü dünya savaşını başlatarak, bu ümmetin bir daha ayağa kalkmaması için ırk mezhep farklılıklarını alçakça tahrik ederek Müslümanları birbirleriyle savaştırarak, İslam kardeşliklerini bozmaya çalışıyorlar. İslam ümmetini meydana getiren müslüman ırklar, hainlerin tuzaklarına düşmemelidirler. Akıllarını başlarına alarak bugüne kadar ödedikleri ağır faturanın bedelini önlerine koyarak yeniden bir araya gelmenin erdemini göstermelidirler.
Bu anlayışla hareket etmeyenler, yaşadıklarından gerekli olan dersleri çıkarmayanlar, çok daha ağır bedeller ödeyebilirler. Hiçbir güç Allah'ın nurunu söndüremez.  Onlar isteseler de istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır. Müslümanlar olarak dinimize sahip çıkmazsak, Yüce Allah bizleri yok eder, başka bir kavmi hidayete erdirir veya yaratarak nurunu tamamlamasında hiçbir zorluk çekmez. Böyle bir durumla karşı karşıya kalırsak, biliniz ki ebediyen kaybedenlerden oluruz.
Yapılacak iş; maddi ve manevi gücümüze, sayımızın azlığına çokluğuna bakmadan, meşru olan tedbirleri alarak, Yüce Allah'a kayıtsız şartsız teslim olmalıyız. Kim ki, Yüce Allah'ın ve Resulünün emirlerine karşı gelerek harbe kalkışırsa, eninde sonun da mağlup olacaklardır. Bilelim ve inanalım ki, Hz. İbrahim (AS) gibi Yüce Allah'a teslim olan Müslümanlara, Yüce Mevla'mız yardım edeceğini vaat etmektedir. Bu söylediğim cümleler Kur'an da çok geniş bir şekilde anlatılmaktadır. Çare İslam'dır, çare tüm Müslümanların birlikte tövbe ederek, Kur'an ve sünnette sarılmalarıdır.
Bizim görevimiz insanlara meydan okumak değil, meydan okuyan şuursuzlara hakkı ve hakikati çekinmeden söylemektir.  Düşmana ve haine haddini bildirme görevi devletindir. Herkes bilir ve inanır ki, kişiler gelip geçicidir, ömür sermayeleri de sınırlıdır. Vatan dünya gezegenin üzerinde bir toprak parçasıdır. Bu toprağa sahip çıkmak suretiyle, ömrünü dünyanın kıyametine kadar uzatmak,  üzerinde yaşayan insanların elindedir. Bu insanlar birlik ve beraberlik içinde Yüce Allahın emrettiği şekilde idare edilir ve dinlerine sahip çıkarlarsa vatanımız kıyamette kadar kalıcı olacaktır.
Her yaratılanın belli bir hayat suresi vardır, bir saniye ileri geri tehir edilmez. Baki olan sadece Yüce Allah'tır. Her bir müslüman şunu bilmelidir. Dünya hayatı, ebedi hayatın kazanılması için bir imkân bir imtihan salonudur. Bu imtihan salonunda, sorular ve cevaplar insanların önüne konulmuştur. Dileyen dilediği gibi, ister hakkı ister batılı tercih ederek sorulara cevap verebilir.  Kendi iradesiyle tercih ettiği cevabın ilkelerini bu dünyada yaşayarak, karşılığını cennet veya cehennem olarak bulacaktır.
Bugün ülkenin Başkomutanlık makamında, Başbakanlık koltuğunda ve diğer önemli makamlarda oturanların isimlerine ve inançlarına takılmadan görev yapan şahsiyetleri, hainlere karşı vatan, din, namus ve diğer mukaddes değerlerimizin muhafazası için, desteklemeye mecbur olduğumuzun bilinciyle eleştirme görevimizi yapmalıyız. Bu ağır görevlerde bulanan şahsiyetleri hiçbirimizin ağlatmaya incitmeye haksız bir şekilde hakaret etmeye hakkı yoktur.
Bu görevlerde bulunan şahsiyetleri usulünce eleştirmek uyarmak yol göstermek vatanseverliktir. Demokratik özgürlük hakkı olarak devletin en zirve noktasında bulunanlara hakaret etmek, belden aşağı vurmak, yalan ve iftiralarda bulunmak, PKK terör örgütüne destek vermek, ülkeyi dışarıya şikâyet etmek, vatan hainliğinin ötesinde karaktersizliktir.
Bu yazı toplam 232 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37