1. HABERLER

  2. HER ŞEYDEN BİRAZ

  3. Bu çorbanın hikayesi içinizi ısıtacak: Darhane Çorbası
Bu çorbanın hikayesi içinizi ısıtacak: Darhane Çorbası

Bu çorbanın hikayesi içinizi ısıtacak: Darhane Çorbası

Darhane çorbası şimdiki adıyla tarhana çorbası soğuk kış aylarının vazgeçilmez bir çorbası.

A+A-

Havaların soğumasıyla akşamları yemek masalarında çorbalar yerlerini almaya başladı. Bunların başında ise tarhana çorbası yani eski adıyla darhane çorbası gelmekte. Her yöreye ait farklılıklar gösteren tarhananın rivayete göre güzel bir hikayesi de bulunmakta; ilk önce ev tarhanası tarifi sonrasında ise hikayesini okuyabilirsiniz.

 

haber-ici-tarhana.jpg

 

MALZEMELER

  • 1 kg domates
  • 1 kg kırmızı biber
  • 1 kg kuru soğan
  • Yarım kg nohut (pişmemiş hali yarım kg.)
  • 1 kg yoğurt
  • 3 yemek kaşığı tuz
  • Yarım demet maydanoz
  • 1 demet nane
  • 5 kg un (yaklaşık)

haber-ici-tarhana-3.jpeg

 

YAPILIŞI

  1. Domates, soğan, biber, maydanoz ve taze naneyi yıkayıp, ince ince doğrayın.
  2. Üzerine 1 lt su ekleyerek iyice yumuşayıp ezilecek kıvama gelene kadar pişirin.
  3. Daha sonra haşlanmış nohutu da ekleyerek blender ile ezin. Süzgeçten geçirin.
  4. Karışımı yoğurt kabına alın, yoğurt ve tuzu ilave edip karıştırın.
  5. Elenmiş un ile katı bir hamur yapın, cam veya çelik bir kaba koyup üzerini kapatın ve 6-7 gün bekletin
  6. Her gün sabah, öğlen, akşam hamuru karıştırın.
  7. Çok sulanırsa un ilave edebilirsiniz.
  8. Süre dolunca bir örtü üzerine küçük parçalar halinde dökülün.

 

Not: Bez yerine yağlı kağıt üzerine dökerseniz, rahatça ters çevirebilirsiniz. Biraz kuruyunca daha da ufalayın. Son olarak kevgirden geçirip gölgede iyice kurutun. Bez bir torbaya koyup saklayın.

 

haber-ici-tarhana-2.jpg

 

DARHANE HİKAYESİ

Bir gün Yavuz Sultan Selim, yanından hiç ayırmadığı yakın dostu Hasan Can’la kıyafet değiştirir, birlikte Edirne’yi gezmeye çıkarlar. Yavuz Sultan Selim, Hasan Can’a şöyle der: “Bak Hasan, iftar topu atılır atılmaz hangi evin önündeysek o eve konuk olalım, iftarı o evde açalım.” Her evin önünde ev sahibi ya da o evden bir genç, kapısını açmış, konuk beklemektedir. Yavuz Sultan Selim’i ve Hasan Can’ı kimse tanımamakta, fakat herkes evine çağırmaktadır. Bu sırada iftar topu atılır.
Yavuz Sultan Selim ve Hasan Can o anda tek katlı, kerpiç bir evin kapısı önündedirler. Ev sahibi, hiç görmediği bu konukları içeriye buyur eder. Girerler. Ortada bir tahta sini, üzerinde buram buram tüten, tüttükçe iştah açan bir kâse çorba… Kenarında sıcak sıcak pideler. Tüm yiyecek bu. Sofraya otururlar. Ev sahibi sevinçlidir, önce tuzla iftarı açar, sonra çorbaya başlarlar. Bir ara Yavuz Sultan Selim konuşmaya başlar. Hasan Can da dalgınlıkla ve dil alışkanlığı ile “Evet sultanım, öyledir hünkârım.” deyince, ev sahibi şaşırır. Padişahın sofrasında olduğu anlar. Ne var ki, fazla bir şey ikram edemeyeceği için üzgündür. Padişah, üzüntüsünü gidermek için: “Bu akşamki kısmetimiz ne güzel, ne lezzetli çorba bu.” diye iltifat eder. Ev sahibi elinden bu kadar geldiğini anlatmak için:
“Dar hane çorbasıdır, kusura bakma sultanım.” der.
Yani fakir hane çorbası demek ister. O günden sonra bu çorbanın adı “darhane çorbası” olarak kalır. Bugün “tarhana” dediğimiz çorba… Sofraların da, çorbanın da baş tacı olur tarhanamız…

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.