1. HABERLER

  2. MEKTUP

  3. Bu da bizim aile iftarı
Bu da bizim aile iftarı

Bu da bizim aile iftarı

MEKTUP-İSMET ÇİĞİT Pek çok yazımda bizim “Kızılderili Çetesi’nden” söz etmişimdir. Biz, bu kentte doğup büyümüş, çocukluk çağlarında tanışmış, artık çoluk çocuğa karışmış ve iyice yaşlanmış olmamıza rağmen

A+A-

MEKTUP-İSMET ÇİĞİT

Pek çok yazımda bizim “Kızılderili Çetesi’nden” söz etmişimdir. Biz, bu kentte doğup büyümüş, çocukluk çağlarında tanışmış, artık çoluk çocuğa karışmış ve iyice yaşlanmış olmamıza rağmen birbirimizden kopmamış, küçük bir grup arkadaşız. Yıllar içinde aramızdan önce Arif Kobak, sonra Nusret Uğur genç yaşlarında ayrıldılar. Biz kalanlar, birbirimize sıkı sıkıya bağlılığımızı koruyoruz.

Şehrin artık azınlıkta kalmış yerlileri anlamında “Kızılderili Çetesi” adını verdiğim, ben, Ahmet Kobak, Ahmet Küçükörs, Metin Karan ve Sedat Sapmaz’dan oluşan grubun maceralarını da siz okurlarımdan hiç gizlemedim. Ayda en az bir kez, beşimiz bir araya gelip,  içki masasında “Ne olacak bu İzmit’in hali” muhabbeti yapmaya devam ediyoruz. Ramazan ayında elbette içkili-bekar toplantı askıya alınıyor. Son yıllarda, aynı grup, Ramazan ayında da ailece iftar yemeğinde buluşuyoruz.

Geçen hafta bu sütunlarda size, gazete ailesinin iftar yemeğinden söz etmiştim. Bu kez, bizim “Kızılderili Çetesi Ailesi”nin iftar yemeğini anlatacağım.

Ramazan ayının son haftasına girilirken, benim yaz aylarında oturduğum Balaban köyündeki Cevizlik Sitesi’nin sosyal tesisinde iftar buluşmasını gerçekleştirdik. Her yıl, aile biraz daha genişliyor. Geçen yıl Küçükörs’lerin büyük oğlu Sercan ve eşi Begüm ilk kez aramızda olmuştu. Bu yıl, Kobak ailesinin çiçeği burnunda damadı Coşkun Çağlayan, zarif eşi İlksen ile birlikte aramıza katıldı.

Birkaç yıl içinde umuyor ve diliyorum ki, aile daha da genişleyecek; hatta artık bu geleneksel iftar yemeklerini torun tombalaklarla birlikte yapacağız.

Bu yıl, Begüm-Sercan Küçükörs izinliydi, katılamadılar. Metin Karan, eşi Nilgün Hanım, oğulları Berk ve Barkın, tam kadro geldiler.

Birsen-Sedat Sapmaz da tam kadro aramızdaydı.

Belgin-Ahmet Küçükörs, iki oğulları ve gelinlerinden ayrı, baş başa katıldılar.

Kobak Ailesi, tam kadroydu. Handan-Ahmet Kobak’la birlikte küçük kızları Reyyan, büyük kızları İlksen ve damat Coşkun Çağlayan beş kişilik grup oluşturdular.

Biz de ev sahibi olarak tam kadroyduk. Ev sahibi dediysem, yanlış anlaşılmasın. Karşılamayı, uğurlamaya yaparım. Herkes, kendi hesabını kendisi öder.

Çok güzel bir geceydi bizim için. Cevizlik Sitesi sosyal tesisinin, bence Kocaeli’deki eli en lezzetli aşçısı Dursun Usta, çorba-beğendili incik- iç pilav-güllaçtan oluşan menü hazırlamıştı. Yılın 11 ayının her birinde, en az birer kez içkili mekanlarda buluşup, şarkılar söyleyen, geyik muhabbeti yapan bizim çete, iftar yemeklerinde ailece bir araya gelince bir efendi oluyor, bir nazik oluyor, anlatamam size.

Yemekler bitti, minik bir kutlama için pasta kesildi. Metin Karan’ın KOÜ Makine Mühendisliği bölümünden mezun olan büyük oğlu Barkın, çok önemli bir başarı daha göstermiş, İTÜ’de İşletme Mühendisliği mastırı yapma hakkı kazanmıştı. Ahmet Kobak’ın dünya tatlısı, afacan küçük kızı Reyyan, Sakarya Üniversitesi Biyokimya bölümünden bu yıl mezun olmuştu. Benim, Kocaelispor fanatiği küçük oğlum Emir, Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde iki yılı boşa geçirdikten sonra, “Ben İzmit’ten uzakta yapamıyorum” diyerek okulu bırakma kararı almış, ama bu yıl KOÜ’nün Felsefe bölümünü kazanmıştı. Barkın, Reyyan ve Emir için mini kutlama yaptık.

Muhabbet uzadı. Saat 23.00’e geldi. Benim uyku saatim. Ramazan dışı bekar yemeklerinde muhabbet uzar, gece yarısını geçer anlarım da, Ramazan’da iftar sofrasında çayla nereye kadar. Hayır, bizimkileri bıraksam, “Sahuru da burada yapalım”a gelecek, ben iyice daralacağım. “Hadi herkes evine “ demeye başladım. Eşim, masanın altından tekmeliyor, “Ne kadar ayıp” diye bana sitem ediyor.

Ama en sevdiklerime karşı bile dayanma haddimin sınırı var. İçlerinde ertesi sabah en erken kalkan da benim. Saat 23.00’i biraz geçe dağıldık.

Böyle arkadaş grupları, özellikle yaş ilerleyip, 50’yi aştığında çok daha önemli. Aralarında, “Ağzımdan çıkan şu laftan acaba şu kişi alır mı, kırılır mı?” diye en küçük bir şüphe duymadan, birbirine kardeşten yakın insanların çoluk çocuk toplanması da gayet keyifli oluyor. Tabii böylesi arkadaş grupları, birkaç yıl içinde oluşmuyor. Bizim gibi, taa çocukluktan gelmek lazım. Birbirinin düğününe katılmış, birbirinin çocuklarının doğumunda heyecanı yaşamış olmak lazım.

Ramazan’da kendim, ailem, ülkem ve kentim için dua ederken, bu bizim çeteyi de hiç ihmal etmedim. Bizim bu birliktelimiz olmasa, her halde her birimiz için hayat çok daha sıkıcı olurdu.

Efendim, koskoca mübarek Ramazan’ı bitirdik. Bütün okurlarımın bayramını en içten dileklerimle kutluyorum. Dileyelim ki, hep birlikte sağlıkla nice Ramazan’lara ve bayramlara ulaşalım.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.