1. YAZARLAR

  2. Sevcan TAMER

  3. BU DA ÖNEMLİ BİR ÜLKE SORUNUDUR...
Sevcan TAMER

Sevcan TAMER

Yazarın Tüm Yazıları >

BU DA ÖNEMLİ BİR ÜLKE SORUNUDUR...

A+A-

    Ülkemiz  büyük  bir  tehlike  ve  baskı  altında,  bunu  tekrarlamaya  gerek  yok.. Terör  olaylarının  ardı  arkası  kesilmiyor..Canımızı  yakmaya  çalışan  hainler,  sinsi  planlarını  ülkemiz  ve  insanımız  üzerinde  gerçekleştirme  arayışını  sürdürüyorlar..Şunu  inanarak  ve  dileyerek  söylemek  istiyorum ki  sonunda  bu  milletin  inanç  ve  cesaretinden  korkarak  pes  edecekler  ve  inlerine  çekilecekler.. Nihayetinde  orada  yok  olup  gideceklerdir.. Bu  herkes tarafından  bilinen  bir  realitedir,  dahası  sabır, sükunet  ve  inançla  sonuç  beklenmelidir..

  Tamam da  beni  uzun  bir  süredir  rahatsız  eden  ve  sıkça  kaleme  almaya  çalıştığım  başka  bir  toplumsal  konu daha  var..  Aslında  bu da  bilinen  başka  bir  realite..

Gençler.. Yani  yarınların  teminatı  olarak  yetişen  gençlerimiz.. Bunlar  bilhassa  ilkokul  dördüncü  sınıftan  başlayarak,  lise  son  sınıf  arası  öğrenciler  ne  yazık ki.. Evim  hem  şehrin  göbeğinde,  hem de  ara  bir  sokakta.. Bu  çocuklar  bizim  ara  sokakları  oldukça  fazla  severler.. Çünkü  ara  sokaklarda  gizli  işler  daha  rahat  yapılır..Kaçmak  gerekirse çok  girişi  çıkışı  olduğundan  bir  anda  yok  olabilir  insan.. Ve  onlar  için  avantaj  sayılabilecek  imkanlarla  dolu  mahallemizde  bu  çocuklar  sıkça  bir  araya  gelirler.. Haa  kız  veya  erkek  hiç  fark etmez.. Zaman  zaman  kızlar  erkeklere  meydan  okurcasına  çıkartırlar  tırnaklarını  ve  ciyak  ciyak  öterek  herkesin  korkmasına  neden  olan  seslerini.. Camlara  koşarız..Ama  biz  müdahale  etmeye  çekinirken  onlar  gözümüze  baka  baka  kavgalarına  veya  kanki  sohbetlerine  devam  ederler.. Hemen  hemen  hepsinin  elinde  öksürerek  veya  sağa  sola  tükürerek  içlerine  çekmeye  çalıştıkları  sigaraları  hiç  eksik  olmaz..Yani  anlayacağınız,  yaz  kış  fark etmeksizin  mahalle  aralarında  kümeleşerek  çevreye  rahatsızlık   vermenin  hiç  derdi  yoktur  üzerlerinde.. Belki de  bir  komşu  müdahale  etse  yiyecektir  küfrü..

  Sayın  okurlar.. Allah  kimseye  evlat  acısı  vermesin..Onların  mutlu  olması  için  neler  yapmayız  ki.. Uzmanlar  bunu  şöyle  anlatıyorlar.. “Ailesinde  huzur  olmayan,  mutluluk  olmayan,  devamlı  kavga  eden  ebeveynleri  olan, sevgi  ve  şefkatten  uzak  çocuklar  risklidir.. Ailede  bulamadıklarını  dışarıda  ararlar.. En  kritik  yaşlar  8  ile  15  arasıdır”..

  Evet,  demek ki  evlatlarımız  için  fedakarlık  gerekiyor..Ben  bazen  konuşuyorum  onlarla.. Çok  aklı başında  olanları da  var  tabiî ki.. Örneğin,  vasat  maddi  imkanlara  sahip  ancak  çok  doğru  yaklaşımlar  sergileyen  bir  anane  ve  babanın  ikinci  kızları  Büşra  bana  büyüklere  taş  çıkartacak  açıklama  yapmıştı..  “Sevcan  teyzecim 15  yaşında  bir  kişi  kendi  isteğiyle  davranışlarını  geliştirmemişse,  o  saatten  sonra  öğretmenin  ne  anlamı  olur.. Çocuğun  küçük  yaşta  ipini  sıkı  tutacaksın..Büyüdükçe o  ipi  gevşete  bilirsin..O  zaman  disiplinli  olmayı  öğrenir.. Anne  ve  babalar  genellikle  bunun  tersini  yaptıkları  için  böyle  oluyor”..Doğru.. Vallahi  çok  doğru..Hepimiz  mutlu,  başarılı,  saygılı  ve  terbiyeli  çocuklar  yetiştirmeye  çalışıyoruz.. Ama  nasıl  iyi  ebeveyn  olunur  bilemiyoruz.. Ara  sokaklarda  ciyaklayan  ve  saç  baş  dövüşen  kızların,  sigara  içme  yarışında  iddialı  ve  küfürlerin  kitabını  yazacak  derecede  donanımlı  ve  çevreyi  kirleten  erkek  çocuklarının  ailesi  olmayı  kimsenin  isteyeceğini  zannetmiyorum.. Ancak  bilmiyoruz ki  asıl  suçlu  belki de  bizleriz..

 Bakınız  bir  yerde  okumuştum.. Batı dünyasında  zengin  insanların  çocukları  babalarının  şirketlerinde  çalışmaya  başlarken  en  alt  kademeden  başlarlarmış.. Yükleme  memuru  olurlar,  temizlikçi  olurlar,  mutfakta  çalışırlar,  işin  her  detayında  ezilirlermiş.. İsviçre’de  yaşayan  bir  arkadaşımla  sohbet  ederken  yabancıların  çocuklarına  olan  yaklaşımlarını  anlatırdı.. Oradaki  büyük  otelleri  olan  bir  yabancı  aile  onu  şaşırtmıştı..” Ya  kardeşim, otelcilik  üzerine  eğitim  yapan  çocuklarına  bulaşık  yıkamaktan  balık  temizlemeye, yatak  yapmaktan  huysuz  müşterilerle  muhatap  olmaya  her  şeyi  öğrensin  diye seferber  ettiler.. Üç  sene  tabir  caizse,  anasını  ağlattıktan  sonra  otellerinin  birine  resepsiyon   memuru  olarak  tayin  ettiler..Ve  çalışma  hayatına  oradan  başladı”.. 

Hadi  dostlar  gelin  bir  düşünelim.. Bizim  ülkemizde  kaç  iş  adamı  evladına  bu  yaklaşımı  sergiler.. Tersini  düşünelim  birde.. Soğan  ekmek  yese  çocuğuna  pirzola  yedirmek  için  elinden  geleni  yapar.. Saçını  süpürge,  sakalını  paspas  ederek  her  tür  fedakarlığı  yapar.? Kalıbımı  basarım  çocuğunun  boynu  bükülmesin,  gururu  kırılmasın,  kimseden  aşağı  kalmasın  diye  akla  ne  gelirse  yapar..Eh  yaparda  sonra  ne  olur.? Ne  olacak,  çocuklarda  böyle  doyumsuz  olurlar.. Sorumsuz  olurlar..Ve  daima  anne  babadan  gelecek  desteğe bağlı  kalıp  beklerler.. Ben  endişeliyim.. İnanın  yarınlar  için  endişeliyim.. Çünkü  bu  ülkenin  kaliteli,  başarılı,  çalışkan,  idealist  ve  eğitimli  gençlere  zamankinden  daha  büyük ihtiyacı  var..                   

Bu yazı toplam 1677 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum