1. HABERLER

  2. MEKTUP

  3. Bu defa gerçekten kenetlendik
Bu defa gerçekten kenetlendik

Bu defa gerçekten kenetlendik

Eli kanlı terörün amacını hepimiz çok iyi biliyoruz: Toplumu bölmez. Halkı umutsuzluk, korku içinde bırakmak. Kardeş kavgalarının fitilini ateşlemek.

A+A-

Güzel ülkemiz geçen cumartesi günü gecesi yeni ve korkunç bir terör eyleminin daha hedefi oldu. Gencecik insanlarımızı kaybettik. Herkesin, hepimizin bildiği bir yerde dünyanın en güzel şehrinin en güzel yerinde bombayı patlattılar. Tabii, yine amaçları insanları korkutmak, toplumu birbirine düşman etmek, belki var olan siyasi gerilimi daha da arttırmaktı.

Ama hiçbir şey teröristlerin istediği, beklediği gibi olmadı. Onlar, çok değerli, çok genç, pırıl pırıl 40 kişiyi parçalayarak öldürdüler. Ama bu defa, her zamankinden daha fazla ülkemizde insanların kenetlenmesini sağladılar.

15 TEMMUZ GECESİ GİBİ

Devletin içinde yuvalanan hain FETÖ, 15 Temmuz Cuma gecesi Türkiye’de darbe yapmaya kalkışmıştı. O gece de bu millet kenetlendi. Siyasi görüş farklılıkları bir kenara bırakıldı. 10 Aralık gecesi İstanbul’da patlayan bombanın ardından da aynı tablo ortaya çıktı.

Her şeyden önce, korkmadık… Bu millet sinesini açıp, topun tüfeğin, bombanın üzerine yürümeye hazır hale geldi.

Birbirimize düşmedik. Birbirimizi suçlamadık. Tam tersine kenetlendik. Birbirimize sarıldık. “Vatan sana canım feda” diye hep birlikte bağırdık.

Kolay kolay hiçbir ulus böylesi hain bir saldırının ardından böyle bir erdem gösteremezdi. Biz bunu başardık. Çok canımız yandı. Elbette çok acı çekiyoruz. Ama 10 Aralık gecesinin öncesine göre, artık birbirimizi daha iyi anlıyor, daha çok seviyoruz.

HER POLİSE SARILMAK İSTİYORUM

10 Aralık hain saldırısında bu ülke gerçekten çok değerli, çok genç insanlarını kaybetti. Çok açık biçimde görülüyor ki, hedef polisti. Üstelik bir futbol maçında güvenliği sağlamak için görevlendirilmiş, hemen hepsi çok genç yaştaki polisler..

Pazar günü evde eşim, sosyal medyada kıdemli bir polisin yazdığı duygu yüklü bir yazıyı gösterdi. Okumaya başladım ve hıçkıra hıçkıra ağladım. O saldırıda hayatını kaybeden, şehit olan genç polislerin ortak hikayesini yazan bir yazıydı. Polisimizin bilmediğimiz yönünü anlatan bir yazı. Özetle şöyle diyordu:

“-O çocuklar, Anadolu’nun bağrından kopmuş çocuklardı. Gencecik insanlardı. Bu ülkeyi, bu vatanı çok seven, devlete toz kondurmayan yürekli insanlardı. Çoğu, birkaç kişi bir arada ucuz kiralık evlerde kalırdı. Saz çalarlardı. İçinde bulundukları sıkıntılara, zorluklara rağmen, mesai saatlerinin dışında hep neşeli gözükürlerdi. Kimi gün günde 20 saat çalıştıkları olurdu. Maçlarda, kalabalık yerlerde insanların güvenliği için çalışır, zorluklara katlanırken hiç ses çıkartmazlardı.”

O kadar güzel anlatmıştı ki yazı genç polislerimizin hikayesini. İşte bir onlardan 33’ünü kaybettik. Hani şehir içinde kimi yerlerde ellerinde tüfekleri ile görev yapan polisleri görüyor da, genellikle uzaklarından geçiyoruz ya. Benim içimden gördüğüm her genç polise sarılmak, onu öpmek geliyor artık. Sanırım, aynı duyguları artık ülkemizde herkes taşıyor.

HERKES BİZE DÜŞMAN DEĞİL

Bizim Türk insanları ve Türkiye’yi yöneten insanlar olarak bir konuda çok dikkatli ve gerçekçi olmamız lazım. Çok ciddi saldırılarla karşılaşıyoruz. Çok canımız yanıyor. Ama bu olayların ardından, “Bütün dünya bize düşman. Bütün dünya bizim kötülüğümüzü istiyor. Bütün dünya bizi vuran teröristlerin sırtını sıvazlıyor” kompleksinden artık kurtulmalıyız.

Bütün dünya 10 Aralık gecesi İstanbul’da yaşanan kanlı terör olayını kınadı. Ben büyük bölümünün çok samimi olduğuna inanıyorum. Bütün ülkelerin devlet başkanları da, halkları da bizimle dayanışma içinde olduklarını söylediler. Başsağlığı dilediler, acımıza ortak oldular. Zaten Türkiye’deki terörün kökünü kazımak için, dünya ile işbirliğine de mecburuz.

İspanya’da futbol maçları öncesi saygı duruşu yapıldı. İngiltere’de Wembley “Kırmızı-Beyaz” ışıklarla donatıldı. Fransa, Almanya, Rusya, aklınıza gelen bütün ülkeler saldırıyı içtenlikle kınadı ve yanımızda oldu.

Biz canımız yandıkça, “herkes bize düşman” saplantısına sürüklenirsek hata ederiz. İnsanlık, bizim yanımızdadır. Buna da emin olmalıyız.

TEŞEKKÜRLER SEVGİLİ BİLİÇ

Pazar günü beni çok duygulandıran olaylardan biri de, iki sezon Beşiktaş’ta çalışan, halen İngiltere’de West Ham takımının başında olan Hırvat Biliç’in sözleriydi. West Ham, deplasmanda Liverpool ile 2-2 berabere kaldı. Maç sonrasında Biliç basın toplantısında Türkiye’deki acıya değindi. Bütün İngilizlerin gözünün içene bakarak şunları söyledi:

“-İki yıl Türkiye’de Beşiktaş’ta çalıştım. Dünyanın en iyi, en güzel, en samimi insanları Türkler. İstanbul dünyanın en güzel yeri. Orada yaşanan olaydan çok büyük üzüntü içindeyim. Kazandığımız çok değerli bu puanın bile sevincini yaşayamıyorum.”

G.Saray-Gaziantep maçında G.Saray kaptanı Selçuk’un çok temiz yüzlü genç bir polisi alıp tribünlere götürmesi; aynı maçta G.Saray’ın gollerini atan Yasin’in, gol sevinçlerini genç polislerle yaşaması da çok güzeldi.

Bence, 10 Aralık öncesine göre, çok daha kenetlenmiş durumdayız. Belki birbirimizi daha iyi anlamaya başlayacağız. Polisimizi artık çok daha fazla seviyoruz. Kanlı teröristler bizi bölmek, bizi korkutmak istiyorlar.

Hayır, korkmuyoruz. Birbirimizi artık daha çok seviyoruz. Bu ülke, bu güzel vatanın bu güzel insanları, hep birlikte dik durarak, başımıza bela olan bu katillerin kökünü mutlaka kazıyacaktır

Hayat devam etmeli

Elbette içimiz yanıyor. Elbette Türkiye’nin dört bir yanında bayrağa sarılmış tabutlar içinde gencecik şehitlerin cenazeleri gittikçe, hepimizin içindeki yaşama sevinci biraz daha azalıyor.

Ama terörün en büyük amacı da bu. Toplumda yılgınlık yaratmak. İnsanları hayattan soğutmak. Birbirine düşürüp kırdırmak. Pazar günü 1 günlük yas ilan edilirken, futbol maçlarının ertelenmemesi kararını takdirle karşılıyorum. İnadına yaşamalıyız bu ülkede. İnadına insan gibi yaşamaya devam etmeliyiz. Hiçbir şeyi ertelemeyin. Programlarınızı bozmayın. Alışverişe, pazara gidin. Araba mı alacaksınız, alın.. Ev mi alacaksınız alın. Çalıştığınız iş yerinde daha fazla üretin. Daha çok çalışın ve daha fazla yaşayın. Terörü yenmenin, terörle baş etmenin en önemli yolu budur. Hayata, yaşamaya devam edin. Zaten bu ülkede nerede, nasıl öleceğimizi kestirmek de mümkün değil

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
1 Yorum