1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. Bu defaki soruşturma fenerlerle başladı
Bu defaki soruşturma fenerlerle başladı

Bu defaki soruşturma fenerlerle başladı

Ergenekon tutuklamalarının ardından geçen uzunca bir aradan sonra, tüm Türkiye’yi bomba düşmüşçesine sarsan skandal futbolda yaşandı. Yani şampiyon Fenerbahçe kulübü inanması güç şike

A+A-

Ergenekon tutuklamalarının ardından geçen uzunca bir aradan sonra, tüm Türkiye’yi bomba düşmüşçesine sarsan skandal futbolda yaşandı. Yani şampiyon Fenerbahçe kulübü inanması güç şike ve göz altılarla sarsıldı. Tabii ki futbol camiası da. Haydi bakalım, haliyle ülke gündemi baş aşağı. Doğal olarak ta her şey son hızla değişiverdi.  Herkes şaşkındı adeta.

Futbolu çıkarları adına kullanmayı hedefleyen ne çok kişi varmış meğer. Yöneticiler, teknik direktörler, antrenörler, futbolcular, iş adamları vs, vs, vs… Bakalım bu rüzgar daha kimleri sürükleyerek serecek Türk halkının önüne. Bu işlerden pek anlamamama rağmen, olaya karışan isimler ister istemez iğlimi çekti. Örneğin Kulüp Başkanı Aziz Yıldırım böyle bir durumda aklımıza gelecek en son isimdi.  Şu anda ne halde görüyorsunuz. Tamam , artık adaletin hakkaniyetin yanında olduğu inancına en ufak bir acaba sözünün gölgesi düşmeden sonuçlanmasının doğru olduğu bilincindeyim. Ancak “ eldeki delillerin ne denli ciddi olduğunu görmemekte mümkün mü” diye sormak geliyor içimden.  Ortada dönen milyar dolarlar, bu sayede zenginliği, gücü, tek adamlığı planlayanlara sunulmuş nefis bir pasta misali doğrusu.  Yaşanan son durum, dilerim gelecekte aynı düşüncede kafa yoran futbol severlere büyük bir ders olur. Hangi kulüpten olursa olsun.  Güçlü olma hayali güden, şan- şöhreti alın terinin getirisine endeksleyen, hak yiyen, haksızlık ederek hazıra konan bu tür insanlar bir kez daha böylesi ahlak dışı davranışlara cesaret edemez, korkarlar. Belki bu yaşanan adalet mücadelesinden sonra futbol severler yeniden bu camiaya sıcak bakıp, sarsılan inançlarına yeniden kavuşurlar.

Aklı başında futbol severler ve takımlarına aşık olan taraftarlara gelince, takım adlarını hassasiyetle korur, ancak belli bir kişi adına saldırganlığa varan yaklaşımları kabul etmezler. Bu kişi o takımın başkanı olsa bile. Eğer ortada bir hata ve yapılan yolsuzluk varsa, herkes cezasını çekmelidir. Yargının vereceği son karara ve sonlanan neticeye kadar sabır ve sükunetle beklemelidir. Kırarak, vurarak, basına saldırarak ve kaba şiddet kullanarak hareket ettikleri sürece  haksız sayılabileceklerini ve tepkiyle karşılık göreceklerini unutmamalarını tavsiye ederi ederim.

Gelelim diğer fenere. Malum ışıltılar saçarak, fakir fukaranın yolunu aydınlatan namı değer  “ Deniz Feneri”. 1999 yılında Almanya’ da kamu yararına çalışan dernek statüsünde kuruldu. Hayır ve hasenat olarak fakir fukara adına toplandığı söylene büyük paraların üzerine oynanan oyunlara bakınca, iki Fener arasında pek de fark göremiyorsunuz. Bakınız Alman kaynaklarına göre bu gibi dernek ve firmaların Almanya’da çalışan ve ter döken işçilerden son on yılda 900 milyon Euro topluyor. Dile kolay.  Tam 900 milyon Euro. Yazık Vallahi yazık. Hem de büyük ayıp. İşte Alman bankası hesaplardaki olağan üstü hareketi görünce polise baş vuruyor. Korktukları kara paranın akışı bu sayede ortaya çıkıyor. 2008 yılından bu yana süren dava, Fenerbahçe Kulübünde yaşanan şike yolsuzlukları ardından, Deniz Fenerindeki ani gözaltılarla yeniden canlandı. RTÜK eski başkanı Zahit Akman, Kanal 7 televizyonunun Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman, Kanal 7 Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Çelik, Kanal 7 Genel Müdür Yar ve Yön. Kur. Üyesi İsmail Karaman ve Finans Müdürü Erdoğan Kara gözaltına alınarak tutuklandı. Hadi bakalım ayıkla pirincin taşını. Tamam bu davada yargıda ve soruşturma aşamasında , ama görünen köy misali olayların pekte kılavuza ihtiyacı yok görünüyor. Çok ta safça davranmışlar doğrusu. Yada yaptıkları ayaklarına dolanıvermiş. Bakar mısınız, ne amatörce bir davranış bu uyanık hayırseverlerden!! Frankfurt’taki Alman bankasından sık, sık Türkiye’ye para transfer ediliyor.  Gönderilen paralar milyon Euro tutarında olduğundan tabiatıyla dikkat çekiyor. Bu olay savcılığa yansıtılıyor ve savcılık bu para trafiğini iki buçuk yıl kontrol altına alıyor. Sonuçta odaktaki isim “DENİZ FENERİ” derneği basılıyor. Dernek Almanya’da çalışan işçilerden tam 41 milyon Euro topluyor.  Ve savcılığa göre bu paranın 17 milyon Euro’ su Türkiye’deki Deniz Fenerine gönderilmiştir. Alman savcı bundan sonra şu açıklamayı yapıyor.

“ Asıl merkez Türkiye’de” İşte o günden bu güne tam üç yıl geçiyor.  Ta ki 6 Temmuz 2011 Çarşamba gününe kadar. Aynı şike dalgası gibi. Çünkü o hareketinde yeni bir başlangıç olduğuna inanmıyoruz. Ancak geçte olsa, oldu işte. Garibin parasıyla nemalananların bir, bir hesap vermesi Türkiye için inanılmaz bir gelişme. Bu sert rüzgar ve güçlü dalga akımı bayağı süreceğe benzer. Arzumuz bu güzelim ülkeden bu tür insanları alıp götürmesi, silip süpürmesi.  Ancak o zaman hakkın, hukukun üstünlüğü inancıyla dopdolu, güven ve kardeşlik içinde yaşarız. Dilerim hepsi gerçektir.  İnanınız uyanmaktan korkuyorum.  Ya siz.?

Bu haber toplam 1065 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.