• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Kocaeli -7 °C

Bu durak genişlemeli

İsmet ÇİĞİT

İzmit’in trafik sorunu var. İzmit’in ulaşım sorunu var… Bunları zaten biliyoruz. Ama bu sorunlar yumağı içinde çok önemli bazı detaylar da var. Yıllardır sorun olmaya devam eden, basit dokunuşlarla çözülebilecek konular var.

D-100 karayolu İzmit geçişinde, en çok minibüsün girip çıktığı, en fazla yolcu sirkülasyonunun olduğu durak yerleri Halkevi binası önündeki karşılıklı iki durak yeridir. Bunlardan İstanbul’a gidiş yönünde olanın  geniş ve uzun bir cebi var. Zaten bu durağa girip çıkan araç sayısı da çok fazla değil.. 

Ama D-100 üzerinde, Halkevi karşısında,  Ankara’ya gidiş yönündeki durak yeri çok hareketlidir. İzmit’ten şehrin doğusuna(Eşme’ye kadar) ve şehrin güneyine (Karamürsel’e kadar) giden bütün toplu taşıma araçlarının ana durağıdır. Minibüs, Seka  mevkiindeki  batı terminalinden çıkar.. Yolcularının büyük bölümünü bu duraktan alır. Köseköy’e giden, Balaban’a, Nusretiye’ye giden, Uzuntarla’ya giden de; Değirmendere’ye, Ulaşlı’ya, Halıdere’ye giden de bu duraktadır. Hem çok minibüs giriyor, hem çok yolcu buradan arabaya biniyor. Özellikle akşam mesai bitiminde işinden, okulundan çıkan bütün yolcular buradadır. Minibüsler arka arkaya girerler Durak yeri dar. Bütün minibüsleri almaz.. Bazı minibüslerin arkası, ister istemez D-100’ün ortasında kalır. Arkadan bir minibüs gelince, duraktaki araç hareket eder, yolu çıkar. Bu sırada İstanbul yönünden Ankara yönüne üstelik hayli hızlı akan yoğun bir trafik vardır. Minibüslerin daralttığı yolda sürekli kazalar olur.

Geçen akşam, bir tane daha oldu. Bir minibüs duraktan çıkarken, D-100’den hızla gelen bir özel otomobil arkadan çarptı. Özel otomobildeki bir genç öldü, bir kişi yaralandı. 

Üstelik bu durakta seyyar satıcılar durur. Bu durak yeri, her yağıştan sonra göl olur, bataklık olur.. İzmit şehir içindeki en kalabalık, en hareketli durak. Hem alt yapısı, hem üst yapısı eksik. Burada insanlar eziyet çekiyor. Yolcu sıkıntılı, minibüs sıkıntılı, D-100’den transit geçerken bu mevkiden geçen araçlar sıkıntılı. Arkada yer de var. Bu durak mutlaka genişletilmeli,  alt yapısı düzgün yapılmalıdır.

Yiune D-100 üzerinde bu şekilde trafik kazası riski yaratan bir başka durak da Carrefour köprüsünden D-100’ün Ankara yönüne iniş ayağının hemen önündeki durak yeridir. Bu durakta duran minibüsler, Carrefour köprüsünden D-100’e inen araçların önünü kapatır. D-100’e giren araç, arkadan çok hızlı trafik akarken, ister istemez yola girmek zorundadır. Bu durağın da yeri yeniden ele alınmalı. 

Ulaşım sorununu, trafik sorununu bir çırpıda çözemezsiniz. Ama bunlar küçük ayrıntılar. Hele şu Halkevi karşısındaki durak yerinin yarattığı sorunu bunca zamandır görmemek, gereken önlemi almamış olmak, akıl alacak iş değildir.

*Geç de olsa, doğruyu buldular

1974 yılında yapılan, yapıldığı günden itibaren yetersiz kalan Kocaeli Valiliği’nin eski binası, geçen yıl eylül-ekim aylarında yıkıldı. İzmit’in göbeğinde, Karabaş Mahallesi’nin ortasında çok geniş bir alan ortaya çıktı.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, bu alanda yer altı otoparkı yapılacağını, otoparkın üstünün Kent Meydanı ve eskisi gibi tören alanı olacağını açıkladı. Ama Büyükşehir Belediyesi’nin elinde henüz bu işin projesi yoktu. O bölgede yeraltı otoparkı yapmak da öyle çok kolay iş değildi. Şehrin göbeğinde bu kadar büyük bir alan aylarca boş mu kalsındı. Zaten o bölgede çok yoğun otopark sorunu vardı. Doğru bir kararla Büyükşehir Belediyesi, eski Valilik binasının yıkımı ile boşalan alanı düzeltti, asfaltladı. “Alın size beleş otopark” diyerek ortalıkta bıraktı.

Daha o ilk günlerde yazdım, söyledim. Bir iş bedava olursa tadı kaçar. Bizim Büyükşehir Belediyesi, şehrin caddelerinde, sokaklarında otoparkı paralı yapmış. Birileri bu işten büyük para kazanıyor. Ama kocaman bir otopark alanı bedava kullandırılıyor. Alana her yönden giriş, çıkış var. Hemen kargaşa başladı. Otopark ücretsiz. Girişi-çıkışı belli değil. Düzen sağlayan bir kişi bile yok. Arabalar geliyor, gelişigüzel bırakılıyor. Arabasını bırakıp 5 dakikalık bir iş için giden, dönüşte arabasını çıkartamıyor. Kavgalar oluyor. 

Büyükşehir aylar sonra doğruyu buldu. Eski Valilik binası alanındaki otoparkın çevresi kapandı. Tek giriş ve çıkış yapıldı. Bir bekçi kulübesi konuldu. Pazartesi gününden itibaren bu alan Belde A.Ş.’nin işleteceği paralı otopark olacak. Ücret tarifesi gayet makul. Bölgedeki özel otoparklardan, cadde üzerinde uygulanan fiyattan düşük. Doğru olan buydu. Baştan beri yapılması gereken buydu. Keşke Büyükşehir, bu otoparkın işletmesini ihalesiz Kocaelispor Kulübüne verseydi. Hodri Meydan gayet güzel işletir, Kocaelispor Kulübü aylık 25-30 bin TL gelir sahibi olurdu. Bede A.Ş.  işletecek dediler. Buna da şükür. O bölgeye huzur gelmesi, düzen gelmesi için böyle bir düzenleme şarttı.

Ancak; bir mesele daha var. Büyükşehir şimdi bu alanı ücretli otopark yaptı. Valilik binası yıkılırken kente verilen bir söz var: Yaz aylarında inşaat başlayacak, burası altı kapalı otopark, üstü tören alını olacak denilmişti. Yaz ayları geliyor. Şimdi bu alan yıllarca böyle açık otopark olarak bırakılmasın. Kente verilen söz tutulsun, bir an önce bu alanda kent meydanı projesi başlatılsın. İzmit’in bir tören alanı bile yok. Valilik bahçesinden sökülen Atatürk Anıtı, Kolordu’nun deposunda yeni yapılacak tören alanını bekliyor. Umarım, bu işi de savsaklamazlar.

*Derince Kaymakamı’nı tebrik ederim

Şu sıralar, önüne gelen “Yardım kampanyası” düzenliyor. Yoksullara, çocuklara, Güneydoğu Anadolu’ya; Suriyeli göçmenlere  kışlık giyecek eşyası bağışları toplanıyor.. Bu işlerin hangisinin gerçekten amacına ulaştığını, hangisinin iyiliksever insanları ve yoksulları istismar ettiğini birbirinden ayırmak çok zor bir iş.

Dün bu gazetede Perde Arkası sütunlarında yer aldı. Derince Kaymakamı Mesut Yıldırım, çok farklı bir uygulama yapmış. Derince’de gönüllü 420 ev hanımı bulunmuş. Kaymakamlık yaklaşık 7 bin TL’lik bütçe ayırmış.  2 bin adet kalın yün yumağı almış. Yeteri kadar da örgü şişi. Bu 420 gönüllü ev hanımına, yün yumakları ile, örgü şişleri dağıtılmış. 

Hanımlar, evlerinde rengarenk kaşkol ve bereler örmüşler. Kısa süre içinde 2 bin yün yumağı, Derince Kaymakamlığına 817 takım bere ve kaşkol olarak geri dönmüş. Rengarenk, yepyeni, kullananı sıcak tutacak, yüzünü, başını, boğazlarını soğuktan koruyacak şık ve yeni kaşkol, bereler. Kaymakamlık, Derince’deki ihtiyaç sahibi ailelere bunları dağıtmış.

Ne kadar güzel, ne kadar yaratıcı bir kampanya değil mi?.. Oturdukları yerden “Hadi bize eski giysilerinizi bağışlayın. Biz de bunları götürüp yoksullara verelim” diyorlar. Derince Kaymakamlığı, hem 420 ev kadınına meşgale yaratıyor, hem ihtiyaç sahiplerine, yeni, pırıl pırıl giysiler hediye ediyor. Hiç tanımam, hiç karşılaşmadık. Bu güzel fikri bulup uyguladığı için derince Kaymakamını tebrik ediyorum. Umarım, önümüzdeki kış sezonlarında bu ilginç kampanya çok daha yaygın olarak uygulanır.


-Koç Ailesinin yeri bir başka

Türkiye’de insanlar, sık sık beklenmedik olaylarla-genellikle de kötü ve üzücü olanlarla- karşılaşmaya, şok yaşamaya alıştılar. Perşembe günü sabahı da Türkiye, bu ülkenin en önemli ailesinin, en zengin ailesinin halen bütün işlerin başında olan bireyi olan Mustafa Koç’un çok genç yaşta kalp krizi nedeniyle ölüm haberiyle şok yaşadı.

Mustafa Koç’un vefatından ve vefatıyla birlikte ülkenin içine girdiği ruh halinden alınacak pek çok ders olsa gerektir. 

Hatırlıyorum; 20 yıl önce Mustafa Koç’un dedesi Vehbi Koç öldüğünde de Türkiye böyle bir şok yaşamıştı. O zamanlar bu kadar iletişim yoktu. Haberler bu kadar hızlı yayılamazdı. Üstelik Vehbi Koç, 100 yaşını devirmiş bir insandı. Çok yaşlıydı. Buna rağmen Türkiye Vehbi Koç’a üzülmüştü. 

Mustafa Koç’un vefatı sonrası, çevremdeki tepkileri izledim. İşyerinde herkes üzüldü. Evde ailemin çok üzgün olduğunu, televizyonlarda evlendirme programlarının yerine Mustafa Koç’u anlatan programları izlediğini fark ettim. 

Genellikle insanların büyük bölümü, çok zenginleri fazla sevmezler. Ama bu ülkede Koç ailesinin yeri gerçekten başka. Onlar hiçbir zaman gösteriş içinde olmadılar. Yaşamları hiçbir zaman insanların gözüne batmadı. Siyasetin içinde olmadılar. Hep mazlumun yanında yer aldılar. Düşünebiliyor musunuz, Koç Grubu, Koç Grubunun varlığı, Türkiye’nin milli gelirinin neredeyse yüzde 10’u. Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 20’ye yakın bölümünü Koç şirketleri yapıyor. Yüzbinlerce ailenin evine, Koç grubu şirketlerinden gelen parayla ekmek giriyor. İlimizdeki Ford ve Tüpraş gibi çok büyük iki kuruluş da Koç’lara ait.. 

Mustafa Koç, bu ailenin sembol ismiydi. Siyasete yaranmak, iktidara yanlamak gibi bir tavırları hiç olmadı. Onlar üretti. İstihdam yarattı, ülkeye ihracat dövizi,  çuvalla vergi geliri  getirdiler. Hep sosyal projelere destek verdiler. Üstelik göze batmadan, kimseye antipatik gelmeden yaşadılar. Bu nedenle de benim gördüğüm, tanıdığım herkes, sanki bir yakınını, çok tanıdığı birini kaybetmiş gibi Mustafa Koüç’un vefatına üzüldü.

……..

Bu olaydan çıkartılacak çok önemli bir ders daha var. Allah’ın hepimize ihsan ettiği nefes sayılı. Çok fazla sağlık meraklısı olmamak gerekiyor.  Mustafa Koç,  kısa süre önce ameliyat olup, midesini küçülttürmüş. Fazla kilolarından kurtulmak için sürekli spor yapıyor, yediğine içtiğine çok fazla dikkat ediyormuş. Kimbiler ne ilaçlar da kullanıyordu. Evinde, spor yaparken,  efor sarf ederken zaten hasta olan kalbi duruyor. Sonra, dünya kadar para, itibar, güç. Hiç biri işe yaramıyor. 

Hayatı oluruna bırakmak gerekir.. Hiçbir konuda aşırıya kaçmadan, ama kendini de çok fazla sınırlamadan, zorlamadan yaşamak gerekir. Zaten nefes sayılı. Bir gün vade dolacak ve gidilecek. Bütün samimiyetimle söylüyorum; Turgut Özal da bu şekilde vefat etmişti. Özal gibi, Mustafa Koç gibi, hiç sürünmeden, hiç yatmadan, başkalarına yük olmadan küt diye bir anda bir ağaç gibi devrilip ölmeyi çok isterim. 

Mustafa Koç’a rahmet diliyorum. Türkiye çok önemli bir insanını, evladını kaybetti.  Bu kadar sevilir olmak herkese kısmet değildir. Hele böylesine siyaseten bölünmüş, herkesin birbirinden nefret ettiği bir toplumda hiç değildir. Türkiye’nin başı sağ olsun.

*Dost insan, iyi insan 

Sonunda Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, gazetemizin yeni binasını ziyaret etti. Çarşamba günü Büyükşehir Özel Kaleminden aradılar. Kerpe’de mavi deniz, üzerindeki ormanlarda bembeyaz kar örtüsü manzarası önünde, odun sobası ateşinin yanında yemek yiyordum. “Başkanımız yarın saat 14.00’te sizi ziyaret etmek istiyor” dediler. “Başım üstüne, şeref duyarım” dedim.

Perşembe sabahı,  cep telefonundan doğrudan Başkan aradı. Saat 10.00 gibiydi, “İsmet saat 14.00’te geleceğim bildirilmiş. Ama şimdi bir boş vaktim var. Senin için sıkıntı yoksa, şimdi gelebilirim” dedi. Binanın kapısının önüne indim. Sevgili Başkan’ı karşıladım. 

Bazı konularda gerçekten çok kızıyorum Başkan’a. Pekçok konuda görüşlerimiz örtüşmüyor. Mutlaka O da bana bazen çok kızıyordur. Ama gönül koymuyoruz birbirimize, koyamıyoruz. Neredeyse 3 ayı aşkın süredir –ki bu 20 yıllık bir periyodda en uzun süredir-  görüşmediğimiz İbrahim Karaosmanoğlu’nu karşımda görünce, yine içim ılık ılık oldu. O’nun yüzünde öyle bir insanlık ifadesi var ki, gördüğünüzde sevgiden ve güvenden başka bir şey hissedemiyorsunuz. 

Binanın her yerini gezdirdim. Santral görevlisi, çay ocağı sorumlusu dahil, herkesle tek tek el sıkıştı. Bizim gazeteye her siyasi görüşten, her toplumsal sınıftan çok fazla insan gelip gider. Personelin bir kısmı bazı kişilerle, bir kısmı başka bazı kişilerle el sıkışırken yüzünde sıkıntılı ifade oluşur. Dikkat ettim. Karaosmanoğlu ile herkes büyük bir saygı, sevgi ifadesi ile el sıkışıyor. Çünkü Başkan elini uzatırken, içindeki bütün temizliğini, bütün dostluğunu karşısındakine yüzüyle ifade ediyor. 

Geçtik benim odaya oturduk. Biraz sohbet ettik. Seymen’deki MKE hurdalığının kaldırılmasından neden vazgeçildiğini sordum. Şöyle anlattı:

“-Seymen sahiline o hurdalık yakışmıyor. Mutlaka günün birinde kalkacak. Biz MKE ile protokol imzaladık. 10-15 milyon TL’lik bir yatırımı takas için göze almıştım. Onların arazisi 90 dönüm. Biz Durhasan’da 140 dönüm arazi aldık. Önümüze yeni tesis için öyle bir proje koydular ki, 36 milyon TL’ye mal oluyor. Ben milletin parasını boşuna harcayamam. Çok pahalı geldi. Vazgeçtim. Ama MKE o hurdalığı oradan kaldırmaya mecbur. Şimdi biz vazgeçince, onlar tutuştu. Yeniden anlaşmak için zemin arıyorlar. Sonunda benim şartlarıma gelecekler ve biz Seymen’den o hurdalığı kaldıracağız.”

Başkan’a 7 Haziran ile 1 Kasım’ın farkını sordum. 7 Haziran’da AK Parti seçmenlerinin önemli bir bölümünün bazı kişisel kızgınlıklar yüzünden sandığa gitmediğini söyledi. Ortaya çıkan tablonun milleti düşündürdüğünü, 1 Kasım’da HDP’ye, MHP’ye giden oyların büyük bölümünün geri döndüğünü, hatta CHP’den bile oy geldiğini söyledi, “7 Haziran’da sandığa gitmeyen AK Parti seçmeni de koşa koşa sandığa gitti. Tabii biz de çok çalıştık. Özellikle HDP’ye oy veren seçmenler üzerinde çok çalıştık. Saadet Partisi tabanını olduğu gibi yanımıza çektik” dedi. 

Sohbete söz nereden geldi bilmiyorum. Ama Başkan şunları da söyledi:

“-Bütün samimiyetimle, karşımızda sağlam, güçlü, halkı etkileyebilen bir muhalefet olsun istiyorum. Bu kentin de, ülkenin de iyi muhalefete çok ihtiyacı var. CHP’de il başkanı Cengiz Sarıbay’ı çok seviyorum. Yıllardır ailesiyle birlikte tanırım. Çok aklı başında, olgun, ağzından çıkan lafı bilen değerli bir insan. Cengiz Bey’in CHP il başkanı olmasına çok sevindim. Ama O’nun da gücü, iyiliği CHP’yi toparlamaya yetmeyecek. Çünkü, partinin dokusu bozulmuş.”

Yaklaşık yarım saat kadar baş başa oturduk Karaosmanoğlu ile. Bir kez daha anladım.. Ben, bu adamı seviyorum, güveniyorum. Bazı konularda yanlış yaptığını, bazı konularda ağır kaldığını, bu kent için eline geçen imkanları yeterince iyi değerlendiremediğini düşünüyor olmam arı bir şey. İbrahim Karaosmanoğlu farklı bir adam.. Şimdilik açık açık söylemiyor ve sanırım parti içinde büyük bir yarış başlamasın diye de uzun süre söylemeyecek. Ama 2019’dan sonra kesinlikle köşesine çekilmek,  kendi mütevazı hayatını yaşamak, torunları ile güreş tutmak için hazırlanıyor. Görürsünüz, biz bu adamı, O’nun iyiliğini, insanlığını, dostluğunu çok ararız. 

Bu yazı toplam 343 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 2
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37