1. HABERLER

  2. MEKTUP

  3. Bu gazetenin okuruna büyük saygı duyuyorum
Bu gazetenin okuruna büyük saygı duyuyorum

Bu gazetenin okuruna büyük saygı duyuyorum

İşimizin gereği. Bütün ulusal gazeteler ile yerel gazetelerin bazıları gazeteye alınıyor. Sabah erkenden, hepsini elden geçiriyor, şöyle bir göz atıyorum. Akşam olunca, gazeteye alınan bütün ulusal gazeteleri

A+A-

İşimizin gereği. Bütün ulusal gazeteler ile yerel gazetelerin bazıları gazeteye alınıyor. Sabah erkenden, hepsini elden geçiriyor, şöyle bir göz atıyorum. Akşam olunca, gazeteye alınan bütün ulusal gazeteleri eve de götürüyorum. Ben bir kez daha göz atarım, sonra eşim didik didik okur.

Bizim torun gözüyle baktığımız, çok sevdiğimiz bir “Tuna”mız var. Baldızın oğlu. 4 yaşında.

Teyze’sinin de çok kıymetlisi. Evinde bütün gün televizyonda çocuk kanallarını izliyor. Ulusal gazetelerin reklamlarını seyredip,  Teyzesi’ni telefonla arıyormuş:

“Ayşen, Hürriyet Gazetesi çok güzel bir hediye veriyor. Kuponlarını kesip, bana al” ya da;

“Ayşen, Haber Türk gazetesinde çocuklar için çok güzel bir oyuncak var. Kupon biriktir, bana al” diye talimat veriyor.

Tuna Bebek’in istediği, bizim evde emir yerine geçiyor. Eşim kuponları kesiyor, bir zarfa koyup, bana veriyor, Tuna’nın hediyesi alınıyor.

Geçen gün, elimde kocaman bir paketle eve döndüm. Yine bir ulusal gazetenin kuponları toplanmış, Tuna için bir robot alınmış.

Tabii, hediye toruna verilmeden önce, evde test ediliyor. Bir baktım, eşim gazetenin kuponla hediye verdiği robotu kurmuş, karşısına oturmuş, oynuyor.

Her yerinden ışıklar saçarak hareket eden, konuşan bir robot. Üstelik  “Saat kaç?” diye bağırıyorsun, saati söylüyor. “Sağa dön” diyorsun, sağa dönüyor. “Yere yat” diyorsun, dizlerini kırıp, yere yatıyor.

Tuna’nın “Kupon hediyesi” robotun başına ben de oturdum, bir süre oynadım. Çok hoşumuza gitti. Hani belki, toruna vermekten bile vazgeçebiliriz.

Ulusal gazetenin hediyesi o robotla oynarken düşündüm; “Biz de gazete yapıyoruz. Üstelik bu robotu kupon karşılığı hediye eden ulusal gazete ile aynı fiyattan satılıyoruz. Bu kentte, o gazetenin iki-üç katı fazlasını satıyoruz.

Bu gerçekten olağanüstü bir iş. Bizim başarımız olarak da kesinlikle görmüyorum. Bu kentin, bu kent insanının sağduyusunun göstergesi.

ÖZGÜR KOCAELİ’nin kökleri, 1970’li yıllara kadar dayanıyor. Bu kentin hep “Mavi başlıklı gazetesi” olmuş. Bu kent insanını hiç aldatmamış. Bu kent insanının güvenini hiç sarsmamış. Gazetenin sahipleri, gazetenin yöneticileri, muhabirleri hep bu kent insanının gözü önünde açık, şeffaf yaşamış. Hiç biri bu iş sayesinde zengin olmamış.

Müteahhitlik yapıp, insanları dolandırmamış. Seçim dönemlerinde yalpalamamış.

Bir yanda emirle yatıp kalkan, dans eden, ışıklar saçan robotları kuponla veren ulusal gazeteler; diğer yanda ÖZGÜR KOCAELİ. Bu şehir halkı, bu gazeteye itibar ediyor. Bu gazeteyi alıyor, evine, kıraathanesine, dükkanına koyuyor, okuyor, inanıyor.

Gidin bu şehrin köylerine. En uzak köyüne gidin. Gidin İzmit’in kıraathanelerine, en ücra köşedekine gidin. Masalardan birinin üzerinde ÖZGÜR KOCAELİ gazetesini göreceksiniz.

Bu gazeteyi, bu şehirdeki yerel gazetelerle zaten hiç kıyaslamam. Bu şehirde yayınlanan bütün gazetelerin toplamından daha fazla satıyor olmamızı izah etmek bence çok kolay.

Bakın, daha yerel seçimlere bir yıl zaman var. Şimdiden bazı yerel gazeteler,  karşılığında para alarak siyasi kişilerin röportajlarını yayınlamaya başladılar. Kimi gazeteler, yeri sallantıda olan Belediye Başkanları ile sözde röportaj yapıyorlar. Röportajı yayınlanan Belediye Başkanı, parasını ödeyip, paket paket toptan gazete satın alıyor.

Bunlar, ilkesizliğin göstergesi. Bu kentin siyasetçilerinin bir kısmı gerçekten yoldan çıkmış. Gazeteciliği, kimileri ayaklar altına almış. Sadece para kazanmak, sadece birilerinden bir şekilde para sızdırmak için bu işi yapıyorlar.

ÖZGÜR KOCAELİ, kimseye boyun eğmiyor. Bu şehrin menfaatleri için yeri geldiğinde çığlık atıyoruz. Kimseye hakaret etmiyoruz ama yeri geldiğinde herkesi eleştirebiliyoruz.

Yapmacık yok bu gazetede. Birilerine yaranma çabası hiç yok. İlan veren benim adamımdır, ilan vermeyen düşmanımdır anlayışı yok.

Aslında bu gazeteyi sarsmak, dağıtmak, bitirmek için az çaba da harcanmadı. Taklitlerimizi yaptılar. Utanmadan, sıkılmadan ÖZGÜR KOCAELİ’nun aynısını yapmaya çalıştılar.

Anlamadılar ki, bu gazetenin değeri şeklinden kaynaklanmıyor. İçerik önemlidir. Her insan gibi, gazetelerin de ahlakı, karakteri vardır. Bu gazete bu şehrin karakterli ve ahlaklı gazetesi olmanın yolunu seçmiştir ve bu yoldan hiç ayrılmamıştır.

Dikkat ederseniz, artık bu sütunlarda bile kimseyle, meslektaşlarımla kavga etmiyorum.

Sadece işimizi yapıyoruz.

Tiraj yarışında, yerellerle değil, ulusallarla boy ölçüşüyoruz.

Yerel seçim dönemi yaklaştıkça, bu kentteki yerel gazetelerin karakteri, bu kentte yerel gazetecilik yapanların ahlak ve gazetecilik anlayışları, kent halkı tarafından çok daha açık seçik görülecektir.

Biz, sizin güveninizi hiçbir şekilde, hiçbir menfaat karşılığında satmayacağız.

Seçim döneminde ne bu gazetenin siyasi ilan-reklamlar için uyguladığı tarifeden taviz verecek; ne de röportajları, haberleri para karşılığında yapacağız.

Ben bu gazetenin, gazeteyi her gün 50 Kuruş ödeyerek bayiden satın alan okurları ile gerçekten gurur duyuyorum.

Bu gazetenin her okurunun da, “ÖZGÜR KOCAELİ okuru” olmaktan gurur duyabileceğini belirtmek istiyorum. Bu gazete doğruyu, sadece doğruyu merak eden ve öğrenmek isteyen; dedikodu gazeteciliğini, ticari gazeteciliği reddeden erdemli insanların okuduğu gazetedir.

Bu gazete, bu kentin ve bu kentte yaşayan insanların gerçek sesidir.

40 yıldan beri aynı çizgiyi koruyan, hiçbir siyasetçiye, hiçbir zengine sırtını dayamadan, sadece bu kent insanına güvenip, inanarak ayakta kalmayı başarmış ve bu kentte her zaman kuponla hediye dağıtan ulusal gazetelerden bile fazla satılmayı okunmayı başarmış yegâne gazetedir.

Çok zor geçeceğini gayet iyi bildiğim yerel seçim döneminde de bu tavrımızı bir kez daha bütün kent çok açıkça görecek; ÖZGÜR KOCAELİ ile diğerleri arasındaki farkı çok daha net biçimde algılayabilecektir.

İlgilenen ve merak edenler için de bir kez daha belirtmek isterim:

Sağlığım gayet iyi. Kendime daha iyi bakıyorum. Yerel seçim döneminde bu kentteki yerel basın etiği, bu kentteki gerçek dürüst, tarafsız, bağımsız ve kent halkından gazetecilik adına çok yorucu ve yıpratıcı olacağını bildiğim mücadeleye sonuna kadar hazırım.

ÖZGÜR KOCAELİ okuyorsanız, kendinizle gurur duymaya hakkınız vardır. Biz, tek tek bu gazetenin bütün okurlarını çok seviyor ve büyük saygı duyuyoruz.

İyi haftalar dilerim. 

İsmet Çiğit

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.