1. YAZARLAR

  2. M.Zeki CANŞİ

  3. BU GİDİŞ NEREYE, NEREYE KOŞUYORUZ?
M.Zeki CANŞİ

M.Zeki CANŞİ

Yazarın Tüm Yazıları >

BU GİDİŞ NEREYE, NEREYE KOŞUYORUZ?

A+A-

Evet, Dünya Nereye Koşuyor?
Bilişim çağının baş döndürücü hızla ilerlediği çağımızda, insanlık âleminin giderek daha fazla huzur ve refah içerisinde yaşamaları gerekirken, tam tersine tedrici bir yok oluşa doğru eviriliyor. Zengin ile fakir arasındaki makas açıldıkça, küresel güçler küçük gördüğü ülkeler üzerinde tahakküm kurmak istedikçe, insanlığın refahı ve huzuru için sarf edilmesi gereken kaynaklar silah sanayiine akıtıldıkça, tehlikenin boyutları her geçen gün artarak devam edecektir. 
Başını ABD’nin çektiği Rusya ve Çin’in zenginleşmedeki temel hedefleri, tebaaları altındaki insanları huzura kavuşturmaktan ziyade, üzerinde güç tesis edebilecekleri kendilerinden zayıf gördükleri ülkeleri istikrarsızlığa sevk edip onların yer altı ve yer üstü zengin enerji kaynaklarını sömürerek elde ettiği bu kirli paralarla yine kirli bir iş olan silah sanayiinde kullanmalarıdır.  Üstelik elde ettikleriyle bu ülkelere karşı kullanarak kirli varoluşlarına yeni birer halka eklemenin azmi ve gayreti içerisindedirler… Bu kötü örneklerden yola çıkarak, kimi ülkeler de bunlara özenip aynı hastalığa düçar olduklarını, aynı yol ve yöntemlerle kendilerinden küçük gördükleri ülkeleri ezmenin gayretkeşliği içerisinde olduklarını görüyoruz. 
Bu sömürüden nasibini alan bahse konu zayıf ülkeler de, kısmen bilmeyerek ama çoğu kez bilerek ve isteyerek, sömürmeyi göze alıp kaynaklarını bu küresel haydutlara peşkeş çekmekten ve bu oyuna teşne olmaktan hiç rahatsız olmuyorlar. İşte acı olan da budur.  Şu an S. Arabistan’ın içinde bulunduğu durum tam da budur. Ne yazık ki, genelde İslam âlemi bu cenderenin içinde olması ve en acısı da bu cendereden kurtulmak için en ufak bir gayret de sarf etmek istememeleridir. Kahredici olan da budur. Sebebine gelince, İslam ülkelerinin yöneticileri kendi halklarının iradeleriyle o makamlarda bulunuyor değiller. Tam tersine, kendilerini sömüren o ceberut yapıların başında bulunan ülkelerin entrikalarıyla İslam âleminin başına bela edilmişilerdir. Bu şeytani oyuna direnen ve işin vahametinin farkına varan ülkeler ve onların yöneticilerini de bir şekilde derdest edip yok etmenin yol ve yöntemlerini arıyorlar. Bu kimi zaman rahmetli Erbakan hadisesinde olduğu gibi itibarsızlaştırıp manipülasyonlarla iktidardan uzaklaştırma şeklinde tezahür ediyor, kimi zaman da, Saddam gibi, Kaddafi gibi, Mursi gibi direkt olarak hapsetme ya da imha etme cihetine gidiyorlar. Şu an benzer oyun Erdoğan için oynanıyor. Bunda da illegal yöntemlerle, ellerine silah tutuşturdukları emre amade kurşun askerleriyle şiddet yöntemiyle halkları birbirine kırdırarak başarmanın yol ve yöntemlerini deniyorlar. Ne yazık ki, bu oyuna teşne olanlar da yok değil. Bu şer odakları hiçbir zaman için terörün bitmesini istemedikleri gibi, terörü doğuran ve ona kaynaklık eden nedenleri çoğaltmanın yol ve yöntemlerini arıyorlar. Bunda da başarılı oluyorlar ne yazık ki… İslam âlemindeki ferasetli yöneticilerin, bu şeytani oyunun farkına vararak, ellerindeki bu silahı ellerinden almak için, terörü doğuran ve ona kaynaklık eden nedenleri cesaretle bertaraf etmenin adımlarını atmaları gerekir. Aksi taktirde, şiddete şiddet ile mukabelede bulunmak, yeni şiddetleri daha tahripkar olanlarını beraberinde getirir, getiriyor da…
Dünyaya şöyle bir bakıyorum da, teknolojik imkânların kendilerine bahşettiği bu güzellikleri kendi ülkelerinin insanlarının refah ve mutluluğuna harcayan ya da bu yönde bir gayreti olan hemen hemen hiçbir ülke yok gibi. İşte kahredici olan da budur. Bir taraftan açlık ve sefalet içerisinde yaşam mücadelesi veren insanlar; diğer taraftan günlük zevk-ü sefaları için milyonları akıtan azgın bir azınlık. Bu azgın azınlık, nüfusun %5’ine tekabül etmesine rağmen, %95’i sömürerek günlerine gün katıyorlar. Ne yazık ki, tüm çarklar da bu istikamette dönüyorlar. 
Kolektif aklın inşa ettiği ferasetli yöneticilerin duygusallıktan uzak; rantabl bir yaklaşımla ve cesaretle sorunları çözmeleri, bu şeytani oyunu bozacaktır. Aksi taktirde, fasit daire içerisinde dönüp dolaşırız, kin ve nefret her dem yeniden tetiklenerek devam eder. Bunda da kazançlı çıkan her zaman olduğu gibi yine o küresel haydutlar olur. Sevinç nidaları İngilizce ve İbranice; ağıtlar da, Kürtçe, Türkçe ve Arapça yakılmaya devam eder.

M. Zeki CANŞİ

Bu yazı toplam 1290 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.