• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Kocaeli 2 °C

Bu gidişle denizden çıkacak, babanızı yersiniz..

Sevcan TAMER
" Balığı  sever misin"  diye  soracak  olsanız,  alacağınız  cevap  okkalı  bir  "Evet,  o da  sorulur mu"  olacaktır..Ancak,  altı  kuşaktan  bu  yana  denizli  bir  şehrin  çocuğu  olarak,  hamsi  ve  istavritten  başkasını  tanıyamam..Hadi  diyelim ki  bu  benim  eksikliğim  ve  yeteneksizliğim,  peki  hepiniz  balık  çeşitlerini  tanıyor musunuz.? Eğer  tanıyorsanız  amenna.. Ama "Ben de  senin  gibi   pek  tanımam"  diyorsanız , vazgeçin  gitsin..Çünkü  bu  gidişle  o  meşhur  deyimin  gerçekleşeceğine  inanıyorum.. Hani  balığın  her  çeşidinin  çok  sevildiğini  anlatmak  amacıyla  " Denizden  babam  çıksa  yerim" denir  ya,  işte  o  günlere  yaklaşıyoruz..Artık  denizden  balık  yerine  babanız  çıkabilir..Ve,  bizlerde  o  mecazi  babayı  yeriz,  balık  yerine..Yalan mı  yani.?  Gidişat  öyle  gösteriyor ki,  artık denizlerimizin    içinde  balıktan  başka  her  türlü  nesneyi   bulabilme  şansına  sahip  olabileceğiz.. Yaşasın.... 
 Ya  arkadaşlar,  uzun  bir  zamandan  beri  denizlerimiz  ve  dolayısıyla  "balık"  konusu  tartışılmıyor mu.?  Sistem  eleştirilmiyor mu.? Ve  birileri "Bu  gidişle  balık  bitecek  ama  kaçak  avcılık  asla  bitmeyecek"  diye   bas  bas  bağırmıyor mu.?Dahası,  Trolle  avlanmanın  ne  derece  sakıncalı  olduğu  anlatılıyor..  Avlanacak  balıkların  cinsine  göre,  boy  ölçülerine  dikkat  çekiliyor,  peki sonuç..Bu  işi,  yani  balıkçılık  mesleğini  hakkıyla  yapan  kişiler  mağdur  ve  çaresiz.. 
 Hafta  sonu  eşimle  balık  almak  için  halk  evinin  yanındaki  balıkçılar  çarşısına  gittik..Sırasıyla  gezdik  tezgahları..En  ucuz  balık  hamsiydi  ve  satış  fiyatı  yedi  liradan  başlıyordu..Adını  bilmediğim   bir  kaç  çeşit  balık daha  sergileniyordu  tezgahta.. Eşim  kalkan  veya  lüfer  sordu..Balıkçılar  "  Yok  be  ağabeycim, ne  gezer..Kalkanın  kilosu  60 TL.. Lüferin  ise  tanesi  50  veya  60  TL  den  satılıyor..Kim  alabilir ki..Zaten  denizde  balık mı  kaldı".? Eh  doğru  söze  ne  denir..Tezgahlara  baktık,  baktık.. Canımızda  çok  istiyordu. Sonunda  kilosu  30 TL den  ve  eşimin  lüferin  küçüğü  olduğunu  söylediği " sarıkanat" denen  balıktan  aldık..Balıkçı  "Ah  be  ağabeycim,  büyümesine  izin  verilse  bu  gariplerde  Lüfer  olacaklardı,  ama  ne  gezer" gibi  esprili  sözlerle  sıkıntısını  dile  getirmeye  çalıştı..Tezgahları  süslemekle  yükümlü  diğer  balıkların  çoğu  trolden  geri  kalan  küçük,  küçük  yavru  tekir  (o  bile  yok artık) yavru  istavrit  ve  yavru  hamsi  oluyormuş  ne  yazık ki.. Gördüğüm  bu  manzara  üzerine  internette  hem  balıklarla  ilgili  bilgi  dağarcığımı  güçlendirmek,  hem de  son  günlerde ki " balıkçı"  sorunlarının  ne  düzeyde  olduğuna  göz  atmak  amacıyla,  şöyle  küçük  bir  istihbarat  yapmak  istedim..Durum  içler  acısı..Burada  iş  hem  devlete,  hem  balıkçılara,  hem de  biz  alıcılara  düşüyor  anlaşılan..Mesela,  asla  uyulmayan  bir  düzenleme..Kalkan  balığının  avlanma  boyunun  45 santimetre, palamut un  38 santimetre, lüferin 25 santimetre  olması  gerekiyor.. O  nedenle  yasa  dışı  boydaki  balıkların  avlanılmasını  önlemek  için  denetimlerin  sıklığı  kadar ,  cezaların  caydırıcı  cinsten  olmasına   önem  verilecek  ve  kanunlarla  teyit  edilecek..Kaçak,  aşırı  ve  yasadışı  avcılığı  engellemek  için  denetimler  arttırılacak..Denizlerimizin  belli  yerlerinde  ve  bilhassa  boğazlarda  gırgır  ağlarıyla  avlanılmasına  asla  göz  yumulmayacak..Sonra,  denizlerimize  göre  çok  büyük  olan  av  filolarının  acilen  küçültülmesi  gerekiyor..Yani  daha  önce  birden  fazla  ceza  almış  teknelerin  av  ruhsatlarının  alınması  yoluyla  bu  işlem  gerçekleştirilecek..Daha  bu  gibi  önemli  şartlar  sıralanıp  gidiyor..Tabiatı  ile  balıkçıların  veya  balık  avlayanların  hepsi  aynı  fikirde  değil..Kimisi  böyle  giderse  balığın  denizlerimizden  uzaklaşıp  gideceğine  inanarak  tasalanırken,  kimisi "ben  balığın  boyunun,  yaşının,  biçiminin  derdinde  değil,  ekmeğimin  derdindeyim"  diyebiliyor..Hatta  balıkçılar  arsında  silahlı  saldırılara  varan  kavgalar  bile  yaşanmaktaymış..Yani  trolcüler  ile  kuralsal  ve  geleneksel  yöntemlerle  avlanan  balıkçılar  arasında  baş  gösteren  "ekmek  kavgasının"  ta  kendisiydi..Ve  son  versiyonuydu..Hükümetler  nedense   bu  gidişatı  göremediler..  Plansız  ve  araştırmasızca,  sözde  teşvik  amacıyla, balıkçıları  uzun  vadeli  kredilere  boğdular..Bu  balıkçıların  çoğu,  bir  anda  kendisini  armatör  gibi  görmeye  başladı..Aslında  gidişat,  bu  günlerin  habercisiydi.. Bakınız  okuduğuma  göre,  tüm  karşı  mücadeleye  rağmen  engellenemeyen,  yavru  balık  avlamanın  cezası  785 lira..Tamam,  balıkçı  bu  cezayı  ödüyor  ve  sonrasında  ne  oluyor  dersiniz.?El  konan  o  balıkçıklar  tekrar  satılıyor..Bizlerde bir  güzel  alıp  yiyoruz..Veya  lokantalarda  afiyetle  balık  yemeğe  koşuyoruz..Ardından da,   bir  dünya   para  ödeyerek..Olayın  tüketiciye  düşen  en  önemli  yanı  bu işte..Asla  yavru  balık  almamalı  ve  paramızla  bu  canavarlığa  katkı  sağlamamalıyız..Yasaları  delenlere  pirim  verme  durumuna   düşmemeliyiz.. Demek ki,  en  kısa  sürede  yasalarımızda   yeni  düzenlemelere  ihtiyaç  vardır..Balıkçıların  arasındaki  kavgayı  ve   çirkin  husumeti  ortadan  kaldırmak  üzere  çözümler  üretmekse,  işin  en  can  alıcı  bölümü  dersem  yanlış mı  olur  acaba.? Beyler,  işin  şakası  kalmadığının bilmem  farkında mısınız.?Balık  avı  üzerine  yasalar  değişmedikçe, tüketici  olarak  bizler   acımasızca  yavru  balık  satın alıp  yemeye  devam  ettikçe  ve  devlet  boşta  kalmış  balıkçılara  yeni  geçim  kaynakları  bulamadıkça,  balığı  yakında  sadece  rüyamızda  göreceğiz..  Aman  olsun.. Ne  gam..İthal  balıklarımız  var ya..Bakın  tezgahları  ve  balık  reyonlarını  ne  de  güzel  süslüyorlar..  Bence  yerli  balıklara da  söylenecek  tek  söz  kalıyor.. " Güle,  güle  canım  balıklarım.. Yolunuz  açık,  şansınız  bol  olsun"...
Bu yazı toplam 185 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37