1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. Bu ihalede tek ölçü fiyat olmamalı
Bu ihalede tek ölçü fiyat olmamalı

Bu ihalede tek ölçü fiyat olmamalı

Yeni eğitim-öğretim yılı için hazırlıklar başladı. Milli Eğitim İl Müdürlüğü, önümüzdeki eğitim yılında ilimizde “Taşımalı sistem” kapsamına girecek öğrenciler için günlük yemek alım ihalesi açtı. Taşı

A+A-

Yeni eğitim-öğretim yılı için hazırlıklar başladı. Milli Eğitim İl Müdürlüğü, önümüzdeki eğitim yılında ilimizde “Taşımalı sistem” kapsamına girecek öğrenciler için günlük yemek alım ihalesi açtı.

Taşımalı sistem, ilimizde ve Türkiye'de giderek yaygınlaşan bir uygulama. Okul çağındaki çocuk sayısının az olduğu köylerden ilköğretim öğrencileri toplanıyor, bölgedeki en büyük okula her gün devletin kiraladığı araçlarla götürülüyor. Bu okullarda eğitim gören çocuklar, akşam yine devletin kiraladığı araçlarla köylerine geri getiriliyor. Taşımalı sistem kapsamındaki bütün okullarda tam gün eğitim var. Çocuklar evlerinden uzak. Öğlen paydosunda evlerine gidip yemek yeme şansları yok. Bu nedenle Milli Eğitim, bu kapsamdaki çocuklara öğlen yemeği de veriyor.

Önümüzdeki ders yılında ilimizde 1. 428 ilköğretim öğrencisinin taşımalı sistem içinde yer alması öngörülüyor. Bu öğrencilere dağıtılacak öğle yemeği ihalesini kazanan firma, 19 Eylül'de okulların açılışından 8 Haziran'daki kapanışına kadar her gün, 11 okulda, toplam 1428 çocuğa yemek dağıtacak. İhale, 6 Eylül'de yapılacak.

Bu ihaleyi kazanacak firmanın belirlenmesinde, sadece en ucuz fiyatı veren firmanın seçilmesi yanlış olur. Geçtiğimiz yıllarda zaman zaman bazı okullarda bu sistem kapsamında dağıtılan yemeklerden zehirlenenler oldu. Bazı firmalar şartnameye aykırı daha az ve daha kalitesiz yiyecekleri çocuklara dağıttı. Milli Eğitim'in elinde mutlaka bu konularda sabıkalı firmaların isimleri vardır.

Bu yılki ihalede, geçen yıllarda taahhütlerini tam olarak yerine getirmeyen, çocuklara kalitesiz, ucuz yiyecekleri veren firmaların mutlaka dışlanması lazım. Varsın, çocuklara verilecek öğlen yemeğinin fiyatı 1-2 TL fazla olsun. Ama çocuklara kaliteli, taze yemek, ciddi firmalar tarafından verilsin. Eğitim yılı içinde “Çocuklar okulda yedikleri yemekten zehirlendi” başlıklı haberler yapmayalım.

İzmit başka, Kocaeli başka yer…

Karayolları, birkaç yıl önce aynı şeyi D-100 üzerinde denemişti. D-100' de İzmit'e giriş, çıkış noktalarındaki “İZMİT” tabelaları kaldırılmış, yerine “KOCAELİ” tabelaları konulmuştu. İzmitliler itiraz etti, değiştirildi.

Karayolları şimdi aynı uygulamayı TEM Otoyolunda yapıyor. Otoyolun İzmit çıkışlarında tabelalardan İZMİT adı çıkartılmış, KOCAELİ yazılmış.

TEM otoyolunda her yerin adı var. Sultanbeyli, Kartal, Pendik, Gebze, Dilovası, Çayırova, Darıca, Hereke, Körfez, Sapanca, Adapazarı. Ama artık TEM Otoyolunda İzmit'in adı yok. İzmit yerine Kocaeli yazılıyor.

İzmit bu şehrin merkezinin adı. Kocaeli ise Gebze'si, Kandıra'sı, Karamürsel'i ile ilin tamamının adı. Sanki İzmit adı birilerini rahatsız ediyor. Israrla kaldırmaya, yok etmeye çalışıyorlar.

İzmit sadece Türkiye için değil, dünya için önemli bir şehirdir. Eski Nikomedia'dır, eski Astakos'dur. İzmit tarihtir. Karayolları'ndaki birkaç aklıevvel istiyor diye, İzmit adını yok edemezsiniz.

Lütfen, TEM Otoyolunda İzmit çıkışlarına konulan Kocaeli tabelalarını kaldırın. İzmit'in adını yeniden yazın.

Hani telefonla rahatsızlık yasaklanacaktı?

Son birkaç ay içinde mutlaka cep telefonunuz ya da ev telefonunuzdan hiç tanımadığınız bir kişi tarafından aranmışsınızdır.

Karşınızdaki ses önce adınızı söylüyor, ardından “Bu görüşme sizin güvenliğiniz için kayda alınmaktadır” diyor. Kimi zaman bu giriş faslı bile 3-4 dakikayı bulabiliyor.

Ya internet pazarlıyorlar ya telefon tarifesi değiştirmeye çalışıyorlar. Digital televizyon kanallarına abone yapmak isteyen, sigortalamak isteyenler de var.

Hiç ilginiz olmayan, telefon numaranızı vermediğiniz yerler de arıyor. Yapmışlar bir liste yollamışlar taşeron olarak bu işi üstlenen bir merkeze her gün onbinlerce insanı rahatsız ediyorlar.

Karşınızdakine “Lafım sana değil, kayıtlara geçsin, bu numarayı listeye alanlar duysun diye söylüyorum. Hepinizin anasını avradını…” diye patlayıp telefonu kapatıyorsunuz. Bir hafta geçmeden aynı yerden tekrar arıyorlar…

Kimi insanlar, telefonla yapılan bu pazarlama yöntemi karşısında çaresiz ve şaşkın kalıyor. Karşısındaki ses ne isterse, ne önerirse kabul ediyor. Tabii, sonra nasıl büyük bir kazık yediğinin farkına varıyor ama iş işten geçmiş oluyor.

Türkiye'de bu işin suyu çıktı. Eskiden kapı kapı dolaşan “Bohçacı kadınlar” vardı. Onlar en azından bir emek veriyorlardı. Sırtlarında ağır bohça, karda kışta, güneşte yol yürüyor, sizi telefonla rahatsız etmiyorlardı. Bu bankaların, sigortacıların, internetçilerin, cep telefoncularının, digital TV platformu şirketlerinin yaptığı, bohçacıların yaptığından çok daha  rahatsız edici bir olay.

Geçtiğimiz yıl yeni ticaret kanunu Meclis'te görüşülürken, telefonla pazarlamanın yasaklanacağı söylenmiş sevinmiştik. Acaba yasa taslağında son anda bir değişiklik mi oldu?

Bu terbiyesizliği yapanlara kuvvetli bir ceza veriliyor olsa iş bu derecelere varmazdı gibime geliyor…

Bu haber toplam 1404 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.