1. HABERLER

  2. MEDYA

  3. Bu işi yapanların sicili temiz olmalı
Bu işi yapanların sicili temiz olmalı

Bu işi yapanların sicili temiz olmalı

Geçen hafta Çarşamba günü öğlen vakti; İzmit Fevziye Camii avlusunda, rahmetli Şefik Güler’in cenaze törenindeydim. Şefik Güler, bu şehirde matbaacılığın ve gazeteciliğin en önemli, hayattaki en eski isimlerinden biriydi.

A+A-
Rahmetli babamın, bu sektördeki ilk ortağıydı. 1960’lı yıllarda, birlikte bu kentte SESİM Dergisini kurmuşlardı. Güler ailesi ile, bizim ailemiz birbirine çok yakındı. Babam Dündar Çiğit’i 20 Nisan 1991’de toprağa vermiştik. Bugün, ölüm yıl dönümü. Bağçeşme’deki kabri başında anacağız, annem evde Kuran-ı Kerim okutacak, helva kavuracak.
Çarşamba günü Fevziye avlusunda Şefik Amca’nın cenazesinde geçmişe döndüm. 1960’lı yıllarda ben çocuktum. Okul dışı zamanlarda Sesim Dergisi’nin Feridun Özbay Caddesi’ndeki ofisine girip çıkardım. Rahmetli babam, derginin yazı işlerini, pazarlamasını yönetir; rahmetli Şefik Amca bütün teknik hazırlık ve baskı işlerini yapardı. Şefik Güler (Şe-Gü) rumuzu ile, dergide spor yazıları yazardı.
Bizim gazeteciliğimiz oralardan geliyor. Şefik Güler’in, derginin yazılarını elle kasadan alınan hurufatların yan yana dizilerek hazırlayışını seyretmişimdir. Kumpas denilen küçük el haznesinde yerleri ezberlenmiş harflerin tek tek toplanıp, yan yana gelişini, bunlarla sayfanın oluşturulmasını, prova alınmasını gözlemlemişimdir. 
Bu şehrin her şeyi temizdi o zamanlar. En temiz sektörü de medya sektörüydü. İftiraya, şantaja dayalı gazetecilikten eser yoktu. En önemlisi, bu kentte de, Türkiye’de de bu işi yapanlar, geçmişi temiz, sicili temiz insanlardı. Övgülerinin de, eleştirilerinin de değeri, anlamı vardı. 
…………
Şimdilerde öyle değil.. Hem Türkiye’de, hem ilimizde bu medya işi bozuldu. Çok bozuldu.  Abuk sabuk insanların elinde kaldı. Bana hala sokakta dostlar, okurlar yolumu çevirip;
“-Gazeteyi neden sattın?” diye soruyorlar.. 
“-Yapamadık” diyorum.. Günümüzdeki şartlara uyamadım.  Şantaj yapamadım, yandaş olamadım.. Sırf belli bir kesime yaranmak, onları sömürmek adına,  haksızca muhalefet de yapmadım.. Gazete bizim elimizde kalsaydı, bu şartlarda yok olup gidecekti.  Haldun Simavi, Erol Simavi, Ercüment Karacan neden gazetelerini sattılarsa, biz de o nedenle sattık diye anlatıyorum. 
Gazetenin şirketini sattık. Eski ortaklar Nazif Çanakçılı, Nahit Çiğit, Hazım Özbay, kendilerini emekliye ayırdılar.  Bu kentte her biri 20 küsur yıl gazetecilik, gazete yöneticiliği yaptıktan sonra, şimdi onurlu bir emeklilik yaşamı içindeler. Kimse haklarında arkalarından bir tek laf edemez.

 

Ben, verdiğim bir sözü tutmak adına hala buradayım. Profesyonelce işimi yapıyorum,  uzatmaları oynuyorum. Çok uzun olmayan bir sürenin sonunda ben de kendimi emekliye ayıracağım. Bu şehirde eminim hiç kimse arkamdan “Hırsızdı, uğursuzdu, şantajcıydı, yalancıydı, dolandırıcıydı” diyemeyecektir. 
………..
Biz önemli bir iş yapıyoruz. Kamu adına insanları eleştiriyoruz.  Bu işi yapan insanların, gazetecilerin, gazete yöneticilerinin sicilinin temiz olması gerekir. Hani laf vardır; “Dinime küfreden Müslüman olsa” derler. Gazeteci temiz olmalıdır. Gazetecinin geçmişi karanlık,  kişiliği karaktersiz olmamalıdır.

 

Sevgili okurlar; zaman zaman yerel gazeteler arasında karşılıklı suçlamalar, karşılıklı söz düelloları olur, normaldir.  Bilirsiniz, bazen ben Güngör Arslan’ı, bazen Güngör Arslan beni eleştirir. Güngör’ün yazdıklarına üzüldüğüm, kırıldığım olmuştur. Ama kızmam, hatta bazen dikkate alırım. Yazdıkları içinde haklı bulduğu konuları kafama not ederim. 
Gazetecilik tarzlarımız, hayata bakışımız, yaşam şeklimiz farklıdır ama, benim gözümde her şeye rağmen Güngör Arslan ekmeğini taştan çıkartan bir gazetecidir. 
Demokrat Kocaeli Gazetesi’nin sahibi Genç Ailesine; Çağdaş Kocaeli Gazetesi’nin sahibi Sağsöz’e; Manşet gazetesinin sahibi Şenol’a da saygım vardır.  Geçmişte Feridun Özbay gibi,  Selahattin Telser gibi bu mesleğin bu kentteki emekçileri vardı. Rahmetli babam da onlara saygı duyardı.

 

Şimdi bu kentte gazeteci maskesi takmış bir adam var ki, zerre kadar saygı duymuyorum. Adını ağzıma almaya, yazmaya da tenezzül etmiyorum. Çünkü bu adam, bir dolandırıcı, yalancı..Sokağa çıkacak yüzü olmayan bu sözde gazeteci bozuntusu dolandırıcı, son günlerde  prim yapmak adına, paçavrasında bu gazeteye, bu gazetenin sahibine sürekli saldırıyor. 
Kesinlikle muhatabım değil. Böyle bir adamı meslektaşım kabul etmek bile bana zul gelir.. 
Şimdilerde sahibi gözüktüğü-aslında resmen sahibi de olamıyor, ailesinin üzerinde gösteriyor- gazeteyi, çevresindeki dostlarını kandırarak, sahtekarlıkla sahiplenmiş, sonra da kısa sürede batık hale getirmiştir.
Bu adam, en yakın dostlarını dolandırmıştır. İzmit’te pek çok kişiden ev satacağım diye para toplamış, evlerini vermemiştir.

 

Sefa Sirmen döneminde, ANAP iktidarı döneminde, askeri darbe dönemlerinde hep ballı ihalelerle ayakta durmuştur. Bir gün gazeteci sıfatı bittiğinde, hemen bu şehri terk etmek zorunda olduğunu da gayet iyi bilmektedir. 
Bize bulaşıyor, bu gazeteyi yıpratacağını zannederek Macit Haldız’a bulaşıyor.  Yaptıklarının tümünün yalan, iftira olduğunu belirtmeye bile aslında gerek yok. Birilerini karalamaya, eleştirmeye kalkan kişinin, önce kendi siciline bakması gerekir.. 
Sahibi olduğu gazete paçavraya dönmüş.. Bizim üzerimizden prim yapmaya, bir yerlere gözdağı vermeye çalışıyor. 
Önce kazık attığın dostlarına borcunu öde sahtekar.. Bu şehirde senin hiç kimseyi eleştirmeye, karalamaya, çamur atmaya hakkın bulunmuyor. Bunu da sakın aklından çıkartma..
…………
Değerli okurlar, bütün samimiyetimle belirtiyorum. Bahsettiğim kişiyi anlamışsınızdır. Bütün bu yazdıklarıma rağmen, ailesine büyük saygım vardır. Ama çok yakından, yıllar öncesinden bilirim; kendisi, bir çöp konteynerinden daha kirlidir. 
Son günlerde aklınca bu gazeteyi ve Macit Haldız’ı karalama çabası içine girmesi de hasetliktendir. Biz gazeteyi yanlış birine satmadık. Macit Haldız’ın, Haldız İnşaat’ın bu gazeteden siyasi, ticari ya da prestij anlamında bir beklentisi yoktur. Gazetenin yayın politikasına en küçük bir müdahaleleri, özellikle bana, benim yazılarıma yönelik en küçük bir telkinleri bile söz konusu olmamıştır, ben burada bulunduğum sürece de zaten olamaz. 
O şirket, kendi alanında Türkiye’nin en büyükleri arasına girmiştir. Bu yazının muhatabı olan kişi, her türlü ihalenin abidik gubudik işlerini çok iyi bilir. 
Ben hayatım boyunca hiç kimsenin iş takipçiliğini yapmadım, yapmam.. Bu gazete  gazetecilik yapmak ve bunu doğru yapmak dışında hiçbir şeye alet olmamıştır, olmaz.. 
Tekrar ediyorum, bugün size gerçek yüzünü anlatmak zorunda kaldığım kişi, ne meslektaş olarak, ne insan olarak muhatabım değildir. Bugün ölüm yıldönümü nedeniyle anacağımız rahmetli Babamın, gurbetçilerin ehliyetlerini üç-beş kuruş karşılığında tercüme işini yaparken güvenip yanına aldığı-Dündar Çiğit’in belki de en büyük hatasıydı- sonra çok ağır hakaretlerle kovduğu bir zavallıdır. 
Bir insan gazeteciyim diye geçiniyorsa, önce kendi siciline, kendi geçmişine bakacak. Ben bunu bilir, bunu söylerim. Umarım, bu zavallı hakkında bir daha sizi meşgul etmek zorunda kalmam. Bu yazı nedeniyle de özür dilerim.  Saygılar, sağlıklı günler.. 
Bu haber toplam 1431 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum