1. HABERLER

  2. İNSAN HİKAYELERİ

  3. Bu kentin ormanlarının her karışında emeği var
Bu kentin ormanlarının her karışında emeği var

Bu kentin ormanlarının her karışında emeği var

Orman Yüksek Mühendisi Ufuk Pekmertol, Kocaeli’de ilk endüstriyel orman çalışmasını yapan, 15 bin hektar alandaki ormanlarının 6-7 bininde bir fiil emeği olan insanlardan biri. Bu kentin ormanlarının her karışışında emeği var…

A+A-

“Su başında durmuşuz, çınarla ben”

İnsan hikayelerinde en sevdiğim kendimden bir şeyler bulduğum insanlarla sohbet etmek. Bunlardan biri de Orman Yüksek Mühendisi Ufuk Pekmertol. Ufuk abi ile buluşmaya Orman İşletme’nin Araştırma Enstitüsüne gittim. Daha önce ki karşılaşmalarımızdan biraz daha farklı gördüm Ufuk abiyi, saçları daha beyazdı sadece. Ama enerjisi, sohbeti hiç değişmemiş. Hatta daha da keyifli olmuş.

Şubat ayının sonu itibariyle artık mesleğin yönetim kısmından emekli olacak. Ama doğadan, ağaçtan vazgeçmeyecek. Yine Ufuk abiyi, ağaçlandırma ve çevre konularında sık sık göreceğimiz biri olacak.

Memleketin zor günlerinde İstanbul Üniversitesinde okuyan ve 1978 yılında mezun olan Ufuk abi Orman Mühendisliğinin yanı sıra bir müzisyen, karikatürist ve memleketin aydınlarından biri. Keşke hepiniz benim kadar şanslı olsanız ve onu dinleseniz. Hayata bakışını, fikirlerini çok rahat ortaya koyan, memlekete borcunu ödemeye çalışan idealist biri.

Yaklaşık 2 saat süren sohbetimizin ardından fotoğraf için dışarı çıktık. Şöyle bir çınar ağacı olsa da çeksem sisi hemen yanında dedi. Ufuk abi benim çınar dememden hemen bir Nazım Hikmet Şiiri ile karşılık vardı. “Su başında durmuşuz, çınarla ben. Suda suretimiz çıkıyor…” diyerek yanıt verdi. Bir çınar bulamadık ama bir kavak ağacının gövdesiyle çektim o koca çınarı. Umut ederim böyle güzel insanlarla dolar tüm hayatımız…

 

kavak-agaci-002.jpg

KAVAK AĞACI: Ben Ufuk abi ile röportaj yaptıktan sonra onu bir çınar ağacının yanında fotoğrafını çektirmek istedim. Ama Orman İşletmenin Enstitüsünün orada kocaman bir çınar yoktu. Biz de büyük bir kavak ağacının önünde çektik fotoğrafı…

 

HAYALİ MÜZİK OKUMAKTI

Ufuk Pekmertol, ailesi Gölcük Nüzhetiye Köyünden olmasına rağmen kendisi 1955 İstanbul doğumlu. İlkokulu Kocamustafapaşa ve Aksaray İlkokullarında, ortaokul ve lise eğitimimi İstanbul Pertevniyal Lisesi’nde tamamladı. 1974 yılında İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesine girdi ve 1978 yılında tamamladı. Lise yıllarında ilgilendiği müzik alanında okumayı hayal ediyordu ama farklı oldu.

 

fakulte-yillari-002.jpg

ÜNİVERSİTE YILLAR: “Ülkenin zor yıllarında okuduk” diyen Ufuk abi. 1975 yılında İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesinde arkadaşları ile birlikte.

 

MÜHENDİSLİK AKLIMDA YOKTU

“Orman Mühendisliği hiç bilmediğim bir şeydi” diyen Pekmertol, “Esas hedefim müzik eğitimi almaktı. O zaman şimdiki gibi bakılmıyordu. Müzik, futbol ilgilenmek serkeşlik olarak nitelendirilirdi. Okulu kazandım ama uzun süre gitmedim. Ben İstanbul’da kaydım olsun diye gidip okula kayıt yaptırdı. Sınavlara olunca gidiyordum. Ama baktım bitirmem gerekiyor bitirdim.

 

akcaova-ormanlari-002.jpg

AKÇAOVA ORMANLARI: Kentte büyük emeği olan Ufuk abi, Akçaova ormanlarını meslektaşı İlker Mete ile birlikte gezerken. Ormanlarda her hangi bir sıkıntının olup olmadığını sürekli yapılan gezilerle denetliyordu.

 

ZOR ZAMANLARDI

Lise ve üniversite dönemlerinde çok aktif öğrencilerdik. Sıkıntılar ve tehlikeler yaşadık. Tüm arkadaşlarımız yurtseverdi. Haklarını teslim etmek gerekir bizim karşıt olduğumuz insanlar da öyleydi. Zaman bizim haklı olduğumuzu gösterdi. Çünkü biz bu memleketi ölümüne seven bir kuşağın çocuklarıydık. Bazıları çok talihsizce yaşamlarını yitirdi. Bazıları çok iyi noktalara geldi. Bulundukları kurumlara büyük değerler kattılar.

 

kocaeli-hikayesi-suadiyede-basladi-002.jpg

KOCAELİ HİKAYESİ SUADİYE DE BAŞLADI: Zonguldak’ta orman planlamasında çalışırken boşalan Suadiye Bölge Şefliğine atanmak için başvuruda bulunan Ufuk abinin Kocaeli macerası böylece Suadiye ile başlar. Suediye’nin ormanlarında büyük emeği ver. Pazarçayırı ormanlarında çalışanlar ve köylülerle birlikte.

 

İLK SAKARYA’YA ATANDI

Okul bittikten sonra ilk olarak Sakarya’ya atandım. Genelde Sakarya ve Kocaeli ağırlıklı çalıştım. Sakarya’da başladıktan 1 yıl sonra Zonguldak’ta orman planlamaları yaptım. Oradan dönüşte Suadiye Bölge Şefliği boşalmıştı ve buraya atama istedim. Suadiye’de 4,5 yıl çalıştım ve İzmit’e geldim. İzmit’e gelince diğer ilçelerdeki çalışmalara da gidiyordum. 1989 yılında müdür muavinliği seminerine çağrıldım ve müdür muavini oldum. 1992 yılının sonunda Gölcük İşletme Müdürü oldum.

 

zararlari-tespit-ettiler-002.jpg

ZARARLARI TESPİT ETTİLER: Ağaçları ve doğayı ayrı seven Ufuk abi, birçok orman zararları tespitinde de kendisi mutlaka bulundu. 2011 yılında bir orman zarar tespiti çalışmasına katılırken.

 

41 YILLIK SERÜVEN

Tüm sülalem Gölcük’teydi. Burada olmaz, menfaatler çakışıyor dedim ve 1994 yılında Bursa’ya gittim. Bursa da bir yıl kaldım ve Kocaeli’de ORKÖY projesinde çalıştım. 1995 yılında tekrar İzmit İşletme Müdürü oldum. 98’den 2010’a kadar İzmit İşletme Müdür olarak çalıştım. 2010’da Sakarya bölge müdür yardımcılığı yaptım. 2014 yılında da araştırma enstitüsüne geldim. Tam 41 yıl hizmet verdim.

 

sari-cizmeli-ufuk-aga-002.jpg

SARI ÇİZMELİ UFUK AĞA: Orman gezilerine, zarar tespitlerine sarı çizmeleri ile giden Ufuk abiye sarı çizmeli Ufuk ağa esprisi yapılırmış. Hendek-Akyazı ormanlarında yapılan gezi de yine sarı çizmeleri ile görünüyor.

 

ASKERDE HARİTA YAPTI

Askere gittiğimde kısa dönem askerlik ilk kez uygulanacaktı. Menemen Piyade Alayında Kubilay’ın anıtının olduğu yerde 4 ay askerlik yaptım. Tabi bizim orada herkes üniversite mezunuydu. Kaymakamı, doktoru, mühendisi, öğretmeni hepsi oradaydı. Ama herkes askerdi. Herkes branşına göre ayrıldı. Komutanımız “Sıkı bir sınav ve mülakat yapıyorum” derdi. Bu sıkı iş elektrik mühendisleri için ordu evinde televizyonun fişini çıkartıp takmaktı. Bana ve iki harita mühendisi arkadaşa da bir ofis yaptılar. Orada menemen ve Foça’nın ilçe haritalarını yaptık.

 

ASKER DÖNÜŞÜ EVLENDİ

Askere gittiğimde nişanlıydım. Tabi o zaman kısa dönem olup olmayacağı kesin değildi. Şansımıza kısa dönem kesinleşti. Asker dönüşü Ayşe Hanım ile 1983 yılında evlendim. Bir kızım, bir oğlum var. Kızım Marmara Üniversitesi İktisat, oğlum İstanbul Üniversitesi İşletme mezunu. Sivil toplum kuruluşlarında çalışma yapıyorum. TMMOB Orman Mühendisleri Odası ve Kocaeli Yüksek Öğrenim Derneği (KYÖD) üyesiyim.

 

agaclarla-ilgili-herseyi-konusabilirsiniz-002.jpg

AĞAÇLARLA İLGİLİ HER ŞEYİ KONUŞABİLİRSİNİZ: Ufuk Pekmertol, mesleği gereği ormanlarla ilgili teknik birikime çok fazlasıyla hakim. Ancak o ormanları oluşturan ağaçların cinsini, yetişme biçimini hatta hikayesini, yani ağaç ile ilgili ne varsa bilir. Şimdi ağaç yetiştirme ile ilgili kitap yazıyor.

 

ÜLKENİN BİZE İHTİYACI VAR

41 yıldır çalışıyor. Şubat ayı son benim için. Emekli oluyorum. Emek verdiğim şeylerin sadece merkezi yönetim ayağından ayrılıyorum. Çalışmaların tamamından ayrılıyorum anlamına gelmez. Ülkenin bizim donanım ve birikimimize ihtiyacı var. Bu megaloman bir yaklaşım olarak algılanmasın. Ülkemizde teknokratın yetişmesi çok ciddi emekler gerektiriyor. Bu birikmiş emekleri bizim bir çırpıda yok saymamız ülke kaynaklarının heba edilmesi anlamına gelir. İyi yetişmiş teknokratlar yaratma mecburiyetimiz var. Önümüzde gerek tarım, gerek sanayide, gerek sanayinin getirdiği tüm sektör dağılımlarında yenik düşmek istemiyorsak ve onlara ciddi bir yaşam standardı yaratarak elimizde tutmalıyız diye düşünüyorum. Aynı zamanda ağaçlandırma ile ilgili bir kitap yazıyorum” dedi.

 

Müzik, karikatür, futbol

Ufuk Pekmertol sadece bir Orman Mühendisi değil aynı zamanda bir müzisyen, bir karikatürist ve amatör futbolcu. O kendini özgür hissettiği her yerde var olmayı başarmış.

 

DÖNEMİNİN ÖZELLİKLERİNİ TAŞIYOR

Ufuk abi kendi kuşağının izlerini en iyi taşıyan isimlerden biri. 78 kuşağının çalışkan, entelektüel yapısı onda var. Profesyonel denecek kadar iyi müzik yapan, dönemin en önemli dergisi Gırgır’da çizen ve amatör sporda futbol oynayan bir isim Ufuk abi. Telli ve tuşlu tüm çalgıları çalabildiğini söyleyen Ufuk abi, “Bir dönem gruplarla çalıyordum. Eşlik orkestraları ile çalıyordum. Ritim 68 bunların en bilinenleridir. Birde o dönem bati Barış Manço, Anadolu folk yapan ve caz müzisyenleri vardı.

 

HER ŞEY KESKİNLEŞTİ VE BOZULDU

Müzik dışında Gırgır dergisinde karikatür çiziyordum. Uzun süre orada kaldım. Gırgır’da Çiçeği Burnunda olanlar da vardı. Cem Yılmaz’da onlardan biriydi. Hala karikatür çizerim. Tolerans ve hoşgörünün ortadan kalktığı bir dönem yaşıyoruz. Demirel “çocuklar beni çizmiyorsunuz” derdi. Bu işi yapanların dışlanmadığı bir süreç vardı o zamanlar. Şimdi olay öyle değil. Her şey keskinleşti ve bozuldu.

 

FUTBOL HALA İÇİMDE BİR YERDE

15-16 yaşlarımda Davutpaşa’da futbol oynamaya başladım. Eski bir krampon hediye ettiler. Çok mutlu oldum. Sahalar o zaman balçık çamurdu. Kum dökerlerdi. Koşarken adamı öldürürdü. Yağmur yağdığında perişan ederdi bizi. Ama futbol bir tutku, hala içimizde bir yerde var” dedi.

 

Bu kenttin ona borcu var

Kocaeli’nin bugün doğası ile anılır hale gelmesinde Ufuk abinin büyük emeği var. Kentteki 15 bin hektar orman alanının 6-7 bininde emeği olan tek isim. Bu kent Ufuk abiye doğasını borçlu.

 

BÜYÜK EMEK

Kocaeli’deki ormanların neredeyse hepsinde emeği olan Ufuk abi, bundan gurur duyuyor. Birleşmiş Milletlerin bir kuruluşu olan FAO tarafından yapılan endüstriyel plantasyon ağaçlandırmanın ilk Kocaeli’de başladığını söyleyen Ufuk abi, “Bu kuruluşun öncülüğünde Türkiye’de endüstriyel ağaçlandırma başladı. Kocaeli’de 15 bin hektar civarındadır. Çok ciddi bir alan bu. Eski İstanbul yolundan Karadeniz’e kadar, Çenedağı, İstanbul sınırlarında Kayalıdağ, Güney’de Samanlı Dağının Sapanca bölgesinden, Karamürsel’e uzanan bölümünü kapsayan bir alan bu. Bu 15 bin hektar alanın 6-7 bin hektarında benim emeğim var. Bunu gururla söylerim.

 

İSMİNİN VERİLMESİNİ İSTEMEDİ

Kocaeli’nin ve Sakarya’nın her tarafı, artı Bursa’nın kuzeyi, İstanbul’un doğusunda ayağımın değmediği yeri yoktur. Bu alanlarda tüm karma ormancılık faaliyetlerini yürüttüm, bir taraftan bakımlarını yenilerken, bir taraftan potansiyel sahaları doğaya kazandırdık. Kuzu yaylayı ve Kartepe’nin yollarını zamanında ben yaptım. Kocaeli Üniversitesinin yerini ben belirledim. Rektörümüz Prof. Dr. Baki Komsuoğlu bölgeye benim adımı koymak istedi ama ben daha soyut bir isim olmasını istedim. Ufuk Tepe olmasını istedi ama ben spekülasyonlara neden olur diye istemedim. Benimle çalışan merkez şefimiz Feyzullah Korel Umuttepe ismini önerdi ve böylece Umuttepe ismi ortaya çıktı.

 

umuttepenin-yerini-belirleme-calismasi-002.jpg

UMUTTEPE’NİN YERİNİN BELİRLEME ÇALIŞMASI: Umuttepe’nin yerinin belirlenmesi çalışmasında Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Baki Komsuoğlu, İzmit Ziraat Odası eski başkanı Şinasi Turoğlu, İzmit İşletme Müdürü Ufuk Pekmertol, Merkez Şefi Fehzullah Korel ve Keramettin Gençtürk birlikte keşif yapıyorlar. Bugün üniversitenin yerinin bulunduğu ve Umuttepe yerleşkesi bu çalışmaların sonucunda ortaya çıktı.

 

Sorguladığında muhalefetsin

Muhalif olmasını dünya görüşü ile açıklayan Ufuk abi, “Bir dünya görüşünüz olur. O dünya görüşü sizi biçimler. O dünya görüşü etrafında donanırsınız. Donandıkça görüşünüz berraklaşır. Çorap söküğü gibi yumak halinde gelen şeyleri çözersiniz. Çözdükçe nedenselliği sorgularsınız. Bu muhalefetsin demektir. Muktedir olan direksiyonun başındadır ve hata yapar. Bu doğanın diyalektiğidir. Yaptığı hata eleştirilir. Düz bir mantık bu. Ben sanatla ilgilenen biriyim. Sanat zaten protest bir şeydir, bir karşı duruştur. Eğer böyle bir beslenmesi yoksa zaten sanat olmaz. Eğer aşk acısı çekmemişse iyi bir şair olamaz, eğer memleket acısı yoksa iyi bir yazar olamazsınız. Her şey güllük gülistanlıksa ne yazabilirsiniz” dedi

 

Oğlum düdük çaldı

Zonguldak’ta planlama yatıklarında daha mesleğinin ilk yıllarında olduğunu söyleyen Ufuk abi, 12 Eylül darbesini de burada yaşıyor. Orman planlaması için her sabah erken saatte kalkıp araziye gittiklerini söyleyen Ufuk abi, “Zonguldak’ta Sırrı Anık abi vardı. Beraber sabah çıkar akşama kadar arazileri karış karış ölçüyorduk.12 Eylül sabahı radyoyu açtım marşlar çalıyor. Darbeden önce Bülent Ecevit ‘Düdük çalar maç biter’ diye söylemişti. Ben dönüm Sırrı abi bun ne dedim. Sırrı abu ‘Oğlum düdük çaldı’ dedi. O zaman Zonguldak Yenice’deydim. Ne zor günlerdi. Yarım asırlık yaşadığımız sürecin ivmesini, ülke sosyolojisi ve tarihini okuyarak değil yaşayarak gördük” dedi.

 

Bunun futbol ile ilgisi yok

Fenerbahçe’yi neden sevmediğini de anlatan Ufuk abi, “Bir gün Ruşen Hakkı, Ruhan Odabaş ve birkaç gazeteci arkadaş ile oturuyorduk. Spor konuşuyoruz. Fenerbahçe’yi sevmiyorum dedim. Ama bunun futbol ile ilgisi yok dedim. “Nasıl yok” dediler. 5 yaşında tahtaya misine çakıp bir şeyler çalmaya çalıyordum. Bana 5,5 yaşımda cura hediye ettiler. İki katlı evimiz vardı İstanbul’da. Fenerbahçe – Galatasaray maçı vardı. Abim Fenerbahçeliydi. Gol atınca abim curamı sevinçten kırdı. Çok üzülmüştüm. O yüzden sevmiyorum dedim. Bunun futbol ile hiç ilgisi yok” dedi.

 

Denize düşen yılana sarılır

Orman Mühendisi ve Orman İşletme yöneticiliğinde bir çok anı biriktirdiğini ama hiç unutmayıp hep güldüğü iki anısını Ufuk abi bizimle paylaştı: “İzmit İşletme Müdürüyken bir dostum bana telefon etti. Arkadaşının arazi ile ilgili sıkıntısı varış. Gelsinler dedim. İki adam geldi. Bir arazi meseleleri varmış. İşletmenin avukatını çağırdım, inceleyin dedim. Avukatlar bakarken birde o arada sohbet ettik. Avukatlar gereken çalışmayı yaptıktan sonra artık kalktılar. Biri dönüp, “Size çok eziyet verdik. Denize düşen yılana sarılır” dedi. Ben dondum kaldım. Tabi adam iltifat ettiğini düşünüyordu. (Kahkaha attı)

Etiketler :
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
4 Yorum