• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Kocaeli 3 °C

Bu kentin sanayicilerinin biraz yüzü kızarır mı?

İsmet ÇİĞİT

1976 yılının sonbaharıydı. O yıl İzmit Lisesi’nden mezun olmuş, üniversite sınavında başarı elde edip, Yıldız Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’ne girme hakkı kazanmıştım. Rahmetli babam, ödüllendirmek istemiş. Henüz bir yıl önce kurduğumuz gazetede birlikte çalıştığımız ağabeylerim  Cevat Çetin, Sancar Şener, Nazif Çanakçılı’ya, “Alın şu bizim oğlanı da biraz hayatın zevklerini gösterin” demiş.

Bilirsiniz,  ABD’de bekarlığa veda partileri için Vegas’a gidilir ya. Benimki de o hesap. Ağabeylerim beni Romanya’ya götürüyorlar. Ben o sıralar gazetenin spor servisinde, rahmetli Sancar Şener’in yanında çalışıyorum. Eski Stat’ta Yılmazspor-Malofis; Hisareyn-Ulaşlı maçlarını izliyorum.

Bir otomobille yola çıktık. Dereköy kapısından Bulgaristan’a geçeceğiz.  Bulgar sınır polisi pasaportları baktı. Dördünde de “Journalist” (Gazeteci) yazıyor. En ufak benim. Bana sordu; ne tür gazeteci olduğumu merak ediyor. Yarı Türkçe, yarı İngilizce spor muhabiri olduğumu, futbol maçlarını takip ettiğimi söyledim. Bulgar sınır polisi; “Komşi.. Top Sersem” dedi.

Sonra, iki paket Marlboro’muzu avanta alıp, pasaportlara mührü vurdu. Sonraları tadını alınca pekçok kez aynı yoldan Romanya’ya gidip dönmüştük. Her defasında Bulgar polisi için birkaç karton sigaramızı da yanımızda bulundururduk. O polisin “Top sersem” lafını hiç unutmam. Doğru bir teşhisti. Top gördüm mü, oturup izlerim. Futbol, basketbol, voleybol. Yerel, ulusal, uluslararası. Meraklıyımdır. Sporun bir kültür olduğuna, terapi olduğuna inanırım.

……….

Tabii sözü yine bizim kentimizdeki spora getireceğim. Değerli okurlar, futbol liginde sezon bitti. Şu sıralar basketbol’da play-off maçları oynanıyor. Türkiye Basketbol Süper Ligi’ndeki bazı takımları size sayayım:

Muratbey Peynirleri Uşakspor..

Royal Halı Gaziantep

Banvit Bandırma

Akın Çorap Giresun.

Demir İnşaat Büyükçekmece

Biri peynirci, biri tavukçu, biri çorapçı, biri halıcı. Bulundukları kentlere basketbol 1 nci Ligini getirmişler. 2 nci Lig’de öyle takımlar var. Hatırlarsınız, geçen yıl Köfteci Ramiz Akhisar takımını Süper Lig’de tutmuştu.

Basketbol kadınlar liglerinde hep böyle küçük sanayi kuruluşlarının sponsor olduğu takımlar var. Voleybolda, kadınlarda, erkeklerde var. Hentbolde var..

Bu ülkenin en büyük 500 sanayi kuruluşundan 100 kadarı bizim şehrimizde. Tarım arazilerimizi yok ettiler. Denizlerimizi doldurdular. Havamızı kirlettiler. Bizim şehrimizin yollarını doldurdular, bizi TIR’lar arasına sıkıştırdılar.

Bir peynirci, bir çorapçı kadar olamadılar. Bu şehre hiçbir şey vermediler. Sorsanız, “Bizden istediler Birlikspor’a verdik” diye kendilerini savunuyorlar.

Ama bu şehirde futbol yok, basketbol, voleybol, hentbol.. Hiç biri yok. Şu şehir bütün spor branşlarında Türkiye’nin ötesindeydi. Boksta bile en büyük bizdik. Mehmet Çakal sayesinde İzmit’te profesyonel boks maçları bile izlemiştik.

Şimdi,  sadece yağlı güreş. Koskoca sanayi kuruluşları var. Dünya çapında limanlar var. Hepsi bizim ilimizi kullanıyor, hepsi bu şehire olumsuz etkiler yapıyor. Bir tanesi bile, bir çorapçı, bir tavukçu, bir köfteci, bir peynirci kadar olamıyor.

Birkaç yıl önce Sanayi Odası Başkanı Ayhan Zeytinoğlu ile konuşmuştuk. Bana, “Bu şehrin coğrafi konumu, bu şehri sanayi şehri yapıyor. Kabahat sanayicide değil. Bu şehir bu coğrafyada kurulmuşsa, bu yükü de çekmek zorunda” demişti. Haklılık payı vardı. Ama bu şehre gelip yerleşen sanayi kuruluşlarının hiçbir bu kente karşı sorumluluğu yoktu.

Bir futbol takımı, bir basketbol, voleybol takımı  kurup, destekleyemez, bu kente biraz hayat veremezler miydi?.

Hadi spora girmiyorlar. Sanat getirin, festival getirin. 23 Nisan’da çocuklara, 19 Mayıs’ta gençlere sevdikleri bir sanatçıyı getirin.. Hiç birini yapmıyorlar. Yan gelip yatıyor, sadece bu şehrin coğrafi konumunu, bu şehrin insan kaynaklarını kullanıyorlar.

……….

Tabii, Türkiye’nin diğer illerinde sporu sadece sanayi kuruluşları sırtlamıyor. Büyükşehir Belediyeleri, il belediyeleri, ilçe belediyeleri kendi bölgelerinde müthiş takımlar kuruyorlar. İzmit Belediyesi, kadın basketbola yatırım yapmak istedi. Ama gitti, Bodrum ilçesinin küçük bir müessese tarafından desteklenen takımına yenilip, elendi. İzmit Belediyesi’nin bisiklet hediye etmesi güzel de, bu binlerce bisiklet için verilen parayla, bu kente Süper Lig getirecek bir basketbol takımı kurulmuş olsa, bu şehrin gençliğine daha büyük hizmet verilmez miydi?.

Büyükşehir Belediyesi 2015 yılında, ağırlama ve tanıtım  için 15 milyon TL harcamış.. 15 milyon TL ile, bu kente önümüzdeki yıl kadın ve erkeklerde basketbol; veya kadın ve erkeklerde voleybol Süper Ligini getirmek mümkündü.

Bizimkiler, mehteran bölükleri ile, yağlı pehlivanları ağırladılar.

………

Üzülüyorum bu şehirde. Bir “top sersem” olarak üzülüyorum. Ama daha önemlisi, bu şehrin sosyal yaşamı. Bu şehirde gençliğin geleceği. Bunca dev sanayi kuruluşu. Bunca büyük bütçeli belediye. Biz, Kocaelispor’u Amatör Lig’den 3 ncü Lige çıkarttık diye seviniyoruz.

Uşak’ta peynirci, Giresun’da çorapçı, Akhisar’da köfteci Süper Liglere takım yapıyorlar.

Ey bu şehrin sanayicileri, limancıları.. Hiç değilse  birazcık yüzünüz kızarıyor mu?.. Hiç sanmam.

Muhalefetin halka doğruları anlatacak gücü bulunmuyorsa

Türkiye çok ilginç bir süreçten geçiyor. Umuyor ve diliyorum ki, bu sürecin sonu, vatan, millet ve yurttaşlar için hayırlı olsun.

İçinden geçtiğimiz sürecin temel unsuru şudur:

Ülkeyi ilgilendiren, iç siyaset, dış siyaseti ilgilendiren her türlü konuda doğruları sadece bir kişi biliyor. Ne yapılacağına bir kişi karar veriyor.

Kim Başbakan olacak, kim Bakan olacak, hepsini bir kişi belirliyor.

Kim cezalandırılacak, kim ödüllendirilecek, bunları da bir kişi biliyor.

Millet de  o bir kişinin her dediğine inanıyor, güveniyor, destekliyor..

………..                                         

Türkiye’nin terörle çok ciddi mücadele etmesi, terörü bitirmesi gerekiyor. Bunun için elbette kararlılık gösterilmesi lazım. Pekiyi, terörle mücadelede, halkın oylarıyla seçilmiş milletvekillerinden bir grubunun dokunulmazlığını kaldırıp, onları meclisten çıkartarak cezaevlerine koymak bu ülkeye, bu ülkenin siyasetine bir artı kazandıracak mı?. HDP’li milletvekilleri cezaevine konulursa, Türkiye’de terör bitecek mi?..

Türkiye’de milletvekilliği dokunulmazlığının çok yanlış uygulandığını, siyaset üzerinden tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyenlerin dokunulmazlığa sığındığını biliyoruz. Geçmişte eroin kaçakçılığı yapan milletvekillerini bile bu dokunulmazlık korumuştu. Milletvekilliği dokunulmazlığının, kürsü dokunulmazlığı ile sınırlandırılması, çağdaş demokrasi standartlarına çekilmesi, elbette hepimizin isteği olmalıdır. Ama, önceki gün, “Referanduma gerek bırakmayan” bir oy çokluğu ile yapılan Anayasa değişikliği ile dokunulmazlıkların üzerine gidilmesi doğru mu olmuştur?.

Şimdi, Meclis’ten geçen bu Anayasa değişikliği Cumhurbaşkanı tarafından onaylanıp, Resmi Gazete’de yayınlandıktan sonra, HDP’i milletvekilleri güvenlik güçleri tarafından yaka paça alınıp, cezaevlerine konulursa, Türkiye terörden kurtulacak mıdır?. Yoksa, bu ülkenin çok ihtiyaç duyduğu “Kardeşlik” kavramı biraz daha örselenecek, Türkiye’nin geleceğine yeni düşmanlık tohumları mı ekilecektir.

……….

Cumhurbaşkanı çok doğru bir şey söyledi:

“-Bu Anayasa değişikliğini referanduma götürseydik, halk yüde70-80 oranında destek verirdi. Herkese ders verirdi” dedi.

Kesinlikle doğru. Böyle bir Anayasa değişikliğine halk çok ezici bir çoğunlukla destek verirdi. Çünkü, Cumhurbaşkanı böyle istiyordu. Cumhurbaşkanı “terörle mücadele için” bu yöntemin şart olduğunu söylüyordu.

Eğer Anayasa oylamasında 367’nin altında kalınsa, Cumhurbaşkanı konuyu referanduma götürecekti. Türkiye, yaz aylarında referanduma hazırlanırken, düşmanlık alabildiğine körüklenecekti. Üstelik CHP suçlanacak, “Bu CHP yok mu bu CHP, teröristlerle birlikte hareket etti” denilecekti. İnsanlar da buna inanacaktı.

Böyle bir referandum olsa, ben “Hayır” oyu verirdim. Ama çok iyi biliyorum ki, benim evimdeki diğer üç oy (eşim ve iki oğlum) “Evet” derlerdi. Çünkü, herkes gibi onlar da bu konuda Cumhurbaşkanını haklı buluyorlar. Şu hale bakınız ki, Ankara’daki şehit cenazesinde, ana muhalefet partisinin lideri, o törene özellikle getirilmiş bir grup tarafından hakarete uğrayabiliyor.

Türkiye bu hale gelirken, bu ülkenin ana muhalefetinin insanlar üzerinde biraz etkisi olabilmesi gerekirdi.

Kemal Kılıçdaroğlu, Anayasa oylamasında partili milletvekillerinin bir kısmının “Evet” oyu vermesiyle, hem partisinin halk önünde suçlanmasını önledi, hem “Lafını dinleten bir Genel Başkan” konumuna geçti.

İyi de doğru mu yaptı?. Ya da muhalefet lideri olarak yapması gereken bu muydu?. Keşke Kılıçdaroğlu’nun ve CHP’nin, halka bu konuda doğruları anlatabilme yeteneği olsaydı. Keşke CHP halkın gözünden bu kadar düşmüş, inandırıcılığını bu kadar kaybetmiş olmasaydı.

Hiç kimse, “Meclis gereğini yaptı. Meclis’te terörü destekleyenler cezasını bulacak” diye sevinmesin. Bu işin, referandum gerilimi yaşanmadan çözülmüş olması, bence de çok sevindiricidir. Ama bu işin uygulamalarının a

Hiç değilse vakit kaybetmiyorlar

Kolay değil. İktidar partisi, genel başkanı, Türkiye Başbakan’ı değiştiriyor.. Diğer partilerin haline bakın. Kurultay yapamıyorlar. Birbirlerini yiyor, bölünme aşamasına geliyorlar.

AK Parti’de hiç böyle bir sıkıntı yok. Her şey tereyağından kıl çeker gibi götürülüyor. Tartışma yok,  çekişme yok.  Üstelik her işi gayet hızlı yapıyorlar.

5 Mayıs’ta Davutoğlu, Büyük Kongre kararını açıkladı. Gayet olgun şekilde. Partiye hiç zarar vermeden. Büyük kongre haziranda mı olur, temmuzda mı olur tartışılıyordu. Yasal en kısa süre içinde, 15 gün sonra, 22 Mayıs’ta kongre kararı alandı.

Partinin kurucu lideri, Davutoğlu’nun yerini alacak lideri belirledi. Herkes kabullendi. Yine hiç ses çıkmadı. Şimdi bugün gündüz Büyük Kongre yapılacak. Binali Yıldırım, AK Parti’nin yeni Genel Başkanı seçilecek. Hemen bu akşam AK Parti’nin yeni Genel Başkanı Yıldırım, Beştepe’ye Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne çıkacak. Kendisinden önce, Davutoğlu istifasını vermiş olacak. Cumhurbaşkanı Başbakanlık görevini bu akşam Yıldırım’a verecek. Yeni Başbakan bu gece çalışacak, yeni bakanları belirleyecek. Yarın sabah yeni hükümet atanmış; işe başlamış olacak.

Çok zor, çok karmaşık gibi gözüken işleri, çok seri şekilde ve en küçük bir çatlak ses çıkmadan halledebiliyorlar. Bazen, AK Parti’nin bu meziyetlerini kıskanmamak da mümkün olmuyor.

Milli Maç gecesi

Türkiye futbol liglerinde sezon sona erdi. Beşiktaş şampiyon oldu; Eskişehir, Mersin ve Sivas küme düştüler. Şimdi sadece futbol seveler için değil, bütün Avrupa için çok heyecanlı bir turnuvaya adım adım yaklaşıyoruz. Avrupa Futbol Şampiyonası finalleri, 10 Haziran’da Fransa’da başlayacak. Türk Milli Takımı da uzun bir aradan sonra yeniden böylesine önemli bir turnuvada sınav verecek.

Fatih Terim, şimdilik 35 kişilik geniş bir kadro kurdu. Türkiye, turnuvadaki ilk maçını 12 Haziran’da Hırvatistan ile yapacak. Bu büyük turnuvaya hazırlanan milli takımımız, bu akşam turnuvanın iddialı ekiplerinden İngiltere ile hazırlık maçı oynayacak. Maç, Manchester’de saat 19.15’de başlayacak ve aTV’den canlı yayınlanacak.

Futbolseverler geçmişteki İngiltere maçlarını hüzünle hatırlarlar. 7-0, 8-0 kaybettiğimiz, çok utandığımız maçlar oynanmıştı. İngiltere yine güçlü bir takım. Ama artık bizim takımımız da güçlü. Fatih Terim’in bugün Avrupa Şampiyonası öncesindeki son ciddi hazırlık maçlarından birinde oyuncuların maçı mutlaka ciddiye almalarını isteyeceğini tahmin ediyorum. Bugün ailece pazar gezmesine çıkarsanız, saat 1.15 sularında evde olmaya özen gösterin. İngiltere-Türkiye maçının çok keyifli olacağını tahmin ediyorum.

 

 

Bu yazı toplam 2162 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37