• BIST 107.115
  • Altın 143,813
  • Dolar 3,5581
  • Euro 4,1457
  • Kocaeli 26 °C

Bu kentte uyuşturucu sanılandan da çok yaygın

İsmet ÇİĞİT

Hiç kendimizi kandırmayalım,  gözlerimizi kapatmayalım. Bizim şehrimizin önemli sorunları var. Bunlardan biri de uyuşturucu sorunudur. Yıllardır bu kentte uyuşturucu çok yaygın. Okullara girdi. Bu kentte uyuşturucuya çok kolay ulaşılabiliyor.

İsim vermek yakışık almaz. Ama son zamanlardaki  nedeni tam olarak izah edilemeyen genç ölümlerin arkasında hep uyuşturucu var. Özellikle de “Bonzai” adı verilen yapay zehir. Bonzai bu şehirde hem çok yaygın, hem çok ucuz. İstediğiniz her köşe başında ulaşabiliyorsunuz.

Bizim şehrimizde  yetkililer Alkole karşı büyük bir savaş başlattı. Bu şehirde alkollü ikinin satıldığı, yemekle birlikte içilebildiği yer sayısı  hızla azaltıldı. Son olarak tramvay bahanesi ile Barlar Sokağı’nı yıkıyoruz. Ama uyuşturucu ile yeterince mücadele edilemedi. İddia ediyorum; bu kentteki çok saygın, çok zengin ailelerin çocukları da, varoşlardaki en yoksul ailelerin çocukları da uyuşturucu batağına çekilebiliyorlar. Alkollü içki satışı çok sınırlandı. Satılan yerlerde de alkollü içki fiyatı çok yüksek. Alkole yönelik bu mücadelenin onda biri uyuşturucuya karşı yapılmadı. İlimizde sık sık çok miktarda uyuşturucunun ele geçtiği haberleri yapılıyor. Bunlar genellikle  İzmit’ten transit geçen,  doğuda terör örgütünün paketleyip, İstanbul’a, Avrupa’ya göndermek istediği  uyuşturucular.

Bu kentte uyuşturucu baronları var. Birileri bu uyuşturucuyu bu kentte pazarlıyor, çocukları torbacı olarak kullanıyor. Polis, zaman zaman torbacıları topluyor. Ama onlara bu malı dağıtan kim?.. Bilinmiyor.

Geçen gün, İzmit şehir merkezinde tekel bayii işleten, alkollü içki ve  tütün mamülleri satan bir dostuma “İşler nasıl” diye sordum. İçini çekti; şunları söyledi:

“-Abi  bir şişe bira bile 7-8 TL. Kimse iki alamıyor. Gençlerin, çocukların elinde tuhaf şeyler görüyorum. Ota, hapa, bonzaiye sarıldılar.  Bizim işler kesat.”

Bizim şehrimiz, gençlerin uyuşturucuya en kolay ulaşabildiği şehirlerden biri oldu. Bu konuda anne ve babaların  çocuklarını engelleyebilmesi çok zor.  Mutlaka polisiye önlemlerin arttırılması gerekiyor. Torbacıları toplamak yerine, işin kaynağına inmek gerekiyor. Çocuklarımız, gençlerimiz sapır sapın bonzaiden dökülüyor. AK partili dostlar da, “Bizim çocuklarımız Müslüman.  Onların uyuşturucu ilei ilişkisi olmaz” diye düşünmesin.. Bu iş öyle alıp başını gidiyor ki, İmam Hatiplere bile bulaşabilir. AK Partili ailelerin çocuklarını da tehdit edebilir.

“Gençler içkiden, sigaradan uzak dursunlar yeter” diye düşünenler var. Öyle değil. Uyuşturucu, özellikle Bonzai,  gençler açısından hepsinden  beter bir musibettir.

Balıklar neden zehirlenmiş?

20 Nisan Çarşamba sabahıydı. Kullar içinden, pekçok  sanayi kuruluşunun yanından geçen derede  balıklar ölmüş, sahile vurmuştu. Ertesi gün bu gazete olayı manşetine taşıdı. Ben de bu sütunlarda, “Yananın yanına kalır” diye bir yazı yazmıştım.

Olay tarihi 20 Nisan… Bugün  6 Mayıs.. İki haftaya ışkın süre geçti. Kuilla Deresinde balık ölümlerini haber yatığımızın ertesi günü Valilik’ten bir açıklama geldi. “Olay titizlikle takip ediliyor. Hem dere suyundan, hem ölü balıklardan numune aldık. Analize gönderdik. Balık ölümlerinin nedeni belirlendiğinde mutlaka kamuoyu ile paylaşılacaktır” denilmişti.

Henüz “Tık” yok.. Zaman zaman mevsimsel nedenlerle İzmit Körfezi kızarıyor. Hemen yetkili makamlar, “denizde kirlilik yok. Renk değişimi doğal olaydır” diye açıklama yapıyor. Kullar Deresi’nde 20 Nisan’da meydana gelen olayda canlılar öldü. Belli ke dereye fabrikalardan biri zehir kusmuştu. Yasalarımız çevreye bu kötülüğü yapanların çanına ot tıkayacak maddelerle dolu. Bunu yapan fabrikanın kapatılması yetkisi bile var.

Ama gelişmeler aynen beklediğimiz, öngördüğümüz gibi yaşanıyor. Ölü balıkların, dere suyunun analizinden hiç ses çıkmadı. Çevre konusundaki yaklaşım böyle devam ederse, akarsularımızı, ormanlarımızı, denizi, göllerimizi koruyamayız.

Eminim ki yapılan analizler sonucu Kullar deresinde 20 Nisan sabahı ölen balıkların hangi zehirle zehirlendiğini, bu zehrin nereden geldiğini yetkililer gayet iyi biliyorlar. Ama açıklanmıyor. Açıklansa, bunu yapanların çok ağır cezalara çarptırılması gerekiyor. Bugüne kadar hep böyle oldu. Ne yazık, hala böyle oluyor.

Davutoğlu’nu sevmiştim

2002 yılı sonunda Türkiye’de seçimle iktidarın değişmesinden, yepyeni kadroların Türkiye’nin sorumluluğunu üstlenmesinden bir vatandaş olarak  memnun olduğumu  söyleyebilirim. 2002-2007 dönemlerindeki AK Parti iktidarının icraatlarını da  genel manada beğenen ve destekleyen biriyim.

2007 sonrasında ise,  mevcut iktidarın pekçok  uygulamasını, söylemini içime sindiremedim. AK Parti döneminde, Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde  Türkiye önemli kazanımlar elde etmiştir. Bunu inkar etmenin  günah ve abes olduğunu düşünüyorum. Ama Türkiye daha özgür, daha demokratik, daha  geleceğe umutla bakan bir ülke olamadı. Hoşgörü sıfırlandı, Türkiye kamplara ayrıldı.

Şimdi iktidar partisinde büyük bir değişim daha oluyor. Doğrusu,  Başbakan Ahmet Davutoğlu’nu sevmeye başlamıştım. Bazen gereksiz uzun konuşuyordu ama; her daim gülen yüzü ile topluma umut veren bir siyasetçiydi. Kuşkusuz, Türkiye’nen artık yanlışlığı tartışılmayan  Suriye politikasının mimarıydı ama, Davutoğlu ile birlikte  Türkiye’nin Avrupa ile ilişkilerinde çok önemli gelişmeler sağlandığını da  görmezden gelemeyiz.

Davutoğlu’nun yüzünde “İyi bir insan” okunuyordu. En kritik konularda, en azından Cumhurbaşkanı Erdoğan’a göre çok daha demokratik, çok daha hukuk devletinden yana tavır alabilmişti.  1 Kasım 2015 seçimlerinde AK Parti’nin elde ettiği  tarihi seçim zaferinde de  Davutoğlu etkisini inkar edemeyiz.

Bundan sonra ne olacak?. Kuşkusuz, Davutoğlu kadar güler yüzlü, Davutoğlu kadar demokrasi ve hukuk devleti vurgusuna sahip bir yeni lider gelmeyecek. Daha sert, daha az hoşgörülünü,  daha kutuplaştırıcı bir  Başbakan ile tanışacağımız izlenimi var. Pekiyi bu gelişmeler  iktidar partisini nasıl etkileyecek?. Türkiye siyasetini nasıl etkileyecek?.. Bunu da  çok uzun olmayan bir  zaman dilimi içinde göreceğimizi tahmin ediyorum.

15 yıldır aynı sözler

Gölcük Belediye Meclisi’nin mayıs ayı olağan toplantısında Başkan Mehmet Ellibeş  konuşma yapmış:

“- D-130 karayolu üzerinde, Belediye binasından Fatih Mahallesi’ne kadar olan bölgede battı-çıktı yapılacak. Bu alandaki bütün trafik ışıkları kalkacak.”

Gölcük için bu vaadi, 2002’den beri duyuyoruz. AK Parti’den her yetkili bunu söyledi. Gölcük’e vaad etti.Konu elbette Gölcük Belediye Başkanı Mehmet Ellibeş’in konusu değil. Bu proje, bir ilçe belediyesinin altından kalkamayacağı kadar büyük.

Bence Büyükşehir Belediyesi’nin de işi değil.. D-130  şehirlerarası karayolu. Bu yol yokken, Gölcük varmış.. Devlet gelmiş, Gölcük’ün ortasından yolu geçirmiş.. Gidin bakın.. Gölcük’ten çok daha küçük ilçelerin içinden şehirlerarası yollar kalktı. Devlet, ya battı-çıktı yaptı, ya şehirlerarası yolları yerleşim alanlarının dışına çıkarttı.

Gölcük 15 yıldır, “Battı-çıktı yapılacak” vaadiyle avutuluyor. Başkan Ellibeş hala meclis toplantılarında bunu söylüyor. En de merak ediyorum.. Ne zaman şu D-130 Gölcük geçişinde battı çıktı olacak?..

Adım adım seçime mi gidiyoruz

Ak Parti’de yaşananlar, Türkiye siyasetini kuşkusuz çok derinden etkileyecektir. Öbür tarafta, MHP içinde yaşanan çok önemli gelişmeler var.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ise, adata seçim havasına girmiş durumda. Yine bol keseden vaadler sıralıyor. Türkiye’de birden bire çok hızlı siyasi gelişmeler yaşanabilir. Merkez sağda ve milliyetçi kesimde liderler değişirken, yeni partiler doğabilir. Siyaset aktörleri değişirse,  1 Kasım 2015’deki seçimlerin sonuçları da geçersiz hale gelecektir.

Diğer taraftan dokunulmazlık konusu var. Anayasa değişikliği, Başkanlık sistemi konuları var. Cumhurbaşkanı Erdoğan bir konuya karar verdiğinde geri adam atmıyor. Türkiye’nin bölünme riski var. Bütün bunlar, giderek  yeni bir erken seçimi de kaçınılmaz hale getirebilir. Bu yıl bitmeden çok önemli gelişmeler  göreceğiz. Ya Anayasa değişecek. Başkanlık sistemine geçeceğiz. Ki bunun için de bu yıl içinde bir referandum kaçınılmazdır. Ya da  erken seçime gideceğiz.

Her şekilde siyasi atmosferin çok ısınacağı bir yaza doğru gidiyoruz. Ramazan'’a ortalık belki biraz durulur. Ama Ramazan çıkışı ile birlikte, temmuz-ağustos çok sıcak, çok hareketli olacak. Hiçbir gelişme sürpriz olmayacaktır.

Umarım bu süreçte, ülkenin ekonomisini yönetenler bütün siyasi kavgaların dışında kalmayı başarabilirler. Ülkenin ekonomik açıdan önemli kazanımları oldu. Enflasyon düştü. TL istikrar kazanmış, faizler iyice düşme eğilimine g3irmişti. Siyasi karışıklıkla birlikte, ekonomideki dengeler de  bozulursa, ülkedeki herkes kaybedecektir.

Daha 1 Kasım’da yüzde 50’ye çok yakın oyla milletten yetki almış iktidar partisinin, bu yıl bitmeden ülkeyi yeni bir seçimle karşı karşıya bırakması da  kuşkusuz siyaseten  kendilerine yaramayacaktır. Bu ülkenin halkı, 7 Haziran’da  yetki verdiği muhalefeti,  bir araya gelemediklerini görünce 1 Kasım’da ağır biçimde cezalandırmıştı. Bu yıl içinde yeni bir seçime gidilirse, bu defa aynı akıbete AK Parti de uğrayabilir.

Avrupa konusu çok önemli

Türkiye, sosyal dokusu, kültürü,  dine bakışı, yaşam biçimi  açısından birbirinden çok farklı insanların yaşadığı  bir ülke. Elbette  bu ülkede herkesin, hatta ülke insanının yüzde 80-90’ının  Avrupa Birliği üyeliğini  desteklediği düşünülemez.

Ama Avrupalı olmak, Avrupa Birliği üyesi olmak, Atatürk’ün Cumhuriyeti kurarken işaret ettiği hedeftir. Türkiye, 60 yıldır bunun için mücadele ediyor. Demokrasinin sık sık askeri darbelerle kesiliyor olması,  ekonominin batık haliyle, Türkiye  Avrupa’ya  uyum sağlayamıyordu. Bu nedenle bizi yıllarca kapıda beklettiler.

Şimdi şartlar oluştu. Üstelik Avrupa’yı çok korkutan göçmen krizi, Türkiye için bir avantaja dönüştü. Avrupa Birliği  Komisyonu ,  Tük vatandaşlarına vize uygulamasının kaldırılmasına yönelik tavsiye kararını açıkladı.

Avrupa’ya vize kalkınca, hepimiz cipli pasaportları cebimize koyup, Avrupa’ya gidecek değiliz. Ama vize onur kırıcı bir uygulamaydı. Türkiye’yi bir paçası olduğu Avrupa’dan kopartıyordu. Şimdi bu aşamaya gelmiş olmaktan hepimizin gurur duyması gerekiyor.

Türkiye Avrupalı olmalıdır. Türkiye Avrupa Birliği üyesi olmalıdır. Bu demokrasinin gelişmesi, hukuk devleti ilkelerinin  yerleşmesi, insan hakları uygulamalarının tavizsiz uygulanabilmesi için şarttır. Ben, ülkemin Avrupa Birliği üyeliğine bu kadar yaklaşmış olmasından mutluluk duyuyorum. Umarım, geri kalan ufak tefek sorunları da bian önce halleder,  Türkiye’nin Avrupa Birliğinde onurlu üyeliğini hep birlikte yaşamayı başarırız. Bu konuda da Ahmet Davutoğlu’nu ve ekibine şükran borçluyuz diye düşünüyorum.

Bir yeri bitirmeden, başka yere girmeyin

Büyükşehir Belediyesi yöneticileri çok önceden açıklamışlardı: “016 yılında İzmit şantiyeye dönecek. Sıkıntılar çekilecek” demişlerdi.

Büyük ölçüde tramvay yolu inşaatına dayalı bu sıkıntılar, öngörülünden de büyük boyutlara taşındı. Bu arada, şehir içinde  tramvay yolu inşaatı devam ederken,  D-100 karayolunda bir türlü tamamlanamayan Symbol Yaşam Merkezi önündeki  köprülü kavşak bölgesinde, yolun İstanbul’a gidiş yönü, 20 günlüğüne kapatıldı.

D-100’de zaten  özellikle akşam saatlerinde İstanbul’a gidiş yönünde, Köseköy kavşağından başlayarak sıkıntı vardı. Yapılan çalışma ile bu sıkıntı daha da arttı. Bu arada geçen gün bir de Kandıra Yolu üzerindeki Yahya Kaptan kavşağı çalışma nedeniyle bir süre kapatıldı. Bunu yapmamak lazım. Zaten D-100’de sıkıntı var. Eski Gölcük yolunda kavşak çalışması nedeniyle sıkıntı var. Şehir içinde sıkıntı var. İnsanlar arabaları ile bir yerden bir yere gidemiyor. Bir de ekstra sıkıntılar yaratmamak lazım.

Hele şu eldeki başlayan işler bitirilsin, trafik biraz düzene girsin, diğer işleri sonra yaparsınız. Bu kentteki bütün yetkililer, devam eden işlerin olabilecek en kısa süre içinde bitirilmesi için çalışması gerekiyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı toplam 1556 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
  • TUANA EVLERİ 3. ETAP
  • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
  • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
  • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37