1. YAZARLAR

  2. İsmet ÇİĞİT

  3. Bu kentten bir Veziroğlu geçti
İsmet ÇİĞİT

İsmet ÇİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

Bu kentten bir Veziroğlu geçti

A+A-

Özellikle son yıllarda çok yakınlaşmıştık. İzmit Büyükşehir Belediyesi’nin ilk Genel Sekreteri Kadri Veziroğlu’ndan söz ediyorum. İzmitli değildi. Ama İzmit tarihinde, bu kente en fazla fayda sağlayan, bu kentteki pekçok eserde imzası bulunan biri olarak anılması gerekir.
1989’da Sefa Sirmen İzmit Belediye Başkanı seçildikten sonra, İzmit Büyükşehir Belediyesi kurulması için çok büyük çaba harcamıştı. Saraybahçe ve Bekirpaşa isimleriyle iki uyduruk ilçe kuruldu, İzmit Büyükşehir Belediyesi ilan edildi. 
İzmit Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreterliği görevine, Ankara’dan, daha önce Ankara Belediye Başkanı Murat Karayalçın’ın ekibinde yer alan Kadri Veziroğlu atandı. Kadri Bey İzmit’i, İzmit Kadri Bey’i tanımıyordu. 
Hukukçuydu Kadri Veziroğlu. İzmit Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri olarak, Başkan Sirmen’e her zaman yol gösterdi. Yuvacık Barajı, Çevre Entegre Projesi, Doğalgaz hattı.. Otobüs Terminali, Buz Sarayı, Marina. Saymakla bitmez. Sirmen dönemindeki bütün büyük eserlerin altında Veziroğlu imzası da vardı.
Kadri Veziroğlu Büyükşehir Genel Sekreteriyken, İzmit Karabaş Mahallesinde mütevazı bir binada, mütevazı bir dairede kiracı olarak oturdu. Öyle bahçeli, havuzlu villa merakı falan hiç olmadı. 
Kimse, ailesini, çocuklarını tanımadı. Hiç ortalıkta olmadılar. Hiçbir işe bulaşmadılar. Veziroğlu, hem çok çalışkan, hem çok zeki, hem çok düzgün bir adamdı.
İzmit’e en büyük katkıları, 17 Ağustos 1999 büyük felaketi sonrasında olmuştur. Yurt dışından bölgeye büyük yardımların gelmesinde, özellikle Büyükşehir İtfaiyesi’nin kurulmasında Veziroğlu’nun payı çok büyüktür. 
2002’de Sefa Sirmen Başkanlık’tan ayrılıp, milletvekilliğine aday olduğunda, o sıralar Belediye Meclisi üyesi olan Kadri Veziroğlu’nu yerine bırakmak istemişti. Ama CHP içindeki Erenkaya-Toker kavgasında, Veziroğlu, kaynayıp gitti. 
Sürekli İzmit için proje üreten, sürekli düşünen bir adamdı. Dönemindeki büyük yatırımlarla ilgili olarak, Sirmen ile birlikte pekçok davada yargılandı. Özellikle Yuvacık Barajı ve Doğalgaz projesi ile ilgili davalar konusunda çok derin bilgiye sahipti. Bana sözü vardı. Bu davalarla ilgili süreci, anıları, bu projelerin gerçekleşme sürecini bir kitapta toplayacak, kitabı ilk yayınlama hakkını bana verecekti.
Kadri Veziroğlu, İzmit Büyükşehir Belediyesi’ndeki görevleri bittikten sonra boş kalmadı. İstanbul Şişli’de Mustafa Sarıgül’ün danışmanı oldu. CHP Genel Merkezinde danışmanlık yaptı. Aslen Afyon Dinar’lıydı. Son dönemlerde milletvekili olmak istedi. Ama aday yapmadılar.
74 yaşında, karaciğer rahatsızlığı nedeniyle vefat etti. Kadri Veziroğlu, tanımaktan, yakından tanımaktan gurur duyduğum, kendisinde çok şeyler öğrendiğim insanlardan biridir. İzmit’te çok büyük emeği vardır. Allah’tan rahmet, ailesine ve İzmit’e başsağlığı diliyorum. 

*Bizim Kerpe; Çeşme olur, Bodrum olur. Uçar gider 
Uluslararası Mavi Bayrak Jürisi, 2016 yılı yaz sezonu için Mavi Bayrak’lı plajları açıkladı. İlimizde Karamürsel Altınkemer Plajı ile Kandıra Cebeci Plajı, Mavi Bayraklarını korurken, Kandıra Kerpe Plajı’na da bu yıl  Mavi Bayrak verildi. 
Kandıra’nın Kerpe köyü çok özel bir yerdir. Ben yaz aylarında çok kalabalık olduğu için gitmiyorum. Sonbahar, kış ve ilkbaharda giderim. Alabildiğine sakin, tenha ve sessiz olur.


Kerpe için, Büyükşehir Belediyesi, çok güzel işler yaptı. Plajı yenilendi. Kerpe’nin içindeki sokaklar parke kaplandı. Kanalizasyon yoktu, su yoktu birkaç yıl öncesine kadar hepsi geldi. Kerpe, geçmiş yıllarda biraz yağmalandığı için, şekil olarak çok mükemmel değildir. Ama artık gelişigüzel bina yapılamıyor. Kerpe’nin şekli, şemali de düzeniyor.
Aslında bu kentin vizyonu olsa, bizim Kerpe köyü, Çeşme’yi, Bodrum’u geçer. Net ikibiçuk ay çok güzel yaz sezonu var. Kerpe mükemmel bir koydur. Güvenlidir. Karadeniz sahillerindeki diğer bölgelere göre, Kerpe plajında boğulma riski de düşüktür.


Bu güzel bölge, turizm yatırımları yapılsa, sadece denize girilebilen 2-2.5 aylık dönemde değil, yılın 12 ayı çok popüler olabilir. İstanbul’a çok yakın. Ulaşımı kolay ve güzel bir yoldan ulaşılıyor. İstanbul Kerpe’ye akar. 
Ama vizyon lazım. Tutuculuktan kurtulup,  turist için gerekli düzenlemeleri yapmak lazım. Kerpe Turizm teşvik alanı. Ama hala uygulamaya geçilemedi. Yeni tesisler yapılsa, Kerpe’yi tanıtmak için reklama bile ihtiyaç yok. İstanbul akın akın gelir. 4-5 tane, güzel şık balıkçı lokantası. 4-5 tane temiz pak butik otel. Uçar gider Kerpe.. Her tatil döneminde Çeşme’nin, Bodrum’un yolunu tutan İstanbul sosyetesi, sanat çevreleri, entelektüeller Kerpe’ye hücum eder..
Ama bizim şehrimizde bu vizyon yok. Bütün derdimiz bütün içkili mekanları kapatmak, uygun bulunan yere Kadınlar Plajı yapmak. Sonra, turizm diye atıp tutmak. 


Hazır Mavi Bayrak alınmış. Hazır ulaşımı çok kolay.. Hazır böylesi mükemmel bir doğası var. Açık şu Kerpe’yi turizme. Eğlence bölgesi olsun.. Gelsin insanlar, kim ne yaparsa yapsın. Kandıralı, Kerpeli kazansın. 
 

*Meral Abla’nın önlenemeyen yükselişi 
Günün birinde eline yetki ve sorumluluk geçerse, ülkeyi yönetebilir mi? 
Ya da, günün birinde eline yetki geçtiğinde, bugün kendisi için istediği “Özgürlük, hukuk devleti olmak” gibi ilkelerin  sıkı takipçisi olabilir, Türkiye’nin gerçek demokrasiye ulaşması için mücadele edebilir mi?. 
Yüzde yüz garanti veremem. Ama bir gerçek var ki, Türk siyasetinin çok sancılı bir dönemden geçtiği içinde bulunduğumuz süreçte siyasetin yükselen yıldızı İzmit Gündoğdulu Meral Akşener’dir.


Hatırlayın, 2000’li yılların başında Recep Tayyip Erdoğan da böylesi bir sürecin sonunda ortaya çıkmıştı. Önce, kendi partisi içinde engellenmiş, dışlanmıştı. Kendisini siyasete sokan lideri Erbakan’a bayrak açmak zorunda kalmıştı. Sonra, kent kent dolaştı, kendi partisini kurdu, iktidara geldi.


Meral Akşener’in şartlar ne olursa olsun MHP’de kalacağına inanıyorum. Erdoğan kadar yeni bir siyasi parti ile yola çıkabilecek güce sahip olduğunu sanmıyorum. Ama, MHP’de kim ne derse desin Akşener’in yükselişi durdurulamayacak gibi görünüyor.


Sağlam adımlarla geliyor. Sadece MHP’ye gönül ve oy verenlerin değil, toplumda hemen her kesiminin desteğini alıyor. Akşener için çok laf söyleniyor. Kimileri “Paralel yapının yarattığı kişi” diyor. Kimileri, “İstanbul medyasının, villalarında viski içenlerin” yarattığı lider diyor. 


Ama Akşener, halk gibi konuşuyor. Halkın ağzından konuşuyor. Sadece ülkücülerin değil, kadınların, erkeklerin gönlüne çentik atıyor. CHP seçmeninin nezdinde bile çok popüler. CHP’li pekçok seçmen, “Mevcut iktidarı Kılıçdaroğlu yıkamaz. Yıksa yıksa Akşener yıkar” diye düşünüyor.


İzmit Gündoğdulu Tarih Öğretmeni Meral Abla, pazar günü de Ankara performansı ile mükemmeldi. Çelik gibi bir iradeyi temsil ediyor. Türk siyaseti yeni bir lider ararken, çok uygun bir zamanda çok doğru bir çıkış yapmış gözüküyor. Zaten böyle olmasa, AK Partililer MHP içindeki bu liderlik kavgasına neden bu kadar bulaşsınlar ki?
Türk siyasetinde Meral Akşener yükselirken, Devlet Bahçeli giderek kayboluyor. Bu arada bir dip not daha. Akşener’in yanındaki isimler arasında, çok takdir ettiğim, ülke yönetimi içinde yer almasında çok büyük yararlar olduğuna inandığım Lütfü Türkkan da bulunuyor. Türkiye’nin gelecekteki iktidarında, ilimizden çok sayıda  ismin bulunabileceği ihtimali, doğrusu beni de heyecanlandırıyor. 


*Kötümser senaryolar çok konuşuluyor 
Aslında sanki pekçok şey yoluna girmiş gibi görünüyordu. Ekonomide çok iyi sinyaller geliyordu. Türkiye, Avrupa Birliği ile bir hayli yakınlaşmış, haziran ayında vizelerin kalkması konuşulur olmuştu. 
Terör bütün hızıyla devam ediyordu. Kilis, kanayan yaraydı. Siyasetin zirvesinde kavgalar eksik olmuyordu. Ama Türkiye,  Ahmet Davutoğlu Başbakanlığındaki hükümetle,  ışığı gören bir ülke haline gelmişti.
Derken, ortalık karıştı. Davutoğlu, istifaya zorlandı. AK Parti, olağanüstü kongre kararı aldı. Başkanlık sistemi çok daha sert tartışılır duruma geldi. Avrupa ile ipler koptu. Terörde kayıplar daha da arttı.
Şimdilerde her yerde olumsuz senaryolar konuşuluyor. Siyasette, yargıda, terörde çok olumsuz tablolar çiziliyor. Kimileri yaz çıkışında, kimileri yıl sonunda diyor. Bir istikrarsızlık girdabına yuvarlanıyormuşuz gibi durum var. Gerçi, 2002’den buyana bu konuda çok şeyler söylendi. Hiç biri doğru çıkmadı. Ama bu kez durum sanki biraz daha farklı. Bu sert ve kötümser rüzgarları aşamaz, gemiyi sakin sulara çıkartamazsak, korkarım yakın gelecekte bu ülkedeki herkes için çok daha sıkıntılı günler kaçınılmaz olacaktır. 

*Eurolig’de F.Bahçe gönüllerin şampiyonu

Pazar gecesi, büyük bir heyecan yaşandı. İlk kez bir erkek basketbol takımı, Fenerbahçe, Avrupa’nın en büyük kupasında final oynadı. 
Berlin’deki CSKA Moskova-Fenerbahçe arasındaki final maçının favorisi Rus takımıydı. Daha değerli bir kadrosu vardı. Eurolig’deki normal sezonda CSKA’nın bu ligdeki en güçlü takım olduğu da ortaya çıkmıştı. Ama F.Bahçe’nin hırsı vardı. Obradoviç gibi çok büyük bir antrenörü vardı.
Berlin’de, Sarı-Lacivert formalı binlerce Türk taraftarının desteği altında final maçına çok iyi başlayan F.Bahçe, daha sonra adeta dağıldı. Maçın ilk yarısını 20 sayı farkla (50-30) geride kapattı. İkinci yarıda umutlar çok azalmıştı. Ama F.Bahçe inanılmaz bir geri dönüş gerçekleştirdi. Normal süre berabere bitti, F.Bahçe CSKA’ya uzatmada teslim oldu.
F.Bahçe Futbol Takımı, Avrupa Liginde Portekiz takımı Braga’ya inanılmaz hakem hatalarıyla kaybetmişti. Basketbol takımının önüne de Berlin’de bir hakem çıktı. Sonuçta çok etkili oldu. Hakem hataları olmasa,  F.Bahçe 21 sayı geriden gelip, maçı normal süresi içinde kazanacaktı.
Maçın en heyecanlı dakikalarında, F.Bahçe o büyük farkı eritirken, yağmur hızlandı. Digitürk’e yıllardır en yüksek bedel ödeyen abonelerden biriyim. Türkiye, bilişimde, uydu teknolojilerinde sözde çok ilerledi. Ama hala yağmur yağınca, Digitürk kaçıyor. Maçın bir bölümünü izleyemedim, kahrettim. 
Final maçı için, bir bahis kuponu yapmıştım. İddaa maçta ilk yarı için (0.5), maç sonu için (1.5) F.Bahçe üzerine handikap koymuştu. Basketbol bahis yöntemini uzun uzun anlatamam. Bilenler, bilmeyenlere anlatsın. Ben, ilk yarı için CSKA, maç sonu için F.Bahçe oynadım. İlk yarı 20 sayı farkla bitince, hiç umudum kalmamıştı. 50 TL bastığım kuponu avucumun içinde kırıştırıp, çöpe attım. Ama maç sonunda attığım kuponu çöpten çıkarttım. 200 TL kazanmıştım. Bu maçı izledikten sonra bir önerim var. Eurolig’in ana sponsoru Türk Hava Yolları. Diğer sponsorlar da Türk firmaları. Bizim temsilcimizin hakkını hakemler yediler. Başta THY olmak üzere, Türk firmaları Eurolig sponsorluğunu da gözden geçirmelidirler.
 
*Tebrikler Beşiktaş

Çok sevdiğim arkadaşlarım, büyüklerim var.. Hep Beşiktaş’lı. Yıllardır şampiyon olamadıkları için kendilerini ezik hissediyorlardı.
Bu yıl da itilip-kakıldılar. Son haftalara kadar kendi statları bile yoktu. Ligin en iyi, en akıcı, en göze hoş gelen futbolunu Beşiktaş oynuyordu ama, sezonu şampiyon bitireceklerine bir türlü inanamıyorlardı. Hemen bütün Beşiktaşlılar, “Son anda Aziz Yıldırım bir dolap çevirir, biz şampiyon olamayız” diye korkuyorlardı. 
Sonunda Beşiktaş şampiyon oldu. Aslında bu yıl Beşiktaş yılı oldu. Muhteşem statlarını bitirdiler, şampiyonluklarını burada ilan ettiler. Beşiktaşlıların sevinmesi bile güzel.. İçtenlikle tekbir ediyorum. Umarım, Şenol Güneş’in kıymetini bilirler. 

 

 

 

 

Bu yazı toplam 1680 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.