• BIST 98.314
  • Altın 144,066
  • Dolar 3,5732
  • Euro 3,9941
  • Kocaeli 5 °C

Bu Körfez’de deniz ulaşımı olmalıydı

İsmet ÇİĞİT
Bugün 1 Mart.. İzmit tarihindeki en kara 2 nci olayın  yıldönümü.. Malum, kent tarihinde bizim yaşadığımız en büyük acı, 17 Ağustos 1999 büyük deprem felaketidir.  1 Mart 1958 tarihindeki Üsküdar Vapuru Faciası da, bu kentin tarihindeki en acı ikinci olaydır.
Düşünün, 1950’li yıllar..  İzmit Körfezi’nde yolcu vapuru çalışıyor. Üstelik tıklım tıklım dolu. Her gün olduğu gibi, 1 Mart 1958 günü de öğrenciler İzmit’ten kalkıp, Karamürsel’e gitmekte olan vapuru dolduruyor. Vapur İzmit iskelesinden hareket ettikten çok kısa süre sonra, Seka açıklarında çok şiddetli bir fırtınaya yakalanıyor. Üsküdar vapuru zaten eski, köhne. Üstelik tamamen dolu. Fırtınanın yarattığı dalgalara dayanıyor, batıyor. Resmi kayıtlara göre, 300’e yakın ölü var. Büyük facianın ardından vapurun kaptanı için “Kaçtı, kendini kurtardı” iddiaları ortalıkta dolaşıyor. Ama kaptanın da cansız bedeni, denizden çıkıyor.
Dikkat edin.. Her yıl, Mart ayı başında, bu coğrafyada çok sert rüzgar eser. Bugün yarın yine fırtına bekliyorum.  1 Mart 1958 faciası da böyle bir fırtınanın sonunda yaşanmıştı.
1960’larda, 70’ler, 80’lerde de bu Körfez’de vapur vardı. Ben çok binmişimdir. Anılar vardır. Şimdilerde İzmit Körfezi’nde düzenli vapur seferinden söz edemeyiz. Büyükşehir bu işe iddialı girdi, sonra “Zarar ediyorum” diyerek geri çekildi. 
Dünyanın her yerinde, iki yerleşim merkezi arasında bir su yolu varsa, en ekonomik insan ve yük taşıma yolu deniz yoludur. Mutlaka vapur çalışır. Bizim İzmit Körfezi kıyıları yerleşim birimleri ile dolu. Sırf bu 1 Mart 1958 faciasında hayatlarını kaybedenlerin anısına bu Körfez’de düzenli vapur seferleri olmalıydı. Ama Büyükşehir Belediyesi bunu yapamadı. Vapur tarifelerine uyulmadı. Vapurlar düzenli çalışmayınca, insanlar iskelelere gitmedi. Büyükşehir, İzmit Körfezi için yanlış gemiler aldı. Sonunda İzmit Körfezi’nde deniz yolculuğu ortadan kalktı.
Yazık oldu. 1 Mart 1958 faciasında can veren bütün hemşerilerimizi saygıyla anıyorum. Bu kentte bugün düzenli vapur seferleri olmadığı için içim sızlıyor. 

* “Duble” Kandıra yolu bence öncelik değil
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık,  seçimler öncesinde verdiği bir sözü daha hayata geçiriyor. Işık’ın girişimi ile, İzmit-Kandıra arasındaki yolun “Duble yol” olmasına yönelik girişimde işin sonuna gelindi. İhale yapıldı, yer teslimi tamam.. Yakında, tam da Kandıra sahilleri için yaz sezonu açılırken, yolda inşaat başlayacak.
Bu şehirde kim taş taş üstüne koyarsa, kim bu şehirdeki insanların hayatını biraz daha rahatlatırsa, ellerinden öperiz. İzmit-Kandıra yolunun duble olması da kuşkusuz önemli bir projedir. Ama bence bu kent için öncelik değildir. 
İzmit-Kandıra yolu çok kötü bir yoldu.  Hatta, “Bir eşek yürümüş, o eşeği takip ederek bu yol yapılmış” denirdi.  Virajlarla dolu, daracık bir yoldu. İzmit’ten Kandıra’ya o eski yoldan otobüsle gidenlerin, istifra etmeden yolu bitirmesi mümkün değildi. O dönemlerde Kandıra yolu büyük bir ihtiyaçtı.  Dönemin milletvekili Kazım Dinç bastırmıştı. Dönemin Bayındırlık Bakanı Onur Kumbaracıbaşı işi kovalamıştı. İzmit-Kandıra arasında bugünkü yol yapıldı.
İzmit-Kandıra yolu, yaz döneminde birkaç hafta sonu yetersiz kalıyor, tıkanıyor. İzmit-Kandıra yolunda disiplin ve denetim olmadığı için zaman zaman acı kazalar meydana geliyor. Ama mevcut İzmit-Kandıra yolu, bence daha 25-30 sene bu bölgedeki potansiyele cevap verebilecek niteliktedir. 
Öncelikli ihtiyaçları var bu şehrin. Kuzey Marmara Otoyolu, Güney Marmara Otoyolu yapılmalı.  Derince Limanı’nın Otoyol bağlantısı yapılmalı. Akmeşe’ye gaz gitmeli. Kartepe’ye teleferik yapılmalı. 
Kandıra yolu kolay iş. Kamulaştırma yok.. Tünel, viyadük yok.. Dahası büyük bir ihtiyaç değil.. Kandıra yolunda polis ve jandarma gerekli denetimleri yapsın; bu yol zerinde 10 km.’de bir ciddi radar kontrolü yapılsın, kazalar da çok azalır. Radarı koyacaksın. Bu yolda hız sınırını aşan,  hatalı sollama yapan sürücülere cezayı keseceksin. Disiplin uygulayacaksın. Kandıra yolunda sürücüler disiplin altına alınırsa, kaza olmaz.
İtirazım yok. Kandıra yolu duble olsun. Ama bu işi “Çok önemli, çok öncelikli bir işmiş” gibi görmek en azından benim için mümkün değil. Bu şehirde Kandıra yolunu duble yapmaktan önce yapılması gereken çok daha önemli bir sürü iş bulunuyor.

*Akçakoca Köprüsü’nün altı 
Tramvay yolu inşaatı ilerliyor.  İzmit’in doğusuna, şehir içinden; Yahya Kaptan içinden gitmek mümkündü. Şimdi bu yollar sıkışık. İzmit’in doğusuna gitmek isteyen araçlar,  D-100 çıkmak zorunda kalıyor. Bu nedenle de Kandıra Kavşağı üzerindeki Akçakoca Köprüsü’nün altından trafik yoğunlaştı. 
Kandıra Kavşağında her yönden araç trafiği var. Tam bir karmaşa hakim. Araç sürücüleri, bu kavşakta kendi inisiyatiflerini kullanarak trafik düzenini sağlıyorlar. D-100’e çıkmak isteyen araçlar, köprü altına geliyor. Burada da trafik düzeni yok. Gün içinde köprü altına giriş yolundaki trafik ışıkları birkaç saat yanıyor. Saat 16.00’dan sonra ışıklar devre dışı. Ama çok araç giriyor. Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Büyükakın’dan defalarca duydum. Çok doğru bir tespiti var. Büyükakın şunu söylüyor:
“-Bütün dünyada herkesin bildiği bir trafik kuralı vardır. Bir yerde döner kavşak varsa, o döner kavşağa giren aracın geçiş öncülüğü bulunur. Diğer araçlar, döner kavşaktaki araca yol vermek zorundadır.”
Doğru, bu trafikte evrensel bir kural. Ama bizim ülkemizde, bizim şehrimizdeki araç sürücüleri bu kuralı bilmiyor. Ya da bilenler de uymuyor. Bu nedenle, döner kavşaklı Kandıra Sapağı’nda, Akçakoca Köprüsü altında trafik açısından risk oluşuyor. En azından, Yahya Kaptan bölgesinde tramvay yolu inşaatı devam ederken Kandıra Kavşağında ve bilhassa Akçakoca Köprüsü altında doğru dürüst trafik ışıkları ile önlem alınması gerekir. Aksi halde üzücü kazalar kaçınılmaz olacaktır.

*Veli Çam’sız İzmit
Haber, pazar gecesi,  Hüseyin Erol’un  “Biz İzmit’iz” sitesinden dalga dalga yayıldı. İzmit’in gerçek ulu çınarlarından biri olan Veli Çam, vefat etmişti. 
Veli Çam, 90 yaşına kadar yaşadı. Üstelik, dinç, sağlıklı, zinde yaşadı.  1968-75 yılları arasında Kozluk Muhtarlığı yaptı. Veli Çam’ın en önemli yanı, bu şehrin en değerli, en eski muhasebecisi olmasıydı. Bu şehrin geçmişteki bütün vergi rekortmenlerinin (Küçükçağlayan, Demirel A.Ş., Aydınlar, Yılmaz Gönülalan vs.) muhasebecisiydi. 
Veli Çam ile tanışıklığımız vardır. Uzun yıllar ortak olarak birlikte çalıştığımız Nazif Çanakçılı ile,  çok sevgili dostum, Ablam Nesrin Efe’nin dayısıydı. Takım elbiselerini giyer,  kravatını eksik etmezdi. Tam bir İzmit beyefendisi. İlerlemiş yaşına rağmen, tin tik sokağa çıkar,  Cumhuriyet Caddesi başındaki Kobak Kırtasiye’de Selim-Ahmet Kobak kardeşlerden başlayarak, esnaflarla selamlaşıp, şakalaşır, yeğeni Nazif’i görmek için, eski gazete binasına kadar yürürdü. Kaç kez eki gazete binasının muhasebe tarafında kapı çalınıp da ben açtığımda Veli Çam’ı karşımda görmüşümdür, sayısını bilemem. Yeğeni Nazif’le eski İzmit konusunda girdiği muhabbetlere takılmak, benim için büyük bir keyifti. Eski İzmit’i, İzmit’in altındaki su şebekelerini, İzmit tarihini Veli Çam’dan çok dinlemişimdir. 
90’ına kadar gayet sağlıklı, dinç yaşadı. Hem zihni, hem fiziği gayet sağlıklıydı. Geçen hafta sonu nefes almakta güçlük çekince hastaneye yatırıldı. Huzur içinde ruhunu teslim ettiğine inanıyorum. Veli Çam’la birlikte İzmit çok önemli bir değerini, sembolünü daha kaybetti. Allah’tan rahmet, bütün yakınlarına başsağlığı diliyorum. Dilerim, Allah hepimize Veli Çam gibi yaşayabilmeyi nasip etsin. 

*Birlikspor’un ruhu yok
Ben her fırsatta açık açık söylüyorum. Kocaelispor’u bitirmek, yok etmek amacıyla kurulan Kocaeli Birlikspor’u tutmuyorum.  Ama benim küçük oğlum (Emir)  deli gibi Kocaelispor sevdalısı olmakla birlikte, bu kentin bütün takımlarını da tutuyor. Birlikspor’un bu sezon şampiyon olup,  PTT 1 nci Lige yükselmesini çok istiyor.
Pazar günü Birlikspor adına çok önemli bir maç vardı. Grubunda 2 nci sırada bulunan Birlikspor, grubun lideri Manisaspor ile deplasmanda oynuyordu.  Birlikspor’un kadro kalitesi, Manisa’dan çok daha yüksek. Eğer Birlikspor, Manisa’daki maçı kazansa,  liderle arasındaki puan farkı çok azalacak, büyük olasılıkla sezon sonunda şampiyon olup, bir üst lige çıkacaktı. 
Pazar günü, oğlum internetten bir Ege kanalını buldu. Manisa-Birlik maçını bilgisayar ekranından izledik. Şampiyonluk maçına çıkıyorsunuz. Türk futbolunda parasını günü gününe alan futbolcular topluluğu belki de sadece Birlikspor’da var. Hem de kulüp bu gelirleri çok kolay elde ettiği için, futbolcuları da bol keseden alıyor. Böyle bir maçta, takımdan ruh beklersiniz. Maça asılsınlar, istesinler beklersiniz. Bizim Birlikspor takımında hiç böyle bir hava yoktu. Ev sahibi Manisa, zorlanmadan maçı 3-0 rahat kazandı. Üstelik hakem hemen her kararında Birlikspor’un yanındaydı. Evsahibi Manisa’dan oyuncu atıldı. Manisa, 10 kişiyle Birlikspor’a gol attı. 
Birlikspor’a gönül verenler adına gerçekten üzüldüm. Bu takımı şampiyon yapmak için çırpınan insanlar, siyasetçiler var. Ama takımın ruhu yok. Birlikspor için şampiyonluk artık bitti. Sezon sonunda büyük olasılıkla play-off oynayacaklar. Ama takımın bu ruhsuz haliyle,  play-off’tan üst lige çıkması da pek kolay görünmüyor.
*Keşke bu görüşünü kendisinde tutsaydı 
Demokrasi ve özgürlükler ülkesi olduğumuzu iddia ediyoruz. Bu ülkede herkesin özgür olduğunu, fikrini açıklayabileceğini söylüyoruz. Bu bağlamda bir sakınca yok. Ama keşke Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bazı konulardaki görüşlerini kendisine saklasa, söylemese. 
Son iki olay var önümüzde. Başbakan, Artvin’deki maden projesine direnen insanların temsilcilerini kabul etti. Görüştüler. Mahkeme kararı çıkana kadar, madenle ilgili çalışmaların durmasına karar verildi. Cumhurbaşkanı,  Artvin’de madene direnenleri “Yavru Geziciler” olarak nitelendirdi.
İkincisi daha vahim.  Türkiye’deki en üst yargı organı AYM,  90 küsur gün tutuklu olan iki gazeteci ile ilgili davada “Hak ihlali”  olduğuna üstelik ezici oy çokluğu ile kanaat getirdi. Cumhurbaşkanı , “AYM kararına saygı duymuyorum, tanımıyorum” dedi.
Bu ülkeyi çok gerdik. Bu ülkede toplumu çok fazla ve çok keskin biçimde böldük.  AYM dahil,  bütün kurumların kararlarını eleştirmek, saygı duymamak elbette demokrasi içinde mümkündür. Ama sağlıklı bir demokrasiyi sürdürebilmek için toplumdaki ayrışmayı, bölünmeyi körüklemekten de kaçınmak gerekir. AYM’nin iki gazeteci hakkındaki kararını, Meclis’te AK Parti grubu bile alkışla karşıladı. Cumhurbaşkanı, Afrika gezisine çıkarken öyle bir laf söyleyip gitti ki, Türkiye’de yine herkes birbirine girdi. 
Neden Sayın Cumhurbaşkanı?.. Neden bu ülkede var olan, sizin kurduğunuz parti içinde de pekçok insanın rahatsız olduğu bölünmüşlüğü, karşılıklı öfkeyi azaltmak adına değil de körüklemek adına çıkışlar yapıyorsunuz. Bu tarzın, ülkeye de şahıslara da faydası olmadığını düşünüyorum. 
Bu yazı toplam 587 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
    • TUANA EVLERİ 3. ETAP
    • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
    • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37