• BIST 73.391
  • Altın 132,849
  • Dolar 3,5219
  • Euro 3,7585
  • Kocaeli 8 °C

BU MİLLET KİME İNANACAĞINI ŞAŞIRDI!

M.Zeki CANŞİ

Bu gün, ülkemizde İslam âlimi diye (gerçek âlimleri tenzih ediyorum) ekranlarda arz-ı endam eden sözüm ona mebzul miktarda şarlatan var. Kimileri, şan-şöhret peşinde ve İslami değerleri aşındırarak kendilerine mevzi kazandırmakta, kimileri de gözü paradan başka bir şey görmüyor ve uyduruk menkıbelerle ajitasyonlar yaparak cahil halkı saflarına çekerek reyting rekorları kırıp böylece alacakları parayı katmerleştirmenin peşinde, kimileri de değerler manzumesini iğdiş ederek ya da olmayanları değermiş gibi üstüne zam yapmak suretiyle insanların önüne koyarak bu âlemde -ben de varım- demenin derdinde… Bütün bunları da milletin İslam’a, İslami değerlere ve ilme olan saygılarını zaaf kabul edip bu istismarlarını bir nüfuz ve geçim kaynağı haline getirmişler.

Kimisi yanmaz kefen vadiyle insanları kandırıp saflarına çekmeye çalışıyor, kimisi ekranlarda “Ümmü Sübyan” duasını satmak suretiyle kanserden korunacağını pişmiş kelle gibi sırıtarak anlatıp milletin ceplerine musallat oluyor, kimileri de bir takım rivayetleri ballandıra ballandıra anlatarak damardan girmek suretiyle servetlerine servet katmanın peşinde… İnanın millet usandı ve kime inanacağını, kimin peşinden gideceğini şaşırdı. İşte, Feto, bu ve benzeri olayların en canlı örneği! Öyle değil mi?

Halbuki, Cenab-ı Allah ayet-i kerimesinde açık seçik bir ifadeyle: “Ben onlara (insanlara) şah damarından daha yakınım” (*Kaf 16) demesine rağmen, insanlar da bu şarlatanları kendilerine rehber edinerek adeta inadına inadına “şeyh damarına” yapışıp onlardan medet ummayı dini akaitten sayıyorlar.

Sanki İslam coğrafyasının ve ümmetin bütün dertleri bitmiş, hallolunacak hiçbir konu kalmamış, yukarıda zikretmeye çalıştığım zevattan Cübbeli Ahmet Ünlü lakaplı zat çıkmış, İslam âleminde ilmi noktada rüştlerini ispat etmiş ve İslam toplumu tarafından hüsn-ü kabul görmüş İbn-i Sina ile Farabi’yi tekfir etmiş.  Her şey hal olmuş da bu merhum iki ilim adamının tekfirine mi sıra gelmiş? Peki, ecnebiler demez mi? -Bakın, daha düne kadar sizin övündüğünüz ilim adamları bile bizdenmiş. Sizden bir tane bile ilim adamı çıkmamış, bunu bizzat sizin hocalarınız söylüyor, bunu deme hakkına sahip olmaz mı?

Ey Cübbeli, bak her gün koca koca adam kılıklı sapıklar, üç-beş yaşındaki masum ve savunmasız bebeklerin ırzlarına geçip hunharca katlediyorlar. Kadınlar sokak ortalarında bıçaklanarak öldürülüyorlar. Soyguncular, iki bilezik gasp etmek için kadınların kollarını kesiyorlar. Madrabazlar, yalnız ve yaşlı kimsesiz kadınları kandırıp paralarını ve hatta yaşadıkları evlerini ellerinden alıp per perişan sokaklarda bırakıyorlar. Üçkâğıtçılar, yaşlı ve bakıma muhtaç adamların bankalardaki hesaplarını enva-i çeşit şeytani yöntemlerle boşaltıp mağdur ediyorlar.  İslam coğrafyası ehli küfrün it dalaşı mekânı haline gelmiş, Müslümanların namusu payı mal olmuş, ırzlarına geçilmiş ve kendi topraklarında parya haline gelmiş. Bunlara bir çift sözün yok mu? Biraz da bunlarla meşgul ol. Onu-bunu tekfir etmek (kâfir ilan etmek) görevin mi?  Durup dururken, 870-950 yılları arasında yaşamış ve ilme değer katmış Farabi ile 980 ile 1037 yılları arasında yaşamış İbn-i Sina’yı diline dolayarak bunların tekfirine hükmetmişsin. Bu mu senin İslam’ı tebliğ etme metodun ve görevin ve bu mu senin sorunlara karşı İslami duyarlılığın? Ümmetin kanayan yarası bu mu? Diye sormak geliyor içimden.

Değerli okurlarım, bakınız bunun üzerine Ahmet Hakan Coşkun Hürriyet’teki köşesinde bir yazı kaleme almış.

Ahmet Hakan’ın ve sizlerin de izni ile konuya ilişkin ironik yazıyı aynen köşeme alıp siz değerli okurlarımla paylaşmak istiyorum. Haklı olarak şöyle diyor Ahmet Hakan:

“İYİ DE BİZ BATILIYA NASIL HAVA ATACAĞIZ EY CÜBBELİ

BATI’nın bilimde ilerleyişine karşı elimizdeki tek kozdu İbn-i Sina ile Farabi...

Karşılarına geçip şöyle şeyler diyorduk:

- Bugün bizi bilimde geçmiş olabilirsiniz.

- Ama dün biz sizden daha iyiydik.

- Siz engizisyonla şeytan çıkarmaya uğraşırken... Bizde İbn-i Sina’lar, Farabi’ler bilime takla attırıyordu.

Cübbeli Ahmet, İbn-i Sina ile Farabi’yi kâfir ilan ederek...

Batı karşısında en büyük kozumuz olan İbn-i Sina ve Farabi’yi boşa çıkarmış oldu.

Peki, biz bundan sonra ne yapacağız?

Batılılara dönüp...

- Siz kendinizi bir şey mi sanıyorsunuz?

- Bizde bir Cübbeli var, adam yanmayan kefen buldu.

Falan mı diyeceğiz?

Ha Cübbeli?

Böyle mi diyeceğiz?”

         Evet değerli dostlar, aklımızı çalıştıralım, onun-bunun şekline şimaline bakarak onlara ulûhiyet atfetmeyelim, putlaştırmayalım, onlardan medet ummayalım ve her sözlerini “ayet” miş gibi kabul etmeyelim; Allah’tan medet umalım. Bizim kurtuluşumuz bundadır.  

Bu yazı toplam 810 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
  • Her şey kuralına uygun yürütülüyor
  • Zaman Geçiyor, Büyüyoruz
  • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37