• BIST 75.727
  • Altın 129,878
  • Dolar 3,4745
  • Euro 3,6641
  • Kocaeli 0 °C

Bu şehir beni çok yoruyor

Bu şehir beni çok yoruyor
Merkezi Amerika’da bulunan bir büyük medya grubu, bütün ülkelerde şehirlerin yaşam kalitesini incelemiş, hangi ülkede hangi şehirlerde yaşam kalitesinin yüksek olduğuna dair bir rapor hazırlamış.

Türkiye’deki 81 kent içinde Kocaeli (ya da İzmit), en yaşanılabilir ilk 5 kent içinde yer almış.

Bu şehrin içinde yaşamadan, önünüze haritayı koyarsanız, resmi rakamlara, gelir seviyesine, AVM sayısına, kişi başına düşen yeşil alan miktarına, son yıllarda yapılan konut sayısına bakarsanız, bu değerlendirme elbette çok isabetlidir. Ama bu şehirde yaşarsanız, bu şehrin insanı çok yorduğunu, aslında bu şehirde yaşamanın hiç de kolay olmadığını anlarsınız.

Koyun haritayı önünüze, bu şehre şöyle dışarıdan bir bakın.. İzmit’in burnunun dibi Körfez.. Şehir merkezine yarım saat mesafede kuzeyde Karadeniz. Güney’de Kartepe.. Doğu’da Sapanca Gölü. Batıda 3-4 saatte zor ulaşılsa da 90 kilometre ötede  dünyanın cenneti İstanbul.. Uzaktan bakan imrenmez, böyle bir şehirde yaşamak istemez mi?.. Yine kağıt üzerinde TÜİK istatistiklerine bakarsanız, okuma yazma oranı en yüksek, üniversitesi en kalabalık, yetişmiş, kalifiye iş gücü  potansiyeli en fazla, işsiz oranı göreceli de olsa Türkiye ortalamasının altında, görünürde havaalanı bile olan, her köşesine Türkiye’deki en temiz, en kaliteli suyu götürmüş, dağının tepesine kadar  doğalgazı çıkartmış, şu sıralarda haldır haldır şehir içinde Tramvay Yolu’nu yapan bir şehir..

Kim yaşamak istemez?..

………..

Ama gelin de bu şehrin içine girin bakalım.. Şehir merkezinde arabanıza bir park yeri arayın.. Şehir merkezinden arabanızla  Yenişehir Mahallesi’ne gitmeye çalışın..  Şehir içinden çıkamadığınız D-100 Ankara yönüne ulaşmak için Kandıra Sapağı’na gelin de, orada düğüm olmuş trafiğin içinde sıkışıp kaldığınızda, o bölgede görevli trafik polisinin  elindeki cep telefonu ile oynamakta olduğunu görün bakalım..

Toplu taşıma araçlarıyla bir yerden bir yere gitmeye kalkın da görelim bakalım.. Koskocaman, modern bir spor salonu yaptık, 12 yılda bitirdik. Ama salon sporlarında yokuz. Koskocaman, 33 bin kişilik modern bir futbol stadyumu bitmek üzere. Ama şehrin takımı  3’üncü kümede var olma mücadelesi veriyor.. Fuarımız vardı, bitmiş. Son yıllarda çok hastane yapıldı, çok 5 yıldızlı otel yapıldı. Ama hala bir kongre merkezimiz bile yok.

Bu yöndeki örnekleri çoğaltabiliriz. 1980’li yıllarda bu şehrin suyu yoktu. Dünyada devletler vatandaşlarına, “Türkiye’de Kocaeli diye bir şehir var. Sakın oraya gitmeyin. Bu şehrin havası zehirli, suyu yok” diye uyarı yapıyorlardı.

Şükürler olsun, o günleri çoktan aştık.. Her yanımızda ağaçlar, yeşillik. Her yanımız deniz, dağı, mesire alanı. Tabiat var bu şehirde, oksijen var. Ama çıkın sokağa bakın bakalım. Yüzü gülen, halinden memnun olan bir insan görebiliyor musunuz?.. Huzurlu, sakin, olaysız bir şehir gibi görünüyoruz. Ama bu şehrin insanları en son ne zaman bir büyük spor  organizasyonuna tanık oldu?.. En son hangi ünlü sanatçı gelip de bu şehirde konser verdi?.. Bu şehrin gençleri nerede, nasıl zaman geçiriyorlar?.. Gelin, bu kent ne kadar yaşanabilir bir kent, bir de bize sorun.

…………..

İzmit’te yaşamanın zorlukları var. Sıkıntıları var. Benim gibi bu şehirde doğup büyümüş, bu şehrin havası kirli, suyu eksik zamanlarını da yaşamış, ama  gençliğinde  Fethiye Caddesi’nde arabasıyla günde 10 kez dönüp durabilmiş, Kocaelispor’un Türkiye Kapısı’na kazandığı, basketbolda Nasaş’ın, voleybolda AEG ETİ Kandıra’nın en güçlü rakiplerini ezmiş günlerini görmüş, bu şehirde Fuar’da en güzel tiyatroları, müzikalleri, konserleri izlemiş biri için  bugün bu şehire, “Yaşanabilir bir şehirdir”  diyebilmek mümkün mü?.

Bir de benim bulunduğum konum nedeniyle zorluklarım, sıkıntılarım var. 83 yaşındaki Saniye Teyze,  Huzurevi diye kapatıldıkları, yaşlılar için adeta işkence merkezine dönüşmüş mekandan arıyor, “Oğlum İsmet,. Biz burada perişanız. Doğru dürüst bir Huzurevi yapmayacaklar mı?” diye soruyor. Bu telefonu kapatmışım, Saniye Teyze’nin derdi ile dertlenmişim, bu kez Cumhuriyet Mahallesi Plaj Yolu’ndan 85 yaşındaki emekli öğretmen okurum arıyor, “Oğlum İsmet. Benim evimden çıkıp, bir yere gidebilmem için, yaya köprüsünün 85 basamaklı merdivenini tırmanmam gerekiyor. Yahya Kaptan Üst Geçidi’nin asansörü için yazıyorsun da, neden Plaj Yolu’ndaki benim üst geçidimin asansörünü yazmıyorsun” diye sitem ediyor..

Yenişehir’den, M.Alipaşa’dan esnaf arıyor. “Toz toprak içindeyiz, bırak alışverişi, dükkanın önünden adam geçmiyor” diye bağırıyor. Çocuğu 23 Kasım’daki TEOG sınavına girecek, ama hala ders kitabını alamamış veli geliyor, “Çocukların kitabı yok, kimse ilgilenmiyor” diye dert yanıyor. Köylerden arıyorlar. Alt yapı diye yollar kazılmış. Koca bir yaz geçmiş, yol yapılmamış. İzmit Sanayi Sitesi’nden Muzaffer Gürfidan arıyor, “Sanayiye yol kalmadı, giriş kalmadı. Bastır İsmet, yaz bunları” diye sitem ediyor. Kocaelispor Başkanı Yavuz geliyor. “Bıçak kemiğe dayandı. Ne yapacağız bilmiyorum” diye sızlanıyor.

YORULDUM DOSTLAR KAÇIYORUM

Bu şehir için herkesle her türlü kavgaya, bu kavga uğruna her şeyi kaybetmeye de-zaten itibarımız dışında kaybedecek bir şeyim de yok- varım. Her şeyi yazıyorum, yazmaya çalışıyorum. Ama bu şehri yöneten insanlarla da yüz yüze bakıyoruz. Onlarla da dostluğumuz, ahbaplığımız var. Bu kez onlar gönül koyuyor, “Sen hep bizim üstümüze geliyorsun. Bizi halkın gözünde küçük düşürüyorsun. Senin yaptığım dostlukla bağdaşmaz. Küstüm seninle” diye sitem ediyorlar.

Yoruldum dostlar yoruldum..  Artık eskisi gibi genç de değilim. Her şeyi kafama takıyor, kendime dert ediniyorum. Siz bu yazıyı okurken, ben eşim ve bazı yakın dostlarımla İzmit’ten uzaklaşmış olacağım. Ne kadar eleştirirsek eleştirelim, İzmit’ten vazgeçemeyiz. Burası bizim şehrimiz. Ama sık sık bahsederim ya, benim ikinci şehrim KKTC’deki Girne. Yine oraya uçuyorum.

Girne, tam anlamıyla Avrupa.. Cebinizde nüfus kağıdınız, TL’nizle gidiyorsunuz. Orada saatler geri alındı. Hala Akdeniz’e girip, yüzmek mümkün.. Ben Girne’de kafa dinliyorum. Adeta pili tamamen boşalmış cep telefonu gibi kendimi şarj ediyorum.

Bugünden itibaren 10 gün yokum. 10 Kasım’da gazeteye dönecek, hala aklım yerindeyse 11 Kasım’dan itibaren yine sizlerin dertleri ile dertlenip yazmaya devam edeceğim. Ama gerçekten yorgunum. Türkiye’nin en yaşanası 5’inci kentinde yaşamak beni iyiden iyiye yorar hale geldi. Hele 10 gün şu yaşlanan beynimi bir şarj edeyim.. Cep telefonu kapalı, televizyon yok, şikayet dinlemek, dert dinlemek, trafikte sıkışmak  yok..

11 Kasım’dan itibaren yeniden buluşuruz. Şimdilik bana müsaade.

Bu haber toplam 880 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Tek sorun “tramvaymış” gibi davranmak05 Aralık 2016 Pazartesi 00:00
  • Yakında bir kardeşimiz olacak05 Aralık 2016 Pazartesi 00:00
  • Organik Pazar’a karşı değilim04 Aralık 2016 Pazar 00:14
  • Her şey kuralına uygun yürütülüyor03 Aralık 2016 Cumartesi 00:05
  • Zaman Geçiyor, Büyüyoruz03 Aralık 2016 Cumartesi 00:03
  • Köylü Pazarı’nı beğenmedik, Sosyete Pazarı’na koşarız02 Aralık 2016 Cuma 00:00
  • Tramvay mağdurlarına yerel promosyon01 Aralık 2016 Perşembe 00:05
  • Çok karanlık, çok sıkıntılı30 Kasım 2016 Çarşamba 00:01
  • Rüzgar ve güneş enerjisini desteklememiz gerekiyor29 Kasım 2016 Salı 00:00
  • Okurunuz varsa yazarsınız 28 Kasım 2016 Pazartesi 09:54
  • ÖNE ÇIKANLAR
    • Genel sekreter ile şehrin geleceği hakkında 
    • Saf Sevgi
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37