1. HABERLER

  2. MEKTUP

  3. Bu şehirde tuhaf işler oluyor, şaşkınım
Bu şehirde tuhaf işler oluyor, şaşkınım

Bu şehirde tuhaf işler oluyor, şaşkınım

Değerli okurlar, birkaç haftadır pazartesi günleri bu sütunlarda yazdığım yazıların reytingi, her gün bu gazetenin 4 ncü sayfasında yazdığım yazıların raytinginin üzerine çıktı.

A+A-

 Aslında, haftanın 7 günü  “YORUM” başlığı altında destan gibi yazılar yazdıktan sonra, Pazartesi günleri bir de bu “MEKTUP” yazısını yazmak, çok angarya geliyor. Ama böyle bir sütuna da,  ihtiyaç var. MEKTUP biliyorum bazı çevrelerde merakla bekleniyor. Bu nedenle,  bu yazıları yazarken de omuzlarımda ağır bir sorumluluk hissediyorum. 
Bu hafta, kimseye sitemim yok. Kimseyle dalaşmaya girmeye de niyetim yok. Bu türden bir “Mektup” bekleyenler hayal kırıklığına uğrayabilir. Merak eden varsa, baştan belirteyim. Rahatım yerinde. İşime bakıyorum. İşimi en iyi şekilde yapmaya çalışıyorum. Gazetede kimseyle sıkıntım, sorunum şimdilik yok. Ancak bu kentte gazetecilik adına tanık olduğum bazı olaylar, beni gerçekten hem şaşırtıyor, hem de üzüyor.


İLİŞKİLER ÇOK KARMAŞIK 
Kentimiz, iki hafta süreyle  “FETÖ” Terör Örgütü soruşturması ve bu kentte çok tanınan onlarca kişinin gözaltına alınması olayı ile ilgilendi. Hiç kuşkusuz, yerel basın için bu olay son derece önemliydi. 
Ben hayatım boyunca sorumlu gazetecilik yapmaya özen gösterdim. Hem mesleğimizle ilgili yasalara  -bir kısmını beğenmesem bile- uymaya, hem mesleğin etik kurallarının dışına çıkmamaya gayret ettim. 
FETÖ soruşturması olayında da aynı tavrı korumaya özen gösterdim. Kulaktan duyma haberleri, saçma sapan beyanatları hiç dikkate almadım. Muhabir arkadaşlarımız saatlerce Emniyet önünde, Adliye’de beklediler, gelişmeleri takip ettiler. Her gün, her aşamada “Bana resmi açıklama getirin. Resmi ağızlardan bilgi getirin” diye uyardım.
Türkiye’de çok açık, çok bilenen ve tartışılmadan uyulması gereken yasalar var. Bunların başında “Soruşturmanın gizliliği” gelir. Herhangi bir soruşturmada, polisteki sorguların, savcılıktaki sorguların ayrıntılarını yazmak yasaktır. 
Biz bu kurala, yasaya uyduk. Dikkat ettik. Bekledik ki, Emniyet bir açıklama yapsın. Vali bir açıklama yapsın.. Başsavcı bir açıklama yapsın. Bu süreçte, bu kentteki hiçbir resmi kurum, bu soruşturma ile ilgili tek kelimelik bir resmi açıklama yapmamıştır. 
Ama kimi yerel gazetelerde polis sorgusunun, savcılık sorgusunun, ifadelerin ayrıntıları açık açık yer aldı. Biz, gözaltına alınan insanların isimlerini öğrenmek için çaba harcarken, bazı gazetelerde sorguda kimlere ne sorulduğu, bu sorulara nasıl cevapların verildiği, hangi sanıkların işyerlerinin basılıp, evraklara el konulduğu yer aldı. 
Değerli okurlar, bunlar bir muhabirin gazetecilik başarısı değildir. Bu kentte birileri, yerel basını sürekli suçlarlar. Son yıllarda bu gazete için “Yandaş” damgası vurmaya çalışıyorlar. Kimsenin yandaşı falan değiliz. Üstelik bu son günlerde gördüm ki, devletin kurumları tarafından hiç kayırılmayan belki de tek gazeteyiz. 
Çok fazla muhalif olmakla, saldırgan olmakla suçlanan gazeteler, gazeteciler var. Devletin yetkilileri, gelip bana da bunları şikayet ederler. Ama açıkça görülmüştür ki, devletin kurumları ve görevlileri, Emniyet, Valilik, Başsavcılık bu her fırsatta şikayet ettikleri gazete ve gazetecilere el altından bütün bilgileri aktarıyorlar. Yani bu kentte, “Medya- Devlet”, “Medya-Siyaset” ilişkilerinde, rahmetli Cevat Çetin’in lafı ile “Koyun ile keçi karışmış “ durumdadır. Kimin eli kimin cebinde artık ben anlayamıyorum. 
Kentin çok önemsediği bir soruşturma hakkında kamuoyuna tek satırlık resmi açıklama yapmayanlar, gizli kalması gereken bu soruşturma ile ilgili bütün ayrıntıları, birilerinin önüne belki de resmi ifade tutanakları ile koyuyorlar. Bu tuhaf bir ilişkidir. Eğer “FETÖ” örgütü bir terör örgütüyse, devletin sırlarını ifşa ediyorsa, burada da böylesine benzer bir yapılanma vardır. Kamuoyuna, bütün medyaya aktarılmayan bilgiler, birileri tarafından birilerine-ki sözde en çok şikayet konusu olan birilerine- aktarılıyorsa, burada bir tuhaf yapılanma var demektir. 
Bu tablonun nedenlerini açık açık Sayın Vali’ye, Sayın Başsavcı’ya, Sayın Emniyet Müdürüne sormak isterim.
Söz konusu operasyonlar sırasında KOTO Başkanı Murat Özdağ’ın kasten kelepçelenerek basının önüne atılması da çok tuhaf bir olaydı. Bu tablo, Milli Savunma Bakanı Fikri Işık’ın içine sinmemiş olacak ki, “Bunu kimin, neden yaptığını araştıracağım” demişti. Sayın Bakan’dan rica ediyorum. Diğer sanıklara uygulanmayan muamelenin neden Murat Özdağ’a uygulandığını sorarken, bu benim anlatmaya çalıştığım çelişki ve tezatları da birilerine sorsun.. Kamuoyuna resmen hiçbir bilgi verilmeyen ve gizli kalması gereken bir soruşturma ile ilgili bütün ayrıntılar neden bu kentteki yerel basının bir kısmına servis edilmiş, bu gazeteden esirgenmiştir?.. Bu kentte kurallara, yasalara uyarak, devletin kurumlarına ve devletin görevlilerine saygı duyarak, kimseyi ezmeden, kimseyi rahatsız etmeden gazetecilik yapmaya çalışmak, yani bizim yaptığımız türden gazetecilik yapmak için çaba harcamak, günümüzde enayilik midir?.. 
Bu tabloyu içime sindiremiyorum. Birileri hakkında diğer gazetelerde her şey çıkıyor. Sonra kendilerini mağdur gören insanlar, bu gazete üzerinden yanıt vermeye çalışıyor. Biz, bu kentte herkesin kendi doğrusunu anlatmak için kullanacağı “Noter makamı” değiliz. Kimseden koruma, kollama, ayrıcalık beklemiyoruz. Ben her konuda devletin kurumlarından önemli bilgi geldiği zaman, “Basın toplantısı yapın. Bunu herkese aynı anda açıklayın. Bu gazetenin tek başına kullanması uygun olmaz” derim. Ama bu gidişle, bizi de agresif, kuralları, yasaları hiçe sayan gazetecilik tarzına sürüklemek istiyorlarsa, bunu da bilemiyorum. 
Sonuna kadar devlete saygılı, devletin görevlilerine karşı mesafeli ve saygılı kalmaya özen göstereceğiz. Ama artık bu gazeteye bazı kurumlar ve siyasetin bir bölümü-özellikle AK Parti içindeki bir bölümü- tarafından haksızlık yapıldığını, her türlü bilginin el altından başkalarına aktarıldığını düşünüyorum. Birilerinden bunun hesabını sormak istiyorum. 
Değerli okurlar, derdimi, sıkıntımı ne kadar anlatabildiğimi bilemiyorum. Ama şuna emin olun; bu kentte devlet ve kurumları dahil hiç kimseyle organik bağı bulunmayan, hiçbir kurum veya kişi tarafından korunup, kollanmayan tek gazete ÖZGÜR KOCAELİ Gazetesidir. Bu kentte gerçekten koyunla keçi karışmış durumdadır. Biz, yasalara, topluma, kente saygılı gazetecilik yapma kararlılığımızı sürdürmeye gayret edeceğiz. Bu gazetede çıkan her şey gerçek olacak, doğru olacak. Bu kentte herkes, “ÖZGÜR KOCAELİ yazmışa doğrudur” diye düşünmeye devam edecek. Beni merak eden, beni arayıp soran herkese, bütün dostlara bir kez daha teşekkürlerimi iletiyor, sağlıklı ve  huzurlu bir hafta diliyorum. 

 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
4 Yorum