1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Bu şehre Kosiad da lazım
Bu şehre Kosiad da lazım

Bu şehre Kosiad da lazım

Evden işe, işten eve yaşayan, çok yakın dostlarla birlikte olmadıkça geceleri sokağa çıkmayı sevmeyen, hele hele davetlerden toplantılardan, balolardan hiç haz etmeyen bir adam olduğumu sık

A+A-

Evden işe, işten eve yaşayan, çok yakın dostlarla birlikte olmadıkça geceleri sokağa çıkmayı sevmeyen, hele hele davetlerden toplantılardan, balolardan hiç haz etmeyen bir adam olduğumu sık sık belirtirim.

Son yıllarda yaş da ilerleyince, üstelik çeşitli kesimler tarafından eleştirildikçe, biraz kabuklarımı kırmaya, insan içine çıkmaya başladım. Ama günün birinde eşimi de yanıma alıp Kosiad’ın (Kocaeli Sanayici ve İşadamları Derneği) yılsonu balosuna katılacağımı, rüyamda görsem, inanmazdım.

Bir hafta kadar önce Kosiad’ın Başkanı Bora Ergene aradı.  Bora ile tanışıklığımız, benim O’nun sahibi olduğu Uzunçiftlik’teki mantar fabrikasının çevre ile ilgili olumsuzlukları yüzünden yazdığım haberlerle başlamıştır. Bu gazetede Bora’nın mantar fabrikası ile ilgili sert eleştiriler çıkmıştır.

Hiç tanımazdım, medeni bir insan olarak geldi, yazılanların bir kısmının haklı olduğunu kabul edip, işinin özelliklerini anlattı, bazı kesimlerin de kasten üzerine geldiğini, haksızlık yaptığını söylemişti. Ayrıca, mantar fabrikasının çevrede sıkıntı yaratan problemlerini de önemli yatırımlar yaparak büyük ölçüde gidermişti.

Sonraları birkaç yerde aile ortamında karşılaştık. Çocuklarımız arkadaş oldu, hanımlar tanıştı. Yine de Bora Ergene ile öyle derin muhabbetimiz olmamıştı. Üstelik, benim Başkanı olduğu Kosiad ile ilişkilerim, bu dernek kurulduğundan beri hiç iyi olmamıştı.

Zaten yapımızda emekçilik, solculuk da var ya, kurulduğu yıllarda kurucularını da hiç sevmediğim için, Kosiad’ı bu kent açısından çok gereksiz bir “Sonradan görme zenginler derneği” olarak değerlendirmiştim.

Bora Ergene telefonda, “Abi 20 Aralık gecesi bir yılsonu balosu yapıyoruz. İlk kez bir Kosiad toplantısında seni ve eşini de aramızda görmek istiyoruz” dedi. Hemen telefonda mazeret sıralamaya, mümkün değil gelemeyeceğimi anlatmaya hazırlanıyordum ki, Bora sözü adeta ağzıma tıktı; “Üstelik gecemize Fedon gelecek, müzik yapak” dedi.

Tamam, belki Bora’nın hatırını da kolay kıramazdım. Ama Kosiad toplantısına katılmayı, yine de kesinlikle ret etmeye hazırdım. Fedon’u duyunca iş değişti. Önemli bir sanatçıyı, eğlendiren bir müziği, üstelik nezih, içkili bir ortamda uzun süredir dinlememiş, eğlenmemiştim. Tamam dedim, gelirim.

Hiç uymasa, üzerimde tamamen emanet ya da “Bir geceliğine kiralanmış gibi” dursa da, takım elbise, kravat kuşandık. Kozluk’ta, bizim evin sokağında çok sık yaşanan “Çöp Kamyonu sıkışması” kaynaklı trafik sorunu nedeniyle, yarım saat gecikmeyle, KSO’daki Kosiad gecesine ulaştık.

Etraf şık beyler, zarif hanımlarla dolu. Bora Ergene ve KOSİAD yöneticileri kapıda konukları karşılıyorlar. Sağolsun, Bora, kendisinin ve ailesinin oturduğu masada bize yer ayırtmış. İlk rakı geldi, etrafı kesmeye başladım. Sonra dönüp Başkan Bora Ergene’ye sordum:

“-Bu gece burada kaç kişi var?” Ergene, 137 kişinin bulunduğunu söyledi. İzmit’in kaymak tabakası. Yine Bora’ya döndüm, -Nedense bu patavatsızlık huyum yaş ilerledikçe azalmak yerine artıyor-  “Sevgili Bora, sen üzerine alınma ama, burada bulunanların yarısından fazlasını ben hiç sevmem” dedim. Bora da en güzel cevabı yapıştırdı:

“-Merak etme abi. Zaten burada bulunanların yarısından fazlası da seni sevmez. Rahat ol, eğlenmene bak.”

Öyle sanıyorum ki, garsonlar en çok rakı servisini bana yapmışlardı. Her şey mükemmel, ortam son derece nezihti. İçeride dedikodu yapılmıyordu ama, sık sık sigara içmek için çıktığım bahçede, her fırsatta küçük gruplar içinde dedikodu imkanı da buldum.

Gecenin konukları arasında KSO Başkanı Ayhan Zeytinoğlu ile, KOTO Başkanı İbrahim Keleş de vardı. Yukarıdaki sözlerim yanlış anlaşılmasın diye yazıyorum. Belki üstlendikleri görevin kent adına sorumluluğunu yerine getirmeleri açısından eleştirilerim olabilir. Ama hem Ayhan Zeytinoğlu’nun, hem İbrahim Keleş’in, insan olarak çok kaliteli ve düzgün kişiler olduğuna inanıyor, nedense Zeytinoğlu ve Keleş’i birer dost olarak seviyorum.

Fedon çıktı sahneye. Adamda yaş 65.. Ama tipi hala Nuri Alço.. Kendisine “Huysuz ihtiyar” diyor. Yunan taverna müziğinden girdi, Türk müziğine geçti. Şarkıların bir kısmını Yunanca, bir kısmını Türkçe söyledi. Fedon çalıp söylerken, insanın yerinde kıpırdamadan oturması mümkün değil.

10 ncu Yıl Marşını da söyletti. İnsanları piste çıkartıp, sirtaki de oynattı. Sahnede bir yandan rakısını yudumladı, bir yandan o yaşta 2 saatlik inanılmaz performans ortaya koydu.

Fedon’un gömleğinin kollarını sıvayarak açtığı kolunda “K. Atatürk” yazılı dövme vardı. Kravatı yine Atatürk motifliydi. Zaman zaman günümüz Türkiye’sindeki siyasi atmosferi eleştiren cümleleri araya sıkıştırdı.

Salonda şık beyler, zarif hanımlar alkış kıyamet. İçki su gibi, sirtaki hareketli.

Gece bitti. Evsahibi Bora Ergene ve zarif eşi Nesrin Hanım’a teşekkür ederek eve dönerken,  “Helal olsun bu Kosiad’çılara” diye düşünüyordum. Eğlenmeyi de biliyorlar, içkiyi de içiyorlar, şarkılara coşkuyla ile eşlik ediyorlar. Üstelik Atatürk değerlerinden söz açılınca, alkış kıyamet coşuyorlar. Bu kente bu Kosiad da lazım. Belki de ben bugüne kadar ön yargılıydım. Bu kentte hemşeri dernekleri siyasete müdahil oluyorlarsa,  Kosiad da en az onlar kadar olabilmeli. Kuşkusuz, kuruluşta yapılan hataları tekrarlamamak,  itibarlı Başkanlar ve yöneticilerle, seçkin üyelerle yola devam etmek koşuluyla. Ayrıca, Kosiad’ın biraz kentin sosyal, kültürel, sportif ihtiyaçlarını da dikkate alıp, bu yönde bir fon oluşturarak çalışması da kuşkusuz güzel olacaktır.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.