• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Kocaeli 20 °C

Bu şehrin tören alanı bile yok

İsmet ÇİĞİT

Geçen yılın sonlarıydı. Kocaeli için yeni yapılan Valilik kompleksi tamamlanmış Kocaeli Valiliği ve bağlı birimler, 1974 yılında yapılan, yetersiz kalan Karabaş Mahallesi’ndeki eski binadan taşınmıştı. Büyükşehir Belediyesi, Kocaeli Valiliği’nin eski binasını yıktırdı. İyi de yaptı.

Eski Valilik binası yıkılırken Büyükşehir Belediyesi, İzmit halkına şu açıklamayı yaptı:

“-Burada, İzmit’in yeni Kent Meydanını, resmi tören alanını yapacağız. Alanın üst kısmı, tören alanı ve meydan, altı kapalı otopark olacak.”

Mükemmel bir projeydi. Kimse itiraz da etmedi. Eski Valilik binası yıkılırken, yıllarca İzmit’in tören alanı olan bahçesindeki Atatürk Anıtı da kaldırıldı. Elbette yer altı otoparkı ve tören alanı için bir proje hazırlık dönemine ihtiyaç vardı. Bu süre içinde, boşalan bu alan, bu bölgede çok ihtiyaç duyulan otopark olarak kullanılmaya başlandı. Buna da kimsenin itirazı olamaz. Büyükşehir, “Eski Valilik bahçesindeki projenin inşaatına yaz aylarında başlanacak” dedi.

Yaz dediğiniz, takvimlere göre, Haziran ile birlikte başlar. Hadi,  diyelim 21 Haziran’dan itibaren başlar. Valilik bahçesi hala açık otopark. Otopark girişinde, Büyükşehir Belediyesi’nin tabelası var. “Burada kapalı yer altı otoparkı yapılacak” yazıyor. Ama hiçbir hareket yok.

Bugün itibariyle İzmit gibi bir şehrin resmi tören alanı yok. Tamam, Kültür Tepesi’ndeki tarihi Atatürk Anıtımız var. Resmi bayramlarda, önemli günlerde törenler bu anıt önünde düzenleniyor. Ama burası dar. Kalabalık gruplar, öğrenci grupları gelemiyor. İzmit’in mutlaka daha düz ayak bölgede yeni bir resmi tören alanı gerekiyor. Valilik bahçesinde “Üstü tören alanı-meydan; altı kapalı otopark” projesi,

fikir olarak çok iyiydi. Ama uygulama ne zaman. Belki Büyükşehir Belediyesi yetkilileri bu konudaki sözlerini unuttular bile. Çünkü hiç ses çıkmıyor.

ACABA BİNA MI YAPSAK?

Eski valilik binasının yıkılması ile ortaya çıkan Karabaş Mahallesi’ndeki alan, bence bugün itibariyle İzmit’teki en değerli, en önemli ve eşi benzeri bulunmayan bir alandır. Kuşkusuz bu alan için yeraltı otoparkı ve tören alanı projesi, en ideal projedir. Ama bu şehrin ihtiyaçları çok hızla artıyor. Yeni Valilik binası yapıldı da, daha şimdiden yetmiyor. İşkur için bina aranıyor. Vergi Dairesi’nin bina ihtiyacı var. Adliye yetmiyor. Birkaç yıl sonra, Valilik birimleri mevcut komplekse sığmayacak. Çünkü o proje de yanlış yapıldı.

Belki de kentte bir tartışma açmak lazım. Eski Valilik binasının yerine, önünde geniş bir tören alanı bırakarak, kamu kurumları için birkaç yeni bina yapımı da düşünülebilir. Ama hepsinden önemlisi, İzmit’in mutlaka bir resmi tören alanına ihtiyacı var. Kaç 29 Ekim’i tören alansız kutlayacağız?.. 2023’de Cumhuriyet’in 100’üncü yılını kutlarken, bizim şehrimizin bir tören alanı bile olmayacak mı?

ÇOK DEĞERLİ ALAN

İzmit karabaş Mahallesi’nde eski Valilik binasının yıkımıyla ortaya çıkan alan. İzmit’te kuşkusuz en değerli alan burası. Büyükşehir, üstünü tören alanı ve meydan, altını yer altı otoparkı yapacaktı. Ama bu çok değerli alan, uyduruk bir açık otopark olarak kullanılıyor. Siyasetin sağı solu belli olmaz. Bu alan boş kalırsa, yakında bir seçim döneminde pazarcılar talep eder, belediye de onları kıramayıp, bu alanı pazarcılara verebilir.

Bir söz verdiniz tutun

Öyle görünüyor ki, 3-4 ayda bir bu kent sürekli aynı konuyu tartışacak. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, geçen yılki çok önemli genel seçimler öncesi bir karar aldı, “Bütün Türkiye’de 65 yaş üzerindeki vatandaşlar toplu taşıma araçlarından şehir içlerinde ücretsiz yararlanacak” dedi.

Türkiye’de bazı şehirler var. Şehiriçi toplu taşıma hizmetinin tamamı, belediye araçları, yani kamu tarafından veriliyor. Bazı şehirler var, şehiriçi toplu taşımanın büyük ağırlığı (%70-80’i) kamunun, yani belediyenin üzerinde. Ama bizim ilimiz gibi iller de var. Yani şehir içi toplu taşımanın neredeyse tamamının özel minibüsler, halk otobüsleri ile yapıldığı.

Şehir içi toplu taşımanın kamu araçları ile yapıldığı kentlerde, “65 yaş üstü” vatandaşların ücretsiz olarak toplu taşıma araçlarına binmesi önemli bir sorun yaratmıyor. Ama bizim ilimizdeki özel minibüs-halk otobüsleri haklı olarak, “Ben neden bedava yolcu taşıyayım. Bunun karşılığını devlet bana ödesin” diye tepki gösterdiler.

Bizim ilimizde sadece 65 yaş üstündeki vatandaşlar şehiriçi araçlarına ücretsiz binmiyorlar. Daha pekçok bedava minibüsleri kullanan kesimler var. Minibüsçü, buna isyan ediyor.

Sonunda,  bedavacı vatandaşlar için, devletin minibüsçülere aylık 750 TL ödemesine karar verildi. Minibüsçü, “Bu para az. Ama kabul” dedi. Aylar geçti, aylık 750 TL’ler ödenmedi. Minibüsçüler açıklama yaptı, “Şu tarihten itibaren bedava yolcu taşımıyoruz” dediler. Devreye AK Parti İl Başkanı girdi. Geçen mart ayında minibüsçülere araç başına geriye dönük 8-10 aylık ödeme yapıldı. Sorun bitmiş görünüyordu. Çünkü minibüsçülere, “Bundan böyle aylık 750 TL para hesabınıza otomatik yatacak” sözü verilmişti. Ama bu söz tutulmadı. 4 aydır yine minibüsçülerin parası ödenmiyor. Onlar da yeniden isyan bayrağını açtılar.

Bu tartışma, öyle görünüyor ki, devam edecek. Her halde, bayram öncesi gecikmiş ödemeler minibüsçülere yapılır. Ama önemli olan verilen sözü tutmak. Her ay, minibüsçünün parasını düzenli ödemek ve kente bu huzursuzluğu yaşatmamak.

Minibüsçüye bedava yolcuların karşılığı paranın ödenmesi geciktikçe, toplu taşıma araçlarına her gün parayla binen vatandaşlar için de yeni risk ortaya çıkıyor. Görürsünüz, devlet bu parayı ödemezse, verdiği sözü tutmazsa, bayram ertesi Büyükşehir Belediyesi, şehir içi ulaşımında çok yüksek oranlı bir zammı onaylayarak minibüsçülerin tepkisini kırmaya çalışacaktır.

Yok artık, bu kadarı olmaz

Aylardır değil, yıllardır yazıyorum. D-100 karayolu İzmit geçişi, İzmit için şehir içi yoludur. Gidin Türkiye’yi dolaşın. Eskiden bütün şehirlerarası yollar yerleşim merkezlerinin, şehirlerin, kasabaların içinden geçerdi. AK Parti iktidarı döneminde binlerce kilometre duble yol yapıldı. Şehirlerarası karayollarının yerleşim alanlarından geçişi tamamen iptal edildi.

Sadece bizim burada. Üstelik D-100 gibi çok kalabalık, çok hareketli bir yol İzmit’in bağrından geçiyor. Oysa, alternatif var: TEM var.  Kural var. İzmit’ten transit geçen ağır vasıtaların otoyolu kullanması, D-100’e girmemesi gerekiyor. Bu kural nedeniyle TEM otoyolunun Uzunçiftlik-Körfez arasındaki bölümü de ücretsiz.

Ama bizim şehrimizde kurallar uygulanmıyor. Kuralları uygulamayanlar, denetlenmiyor. Bizim şehrimizde polis, “Kapalı yerde sigara içenleri”, “Şehir içinde dura kalka giderken emniyet kemeri takmayanları”  takip ediyor. Bu şehirden transit geçen bütün TIR’lar, TEM’e girmeleri gerekirken, D-100’ü kullanıyor.

Geçen gece, bu şehir içinden geçen TIR’lardan biri, üstelik tam Valilik Binaları önünde, yeni yapılan Necmettin Erbakan yaya köprüsünün altında, sağa çekip park yapıyor.

D-100 kenarında, yol kenarına çekip, park etmiş bir TIR. Yolun bu bölümü, zaten riskli.  Arkadan hızla gelen bir özel otomobil, yol kenarında park eden TIR’a çarpıyor. Gencecik bir çocuk hayatını kaybetti.

D-100’de park yapan TIR şoförünü çok fazla suçlamak istemiyorum. TIR, 41 plakalı. Belki buralıdır. Belki, İstanbul’a transit gitmiyordur. Ama bir sorun var. D-100’ün bu kesiminde, minibüslerin durup yolcu indirme veya alması bile yasak. Nasıl oluyor da bir TIR yol kenarına çekip park ediyor. Üstelik bunu, Valilik binası önünde yapıyor ve kimse  “Ne oluyor hemşerim. Çek buradan arabanı” demiyor.

Bu kadarına pes diyorum. Bu şehrin, bu D-100’ün bu kadar denetimsizliğini kabul etmiyorum. Trafik polislerinin,  D-100 şehir içi geçişine, bir tek TIR’ı bile sokmaması gerektiğini bir kez daha hatırlatmak istiyorum.

Para kaybederken hiç bu kadar sevinmemiştim

Bu yazı, dün sabah saatlerinde yazıldı. Fransa’da devam eden Euro-2016 futbol şampiyonasında grup maçları henüz tamamlanmamıştı. Dün akşamki son grup maçlarında çok büyük sürprizler olmuşsa; (İsveç Belçika’yı; İrlanda İtalya’yı yenmişse) elenmiş ve bugün Türkiye’ye dönüyor olacak.

Ancak çok büyük olasılıkla  “Bitti” demeyen Türkiye, cumartesi günü saat 19.00’da, son 16 turunda, Paris’te Galler ile karşılayacak.

Türk Milli Takımı, ilk iki maçında çok kötü oynamış, Hırvatistan ve İspanya’ya gol atamadan kaybetmişti. Yenilgi bir tarafa, Milli Takım çok ruhsuz oynamıştı. Türk halkı, üzülmüş, kırılmış, aşırı ve kabul edilemeyen tepkiler de olmuştu. Çek maçı öncesi, adeta Teknik Direktör ile futbolcular birbirlerine küsmüş gibiydiler. Bu şartlar altında bu Milli Takım’ın, Çek Cumhuriyeti’ni yenip, üstelik iki farklı yenip, üst tura çıkma şansını sürdüreceğini öngörmek, futbolun ruhuna aykırıydı.

Ama başardık. Biz, tuhaf bir milletiniz. Ne zaman mucizeye ihtiyacımız olsa, o zaman gerekeni yapıyoruz. Emre Mor müthiş oynadı. İsmail Köybaşı, Ozan Tufan, Hakan Balta, Mehmet Topal, her zamanki gibi kaleci Volkan mükemmel oynadılar.

Bence, kaptan Arda Turan bu son maçta da verimsiz ve renksizdi. Çek Cumhuriyeti’ne 2-0 yenerek, “Biz bitti demeden bitmez” sözümüzü bir kez daha ortaya koyduk.

Muhteşem maç sonrası, Fatih Terim bir kez daha olgun ve mantıklıydı. Büyük bir sevinç ve gurur yaşattı Milli Takım. Futbolcular yüreklerini ortaya koyunca neler yapabileceklerini gösterdiler.

Her maç günü,  evde bu maçları daha heyecanlı izlemek için küçük bahisler yapıyorum. Benim bahis için koyduğum para (3 TL).  Bu defa, pazartesi akşamki maçları tutturmuştum. Salı günü saat 19.00’da oynanan maçları da tutturdum.  Eğer salı gecesi, Çek Cumhuriyeti Türkiye’yi yense, 3 TL’ye karşı 530 TL para kazanacaktım. Maç başlarken, ben “Bahis kuponum tuttu. 530 TL cepte” diye düşünüyordum.

Ama tam tersi oldu. Ben para kaybettim ve ilk kez bu kadar yaklaşmışken para kaybettiğim için sevindim. Çek maçındaki galibiyet, hatta bir sonraki turda cumartesi akşamı Galler’i yenerek çeyrek finale yükselirsek, bu turnuvanın başında Milli Takım içinde yaşananları unutmamak lazım. Milli Formayı giymek gibi çok büyük bir onur ve sorumluluk alan futbolcular içinde 50-100 bin Euro paranın hesabını yapan varsa, bunun hesabı mutlaka sorulmalı.

Muhteşemdi Milli Takım salı gecesi. Umutlar bitmişken, kimse şans vermezken yürüklerini sahaya koydular, kazandılar ve hepimizi çok mutlu ettiler. Şimdi cumartesi akşamı saat 19.00’daki maç varken, kimselere söz vermeyin. Türkiye, Galler’i de yenip, çeyrek finale çıkabilecek güce sahip. Bu kez cumartesi akşamı, Türkiye’nin galibiyetine oynayacağım.

Terim, TRT’ye neden küstü?

Salı gecesi Türkiye’nin Çek Cumhuriyeti’ni çok üstün bir oyunla 2-0 yenip, bir üst tura çıkma hakkını sürdürmesi, hepimizi çok mutlu etti. Bu büyük galibiyetin ardından yaşanan en ilginç olay ise, bence Fatih Terim’in, TRT’ye karşı takındığı çok net tavır oldu.

Basın toplantısında, TRT adına bir muhabir soru sordu. Terim, dünyanın önünde, “Benim için TRT yok. TRT’nin sorularına yanıt vermiyorum. TRT’ye röportaj da vermiyorum” dedi. Avrupa Futbol Şampiyonasını Türkiye’de hem TRT; hem Digitürk Lig TV platformu yayınlıyor. Doğrusu, Fatih Terim’in TRT’ye neden bu kadar kızdığını ve bu denli net tavır aldığını çok merak ediyorum.

Devletin kurumu TRT’yi bugüne kadar muhalefet pek çok konuda sert biçimde eleştirmişti. Ama Fatih Terim farklı biri. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da kolayca ulaşabilen bir isim. Terim bu kadar net tavır koyduğuna göre, TRT’de bazı kelleler gidebilir. Devletin ekranında birileri “Namaz kılmayan hayvandır” dedi ama, çok fazla tepki görmedi. Ancak bu defa durum farklı, Fatih Terim, “Ben TRT’yi tanımıyorum. TRT’nin sorularını yanıtlamıyorum” diyorsa, bu sözlerin bir karşılığı mutlaka olur.

İngiltere’nin derdi bizi neden gerdi

Bugün dünyanın, özellikle Avrupa’nın gözü İngiltere’de. İngiltere’de halk, Avrupa Birliği’nde kalıp kalmamak için referandumda sandık başına gidecek. İngiltere’de hava referandumdan “Çıkalım AB’den kararı”  yönündeydi. Ama İngiltere’nin AB’de kalmasını savunan,  insan hakları ve demokrasi savunucusu genç kadın politikacı suikaste kurban gitti. İngiltere’deki aşırı sağcı ve ırkçı gruplara mal edilen bu suikastin ardından hava değişti.

İngiltere’de kimse, anketlere güvenmiyor. Son anketlere göre, “AB’de kalalım” diyenler, “Çıkalım” diyenlerin 2-3 puan önünde. Zaten son günlerde değişen bu hava nedeniyle, dünya ekonomisinde iyimser rüzgarlar esmeye başlamıştı.

Bugün İngilizler “Biz AB’den çıkalım” derse, dünya ekonomisi alt üst olacak. Bundan, Türkiye’nin de olumsuz etkilenmesi bekleniyor. İngiltere’deki referandumda “AB’de kalalım” tarafı kazanırsa, dünya rahat bir nefes alacak.

Tabii, tuhaf bir durum. Referandumun konusu, İngiltere’yi ve Avrupa Birliği’ni ilgilendiriyor. Ama bu iş, bizi de, bizim ülkemizin ekonomisini de bir hayli gerdi. Şu dünyanın haline bakın ki, hiçbir konuda, “Aman bize ne “ diyemiyoruz. Hayırlısı ile şu İngiliz referandumu bitsin de, dünya rahatlasın. Bakalım bundan sonra ekonomi ile ilgili konularda başka ne bahaneler önümüze çıkacak?

Delikanlı adamdı

İzmit, önemli bir hemşerisini, Kamil Ulusoy’u kaybetti. Yıllarca İzmit şehir merkezindeki en önemli mahallenin, Ömerağa Mahallesi’nin muhtarlığını yapmıştı Kamil Ulusoy. Tanışıklığımız, O’nun Kocaelispor yöneticisi, benim spor muhabiri olduğum yıllara kadar gider. Birlikte çok deplasman seyahatimiz olmuştu. Delikanlı, mert bir adam olarak tanıdım ben Kamil Ulusoy’u. Bir dönem Kocaelispor yüzünden başı biraz derde girmiş, hak etmediği suçlamalarla karşı karşıya kalmıştı. Ama Kamil Ulusoy, gerçek bir Kocaelisporlu, sözüne güvenilir mert bir adamdı. Ben tanığıyım. Rahmet diliyorum.

Bu yazı toplam 2243 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
    • TUANA EVLERİ 3. ETAP
    • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
    • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37