• BIST 82.166
  • Altın 147,844
  • Dolar 3,8195
  • Euro 4,0719
  • Kocaeli 3 °C

Bu ülkede hiç mi güzel bir şey yazamayacağız?

M.Zeki CANŞİ
Bu ülkede hiç mi sevinemeyeceğiz? Hiç mi güzel bir şeyler yaşanmayacak ve milletçe ortak bir paydada hiç mi sevinç göz yaşları dökmeyeceğiz?  Derken geçen hafta Mardinli bilim adamımız olan Prof. Dr. Aziz SANCAR, Amerika’da yaptığı bilimsel çalışma sonucunda “Nobel Barış Ödülü”nü aldığını duyunca bir hayli sevinmiştim ve bu haftaki yazımı bu ortak sevince hasredeceğimi umuyordum…
Tam da bu ümidimi korurken,bu sevincim kursağımda kaldı. 10 Ekim 2015 Cumartesi günü Ankara Gar Meydanı’nda öncülüğünü bir çoksol dernek, vakıf, parti, sendika ve sivil toplum örgütlerinin yaptığı “Barış Mitingi” kana bulandı. Tamamen demokratik bir hak olan ve izinli bir şekilde yapılan bu miting, henüz gerçekleşmeden peş peşe iki farklı noktada iki canlı bombanın üzerlerindeki bombaları patlatarak bu yazıyı kaleme aldığım sıralarda 95’i ölü, 48’ i yoğun bakımda olmak üzere toplam 186 yaralının olduğu bir katliam yaşandı. 
Ülke olarak çok gerildik. Yıkıldık. Kimin ne maksatla yaptığı bu saate kadar belli olmazken, gözler IŞİD terör örgütüne çevrildi. Daha önce benzer katliamları Diyarbakır ve Suruç’ta da görmüştük. Diyebilirim ki, şu ana kadar yapılan katliamların en büyüğünü yaşadık geçen cumartesi günü. Zaten her gün “şehit cenazeleri” haberleriyle, bombardımanlarla yeterince geriliyoruz. Bu da, işin tuzu biberi oldu. 
Akl-i selim ile yapılanları analiz ettiğimizde, bu son yaşanan olaylar giderek Türkiye’yi Suriye bataklığına çekme gayretlerinin provası niteliğinde. Allah korusun, böylesi bir ateş çemberinde salimen hayat sürdürebilecek hiçbir Allah’ın kulu olmaz. Türküyle, KürdüyleiLazı, Arap ve Acemiyle dünyada cehennemi yaşarız. Zaten küresel haydutların tam da istediği budur. 
Beni üzen en önemli şey, bunca can paramparça olmuş, bir çok siyaset simsarları bu durum hangi partiye ne getirir; ne götürürün hesabını yapmaya başlamaları. Bu gerçekten utanç verici bir durum.Üstelik bunu, ekranlarda milletin gözünün önünde yapıyorlar.  Bu durumun, siyasetin ne kadar kirlendiğinin, siyasete ve siyasetçiye olan güvenin giderek neden yok olmaya yüz tuttuğunun açık bir delilidir.
Bu ve benzer olaylarda üzerinde düşünülmesi gereken konu, ülkenin geleceği, olası bir Kürt-Türk çatışmasının yayılmasını önlemek, Ülkenin huzurunun bozulmaması, giderek yaygınlaştırılmaya çalışılan kardeş kavgasının önüne geçmek ve hülasa bir huzur adası olması gereken ülkemizin bu huzurunun bozulmasını önlemektir.
Özellikle siyasi parti yöneticilerinin her türlü terörizm faaliyetlerine karşı kategorize etmeden karşı koymaları, diyalog içinde olmaları ve birbirlerini ötekileştirmemeleri, tesis edilmek istenen kardeşlik hukuku için yakıcı bir ihtiyaçtır. 
Siyasi parti yöneticilerinin karşılıklı kin ve nefreti ve düşmanlıkları körükleyen beyanatları tabanları üzerinde de tahrik edici ve tetikleyici etki bıraktığından toplumsal zıtlaşma tohumlarını ekmede lokomotif rol oynuyor. Ortak düşmanlarımızın tam da istedikleri budur. Bu oyuna gelinmemelidir. Ortam giderek gerginleşiyor. Gerek ülkeyi yönetenlerin ve gerekse sivil toplum örgütleriyle siyasi parti yöneticilerinin varsa kendi mahalle baskılarına rağmen empati yaparak karşılıklı birbirlerini anlamak için dayanışmayı sağlamaları önemli bir görevdir. Aksi taktirde, giderek makas açılıyor ve kapanması da mümkün görünmüyor. İşte bu da tehlikenin önlenemez noktasıdır. Allah muhafaza.  
Bu yazı toplam 267 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37