1. YAZARLAR

  2. Sevcan TAMER

  3. BU YAZIYA BİR BAŞLIK BULAMADIM…
Sevcan TAMER

Sevcan TAMER

Yazarın Tüm Yazıları >

BU YAZIYA BİR BAŞLIK BULAMADIM…

A+A-
Bazen   öyle  bir  duygu  karmaşasına  girer ki   insan,  ne  yapacağını  bilemez..Hayrete  düşer  ama,  söyleyecek  söz  bulamaz.. Bazen  acı  acı   güler,  ağlanacak   hallere.. Veya,  vah  çekerek   yürür  gider  acımasız  kadere.. Tüm  bunlara  rağmen  acı  gerçekler  var  olmayı  sürdürecek   ve  hassas   insanların  duygularını  yerden  yere  vurarak   yaralayacaktır..

Benim  bu  satırlara   konu  etmeye  çalıştığım  acımasızlık  ve   çaresizlik  hiç  bitmiyor ki.. 

Nerede  şok  bir  görüntü,  nerede  abuk  bir  yaşam,  ne  yazık ki  beni  buluyor.. Bu  defa   hem  şaşırtıcı,  hem de  derin  derin  düşündürücü  bir  manzara   karşısında  kala  kaldım..

Gördüklerimi  sizlerle  paylaşmak  için  köşeme  yazmaya  karar  verdim,  ancak  düşündüm,  taşındım  yazıma   bir  başlık  bulamadım..Bulduklarımın   hiç  birisini  beğenmedim.. Sonunda  başlıksız  olmasına  karar  verdim.. Aslında  gördüğüm  manzara   son  yıllarda  hepimizin  malumu  olan  bir  konu..Tamam da,  son  defaki  “ bu  kadar da  olmaz  ama “   dedirtti  bana.

Pazar  günü   Tolga’nın  Bahçecikteki   evinde  misafiriydik..  Saat  11.00  gibi   Baş iskele  sahiline   kahvaltıya  indik.. Hava  hem  çok  soğuk,  hem de  inanılmaz  fırtınalıydı.. Biliyorsunuz  o  gün Meteorolojinin  devamlı  kar  alarmı  verdiği  bir  hava  vardı.. Sahildeki  yolda  giderken  Tolga  bana  “ Anne   şuradaki  topluluk  ne  acaba ” diye   sordu,  ve  arabayı  yavaşlattı.. Deniz  kenarında  yaşları  altıyla,   on  üç  arasında,   on,  on beş  çocuk,  elbiselerini  çıkartıp  iskelenin  kenarına  yığmışlar  ve  donlarıyla  denize  giriyorlardı.. Önce  şaşırdım.. Biz  kalın  montlarımızla  dışarıya  çıkamazken   bu  çocuklar  titreyerek  denize  giriyorlardı.. Gözlerime  inanamadım.. Tolga’ya “arabayı  kenara  çeker misin  oğlum”  dedim  ve  montuma  sarılarak  arabadan  indim.. Aman  Yarabbim.. Bu  çocuklar  soğuktan  tiril  tiril  titremelerine  rağmen,  neşe  içinde  denizde   oyun  oynuyorlardı.. Öyle de  mutlu  görünüyorlardı ki.. Seslendim  ama  beni  duymadılar.. Ama  onlar  küçücük  çocuklardı.. Soğuktan  moraran  esmer  tenlerinden de  belliydi ki  çok  üşüyorlardı.. On  metre  kadar  ötede  bir  kadın  ve  kız  çocuğu  gurubu da  vardı.. Kumların   üzerinde  yayılmış  oturuyorlardı.. Birkaçının  kucağında  bebekte  vardı.. Görünen  o ki  onlarda  bayağı  üşüyorlardı  ve  üzerlerinde ki  siyah  uzun  giysiyle  sarmaya  uğraşıyorlardı   bebeklerini..  Ancak  denize  giren  çocuklarla  pek  ilgilendikleri  yoktu.. Belki de  onlara  müdahale  edecek  güçlerini  yitirmişlerdi.. Belki de  artık  “ Amannn,  inceldiği  yerden  kopsun”  mantığıyla  yaşamlarına  devam  ediyorlardı.. Öyle  veya  böyle  bu  gördüğümüz  manzara  akla  zarar diyebilirim.. Sonra  Tolga  deniz  kenarına  indi  ve  çocuklara,  “üşümüyor musunuz,  bak titriyorsunuz  hasta  olacaksınız,  üstünüzü  giyin”  gibi  bir  şeyler  söylemek  istedi..Ancak  ona da  pek  tepki  göstermediler.. Sadece  bize  gösteri  yaparcasına  soğuk  deniz  suyunda  oynamayı  sürdürdüler.. Sonra  anladık ki  bu  çocuklar  şu  meşhur  Suriyeli  Mülteci  ailelerin  çocuklarıydı.. Tahmin de  etmiştik  aslında ya.. Çok  üşümüştüm.. Çocuklara  meramımızı  anlatamayınca   arabaya  döndük.. Fakat  onlar  bizim  iğlimizi  anlamışlar  ve  son  anda  arabamıza  doğru  koşmaya  başlamışlardı.. Bir  anda  irili  ufaklı  on beş  yarı  çıplak  çocuk  arabanın  etrafını  sarmıştı  bile.. Sergiledikleri  hareketlerden  ve  yüz  mimiklerinden  anladığımıza  göre,  bizden  yardım  istiyorlardı..   Yardım   dediysem,  tabi ki “ Para  veya  yiyecek”..  Biz,   bir  şekilde  onların  gönlünü  yapmamıza  rağmen   peşimizi  bırakmadılar.. Ezilecekler  diye de  ayrıca  korktuk.. Ancak  arabanın  camından  gördüğüm  kadarıyla,  sadece  bize  değil  gelen  tüm  arabalara  aynısını  yapıyorlardı.. Anlayacağınız,  yaşananlar  baştan  sona  dramdı.. O  gün  yine  kahrettim  insanları  oyuncak  eden  kötü  kadere.. Kendimi  onların  yerine  koyduğumdaysa  altından  kalkamadım..                                            

Ezildim,  yok  oldum  ve  yaşayamadım.. İşte  savaşın  acı  yüzlerinden  bir  tanesi.. O  insanların   vatanı,  yurdu,  evi  barkı  yok muydu.? Sevdikleri,  yakınları,  ataları  yok muydu.?  Vardı  mutlaka.. Ama  kaçtılar.. Canlarını  kurtarmanın  çabası  içersinde  tam  tersi,  telef  olup  gittiler..  Savaş..  Hepsinin  canına  okumuştu  besbelli.. Evet  sevgili  dostlar..                                      
Savaş  bu  işte.. Sadece  ve  sadece,  vahşet.. Yaratan  bizi  ve  sevgili  ülkemizi,  savaş  çığırtkanlığı  yapan,  vicdansız,  duyarsız   ve  bencil  insanlardan  korusun.. 
Bu yazı toplam 321 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
4 Yorum