1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. Bugün başka ne yazılabilir?
Bugün başka ne yazılabilir?

Bugün başka ne yazılabilir?

Hergün köşe yazısı yazmak kolay iş değil. Sabah uyandığınız andan itibaren “Bugün ne yazayım?” diye düşünmeye başlarsınız. Ülkemizde ve ilimizde elbette makale yazmak için pek çok konu var. Dün sabah,

A+A-

Hergün köşe yazısı yazmak kolay iş değil. Sabah uyandığınız andan itibaren “Bugün ne yazayım?” diye düşünmeye başlarsınız.

Ülkemizde ve ilimizde elbette makale yazmak için pek çok konu var. Dün sabah, bu konuları gözden geçiriyor, bazıları için daha detaylı bilgilere ulaşarak, kendime bu yazı için konu belirlemeye çalışıyordum.

Gazetede gün boyu açık haber kanalından “Son Dakika” çıngılını duyunca, ister istemez gözümü ekrana çevirdim ve o yazıyı gördüm:

“Çukurca’da hain pusu. Biri Binbaşı 8 asker şehit. Çok sayıda yaralı olduğu bildiriliyor.”

Bu haberi duyunca, bugün başka hangi konuyu yazabilirsiniz?

Türkiye’nin dünyada çok saygın bir ülke, bölgesinde büyük bir güç haline geldiğini kesinlikle kabul ediyorum.

Hükümetimiz, güçlenen devletimiz dünyanın neresinde bir sıkıntı olsa elini uzatıyor.

Somali’deki aç insanları kurtarmak için Türkiye devrede.

Suriye’de kan dökülmesini önlemek, bu komşumuza demokrasiyi getirmek için de devredeyiz.

Ama bizim ülkemizde, hergün bizim gençlerimiz öldürülüyor.

Hergün anneler ağlıyor, dövünüyor. Babalar içleri kan ağlayarak, “Vatan sağ olsun” demeye çalışıyorlar.

Şehit ailelerini, gazileri iftar yemeklerinde ağırlamak teselli için yetmiyor.

Başbakan, avazı çıktığı kadar bağırarak, “Artık bıçak kemiğe dayanmıştır. Sabrımız taşmıştır. Neler yapacağımızı görecekler” diye meydan okuyor.

Aynı gün, Hakkari Çukurca’da 8 şehit daha veriyoruz.

Ramazan başladığından bu yana Güneydoğu’daki şehit sayısı neredeyse 30’u buldu. Sayın Başbakan, terör örgütüne bu yaptıklarının hesabının misliyle sorulacağını söylüyor da, “Hele şu mübarek Ramazan bitsin, siz o zaman görürsünüz” demeye getiriyor.

Terör azmış, kudurmuş. Kaymakam kaçırıyorlar. Sağlık elemanını dağa kaldırıyorlar. Her köşeye tuzak kuruyor, askerlerimizi pusuya düşürüyorlar.

Gencecik insanlar.. Üzerlerine bomba atılıyor, otomatik tüfeklerle taranıyorlar. Evde, elinde teskeresi ile dönüşünü bekleyen annelere, babalara bayrağa sarılı tabutlar getiriliyor.

Türkiye buna daha ne kadar dayanabilir?..

Somali’deki bütün aç-susuz çocukları kurtarsak, Suriye’ye dünyadaki en gelişmiş demokrasiyi getirsek ne yazar?..

Ekonomik krizden, dolardan, borsadan, altından, Euro’dan kime ne?..

Bizim çok büyük bir sorunumuz var. Askerlerimiz ölüyor. Gençlerimiz pusuya düşürülüyor.

Ya barışla çözeceğiz. Ya, bu devletin ne kadar gücü varsa, hepsini kullanacak, savaşla çözeceğiz.

Bizim siyasetimiz, bir gün barış mesajları veriyor. Ertesi gün, “Hele şu Ramazan bitsin, onlar gününü görecek” diyoruz.

Çukurca’da askerler pusuya düşürülüyor.

Düne kadar bütün bu olup bitenlerin faturası komutanlara kesiliyordu. Kimini Ergenekoncu, kimini Balyozcu dediler. Hepsini görevden aldılar, bir kısmını cezaevlerine kapattılar.

Artık, asker de hükümetin, bürokrasi de hükümetin. Daha seçimden yeni çıkılmış, kamuoyu desteği topyekün hükümetin arkasında.

Artık  kalıplaşmış lafları bırakıp, bu soruna mutlaka kökten çözüm bulmak gerekmiyor mu?..

Dün Çukurca’daki kahpe pusunun ardından Milli Savunma Bakanı’nın açıklamasını dinledim. “Terör örgütü sabrımızı zorluyor. Askerlerimizi öldürmekle hiçbir şey elde edemezler” diyor.

Bu lafları çok duyduk. Çukurca’daki olayda, pusunun ardından teröristler yine sınırı geçip Kuzey Irak’taki kamplarına gitmişler. Eskiden sıcak takip yapılırdı. Terör örgütünün kampları yerle bir edilirdi.

Artık bunlar da yok.

Gerçekten içim yanıyor. Türkiye hergün gelen şehit haberleri ile kan ağlıyor. Bu kanlı savaş, Türkiye’yi derinden yaralıyor.

Her şeye rağmen, Başbakan’a güveniyorum. Bugün, yeni komutanların ilk kez katılacağı MGK toplantısı var. Umarım, artık radikal kararlar alınır, bu konunun üzerine çok daha ciddi biçimde gidilir.

Mutlaka askeri önlemler alınsın, topla tüfekle gidilsin de kana karşı kan alınsın demiyorum.

Varsa başka çözüm yolu, hala barış için umut varsa, devletin dirliğini, vatanın bütünlüğünü zedelemeden yapılabilecek şeyler varsa, bunları da yapalım.

Ama olmuyorsa,  artık İmralı ile pazarlığı, her şehit haberinin ardından hiçbir işe yaramayan boş lafları bir kenara bırakıp, güçlü devlet olarak yapılması gerekenleri yapalım. Artık evlere şehit cenazeleri gelmesin. Arık analar ağlamasın, babalar kahrolmasın.

Bu haber toplam 1282 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.