1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Bugün benim doğum günüm
Bugün benim doğum günüm

Bugün benim doğum günüm

14 Ağustos, memleketi yöneten Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kuruluş yıldönümü. İktidar partisi bugün 10 yaşına girdi. Diyorlar ki, 2023’e kadar iktidarda kalır. Bilemem 14 Ağustos, benim de yaş gün

A+A-

14 Ağustos, memleketi yöneten Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kuruluş yıldönümü.

İktidar partisi bugün 10 yaşına girdi.

Diyorlar ki, 2023’e kadar iktidarda kalır.

Bilemem...

14 Ağustos, benim de yaş günüm...

Bugün 47 yaşına girdim.

Aynaya şöyle bir baktım...

Eskiden sırma gibi olan sarı saçlarım epeyce dökülmüş ve kalanlarda metalik gümüş rengi ağır basıyor.

Yüzümde bir yorgunluk görüntüsü var.

Boylu poslu, kalıp gibi adamım, ama kendimi artık formda görmüyorum.

Kendi boyumda kızım, topaç gibi oğluma baktıkça, baba olmanın keyfi ağır basıyor. Ama gençliğin de artık geride kaldığını anlıyor insan.

Peki yaş ilerlerken, insan başka neleri anlıyor?

Şöyle:

İnsan 5 yaşına gelmeden anlıyor; açlığın öldürdüğünü, soğuğun dondurduğunu, ateşin yaktığını...

Sevgisizliğin insanın canını acıttığını...

Duyguları, nesneleri, kişileri, çevresini tanıyor.

Her şey ona çok büyük görünüyor:

Ev, masa, anne, baba...

10'una gelmeden oyunla, sayılarla, harflerle tanışıyor. Azgın bir iştahla öğreniyor. Kız ya da erkek olduğunu fark ediyor. Dünyanın evde, okulda kendisine anlatılandan da büyük olduğunun ayırtına varıyor.

15'inde, tam da en çok kendini sevdireceği çağda, sivilcelenen yüzünden, değişen bedeninden utanırken aşkı keşfediyor. Dış dünya kadar iç dünyanın da büyük salonları ve kendisinin bile bilmediği odaları olduğunu, açıldıkça o odalardan devasa bahçelere çıkıldığını hissediyor, büyüleniyor. Şarkıların içinde sevdalar gezdirdiğini, şiirin her türden hasreti dindirdiğini anlıyor. Aşk acısını öğreniyor.

Yine de seviyor; ille seviyor, inadına seviyor.

20'sinde putlarını yıkıyor, başkaldırıyor, kanatlanıyor.

Her şey ona küçük görünüyor:

25'inde ayaklar biraz yere değiyor.

30'unda muhasebeye başlıyor insan:

"Dünya hâlâ beni tanımadı, üstelik galiba ben de dünyayı tam tanımıyorum" dönemi...

35, yolun yarısı...

Hiç okul asmadan, evden kaçmadan, bir terasta sevdiğiyle öpüşüp bir çadırda uyanmadan 20'sine gelenler için gecikmiş telafi çağları...

Daha önce hiç yüz verilmemiş ana-babaların sözüne yeniden kulak kabartılan yaşlar... Olgunluğun karasuları...

40'ında eski kotlar dar gelmeye, saçlara ak düşmeye, aile büyükleri yaşlanıp ölmeye başladığında bocalıyor insan...

45'inde "istikbal" denilen o uzak ülkenin toprağına ayak basıyor insan...

Hem ölüm yarınmış gibi, hem hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamasını öğreniyor.

Eski dostlar, hatıralar kıymete biniyor.

Didişmenin yerini sükûnet, böbürlenmenin yerini nedamet, kinin yerini merhamet alıyor. Bu dünyayı silkelemekten, daha iyi bir dünya için kavga vermekten vazgeçmeseniz de, öbür dünya umuduna da kulak kabartıyorsunuz, ara sıra...

Böyle diyordu Can Dündar bir yazısında. Şimdi ben de aynı duyguları taşıyorum. Sanırım bir süre sonra AKP de aynı duyguları taşımaya başlayacaktır.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.