• BIST 108.352
  • Altın 143,327
  • Dolar 3,5324
  • Euro 4,1408
  • Kocaeli 28 °C

Bugün siyaset konuşmayalım

İsmet ÇİĞİT

Benim, ekim ayındaki bir alık uzun tatil dönemi ile ilgili hikayelerden kolay kolay kurtulamayacaksınız. Sık sık bahsediyorum; özel hayatımı  çok sınırlı bir çevre içinde, hep aynı ve çok az sayıda insanla birlikte yaşarım. Bu geride kalan 1 aylık tatilde, çok yakın dostlarımı yakın çevreye birlikte geziler için dürtükledim. Aslında ben, Amasra’ya gidip, Kalkan yemek istiyordum. Dostlar Amasra’yı veto etti. “Bursa” dediler. Pürüzlük yapmadım.

24-25 Ekim günlerinde, hafta sonu gezisi için Bursa’ya gitme kararı aldık. Grup, 4 aile, 8 kişi: Kobak’lar (Handan-Ahmet), Efe’ler(Nesrin-Fikret), Küçükörs’ler (Belgin-Ahmet), biz (Ayşen-İsmet) .

Ahmet Kobak’ın bir Mitsubishi minibüsü var. Eski model. Tam 8 tane koltuğu var. Çok kahrımızı çekti bu minibüs. Hem erkek erkeğe, hem ailece  pek çok yakın çevre gezisine bununla çıktık.

24 Ekim Cumartesi günü sabahı, saat 09.00’da,  gazetenin Karabaş Mahallesi Cebesoy Sokak’taki eski binası önünde buluşma ve hareket kararı alındı. Tam kararlaştırılan saatte, Ahmet Kobak minibüsü ile hepimizi toparladı. İtiraf ediyorum, 8 kişilik grubun en pürüz, en huysuz tipi benim. Minibüse binerken şart koydum:

“-Arkadaşlar.  Ben Amasra istedim, siz Bursa diye tutturdunuz. Ben tatildeyim. Hafta içi istedim, siz hafta sonu dediniz. Bakın yarın F.Bahçe-G.Saray maçı var. Yarın akşam saat 18.00’de ben burada olmalıyım. Eve gidecek, soyunup dökünecek, biramı açıp, televizyonun karşısına geçip, maçı izleyeceğim. Bu benim vazgeçilmez zevkimdir. Lütfen yarın gereksiz işlerle vakit kaybetmeyelim. Yarın akşam saat 18.00’de burada olamazsam, bu geziyi burnunuzdan getiririm.”

Güldüler. Ne kadar ciddi olduğumu anlamadılar, benimle dalga geçtiler. Biz yola koyulduk. Aramızda aile başı belli miktarda para toplayıp, Kaptan Pilot Ahmet Kobak’a teslim ettik. Bütün harcamalar o ortak paradan yapılacak.

Biz geziye çıktık ya, hava bir kötü bir kötü anlatamam. Gök delinmiş, yağmur durmuyor. Grup içinde bilgisayar ve sosyal medya özürlü tek kişi ben. Diğer arkadaşlar-benim eşim dahil- internet üzerinden araştırmalar yapmışlar. Şehir merkezinde Almira Otel’de yerlerimiz ayırtılmış. Öğlen hangi Bursa kebapçısında yemek yenecek, akşam için nerelere bakılacak, biz erkekler Bursa turu atarken, hanımlar hangi AVM’de dolaşacak hepsi belli.

Bu arada unutmadan belirteyim. İçimizdeki iki aile için bu gezinin özel bir durumu da var. O gün, Küçükörsler’in evlenme yıldönümü. Kobak’ların da birkaç gün öncesiymiş. Yani cumartesi gecesi, bir bakıma iki evlenme yıldönümünü de kutlayacağız.

Öğlen, tam karnımız acıktığında Bursa’ya vardık. Şehrin merkezinde, Bursa’nın en meşhur, en eski ve tarihi İskender kebapçısını Kaptan Kobak eliyle koymuş gibi buluyor. Dükkan bir ara sokakta. Bizim Köfteci Behçet Amca’nın Kuyumcular Çarşısındaki eski, tarihi dükkanı gibi. Tuvalet bile yok. Hanımlar minibüsten inince karşıdaki pastanenin tuvaletini kullanmak zorunda kaldılar. Meşhur kebapçıda bir döner takılı ki, büyüklüğünü anlatamam. Saat henüz yeni öğlen. Dükkanı biz açıyor, o dev dönerin ilk kesilenleri bize sunuluyor. Adam başı 25’er lira. Doğrusu kebap bana biraz ağır geldi. Turşu ve Şıra mükemmeldi. Ben, bizim Kapanönü’nde, eski Memduh’un dükkanında İsmail Usta’nın dönerini tercih ederim.

Bursa hikayesine aşağıda farklı başlıklar atında devam edelim.

*GEMLİK KÖRFEZİ - İZMİT KÖRFEZİ

Bursa gezimizin cumartesi gecesi, umduğumuzdan çok daha keyifli ve eğlenceli geçti. Ertesi sabah (25 Ekim Pazar),  otelde kahvaltımızı alacak, İzmit’e dönüşe geçeceğiz. Benim F.Bahçe-G.Saray maçından bir saat önce dönme şartım var. Saat 10.00 oldu, otelin kahvaltı salonunda bizim gruptan bir tek ben varım. Tek tek odaları aramaya başladım, “Haydi geç kalıyoruz. Neredeyse kahvaltı servisi bitecek” diyorum. Hepsi bana “Daha karga b…. yemedi” diye  ters yapıyor. Meğer, gece hepsinin “Akıllı telefonları” saatleri geri almış. Bir tek benim telefonum akılsız. Zaten vakit için telefona değil, kol saatime bakarım. Onlar saati erken sanıyor, vakit öğlen olmuş.

Neyse geldiler, kahvaltılar yapıldı, saat 12.00 gibi Kobak Mitsubishi’nin dümeninde otelden ayrılıyoruz. Dünkü havanın yerine pırıl pırıl bahar havası. Benim derdim, biran önce dönmek. “Hazır buraya geldik, Gölyazı’ya gidelim” dediler. Tam ters yolda yaklaşık yarım saatlik mesafeydi. Benim ret oyumun, 7 kabul oyu yanında anlamı yok. Gölyazı, Ulubat gölü üzerinde, ana karaya bir köprü ile bağlanmış küçük bir ada üzerindeki köy. Gittik. Canlı canlı alabalık, yayın balıkları satılıyor. Kobak’lar ile Efe’ler pazar kültürü konusunda çok iyidir. Köyün pazarına giriyorlar. Turşuluk biber, domates alıyorlar. Görülmesi gereken şirin, insanları çok sempatik, doğası muhteşem bir yer. Ama benim aklım, akşam maça yetişmekte. Gölyazı’da yaklaşık 2 saat oyalandık. Minibüse doluştuk. Ben artık İzmit’e dönmeyi umuyorum. Kobak, “Size bir de Trilye’yi göstereyim” diyor. Gemlik Körfezi’nde, Mudanya’ya bağlı bir sahil köyüymüş. Ben bilmiyorum. Çok meşhurmuş. İstanbul sosyetesi, Bursa sosyetesi, yaz aylarında buraya doluşurmuş. Yine benim ret oyum, 7 evet karşısında eziliyor. Tangur tungur tali yollara giriyor, Trilye’yi görmeye gidiyoruz.

Kabul, şirin bir yer. Gemlik Körfezi’nin ortasındayız. Karşı sahil de turistikmiş. Trilye’de her köşede balıkçı lokantaları, Hepsi içkili. Hepsi kalabalık. Yerli halk tezgahlar kurmuş sahilde,. Kimi oyuncak, kimi hatıra eşyası, kimi zeytin-zeytinyağı satıyor. Lokantalar dolu. Sezon bitmiş olmasına rağmen küçücük sahil köyü hareketli.

Bizim İzmit Körfezi var ya, bu Gemlik Körfezine yüz basar. Bizim Halıdere, Ulaşlı, Ereğli var ya, bu Trilye denen, çok ünlenen, sosyetenin akın ettiği yere bin basar. Ama bizim buralara muhafazakarlığı, alkolden arındırılmışlığı bir dayattılar Sormayın. Trilye denilen yerde yerli halk turistten kazanıyor. Bizim Körfez’in sahilindeki daha güzel köylere kimse gelmiyor. Çok üzüldüm.

Gemlik’ten de zeytin alalım

Öğlen olmuş, Trilye sahilinde bir küçük balık lokantasında karnımızı doyurduk. Saat 14.00. Benim F.Bahçe-G.Saray maçı patlamak üzere. Grupta benim dışımda herkes, hala o akıllı sandıkları aptal telefonlarının bir saat geri alınmış saatlerine göre hareket ediyor. Benim doğru saatimle vakit 14.00 oldu. Artık İzmit’e dönmeli. 4 bayandan ortak ses yükseldi, “Aman Gemlik’ten zeytin ve zeytinyağı alalım”

Kobak bizi sahil yollarına soktu. Zaman zaman kaybolduk. Mudanya üzerinden, “Aman bir de Mudanya’yı görelim” denilerek ana yola çıkmaya çalışıyoruz. Saat 16.00’ya geliyor. Gemlik’e ulaştık. Yol kenarı hep zeytinci. Bizim çok gezen ekipte hangi zeytincinin iyi olduğu konusunda da bilgi var. Birine girdik. Benim maça yetişme şansım çok azaldığı için artık kendimi bozmuyor, hiçbir şeye itiraz etmiyorum. Ben hariç 7 kişi zeytinciye daldı. Zeytinleri tadıyor, zeytinyağlarını kokluyorlar. Ben dükkanın dışında elime bir kahve, bir sigara alıp oturmuş, “Ya sabır” çekiyorum. Zeytinci muhabbeti de yaklaşık 45-50 dakika sürdü. Evde hala mecburen Gemlik zeytini yiyor, bütün yemekleri Gemlik zeytinyağı ile yapıyoruz. Fena değilmiş.

Neyse, zeytinci muhabbeti de bitti. Artık İzmit’e dönüyoruz. Yalova’da yol patladı. Tıkandı. Güç bela geçtik. Karamürsel’den itibaren(Kocaeli il sınırı) adım başı kırmızı ışıkta duruyoruz. Kaptan Ahmet Kobak işin sıkıntıya girdiğini anladı, emektar minibüsün gazını köklüyor. “Yavaş” dedim.” Hiç değilse hayatımızın geri kalanındaki maçları kaçırmayalım.”

Maç başlarken, biz İzmit’e gidik. Beni ve eşimi, eski gazete binası önünde bıraktılar. Kendimi, “Topu topu 15 dakika kaçırdım” diye teselli ediyorum. Kendi arabamıza geçtik, Alikahya Kavanium’e evimize gideceğiz. En fazla 15 dakika dediğim yol, Symbol köprüsündeki tıkanıklık yüzünden 45 dakikayı buluyor. Eve vardım, pantolonu çıkartmadan televizyonu açtım. Maçın ilk yarısını F.Bahçe 1-0 önde bitirmiş. Televizyonda devre arası reklamları var.

Elbet bu ekiple yine bir yerlere gideriz. Ben bunun acısını çıkartmaz mıyım?..

BURSA'DA BAOB DİYE BİR YER

Öğlen kebapları yedik. İzmit’ten çıktığımızdan beri hiç dinmeyen yağmur şiddetini arttırarak devam ediyor. Bursa, İzmit’e göre daha soğuk. Belki Uludağ’a kar bile yağıyor. Kaptan Kobak, Ahmet Küçükörs’ün  4 oda ayırttığı  Almira Otel’i de eliyle koymuş gibi buluyor. Cumartesi saat 13.00 sıralarında odalarımıza yerleşiyor. Almira, Yazıcı ailesine ait, şehir merkezinde 5 yıldızlı bir otel. Odaları süper. Küçükörs, hesabını bilen adamdır. Araştırmış, soruşturmuş. Bize aile başı 200 TL’ye lüks oda, ertesi sabah mükellef kahvaltı dahil rezervasyon yaptırmış.

Odalara dağıldık, yarım saat sonra lobide toplandık. Akşama kadar serbest zaman. Ama akşam nereye gideceğiz?. 4 aileden ikisinin evlilik yıldönümü kutlaması var. Şöyle biraz çalgı-çengi lazım. Bursa’da kime sorsak, “Arap Şükrü Sokağı” diyor. İstanbul Kumkapı gibi bir sokakmış. Balıkçı meyhaneleri, masalara gelen roman müzisyenler. Eğlence gırla da, mekanlar sokakta, hava yağmurlu, soğuk. Arap Şükrü Sokağı’nı ben hiç görmedim. Nesrin Abla biliyormuş, “Bu havada orada oturulmaz” diyor. Hanımları, Bursa’da Koru Park AVM’ye bırakıyoruz. Biz minibüste akşam için kendimize yer bakacağız. Yine internetten birkaç mekanın adını kaydetmişler. Küçükörs, elindeki telefonu navigasyon olarak kullanıp,  Kobak’a yol tarif ediyor. Bursa içinde 3 kez kaybolduk. Karpuzcuya, limoncuya sorarak-navigasyondan daha pratik- yön bulmaya çalışıyoruz. Kayıt edilen, önerilen mekanların birkaç tanesini bulduk. Hanımlar yanımızda değil, biz tedbiren bir denetim yapalım. Pavyon gibi yerler. Kırmızı ışıklar, kırmızı halılar, ortada ocakbaşı mangal. Biz “4 sap” olsak uyar. Ama akşam buralara hanımları getirdiğimizde,  dördümüz de kafamıza çantaları yeriz. Buralara adım atmazlar. İçimize sinmedi. Arayış devam edecek.

…………

Akşam vakti, Korupark’a döndük, hanımları topladık. Otele dönecek, gece nereye gideceğimize karar vereceğiz. Nesrin Abla, otelin lobisinde Bursalı bir bayanla ahbap olmuş. O zamana kadar kime sorsak “Arap Şükrü Sokağı” diyorlar. Son temasın ardından Nesrin Efe,  “Baob diye bir yer varmış. Zarif bir hanım efendi, tam sizin aradığınız yer diye anlattı” dedi.

Sağolsun internet. Açtık baktık, bulduk. “Bursa Akademik Odalar Birliği” demekmiş BOAB. Telefon açıp sorduk. Canlı müzik var. Menü çok geniş. Alkol, gani.  Hafif utanarak “yiyip içip, eğlenip, adam başı kaça çıkarız “diye de sorduk. “En çok 100-120 TL, geçmez “dediler. Tamam, maceraya geldik, macera olsun gidelim.

Akşam saat 20.00 gibi, otelin önünden iki taksi ile hareket ettik. Nilüfer bölgesinde Sheraton Otel’in yanındaymış. Taksi ücreti 25 TL. Tesise girdik, bambaşka bir dünya. Çok nezih bir ortam. Bursa sosyetesi orada. Çok başarılı canlı müzik yapılıyor, menü olağanüstü, şarapları işinin ehli uzmanlar tavsiye ediyor. Çok eğlendik. Ben sık sık sigara içmeye çıkıyorum. Tesadüf, işletmeci ile tanıştım. BAOB, Bursa’daki Mimar, Mühendis, Tabip,  gibi akademik meslek odalarının birliğiymiş. Tesis de bu birliğe ait. Bizim İzmit’i düşünün. Bizdeki odalar hep atıp tutar da, böyle nezih bir tesis kurmak işlerine gelmez. Tesisteki diğer misafirlerin de tamamı, mimar, mühendis, hekim aileler. Çok eğlendik. Çifte evlenme yıldönümü kutladık. Baştan pazarlık edildiği gibi, adam başı 120 TL civarında hesapla da çıkıp, gece yarısı otelimize döndük. Bursa’ya gidip, gece konaklayan, güzel bir yemek ve kaliteli müzik isteyenlere BAOB’ı içtenlikle öneririm. Kimbilir, belki günün birinde bizim şehrimizde de “Beyt-ül Kebap” kültürü dışına çıkıp, böyle tesisler kuranlar olur.

 

*KARŞIYAKA- GÖZTEPE MAÇI VAR

Pazar günü rehaveti içinde okurlarıma küçük bir hatırlatma yapmak istiyorum. Bugün İzmir’de Karşıyaka-Göztepe maçı var. Dünya futbolundaki en önemli iki ezeli rakip arasında oynanan, dünyanın en büyük derbilerinden biri. Saat 13.30’da başlayacak.  TRT’den izleyebilirsiniz.

Türkiye’de bir maçtaki seyirci rekoru, 1981 yılında Karşıyaka-Göztepe maçında kırılmıştı, hala o rekor geçerli. Tarih, 16 Mayıs 1981 Cumartesi. Ertesi gün İzmir’de Kocaelispor’un Altay ile maçı var. Bizim maçımız Süper Lig’de. Kocaelispor kaybederse küme düşecek. Rahmetli Mehmet Efe’nin kafile başkanlığında büyük heyecan ve kabuslarla İzmir’e gitmiştik. Bir gün önce 2 nci Lig’de şampiyonluk için oynayan Karşıyaka-Göztepe Atatürk Stadında karşılayacak. O maça da gittik. Statta 60.061 biletli, yaklaşık 80 bin kişi. Türkiye rekoru budur ve ben de oradaydım. Maç çok zevksiz geçti, golsüz bitti. Karşıyaka, Göztepe’den bir puan önde liderdi. Ligin bitmesine bir hafta vardı. Beraberliğe Karşıyakalılar sevindi. Ama son hafta Karşıyaka puan kaybetti, Göztepe şampiyon oldu.

Bugünkü maç öncesi, Göztepe şampiyonluğa oynuyor. Karşıyaka’nın da çok iyi kadrosu var, ama ligin altlarında. Müthiş maç olacak. Evdeyseniz, öğlen vakti magazin programı ya da western filmine takılmayın. Bu maçı izleyin. Futboldan hoşlanmayan bayanlara bile tavsiye ederim. Karşıyaka-Göztepe maçı, futboldan fala ve başka bir şeydir.

 

Bu yazı toplam 528 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
  • TUANA EVLERİ 3. ETAP
  • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
  • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
  • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37