1. YAZARLAR

  2. İbrahim ELGİN

  3. BUNA HANGİ YÜREK DAYANIR
İbrahim ELGİN

İbrahim ELGİN

Yazarın Tüm Yazıları >

BUNA HANGİ YÜREK DAYANIR

A+A-

   Birçoğunuz hatırlarsanız 1993 yılında yayınlanan gazetelerin ve dergilerin baş sayfaların da çokça gördüğümüz bir resim vardı.Akbaba ile açlıktan ölmek üzere olan bir çocuk resmi.Şimdi size bu resmin gerçek hikayesini anlatmak istiyorum.

   1993 yılının Mart ayıdır. Güney Afrikalı bir foto muhabiri açlık ve iç savaşı görüntülemek için Sudan'a gelir. Amacı en güzel resmi çekip ödül üstüne ödül almaktır. Sudan'a geldiğinde hayalinin üzerinde kötü manzaralarla karşılaşır. Tam bir sefalet, tam bir yokluk. Manzara gerçekten dehşet vericidir; saatte ortalama 20 insan açlıktan ölmektedir.

   Buna hangi yürek dayanabilir? Ama en güzel resmi çekmesi gerektiğini hiç unutmaz foto muhabirimiz. Gördüğü her manzarayı fotoğraf makinasının karelerinin içine alır. Günlerce, haftalarca dolaşır. Ama aradığı o güzel pozu bir türlü bulamaz. Artık ümidini iyice kestiği bir anda... Evet tam o esnada... Oda ne? Bir çalılığın dibinde yerde yatan küçük bir kız çocuğu... Karnı açlıktan içine çökmüş ve iki büklüm vaziyette ölümün kendisine geleceği zamanı bekliyor. Bu manzara foto muhabiri için bulunmaz bir fırsattır. Hemen kendisine uygun bir yer bularak fotoğraf makinasını ayarlar. Ama ne görsün tam fotoğrafı çekeceği sırada daha ilginç bir misafirin küçük kız çocuğunun yanına geldiğini görür:

   Bir akbaba... O da gelip çocuğun beş altı metre ötesine konar. Muhabirin sevinçten adeta dili tutulur. "Bu müthiş bir olay olacak!" diye sevinir. Muhabir yarım saat akbabanın kanatlarını açmasını bekler. Ama bir türlü akbaba kanatlarını açmaz. Muhabir biraz daha bekledikten sonra akbaba ile küçük kız çocuğunu aynı karede görüntülemeyi başarır. Foto muhabiri, resmini çektikten sonra akbabayı kovalar. Bir ağacın altına giderek hüngür hüngür ağlamaya başlar. Çünkü aklına aynı yaşlardaki kızı gelmiştir. Fakat Foto muhabiri resmini çektiği o çocuğu alıp bir bakım evine götüreceğine oracıkta öylece ölüme terkedip güzel bir fotoğraf çekmenin verdiği mutlulukla ülkesine döner. Çektiği resim New York Times gazetesinde yayımlanır. Dünya medyasında müthiş bir etki yapar. Sadece Amerika'da değil, dünyanın pek çok ülkesinin gazete ve dergilerin de bu fotoğraf karesi arka arkaya yayımlanır. Aylarca dünya gündeminden düşmez.

   Foto muhabirimizin başlangıçta keyfine diyecek yoktur. Sonra garip bir şey olur. Gazeteye binlerce telefon gelmeye başlar. Okuyucular akbabanın yanındaki o küçük kız çocuğuna ne olduğunu sorarlar. Bu gelişmeler yaşanırken foto muhabiri muhteşem bir ödül alır. Kahramanımız görünür de amacına ulaşmıştır. Ama henüz film sona ermemiştir. Ardından muhabirimiz için huzursuz günler başlar. Çünkü foto muhabiri o kız çocuğunu orada öylece bıraktığı için vicdan azabı çekmektedir. Yemeden içmeden kesilir önce. Bir süre yalnız yaşar. Ardından gelen huzursuzluk. Ve sonuç...

   Yüreği bu acıya dayanamaz ve muhabirimiz intihar eder. İntihardan önce foto muhabiri bir arkadaşına, çocuğu kucağına alıp bir bakım merkezine götürmediği için çok üzüldüğünü ifade etmiştir.Belki gazetecilik adına çok başarılı bir kare ama, insanlık adına çok acı verici bir olay.

    Ve o ülkede ne yazık ki açlıktan hala çocuklar ölmektedir.Aslında resimdeki akbaba batılı ülkelerin ta kendisidir.Düşünebiliyormusunuz böyle bir resme birde ödül veriyorlar.Aslında verilen ödül dünyaya meydan okumaktan başka bir şey değil.

    Böyle bir vicdanı insanlığın hangi kategerosine sığdırmak lazım bilemiyorum.Batılı emparyalist bir zihniyetten başka ne beklenir ki.insanlar açlıktan ölmüş, savaşlar çıkmış onların umrundamı.Nasıl olsa onlar zengin onlarda savaşlar çıkmıyor, açlıktan kimse ölmüyor.Onlar için önemli olan ödül alıp alkışlanmak ve para kazanmak.Çünkü hayatta başka gayeleri yok.Yalanmı yıllarca Afrika ülkelerini sömüren onlar değilmi.Yeraltı ve yerüstü zenginliklerini sömürüp onları açlığa sefalete sürükleyen onlar değilmi.Onlar.

   Irak’ı, Suriye’yi , Afganistan’ı, Mısır’ı ,Cezayir’i, Sudan’ı, Libya’yı , Yemen’i iç savaşa sürükleyip binlerce insanın ölümüne sebep olan onlar değilmi. Yine onlar. Şu ortadoğunun haline bir bakın Allah aşkına.Bir tane iç karışıklığı olmayan,halkı huzur içinde bir ülke varmı.Bu ülkelerden hangisinin batılı bir ülkeye zararı var.Yok ama maalesef Ortadoğu ülkelerinin huzurlu olması,Batılı ülkelerin huzursuzluğu demektir.Çünkü dünyanın %70 petrolü ortadoğadan çıkıyor. Bakın Suriyede olanları görüyorsunuz o kadın ve çocukların bombalanan binaların enkazlarından cansız bedenlerinin çıkarılışlarına yürek dayanmıyor. Maalesef ne gariptirki o kadar islam ülkeleri ve birleşmiş milletler olmasına rağmen. Türkiyeden başka kimsenin sesi çıkmıyor. Sanki savaşı bitireceklermiş gibi yapıpş yapmayın etmeyin deyip hoşaf soğutmaya devam ediyorlar. Aslında ortadoğudaki savaşların en önemli sıtratejisi  İsrailin varlığının devam etmesi içindir. Çünkü İsrail’in varlığı ortadoğudaki ülkelerin karışıklığına bağlı.

   Kendileri istedikleri gibi her türlü nükleer silaha sahip olacaklar, ama Pakistan sahip oldumu olmaz.Niye olmaz arkadaş hani demokrasi vardı.Adamlar çalışmışlar uğraşmışlar yapmışlar size ne.Ama olurmu adamların niye oyununu bozuyorsunuz.Suriye,ye bir bakın günde yüzlerce insan ölüyor.Sanki savaşı bitireceklermiş gibi yapıp, yapmayın etmeyin deyip hoşaf soğutmaya çalışıyorlar.Nasıl olsa ölenler Müslüman,ne kadar eksilirlerse o kadar iyi onlar için.

    Aslında onların esas derdi ve son kale Türkiyey’di onuda 15 Temmuzda denediler ama maalesef evdeki hesap çarşıya uymadı ve başaramadılar.Artık Türk milleti uyandı.Kimin kiminle hareket ettiğini, kimin kardeş,kimin kalleş olduğunu çok iyi biliyor.  Elhamdülillah başlarında Recep Tayyip Erdoğan gibi bir lideri ve Cumhurbaşkanları var. Tamam Türk Milleti uyandı uyanmasına da tek başına yetmiyor. Birde şu diğer müslüman ülkelerinde ki halklar da uyanıp çektikleri onca acılardan bir ders çıkarıp akıllansalar da şu emperyalistlerin oyununu bozup islam kardeşliği şuuruna bir erseler ne güzel olacak ama. İnşallah diyelim ve O günlerin özlemiyle yaşamaya devam edelim. Haftaya buluşmak dileğiyle. Herkese iyi pazarlar.  

Bu yazı toplam 1847 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.