• BIST 106.736
  • Altın 141,095
  • Dolar 3,5210
  • Euro 4,0955
  • Kocaeli 16 °C

Buna hangi yürek dayanır

İbrahim ELGİN
Birçoğunuz hatırlarsanız1993 yılında yayınlanan gazetelerin ve dergilerin baş sayfalarında çokça gördüğümüz bir resim vardı. Akbaba ile açlıktan ölmek üzere olan bir çocuk resmi.Şimdi size bu resmin gerçek hikayesini anlatmak istiyorum. 
1993 yılının Mart ayıdır. Güney Afrikalı bir foto muhabiri açlık ve iç savaşı görüntülemek için Sudan'a gelir. Amacı en güzel resmi çekip ödül üstüne ödül almaktır. Sudan'a geldiğinde hayalinin üzerinde kötü manzaralarla karşılaşır. Tam bir sefalet, tam bir yokluk. Manzara gerçekten dehşet vericidir; saatte ortalama 20 insan açlıktan ölmektedir.
Buna hangi yürek dayanabilir? Ama en güzel resmi çekmesi gerektiğini hiç unutmaz foto muhabirimiz. Gördüğü her manzarayı fotoğraf makinasının karelerinin içine alır. Günlerce, haftalarca dolaşır. Ama aradığı o güzel pozu bir türlü bulamaz. Artık ümidini iyice kestiği bir anda... Evet tam o esnada... Oda ne? Bir çalılığın dibinde yerde yatan küçük bir kız çocuğu... Karnı açlıktan içine çökmüş ve iki büklüm vaziyette ölümün kendisine geleceği zamanı bekliyor. Bu manzara foto muhabiri için bulunmaz bir fırsattır. Hemen kendisine uygun bir yer bularak fotoğraf makinasını ayarlar. Ama ne görsün tam fotoğrafı çekeceği sırada daha ilginç bir misafirin küçük kız çocuğunun yanına geldiğini görür:
Bir akbaba... O da gelip çocuğun beş altı metre ötesine konar. Muhabirin sevinçten adeta dili tutulur. "Bu müthiş bir olay olacak!" diye sevinir. Muhabir yarım saat akbabanın kanatlarını açmasını bekler. Ama bir türlü akbaba kanatlarını açmaz. Muhabir biraz daha bekledikten sonra akbaba ile küçük kız çocuğunu aynı karede görüntülemeyi başarır. Foto muhabiri, resmini çektikten sonra akbabayı kovalar. Bir ağacın altına giderek hüngür hüngür ağlamaya başlar. Çünkü aklına aynı yaşlardaki kızı gelmiştir. Fakat Foto muhabiri resmini çektiği o çocuğu alıp bir bakım evine götüreceğine oracıkta öylece ölüme terkedip güzel bir fotoğraf çekmenin verdiği mutlulukla ülkesine döner. Çektiği resim New York Times gazetesinde yayımlanır. Dünya medyasında müthiş bir etki yapar. Sadece Amerika'da değil, dünyanın pek çok ülkesinin gazete ve dergilerin de bu fotoğraf karesi arka arkaya yayımlanır. Aylarca dünya gündeminden düşmez.
Foto muhabirimizin başlangıçta keyfine diyecek yoktur. Sonra garip bir şey olur. Gazeteye binlerce telefon gelmeye başlar. Okuyucular akbabanın yanındaki o küçük kız çocuğuna ne olduğunu sorarlar. Bu gelişmeler yaşanırken foto muhabiri muhteşem bir ödül alır. Kahramanımız görünürde amacına ulaşmıştır. Ama henüz film sona ermemiştir. Ardından muhabirimiz için huzursuz günler başlar. Çünkü foto muhabiri o kız çocuğunu orada öylece bıraktığı için vicdan azabı çekmektedir. Yemeden içmeden kesilir önce. Bir süre yalnız yaşar. Ardından gelen huzursuzluk. Ve sonuç...
Yüreği bu acıya dayanamaz ve muhabirimiz intihar eder. İntihardan önce foto muhabiri bir arkadaşına, çocuğu kucağına alıp bir bakım merkezine götürmediği için çok üzüldüğünü ifade etmiştir.Belki gazetecilik adına çok başarılı bir kare ama, insanlık adına çok acı verici bir olay.
Ve o ülkede ne yazık ki açlıktan hala çocuklar ölmektedir. Aslında resimdeki akbaba batılı ülkelerin ta kendisidir.Düşünebiliyor musunuz böyle bir resme birde ödül veriyorlar.Aslında verilen ödül dünyaya meydan okumaktan başka bir şey değil.
Böyle bir vicdanı insanlığın hangi kategorisine sığdırmak lazım bilemiyorum. Batılı emperyalist bir zihniyetten başka ne beklenir ki.Savaşlar çıkmış,insanlar açlıktan ölmüş onların umrund mı.Nasıl olsa onlar zengin onlarda savaşlar çıkmıyor, açlıktan kimse ölmüyor.Onlar için önemli olan ödül alıp alkışlanmak ve para kazanmak.Çünkü hayatta başka gayeleri yok.Yalan mı yıllarca Afrika ülkelerini sömüren onlar değil mi.Yeraltı ve yerüstü zenginliklerini sömürüp onları açlığa sefalete sürükleyen onlar değil mi.Onlar.
Irak’ı, Suriye’yi ,Afganistan’ı,Mısır’ı ,Cezayir’i,Sudan’ı, Libya’yı , şimdi de Yemen’i iç savaşa sürükleyip binlerce insanın ölümüne sebep olan onlar değil mi.Yine onlar.Şu ortadoğunun haline bir bakın Allah aşkına.Bir tane iç karışıklığı olmayan,halkı huzur içinde bir ülke var mı.Bu ülkelerden hangisinin batılı bir ülkeye zararı var.Yok ama maalesef Ortadoğu ülkelerinin huzurlu olması,Batılı ülkelerin huzursuzluğu demektir.Çünkü dünyanın %70 petrolü ortadoğudan çıkıyor.Gariban Filistin halkının İsrail’e ne zararı var.Allah aşkına söyler misiniz.Ama maalesef dünyanın gözleri önünde İsrail tarafından sabah akşam bombalanıyorlar,Türkiye’den başka kimsenin sesi çıkmıyor.Çünkü İsrail’in varlığı oradaki ülkelerin karışıklığına bağlı.
Kendileri istedikleri gibi her türlü nükleer silaha sahip olacaklar, ama İran,Pakistan sahip oldu mu olmaz.Niye olmaz arkadaş hani demokrasi vardı.Adamlar çalışmışlar uğraşmışlar yapmışlar size ne.Ama olur mu adamların niye oyununu bozuyorsunuz.Suriye,ye bir bakın günde yüzlerce insan ölüyor.Sankisavaşı bitireceklermiş gibi yapıp, yapmayın etmeyin deyip hoşaf soğutmaya çalışıyorlar.Nasıl olsa ölenler Müslüman,ne kadar eksilirlerse o kadar iyi onlar için.
    Aslında paralel yapı bizi de Ortadoğu ülkeleri gibi karıştırarak, 1980 öncesi Türkiyesine çevirmek yine kardeşi,kardeşekırdırmak istiyor ama öyle yağma yok.Artık Türk milleti uyandı.Kimin kiminle hareket ettiğini,kimin kardeş,kimin kalleş olduğunu iyi biliyor. Şu son seçimlerde de herşey gözler önüne serildi zaten. Bütün partilerin paralel yapıyla ittifak yapmalarına rağmen halkımız analarının ak sütü gibi helal oylarıyla hem Belediye Başkanlıklarının çoğunu AK Partiye verdi. 
Hem de Recep Tayyip Erdoğan gibi bir lideri Cumhurbaşkanı olarak seçip o koltuğa oturttu.Bakın Türk Silahlı Kuvvetlerinin Suriye topraklarında son yaptığı Şah Fırat operasyonu için muhalefet partilerinin yaptıklarını seyrediyorsunuz herhalde.Böyle devletimiz için önemli ve milli bir davada bile sırf muhalefet etmek için yapılan operasyonu küçümsemeye çalışıyorlar.Milliyetçiyim diyen birine Allah aşkına ö sözler yakışıyor mu.İnanın dış ülkeler bile bu operasyonu sizin kadar eleştirmediler.Demek ki bir insanın adının Devlet olması Devletçi olması anlamına gelmiyor.Allahtan Türk milleti artık uyandı da birde şu diğer Müslüman ülkelerdeki halklar da uyanıp çektikleri onca acılardan bir ders çıkarıp akıllansalarda şu emperyalistlerin oyununu bozup İslam kardeşliği şuuruna bir erseler ne güzel olacak ama. İnşallah diyelim ve O günlerin özlemiyle yaşamaya devam edelim. Haftaya buluşmak dileğiyle. Herkese iyi pazarlar.
Bu yazı toplam 394 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
    • TUANA EVLERİ 3. ETAP
    • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
    • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37