1. HABERLER

  2. MEDYA

  3. Büyük olmak ve büyük kalabilmek
Büyük olmak ve büyük kalabilmek

Büyük olmak ve büyük kalabilmek

Bir konuda hiç tevazu gösteremem.. Kim ne derse desin, kim hakkımızda ne dedikodu üretirse üretsin, umurumda bile değil. Bu kentte, yerel medyanın tartışılmaz en büyük, en güçlü, kurumsal yapılandırmasını en iyi şekilde tamamlamış tek markası ÖZGÜR KOCAE

A+A-

İster gazete satış rakamlarını, ister ciroyu, ister devlete ödenen vergileri, ister çalışan personel sayısını ölçü alın. Her açıdan ve çok uzak ara, bu kentte bu sektörün lideri, örnek alınabilecek yegane kurum ÖZGÜR KOCAELİ Gazetesidir. Üstelik şirketin atılımları, yatırımları devam ediyor. Birkaç ay içinde, bu yıl bitmeden ÖZGÜR KOCAELİ son derece modern, Türkiye’nin en büyük şehir gazetesine yakışan bir binaya da kavuşmuş olacaktır. Umuyorum ki, çok uzak olmayan bir gelecekte, bu gazete yeniden bu kentte, kendi tesislerinde de basılacaktır.

………..
ÖZGÜR KOCAELİ’nin büyük, güçlü ve güvenilebilir bir medya şirketi olabilmesi, bugünlere gelebilmesi için ömrümüzü verdik. Her zaman ve herkese karşı dürüst davrandık. Gönül koyduklarımız oldu, gazeteyi, gazetenin gücünü onlara karşı kullanmadık. Sevdiklerimiz, desteklediklerimiz oldu. Gazetenin gücünü onların menfaatine alet etmedik. ÖZGÜR KOCAELİ böyle büyüdü. Kurumsal ahlakı, koyduğu ilkelere bağlılıktan taviz vermemesi ile büyük ve güvenilir bir kurum haline geldi. 
Bu seviyeye gelebilmek, elbette kolay değildi. Kentin ve kurumun yapısında son yıllarda yaşanan çok büyük değişikliklerin ardından, hala aynı konumda kalabilmek ve en büyük, en güçlü kurum olabilmeyi sürdürebilmek, emin olun daha zordur.  Ama ilkelerden taviz vermeden, kendimizi hiç bozmadan bu tabloyu ısrarla sürdürüyoruz. 
………
Birkaç hafta önce, daha milletvekilleri listesi açıklanmadan, aday adayları şaşkın ördek gibi oradan oraya savrulurken tanık olduğum bir olayı bu sütunlarda aktarmıştım. Gazeteye gelen, benim yanımda oturan bir aday adayının cep telefonu çalmış, konuşmasına istemeden kulak misafiri olmuştum. Yanımdaki aday adayını ilimizdeki bir medya kuruluşunun yetkilisi telefonla aramıştı. Haberini kullandıklarını, kendisini övdüklerini bahsetmiş, “Faturanız hazır. Bir ara gelip, ödemenizi yapın” demişti. Aday adayı, “Ben yaptığınız haberi görmedim. Ama bir ara uğrar, borcumu öderim” demişti. 
Bu kentte artık bu tür meslek ahlakı ile uzaktan yakından ilgisi olmayan davranışlar çok çok görülüyor. Hala içime sindiremiyorum. Ama ne yazık ki, bizim dışımızdaki kurumlarda- sadece seçim döneminde de değil- bu tür yaklaşımlar, bu tür zorla kişilerden ve kurumlardan haraç alır gibi para istemeler yaygın biçimde yapılıyor. 
Ben bu şehrin, kendi sektöründe en büyük kurumunun yazı işleri alanındaki yöneticisiyim. Elbette ilimizdeki diğer medya kurumlarını, özellikle diğer yerel gazeteleri de takip ediyorum. Kendilerine reklam verenleri yere göğe sığdıramıyorlar. Eğer bir parti veya bir aday, kendileri dışındaki gazetelere, medya kurumlarına reklam vermiş de, kendilerine vermemişlerse, onlara her gün topla, tüfekle saldırıyor, hedef haline getiriyorlar. 
Geçen Çarşamba günü MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, miting için İzmit’e geldi. MHP teşkilatları miting günü yerel gazetelere tam sayfa renkli reklam vermişti. O gün, ÖZGÜR KOCAELİ Gazetesinde MHP’nin reklamı yoktu. Bizim reklam servisi yetkililerine sordum, “Fiyat sordular. Biz normal tarife üzerinden fiyatımızı verdik. Onlara fazla geldi, vermediler” denildi. 
Saygı duydum. Bu bir ticari meseledir. Bu gazetenin reklam fiyatları, elbette diğerlerinden farklıdır, yüksektir. Siyasi partiler, adaylar da dilediklerine reklam verip, dilediklerine vermemekte elbette serbesttir. O gün, MHP Genel Başkanı’nın İzmit mitingi, akşam saat 18.00 sıralarında başladı. Bu gazete İstanbul’da basılıyor. Bizim, gazeteyi bitmiş şekilde, saat 18.00’de matbaaya teslim etmemiz lazım. Bu nedenle, MHP Genel Başkanı’nın mitingini, ertesi güne yeterince haber olarak veremedik. Bu zorunlu durumun, MHP’liler tarafından, “Bak ilan vermedik, bizim haberi kullanmadılar” şeklinde değerlendirilmemesi için, bir sonraki gün, MHP mitingini gazetenin manşetinden verdik ve içeride bir tam sayfa haber yaptık. 
Bizim gazetecilik ahlakımız budur. Ama yine bu şehirde yayınlanan bir gazete, sırf MHP kendilerine reklam vermedi diye günlerdir ateş püskürüyor. Bu meslek ahlakı ile bağdaşan bir durum değildir.
………..
İlimizde bir siyasi partinin, zor da olsa seçilme şansı bulunan sırasında varlıklı, üstelik milletvekili olmayı çok isteyen bir adayı var. Çok iyi insandır. Çok eskiden tanırım. Severim. Seçim sürecine girildiğinden beri, daha aday adayı olduğu zamandan itibaren, bu kentteki bütün gazetelerde irili ufaklı reklamları yayınlandı. Sadece bu gazeteye bugüne kadar 
5 kuruşluk bir reklam vermedi. Biz, bu durumu hiçbir zaman gazetedeki yayın politikasına alet etmedik. Ama emin olun, kafama takıldı. Geçenlerde gazeteden bir arkadaşım, bu adayla röportaj için randevu almaştı. Giderken, “Abi falanca adaya neler sorayım?” diye fikrimi sordu. “Bütün diğer gazetelere reklam verirken, neden bu gazeteye hiç reklam vermemiş. Bizden, bu kurumdan bir sıkıntısı mı var. Bunu sor” dedim. 
Sormuş,  söz konusu aday, aynen şu yanıtı vermiş:
“-Ben bugüne kadar bir tek yerel gazeteye, benim adıma reklam koyun demedim. Bana hiç sormadan benim adıma reklam koyuyorlar. Sonra faturayı gönderiyorlar, hiç sesimi çıkartmadan ödüyorum. Siz de koyun reklamı, gönderin faturayı, ödeyeyim” demiş. 
Bu şehir, bu hale geldi. Ben bu tablodan çok rahatsızım. Ama bu kurumun ahlakını korumak zorundayız. Bu gazetede bugüne kadar bir tek reklam-ilan, sahibinin haberi olmadan kullanılmamış, insanlara haberlerinin olmadığı reklamın faturası gönderilmemiştir. 
Kimi zaman, kimilerine kişisel tavır alma hakkım vardır. Misal, 7 Haziran’da milletvekili seçilmesi garanti olan bir adayla aylar önce aramızda bir tatsızlık yaşandı. O kişiye karşı en ufak bir sempatim ve saygım bulunmuyor. Son zamanlarda beni arka arkaya yemeğe, kahvaltıya, toplantıya davet ediyor veya ettiriyor. “O şahsın bulunduğu yere gitmem. O kişinin yüzüne bakmam, konuşmam” diyorum. Bu benim kişisel tavrımdır ve hakkımdır. Ama şahsına böyle yaklaştığım kişiye karşı bile, bu gazetede haberlerde, yorumlarda en küçük bir saldırı tavrı göremezsiniz. Bu da bu kurumun büyüklüğündendir. Dedim ya, ÖZGÜR KOCAELİ’nin bu kentte bu kıvama, bu konuma gelmesi kolay olmadı. Büyük, en büyük olduktan sonra, orada kalmak ve o çizgiyi sürdürebilmek daha fazla özveri gerektirir. Biz, bu meslek ahlakı ile büyüdük. Böyle devam edeceğiz.
YANLIŞ ANLAŞILMAYI ÖNLEMEK İÇİN 
Kimseyle polemik niyetinde değilim. Ama bu şehirde birkaç kişi de olsa, bazı şeyleri yanlış anlamasın isterim. 15 Mayıs’ta bu şehirde yayınlanan bir yerel gazete 40 ncı kuruluş yıldönümünü kutladı. Doğrudur. Bu şehirde en eski kurulmuş, 40 yaşa ulaşmış gazete odur. Kuruluş yıldönümü nedeniyle çok güzel, çok kalın bir de ilave yapmışlar. Bu ilaveye verilen emeğe de saygı duyuyorum. O ilavede, 40 yıl önce, 15 Mayıs 1975’de yayınlanan “ÖZGÜR KOCAELİ”nin ilk sayısının tıpkı basımı da kullanılmış. Görünce hoşuma gitti. Ama bir konuya açıklık getirmek lazım. 40 yıl önceki o gazetenin hazırlanışında, o gazetenin bugünkü sahibinin en küçük bir katkısı, emeği yoktur. O sıralar kendisi sıradan bir tercümandı. 
O gazeteyi, o ilk sayıdaki bugün de burada geçerli olan ilkeleri anlatan başyazıyı rahmetli babam hazırlamıştı. Yine o ilavede, ben dahil bu gün bu kentte gazetecilik yapan, ya da emekliye ayrılmış pek çok kişi, sanki 40 yıl içinde o gazetede, bugünkü sahibinin emrinde çalışmış gibi anlatılmış. Hiç öyle olmadı. O gazeteyi 40 yıl önce rahmetli babam ve arkadaşları “ÖZGÜR KOCAELİ” adıyla çıkarttı. Sonra Türkiye değişti,  Kocaeli değişti. 
O gazete bugünkü sahiplerinin eline geçti, paçavraya döndü. 40 yıl önceki ÖZGÜR KOCAELİ’nin ruhu, hala bu gazetede yaşıyor. Saygılar sunarım. 
Bu haber toplam 638 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum