1. YAZARLAR

  2. İbrahim ELGİN

  3. BÜYÜK YANGINLAR  KÜÇÜK  KIVILCIMLARDAN  ÇIKAR
İbrahim ELGİN

İbrahim ELGİN

Yazarın Tüm Yazıları >

BÜYÜK YANGINLAR  KÜÇÜK  KIVILCIMLARDAN  ÇIKAR

A+A-

Bir  polis  şefi  suçlarla  mücadeleyi  nasıl  başardınız  sorusuna  bakın  nasıl  cevap veriyor. Diyor ki “Metruk  bir  bina  düşünün. Binanın  camlarından  biri  bile  kırık olsa, o camı tamir ettirmezseniz, çok  kısa  süre  sonra  oradan  geçen  herkes  bir  taş  atıp, binanın  tüm camlarını kırar. Ben  ilk  cam kırıldığında hemen  tamir  ettirdim. Bir  elektrik  direğinin  dibine  yada  bir  binanın köşesine, bir  kişi  bir  torba  çöp  bıraksın. O  çöpü  hemen  oradan  kaldırmazsanız, her  geçen  çöpünü oraya  bırakır ve  çok kısa  bir  sürede  dağlar  gibi  çöp  birikir.  Çünkü  biz  bunu  Belediyecilikte  çok  yaşıyoruz. Ben  ilk  konan  çöp  torbasını kaldırttım.” Bir sokağın suç bölgesine  dönüşme  süreci  önce  tek  bir  pencere  camının  kırılmasıyla başlıyor. Çevreden  tepki  gelmez  ve  cam hemen  tamir  edilmezse, oradan  geçenler  o  bölgede düzeni  sağlayan  bir  otorite  olmadığını  düşünüyor, diğer  camları da  kırıyor. Ardından  daha  büyük suçlar  geliyor. Bir  süre  sonra o sokak, polisin  giremediği  bir  mahalleye  dönüşüyor.

       Bunları  iyi  bilen  polis  şefi, önce  küçük  suç  işleyenlerin   peşine  düşmüş. Metroya  bilet almadan  binenleri, apartman  girişlerini  tuvalet  olarak  kullananları, kamu  malına  zarar  verenleri, hatta  içki  şişelerini  yola  atanları  bile  yakalayıp  haklarında  işlem yapmış. Polis  bu  kararlılığıyla “Küçük müçük, bizim  için  hiç  fark  etmez; bu  sokağın, metro  istasyonunun  veya  mahallenin suç üreten  bir  bölge  olmasına  asla  izin vermeyeceğiz” demiş.. Bu  polis  şefi  durmamış  ve  bir  deney daha  yapmış. Yaşam standardı yüksek olan bir  bölgeye, birde  suç  oranı yüksek  yoksul  olan  bir bölgeye  son  model  birer  araba  bırakıyor. Bırakılan araçların plakası yok ve kaputları  aralık, bütün  bu  olup bitenleri de  gizli  kamerayla  izlemeye  alıyor. Suç  oranı  yüksek  ve  biraz  yoksul  olan  bölgedeki otomobil  üç  gün  içinde  baştan  aşağı  yağmalanıyor. Diğerine  ise  bir  hafta  boyunca  kimse dokunmuyor.

      Polis  şefi  deneyine   devam  ederek  iki  sivil  polisini  görevlendiriyor, ve   o  sağlam  olan  otomobilin  çekiçle  kelebek  camlarını  kırdırıyor. O  gece  sabaha  kadar  suç  oranı düşük  mahalledeki  sağlam  kalan  otomobilde o  mahallenin  insanları  tarafından  kullanılmaz  hale getiriliyor. Polis  şefi  diyor ki, demek ki  ilk  camın  kırılmasına  yada  ilk  çevrenin  kirletilmesine  izin vermememiz   gerekiyor. Aksi  halde  kötü  gidişatı  engelleyemeyiz  diyor.  Şimdi  bu  Polis  şefinin  deneylerinden  çıkarılacak  derslere  gelelim. Büyüklerimiz  boşa  dememişler  “Büyük yangınlar, küçük kıvılcımlardan çıkar” diye.    

     Bugün  orta yaşta  olanlar  iyi  hatırlarlar  1975, 1980’li  yıllarda   PKK  eylemlerinin   ilk başladığı yıllarda  o  zamanki  devlet  yöneticileri  yapılanları   birkaç  çapulcunun yaptığı  eylemler olarak görmeyip daha işin başındayken gerekli tedbirleri almış  olsalardı  bugün  bu  terör  belasıyla  bu  kadar  uğraşmamış  olur  milyarlarca  dolarlarımız  heba  olmaz  belki de  bugün  Cumhurbaşkanımızın  dediği  gibi  dünyanın  ilk  on  ekonomisi  arasına  girmiş  olurduk. Maalesef  bizler  Türk  insanı  olarak   başımıza  bir  sıkıntı  ve  musibet  gelmeden   ne  bir  kanun  çıkarır  nede  bir  tedbir  alma  ihtiyacı  duymuyoruz.  Çoğu  zaman  çocuklarımız  bile  bir  hata yaptığında ‘aman elleme   o daha küçük ileride  aklı  başına  gelince  yapmaz’  demiyor muyuz. Diyoruz.

      Acaba  kaçımız  hata  yapan  çocuğumuzu  karşımıza  alıp ‘Bak yavrum bu yaptığın yanlış. sakın  bir daha yapma’ diyoruz. Peki  biz  çocuğumuzu  hiç  ikaz etmezsek, o  yaptığının  yanlış  ve  suç  olduğunu  nasıl  anlayacak? İkaz  edilmeyen  bu  çocukların  ileride  daha  büyük  suçlara  bulaşmayacağını   nasıl  kestirebiliriz? Bakın  şimdiki  muhalefet  partilerinde  o  zaman  destekledikleri   gezi  olaylarındaki  sokak  eylemlerinde   çocuk yaştaki gençlerin  ellerine  taş  ve molotof  kokteyli vererek, devletin  polisine  ve  askerine  attırmalarının  altında nasıl bir zihniyet yatıyor acaba hiç düşündük mü? Bunların  hiç mi anne  babaları  yok sanıyorsunuz. İnanın  bir  çoğunun  var. Ama  maalesef  aile  içi  iletişimleri  zayıf  oldukları  için  çocuklarıyla  yeteri  kadar  ilgilenmediklerinden  o  hale  geliyorlar. Bakın  biz  bu  çocuklarımızı  bugün  kötü  alışkanlıklardan  korumazsak yarın  o  çocuklardan  kendimizi  korumak  zorunda  kalabiliyoruz.  Bugün  tiner  ve  bonzai  kullanan  çocuklardan  bize  bir  zarar  vermesinler  diye  kendimizi  koruduğumuz  gibi.

     Bir  zamanlar  hatırlarsınız  gazetelerin  baş  sayfalarında  aç  olduğu için  pastaneden  iki  poğaça  çalan çocuğa  hakim  ceza verdi diye  bir  kısım  medyadaki  sitemkar  yazıları  bir çoğumuz  okumuşuzdur. Medyanın  bu  noktada  göremediği  veya  göz ardı  ettiği şu  nokta var. Aç  olduğu  için  pastaneden  iki  poğaça  çalanla, tok  ve  zengin  olduğu  halde  bir  banka soyanın  cezasının aynı  oranda olmasa da  gerekli  cezaya  çaptırılması  gerekliliğidir. Bugün  aç  olduğu  için  poğaça çalan bir  çocuğun  hoş  görülüp  bir  ceza  verilmemesi  halinde  diğer  günler  tok  olduğu  halde  bu  hırsızlığa  devam etmemesini  kim  garanti edebilir. Neymiş  altı  üstü  çalınan  iki  poğaçaymış.

       Peki  bir  babanın  çocuklarına  iki  ekmek   alabilmek  için  gecenin  bir  yarısında  çöplerden  kağıt  toplayarak  satmak  için  çalışan insanlar var.  Onların  hakkı  ne  olacak. Her  karnı  acıkan hırsızlık yaparsa  bu  ülkenin   hali ne olur. Suç  suçtur. Ceza  aralığı  aynı  olmasa da  suçun  büyüğü küçüğü olmaz. Burada  önemli  olan  düşünce  şeklidir. Başkasının   malına  göz  koyabilmektir. Burada  yaptığımız  hata bu sorunun  ana  nedenlerine  inip, suçu  ortadan  kaldırmak  için  uğraşmamaktır.  Hadi  gelelim  bugünkü  FETÖ  olayına  aynı  yanlışı  Cumhurbaşkanımızın  defalarca  ikaz  etmesine  rağmen  burada da  yaptık . Unutmayın beyler büyük  yangınlar  her zaman  küçük  bir  kıvılcımla  başlar. Lütfen artık herkes  bulunduğu  mevkiinin  sorumluluğuyla  hareket  ederek  ülkemizi daha büyük  felaketlere  sürüklemeden,  medyanın  veya  toplumun  kendini   hakim  ve  savcı  yerine  koymadan, suçlu  veya  suçsuza  karşı  analiz  yapma  yetkisini  lütfen  mahkemelere  bıraksın.

Herkese  iyi  pazarlar.

Bu yazı toplam 825 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
1 Yorum