1. YAZARLAR

  2. Didem KÖSEOĞLU

  3. Büyükakın, gerçekten bu kentin şansı
Didem KÖSEOĞLU

Didem KÖSEOĞLU

Yazarın Tüm Yazıları >

Büyükakın, gerçekten bu kentin şansı

A+A-

Dünya tahmin edilenden çok daha hızla gelişiyor.

Gelişen yenilikler kısa süre içerisinde yerini, daha yenilerine bırakıyor.

Misal 2019 yılında;

Doğal dil işleme yani bilgisayarların insan dilini anlamalarına, yorumlamalarına ve manipüle etmelerine yardımcı olan yapay zekayı geliştiriyor. Örnek verecek olursak; Siri, Alexa ve diğer sanal asistanlar gibi.

Yapay zeka teknolojisinin gelişmesiyle birlikte otonom yani insan kontrolünde olmayan araçların prototiplerini de görmeye başladık. Bu otonom araçlar arasında robotlar, drone’lar, otonom otomobiller ve üst düzey yapay zekaya sahip insansız hava araçları yer alıyor.

Yapay zeka muhakkak çok önemli bir konu ve hayatımızın artık tam da göbeğinde. Neredeyse bütün bankacılık işlemlerimizi bu teknolojiyi kullanarak yapar hale geldik.

Lakin gelişen dünya, sadece bununla sınırlı değil.

Cambridge Üniversitesi’nde çalışan embriyologlar, yaşamın nasıl yaratılacağını yeniden tanımlayacak devrim niteliğinde bir buluşa imza attı.  Araştırmacılar; ortada yumurta da ya sperm olmadan sadece kök hücre kullanarak, gerçekçi görünüşlü fare embriyoları üretmeyi başardı.

Keza; üç boyutlu metal yazıcılar daha fazla ulaşılabilir noktaya geldi. Kısa süre içerisinde büyük ölçekli üretim alanlarında kullanıma açılacak gibi görünüyor.

***

Bu yazdıklarım dünyanın son dönemlerde konuştuğu gelişimlerden sadece birkaç tanesi…

Şimdi büyük fotoğrafı bir kenara bırakalım, gelelim kendi küçük dünyamıza yani Kocaeli’mize.

Geçen Salı günü Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın gazetemizi ziyarete geldi.

Yeni genel yayın yönetmenimiz Adem Turgut’a hayırlı olsun dileklerinde bulunan Büyükakın, hazır gelmişken yürürlüğe koyduğu birkaç projesinden de bahsetti.

Yoğunluğumdan dolayı sohbete katılmazken, Büyükakın gittikten sonra ‘ne konuşuldu, ne yapalım, manşete hangisini çekelim’ heyecanıyla yazı işleri müdürümüz Cemalettin Öztürk ve Adem Turgut’la uzun uzun konuştuk.

Gazetecilik reflekslerinden dolayı ikisinin de gözlerinin içi nasıl parlıyor görmeniz lazım.  

Konuşmaların sonunda Adem ağabey, “Tamam ben kafamda sayfayı çizdim bile. Sen şunu yap, o bunu etsin” dedi ve dağıldık.

Nitekim haberimizde dünkü gazetemizde “Bu projeler hem vatandaşa hem esnafa kazandıracak” başlığı altında çıktı.

Peki, neydi bu projeler;

Bir- Vatandaş ekmeği daha kaliteli ve ucuz yesin diye halk ekmeği üretilecek. Bu iş yapılırken de fırıncılar küstürülmeyecek aksine onlar da para kazanacak.

İki- Kent Konut, ev yapıp satmayacak. Kentsel dönüşüm ihtiyacı olan bölgelerde bizzat değişimi, belediye öncülüğünde kendisi yapacak.

Üç- Ulaşımda paralı biniş dönemi ortadan kaldırılıp, para ortak havuzda toplanacak. O parada esnafa eşit bir miktarda dağıtılarak, kronik sorun çözülmüş olacak.

***

Biz, bu projelere oturduk bir sevindik size anlatamam.

Ne heyecan ne heyecan…

Yazıyı çok dağıtmadan bağlamak gerekirse; gazeteyi elime aldıktan sonra kendime şunu söyledim: “Sene olmuş 2019, biz neler için seviniyoruz böyle.”

***

İnsanın hayatını idame ettirebilmesi için temel ihtiyaçlar vardır.

İşte bunlar; barınma, yeme-içme, ulaşım, eğitim gibi…

Ne acıdır ki biz hala işin temel kısmındaymışız.

Bunun neyine seviniyoruz.

Kentin asıl problemini görüyor musunuz?

Yolun o kadar başındayız ki; toplumun temelini atmadan, doğal olarak üstüne katı da çıkamıyoruz.

***

Bu hakikat bize şunu gösteriyor; Büyükakın, kentin yönetimine resmen ‘ABC’sinden başlamış.

Kronik hastalıkları tek tek tespit edip, tedavisini bulmaya çalışıyormuş.

Yolu meğerse ne kadar da zor ve uzunmuş.

Bunları göz önünde bulundurduğumda; bir kere daha Büyükakın’ın, kentin gelişmesi noktasında büyük bir şans olduğunu görüyorum.

Bu kente katacağı her değer için kendisine artık daha içten bir şekilde teşekkür ediyorum.

 

KÜÇÜK İSKENDER’E AMİNSİZ VEDA

Her şairin ölümü gider gelir, bir şekilde yüreğime dokunur.

Şimdi de 55 yaşında bu dünyaya veda eden Küçük İskender’in üzüntüsü içindeyim.

Bakmayın erkenden göçüp gittiğine, o da hayatı dolu dolu yaşayanlardan.

Her şairin olduğu gibi onun da yaşam öyküsü anlatılası…   

Lakin, yaşamında beni en çok etkileyen; tıp fakültesini son sınıfta, sosyolojiyi de 3. Sınıfta bırakmasıdır.

Kaç kişi doktor olmaktan vazgeçer ya da kaçımız toplumun meslek sahibi ol kisvesinden kurtulur…

Kimilerine göre bu durum başıboşluk ya da neyi istediğini bilmemek diye yorumlanabilir.

Bendeki yorumu ise direk hayran olmaktır.

Bu tarz insanlar her zaman bana farklı gelmiştir.

Bunun nedeni; belki de hiçbir zaman onlar kadar cesur olamayacağımın gerçeğidir.

Her neyse beni bir kenara bırakalım, gideni uğurlamak adettendir.

Onu şiirleriyle yolcu edelim.

 

Yarın kırkım okunur, ona göre giyin

yani şık ol dudakların seni tamamlasın,

akşama doğru İstanbul'un bütün şamdanları yanar

sarhoşların mektupları kırkım gibi okunur

amin deme bana, bu söylediğin bana çok dokunur

saçma sapan bir laf gibi ortada kalırım

gecenin bir yarısı kalkar gider, Amsterdam'a bir bilet alırım

çok canım çeker seni

inan çok canım var seni çeken, sürükleyen, seven, yıpratan

seni dağlara taşlara çöllere ummanlara atan, oralarda

bırakan, bak kestim işte yine kendimi, eşkenar üçgenlere

benzedim; iç açılarımın toplamı yok, sıfır, sıfırı anlasana

 

Yarın kırkım okunur, ona göre giyin;

çok kötü yazılmış bir dua olup kapanırım ellerinle Allah'a

ve bir ihtimal

sana... aşka, insafa, güzel insana...

vaktin var, bari sen ölme, ah mecbur sükunetim

fail kelimesinin meçhul kısmını anlasana!

 

Haftanın Mottosu

Acınızı herkese göstermeyin. Çünkü; ateşinize kimin odun atacağını bilemezsiniz.

(Şener Şen)

Bu yazı toplam 1188 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
2 Yorum