• BIST 97.713
  • Altın 143,932
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • Kocaeli 12 °C

Büyükşehir kendisine güveniyor

İsmet ÇİĞİT
Toplu taşıma konusunda, Büyükşehir Belediyesi’nin il genelinde çalışan bütün özel minibüsleri kiralayıp, sistemin tamamını üstlenecek olması konusunda çok ciddi kaygılar taşıyorum. 
Çok iyi biliyorum ki, ilimizdeki minibüsçü esnafı, kendi kazancından 5 kuruşluk taviz vermez. İstemeyi hak görür. İl genelinde toplu taşıma hizmetinde çalışan 2 binden fazla minibüs var. Büyükşehir her birini nasıl kiralayacak. Bir tanesine aylık 1000 TL verecek olsa, ayda 2 milyon TL eder. Sonra, bu kadar minibüsün sefer programı nasıl düzenlenecek?.. Minibüsçü aracını Büyükşehir’e kiralayınca,  her fırsatta  sefere çıkmamak için bahane üretmeyecek mi?.. Nasıl olsa kiralanmış, geliri hazır  minibüsünü kenara çekip yatarsa, o hattaki yolcu ne olacak?. Minibüslerin aylık kira bedelleri hangi ölçüye göre belirlenecek?. Kafamda pekçok soru işareti vardı. 
Üstelik, “Büyükşehir bütün şehir içi araçlarını kiralayacak” dendi ama, daha sonra kimse kalkıp bu konuda ayrıntılı bilgi vermiyordu. 
Geçen gün bu konuda Büyükşehir Belediyesi’nden yetkili ve pazarlıkların içinde olan bir arkadaşımla konuştum, kafamdaki bütün soruları sordum. Mantıklı yanıtlar da aldım. Bana verilen, önümüzdeki bir aylık süre içinde protokole bağlanacak olan kurallar hakkında temel bilgi şöyle:
“- İlimizdeki bütün toplu taşım araçlarının 2015 yılındaki tüm kayıtları elimizde. Kent Kart sistemi, bize bu imkanı sağlıyor. Kayıtları dökeceğiz. Hangi hattaki hangi minibüs geçen yıl bu dönemde ne para kazanmış?.. Hangi matrah üzerinden vergi ödemiş. Aracın yakıtını, şoför maaşını yine minibüs sahibi karşılayacak. Büyükşehir minibüse, geçen yılki cirosu kadar kira ödeyecek. Bu sistemde Belediye’nin zararı söz konusu değil. Ama vatandaş karlı çıkacak. Toplu taşıma araçlarının bir kısmı Belediye’nin bir kısmı kooperatiflerin elinde olunca kademeli fiyat tarifesi uygulanamıyordu. Şimdi bütün kentin ulaşımı tek elde toplanacak.  Alikahya’dan Başiskele’ye gitmek için 3 vasıta değiştirmek, hepsine tam bilet ücreti ödemek zorunda olan vatandaş, bu hatta yine üç araca binecek ama, tek fiyat ödeyecek. “
Büyükşehir Belediyesi, toplu taşıma  konusunda düzen, rahatlık ve vatandaş lehine kolaylıklar getirmek konusunda hem kararlı, hem iddialı görünüyor. Hazırlıklarını yapmışlar. Kendilerine güveniyorlar. Bence bu kentin böylesine çarpık toplu taşıma sistemini tek elden yürütmeye kalkmak kolay bir iş değil. Ama Büyükşehir yetkilileri kendilerinden emin. Bekleyelim, görelim bakalım. Minibüsçüler son anda pazarlığı yokuşa sürmezse, bütün minibüsler kiralanacak. 1 Mart’a kadar ayrıntılar ortaya çıkmış olacak. 
*Erdoğan Amca’yı da uğurladık 
Benim çocukluğumda öyle  “Göçmen’di, Boşnak’tı” yoktu. “Sarıyer’di, Ortaköy’dü “ de yoktu.
İstiklal Caddesi’nde Tatlıcı İsmail(Hoşgör), Kalaycılar Çarşısında Batı Trakya Börekçisi, Hürriyet Caddesi’nde Yavuz Pastanesi, Santral mevkiinde Arzum Pastanesi,  Fethiye Caddesi’nde Çinili Fırın vardı.
 
Çinili Fırın,  böreği, poğaçası ile ünlüydü. Gazete ilk yıllarında Feridun Özbay Sokak’ta olduğu için, benim işyerime en yakını Çinili Fırın’dı. Ayrıca, pazar günü sabahları rahmetli babaannem elime üç-beş kuruş sıkıştırır, “Atla bisiklete, git Çinili Fırın’dan pazar sabah kahvaltısı için börek al” derdi. 
Erdoğan Gümüşkaya, Çinili Fırın’ın kurucusudur. Rahmetli babamın çok sevdiği arkadaşlarından biriydi. Mesai günleri işe gitmeden, ya da gençken okula gitmeden önce Çinili’de şöyle bir porsiyon börek yiyip, bir limonata içmekten keyif alırdım. Ama sabah çok erken saatlerde işinin başına gelen Erdoğan Gümüşkaya,  benden hesap almazdı. Utandığım için de çok sık gidemezdim. Pazar sabahları bisikletimle gelir, eve kahvaltı için börek alırdım. Bir de babaannemle benim çok sevdiğim, İzmit’te sadece Çinili Fırın’ın yaptığı, milyöf hamurunun aralarına krema sürülerek kat kat konularak yapılan, üzerine pudra şekeri ekilen Paris usulü pastasından iki tane alıp, eve dönerdim. Çıtırdır bu pasta. Isırırsınız, milyöf hamuru katları içindeki beyaz krema, ağzınızın kenarından akar, burnunuza bulaşır. Müthiş bir lezzettir. Hala Çinili’nin o pastasını İzmit’te yapan yoktur. Çinili’nin böreği, poğaçası da her gün yeseniz bıkmayacağınız kadar lezzetliydi. Üstelik, Çinili’de tezgahta çalışan personel zırt-pırt değişmezdi. Tanıdık olurdunuz. Siz dükkana girdiğinizde, ne isteyeceğinizi tezgahtaki personel bilirdi. 
Erdoğan Gümüşkaya, tam bir İzmit beyefendisiydi. Hep güler yüzlü, hep şefkatli, hep dost. Sonraki yıllarda ambalaj kağıdı işine de girmişti. ABD’de eğitim gören oğlu Murat, Çinili’nin konseptini değiştirmek, geliştirmek istedi. Ama İzmit’te İzmitli’ye kimse yeterince sahip çıkmadığı için Çinili Fırın da zaman içinde geriledi. Fethiye Caddesi’ndeki mülkünün kira ederi,  o pastanenin ful çalışsa elde edeceği cironun çok üzerine çıkmıştı. Murat direnmek istedi, olmadı. Çinili Fırın’ın yerinde şimdi cep telefoncusu var.
Geçen sabah sevgili dostum, kardeşim Murat ağlayarak aradı, Erdoğan Amca’nın vefat haberini verdi. Biz İzmitli daha, çok değerli bir İzmitli daha aramızdan ayrılıp gitmişti. Erdoğan Amca’yı dün Fevziye’den uğurladık. Elbette çok üzüldüm. Bir tek teselli ile kendimi avuttum: rahmetli babam, öbür tarafta çok sevdiği gerçek bir dostunu daha karşılama imkanı bulacaktı. Rahmet diliyorum. Gümüşkaya ailesine sabır diliyorum. Bu şehirden artık Erdoğan Gümüşkaya gibi insanlar yetişmiyor. Bunun acısını içimde hissediyorum..
*Abes ağaç muhabbetine hiç girmeyelim 
Büyükşehir Belediyesi’nin her şeyini gelin birlikte eleştirelim. Hatta yerden yere vuralım. Trafikte, ulaşımda yapılanları, yapılamayanları, çöp politikalarını, spora olan uzaklığını, her şeyi konuşalım, eleştirelim.
Ama başında İbrahim Karaosmanoğlu’nun bulunduğu Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin kasten bir tane ağaç keseceğine beni kimse inandıramaz. Çok eminim ki, Karaosmanoğlu bir tane bile ağaç kestirmez. 
Şimdi, Yahya Kaptan bölgesinde tramvay yolu inşaatı var. Bu tramvay işinin de ne kadar faydalı, ne kadar gereksiz olduğunu her platformda tartışmaya hazırım. Ama “Tramvay yolu yapılıyor diye Yahya Kaptan’da gereksiz ağaç katliamı yapılıyor” diyen olursa, karşısına ben çıkarım. 
Büyükşehir bir işe kalkıştı. Tramvay Yahya Kaptan’dan geçecek. Geçerken de mümkün olduğu kadar caddelerin araçlara ve yayalara ayrılan bölümlerinin daralmamasına, tam tersine genişletilmesine özen gösteriliyor. Yahya Kaptan Mahallesi’nde atıl durumda kalan, zaten binalara değil, kente ait olan boş bölümler caddelere katılıyor. Bu sırada belli sayıda ağaç da köklerinden sökülecek, başka uygun yerlere nakledilecek. Başkan Karaosmanoğlu’nun “Bir tek ağaç kesmeyin, gerekeni sökün taşıyın” diye talimatı var. 
Hoş, bu şehirde öyle ya da böyle raylı sistem kurulurken, birkaç ağacın kesilmesi gerekiyorsa da kesilir. Bu kentte son yıllarda yüzbinlerce ağaç dikildi.  Kenti rahatlatmak için bir büyük iş yapılıyorsa, birkaç tane ağaç da feda edilebilir. 
Üstelik bu yıl çalışmaları başlamadan önce, Büyükşehir Belediyesi yetkilileri Yahya Kaptan’da toplantılar düzenlediler. Halka nerede ne yapılacağını, kaç ağacın söküleceğini güzel güzel anlattılar. Bilgi verdiler. Kimse, kaş-göz arasında yangından mal kaçırır gibi Yahya Kaptan’da ağaç falan kesmiyor. Kesmez. Şu sıralar yine bu konuda yaygara kopartmaya, olayı siyasi dövüşe çekmeye çalışanlara rastlayabiliriz. Dikkatli olmak lazım. Boş yere birbirimizi kırmamak lazım. 
*Kimbilir kaç tane var?
Olay, İzmit-Körfez hattında çalışan bir halk otobüsünün şoförü tarafından ortaya çıkartıldı. Malum, hükümet, 65 yaş üzerindeki vatandaşların toplu taşım araçlarında ücretsiz seyahat etmesine karar verdi. Bizim ilimizde minibüsçüler bu karara bir süre direndiler. Daha sonra minibüslere aylık 750’şer TL para verileceği açıklandı.
65 yaş üzerindeki vatandaşların ilimizde Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Dairesi’ne başvurup, ücretsiz seyahat kartı almaları gerekiyor. Bu kartlar, aynı zamanda Kent Kart. Toplu taşıma aracına binince makineye gösteriyorsunuz, makine okuyor, araçta ücretsiz seyahat ediyorsunuz.
İzmit-Körfez hattında çalışan minibüsün uyanık şoförü, arabasına binen iki yolcunun,“Ücretsiz seyahat kartı” bastığını fark ediyor. Ama bu iki yolcunun tipinin 65 yaşın üstünde olmadığını da görüyor. Durduruyor arabayı, kartları yolcuların elinden alıyor.
Kartların üzerinde “Büyükşehir Belediyesi Yaşlı Ücretsiz Kartı” yazılı. Ama birinin sahibi erkek vatandaşın 47, diğerinin sahibi kadın vatandaşın 28 yaşında oldukları da aynı kart üzerinde yazıyor.
Bu nasıl iş, çözmek gerçekten çok zor. Bu iki vatandaş ücretsiz seyahat için bu kartları kendileri hazırlamışlarsa, neden kartın üzerine gerçek doğum tarihlerini yazmışlar. Şehir içi minibüslerine kimi genç yolcularının, yakınlarına-baba, anne, dede, nine vs.- ait yaşlı kartlarıyla binip, ücretsiz seyahat ettikleri biliniyordu. Bu düzenbazlık, kalpazanlık, sahtekarlık değil. Kart hakiki, kullanan sahte. Basit bir hırsızlık gibi düşünülebilir.
Ama yaşı  genç insanların elinde, kendi isimlerine düzenlenmiş, kendi fotoğraflarının yapışık olduğu yaşlı kartının bulunması farklı bir şey..
Çok derine inmek lazım. Çok iyi araştırmak lazım. Ucu kime uzanıyorsa bulmak lazım.. Bu kartlardan kimbilir kaç tane var. Bir şebeke mi yapıyor?.. Yoksa, Belediye Ulaşım Dairesi içinden birileri mi bu işin içinde yer alıyor.
*En önemli muhalif: Bülent Arınç 
7-8 yıl önceydi.. Bir 16 Ocak Kocaeli Basın Onur Günü kutlaması yapılıyordu.  Dönemin, A.A. , TRT gibi kamuya ait basın kuruluşlarından da sorumlu olan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç da Av Köşkü ‘nde düzenlenecek törene katılacaktı. 
Davetliydim; tarzım değil ama gittim. Bülent Arınç’ı merak ettiğim, yakından görüp, tanışmak istediğim için gittim. Giderken de Arınç hakkında negatif ön yargılar taşıyordum. Tanıştık; 16 Ocak 1923’de Mustafa Kemal’in basın toplantısını gerçekleştirdiği Av Köşkü içindeki salonda aynı masa kurulmuştu. Tesadüf oldu, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ile yan yaya oturduk.
O zamana kadar Bülent Arınç’ı televizyonlarda zaman zaman duygulanıp ağlarken, zaman zaman espriler yaparken görmüştüm. Yanında oturduğum Bülent Arınç’ın gerçekten çok zeki, çok farklı bir insan olduğunu hissettiğimi hatırlıyorum. 
Arınç, AK Parti’nin kuruluşundan itibaren Erdoğan’dan sonraki en önemli ismiydi. İstese, ısrar etse,  Abdullah Gül’den önce Cumhurbaşkanı olabilirdi. Üç dönemi tamamladı,  aktif siyasetin dışına çıktı. Hatırlayın, son genel seçimler öncesi Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Gökçek ile de nasıl papaz olmuştu. Hiç sözünü esirgemeyen farklı bir adam. 
Şimdilerde Arınç, kurucusu olduğu partisi ile ters düşmüş görünüyor. Geçenlerde bir televizyon röportajında, o çok fazla üzerine gidilen bildiriye imza koymuş aydınlardan daha ileri söylemlerle terörün sonlandırılması gerektiğini vurguladı. Hükümeti eleştirdi. Terörün bu yöntemle bitirilemeyeceğini, daha kötü günlerin gelebileceğini söyledi.
Şimdi, Cumhurbaşkanı Şili’den eleştiriyor. Hükümet, AK Parti, iktidara yakın medya Arınç’ı günah keçisi ilan etti.
Türkiye siyasetinde bir gerçek var. Muhalefet, bugünkü iktidarın alternatifi değil. HDP’yi zaten halkın gözünden silip attılar. CHP Genel Başkanı ne söylese ters tepiyor. MHP kendi derdine düşmüş. Son çıkışıyla, Türkiye siyasetindeki en önemli muhalifin Bülent Arınç olduğunu düşünüyorum. Öyle üzerine topla tüfekle gelinse bile geri adım atacak bir adam da değil.. Yaşı biraz genç olsa, Arınç parti kurar,  çok kısa sürede de Türkiye siyasetini değiştirirdi diyeceğim. Ama galiba, ortak O’nun için bile geç. 
*Belsa esnafına kulak vermek lazım
Perşembe günleri Perşembe Pazarı’nın da kurulduğu eski Hal tesisleri alanının görüntüsü hala hafızamdadır. 1990’lı yıllarda, İzmit’in 20-25 yıl içinde bu kadar hızlı büyüyeceğini, kalabalıklaşacağını kestiremezdik ama, o zamanlar bile kentin göbeğindeki bu kadar büyük alanın o denli atıl kalması anlaşılır değildi.
Sefa Sirmen Başkanlığındaki İzmit Belediyesi’nin parası, gücü yoktu. Eski Hal’deki esnaflar, o bölgedeki zeytinciler, peynircier, yine o bölgedeki Balık Pazarı’nın esnafları, özellikle de Perşembe günleri orada tezgah açan pazarcılar, Eski Hal tesisleri bölgesinde Plaza yapılması4na şiddetli karşıydı. Aylarca pazarcı esnaflarının gürültüsünü dinleri bu şehir. 
Sirmen kafaya koymuştu. Bir de Vefa Küçük gibi gözüpek, İzmit’e güvenen, zorluktan korkmayan yatırımcı buldu. Vefa Küçük’ün Belsa Plaza inşaatından zarar ettiğini, çok iyi biliyorum. Ama İzmit’i ortasındaki bir mezbelelik kalktı. İzmit şehir merkezindeki ilk plaza dikildi. 
Hakkında çok laf söylenen o bina 17 Ağustos 1999 depremini yaşadı. Hala Büyükşehir Belediyesi’nin hizmet binası olabilirdi. Büyükşehir taşındı, İzmit Belediyesi’nin Cumhuriyet Caddesi’ndeki tarihi taş binası yok edildi. Belsa’nın şimdi bir bölümü İzmit belediyesi hizmet binası. Yandaki ikinci blokun en son kimin elinde kaldığını, şimdi kimin kullandığını da kent pek bilmiyor. Bir ada Belsa komple satışa çıktı. Bir dolandırıcı firma çıktı, “Otel yapacağım” diye ihaleye girdi. Sonra Büyükşehir’i sahte Brezilya paraları ile teminatta dolandırdığı ortaya çıkmıştı. 
Belsa’da Belediye var.  Çok sayıda esnaf da var. Şehrin çevresindeki bütün AVM’ler dolup taşıyor ama, Belsa bir türlü ticari açıdan canlandırılamadı. Bu kadar şehir merkezinde, bu kadar yürüme mesafesinde olan, altında yüzlerce araçlık otopark da bulunan Belsa ziyan edildi. Düşünün ki, sinemaları bile çalışmıyor. Belsa’nın yönetimi İzmit Belediyesi’nde. Aslında Belsa’nın yönetim başkanı da olan, İzmit Belediyesi Başkan Yardımcısı İbrahim Bulut’u tutan, pekçok konuda takdir eden biriyim. Kararlı, tuttuğunu kopartan bir yöneticidir. Ama hep kendi bildiği doğruların peşinde gitmesi, eleştirilere hiç kulak vermiyor olması da önemli eksisidir.
Belsa esnaflarının sıkıntıları var. Aidat ödüyorlar. Kira ödüyorlar. Ama binaya insan girmiyor. Ticaret canlanmıyor. Belsa’nın artık elden geçmesi,  boyanması, tamir edilmesi, bazı özel alanlar yaratılması lazım. İbrahim Bulut’un bu konuda Belsa esnaflarından gelen talepleri dikkatli şekilde değerlendirmesini bekliyorum. 
Bu yazı toplam 620 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
    • TUANA EVLERİ 3. ETAP
    • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
    • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37