1. HABERLER

  2. MEKTUP

  3. Çalışmak da ibadettir
Çalışmak da ibadettir

Çalışmak da ibadettir

Taa, ağustos ayı ortalarında  “Ben tatile çıkıyorum. Bayram ertesi gelirim” desem, eminim ki bana kimse  “Olmaz öyle şey, otur oturduğun yerde” demezdi.

A+A-

Hem yasal olarak buna hakkım var, hem fiziken ve moralman ihtiyacım var. Sonra sağolsunlar.. Gazete’de hala patron benmişim gibi davranıyor Haldız’lar.. Bir dediğimi iki etmiyorlar.

Ama herkesin tatil yaptığı dönemde tatile gitmek işime gelmiyor. Zaten bakmam gereken hastalarım var. Benim tatilim, öyle çok ucuz da olmuyor. Rahat harcayacak param olması lazım. Hepsi bir tarafa, çalışıyor, üretiyor olmayı, hele hele gönülden çalışıyor olmayı hala en büyük ibadet kabul ederim.

Gazetede genç arkadaşlar çalışacak. Bayram tatili günleri zor günler. Çalışan eleman eksik. Haber havadis yok. Kent durgun. Gazete yapmak için herkes çok zorlanacak. Ben onları bırakıp nasıl gidebilirim. Böyle bir şey yapsam, kendimi sorumluluktan kaçan bir korkak gibi göreceğim.

Sözen kısası, bu bayramda da “Nöbetçi gazeteci”ydim.

Kuşkusuz bizim yaptığımız işin, bir sağlık görevlisinin, bir güvenlik görevlisinin, bir itfaiyecinin, bir temizlik işçisinin, üreten fabrika işçisinin yaptığı iş kadar kutsal tarafı yok. Zaten artık insanlar gazete okumuyor. Hele bayram tatillerinde kent boşalmış hiç okunmuyor. Bayramda gazete çıkartmak müesseseler için tamamen zarar. Ama yine de bir şehir gazetesi yapıyorsanız, bir şehir için gazete yapıyorsanız, bir bakıma tarih yazıyorsunuz demektir. Bu da kutsal bir iştir..

Bu nedenle bayramda çalıştığım için, genç arkadaşlarımla beraber olduğum için, bayramda gazete yapmanın güçlüğünü onlarla paylaştığım için kendimi mutlu hissediyorum. Bir de bayramda çalışıyor olmak, kapı kapı dolaşmamak için mazeret oluyor. Evde oturup bayram misafiri beklemek de gerekmiyor. Bu nedenle faydaları da oluyor.

…………..

Güzel, sakin ama uzun bir tatil dönemi geçirdik. Bayram sabahı gazete binasının 4’üncü katında artık gelenekselleşen bayram kahvaltısı vardı. Hem ÖZGÜR KOCAELİ, hem BÜYÜK KOCAELİ gazetesinin bayramın 1’inci günü görevde olan ekipleri, aynı masa etrafında birlikte olduk. Çay, simit, peynir, börek.. Kızlar servis yaptı. Ben artık müdür, amir falan değil, yaşça büyükleri ağabeyleri pozisyonundayım. Çay bardağım boşalıyor, hemen kızlardan biri kapıp dolduruyor. Önümde simit, peynir azalıyor, hemen takviye ediyorlar.

Hepsi pırıl pırıl mükemmel insanlar. Bayram günü onlarla birlikte olduğum için, çalıştığım için kendimi mutlu hissettim.

Çok gelen gidenimiz oldu. Bayramlaştık. Sohbet ettik.. Dostlukları pekiştirdik. Bu arada gazete yapmaya çalıştık.

……………….

Artık, yarından itibaren tatil bitiyor. Yılsonuna kadar kesintisiz (29 Ekim Cumhuriyet Bayramı da Pazar gününe geliyor) bir çalışma dönemi var. Bu ülke için, bu şehir için, kendimiz için çalışmak, daha çok üretmek zorundayız. Okulların açılmasıyla birlikte, bu ayın ortalarından itibaren işimizin çok yoğun olacağını düşünüyorum.

Çok karmaşık, çok sıkışık, çok sorunlu bir kentte yaşamak zorunda kalacağız. Herkes şikayet edecek. Trafikten, toplu taşımadan şikayet edecek. Allah korusun ama, ister istemez şehir içinde tramvayla araba çarpışacak. Minicik çocuklar servis araçlarında helak olacak.

Bizim de işimiz çok artacak. Kenti yönetenlerden çoktan umudunu kesen kent halkı, bütün sorunları, bütün sıkıntıları bize aktaracaklar. Biz yazmaya, düzeltmek için kenti yönetenleri uyarmaya çalışacağız.

Biliyor musunuz?.. Çalışma hayatında 40 yılı geride bıraktım. 1976’dan beri resmen kadrolu fikir işçisiyim. Kendimi çok yorgun ve fiilen emekliliği çoktan hak etmiş hissediyorum. Ama bir yandan da çalışmak zorundayım. Hala kafam çalışıyor. Hala yürüyebiliyor, düşünebiliyorum. Emekli olsam, bütün gün evde yatıyor, sadece televizyon seyrediyor ve sadece okuyor olsam hiç sıkılmam. Kendimi eğlendirebilirim. Ama böyle bir lüksüm yok. Çok sevdiğim için değil. Böyle olması gerektiği için çalışıyorum. Çalışıyorsam, en iyisini yapmak zorunda olduğumu bilerek çalışıyorum.

Bu kentin sevgisinden, güveninden kuvvet ve güç alıyorum. Hala her gün binlerce gazete satacaksınız. Hala her gün, onbinlerce kişi sizi okuyacak, derdini, öfkesini, sorununu sizinle paylaşacak, sizden bir şey bekleyecek. Bütün zorluklarına, bütün sıkıntılarına, olumsuzluklarına rağmen, doğup büyüdüğüm bu kentle aramızdaki bu diyalog emin olun insanı ayakta tutuyor.

Uzun ve zor bir tatil dönemi daha geçirdik. Boşalan İzmit’te kalanlar için gazete yapmaya çalıştık. Tatil için kentten ayrılıp, yeni dönenler adına üzülüyorum. Onlar bu tatilde de boşalan İzmit’in ne kadar güzel, ne kadar sakin, ne kadar gürültüsüz ve temiz olduğunu göremediler.

kahvalti-001.jpg

BAYRAM HATIRASI-Bayram sabahı, gazete binasındaki toplu kahvaltı. ÖZGÜR KOCAELİ’nin iki güzel, çıtır, fıstık gibi muhabiri Çiğdem Armağan ile Ayşegül Kalaycı’nın arasına girip, bir bayram hatırası fotoğrafı çektirdim. Bir sonraki bayram çok uzakta. Bir dahakine kim var, kim yok Allah biliyor. İki güzel arkadaşım mükemmel kahvaltı sofrası hazırladılar. Sonra gazeteye haber için koşturup durdular. Kurban kesim yerlerine, kendilerini yaralayanlar için hastanelere gittiler. Çiğdem ve Ayşegül bayramda çalışırken, artık ihtiyar bir ağabeyleri olarak elbet ben de yanlarında olmalıydım. Bayram boyunca bu genç arkadaşlarla birlikte çalıştığım için kendimi mutlu hissettim. (Fotoğraf: Kenan Meriç)

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
1 Yorum